Görüşme Notları: Öcalan: Diyarbakır olayları boşanmanın ilanıdır
Gönderen: Ziyaretci Tarih: 19.05.2006, 14:21:28 (4477 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
İSTANBUL (19.05.2006)- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla yaptığı haftalık olağan görüşmesinde önemli açıklamalarda bulundu. Öcalan Türkiye'de devlet krizinin olduğunun altını çizerek, çözüm yöntemlerini ortaya koydu. Diyarbakır olaylarının bir boşanma ilanı olduğunu vurgulayan Öcalan, buna karşın ulusların gönüllü birlikteliği için İspanya'nın Bask modelinin incelenmesi gerektiğini belirtti.

Avukatlarıyla haftalık olağan görüşmesinde önemli açıklamalarda bulunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Türkiye'nin kendi ve Kürt gerçeğini görerek, çözüm yollarını geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, 'Cumhuriyet ve laiklik tehlikededir' açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını, asıl sorunun devlet krizinin derinleşmesi olduğunun altını çizdi. Öcalan, ABD'nin Türkiye'de çatışma halini sürekli canlı tutmaya çalıştığını kaydederek, bunun krizi derinleştireceği uyarısında bulundu. Öcalan, ayrıca Türkiye'nin İran ile Kürt karşıtlığı üzerinde ittifaklara gitmesinin büyük bir yanılgı olduğuna işaret ederek, İran'ın mevcut politikalarıyla gidici olduğunu vurguladı.


LAİKLİK DEĞİL, DEVLET KRİZİ VAR

Avukatlarıyla gerçekleştirdiği görüşmede Öcalan, fikirlerinin Türkiye'nin yararına olduğunu hatırlatarak, "Bizi izleyenler ve diğer birçok kesim bile demokratikleşme fikrini doğru düzgün anlasalar, Türkiye'de çok şey değişir. Benim fikirlerim ne kadar hayata geçiriliyor bilemiyorum, ancak bizimkiler kendilerini yeteri kadar ifade edemiyorlar. Çünkü yeteri kadar birikimleri yok. Oysa önemli lobiler oluşturmak lazım. Her yerde fikirlerimizi anlatmanın yollarını bulabilmeliyiz. Fikirlerimizin bütün Türkiye'nin iyiliğine olduğu, bu konuda çok samimi olduğumuz özellikle Türkiye kamuoyuna iyi anlatılmalıdır" dedi.

Avukatlarıyla görüşmesinde Türkiye'nin içinde bulunduğu duruma geniş yer veren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, CHP'nin "Cumhuriyet ve laiklik tehlikededir" açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Türkiye'de asıl sorunun devlet krizinin derinleşmesi olduğunu kaydeden Öcalan, şunları belirtti: "Biz sorunların çözülmesini istiyoruz. Bu konuda çok samimiyiz, bunun için uğraşıyor, projeler üretiyoruz. Bir insanın kanının dökülmesi bile bize çok acı veriyor. Hatta bu fikirlerimizin devlet içindeki bir eğilimce de benimsendiğini biliyoruz. Fakat ne yazık ki, AKP, ılımlı İslam modelinde, CHP ise 1920'lerin Cumhuriyet modelinde diretmekte. Mustafa Kemal 1923'te Cumhuriyeti kurarken 19. ve 20 yüzyıl yönetim modelini esas almıştır. Ancak cumhuriyet modeli tek başına 21. yüzyıl siyasal modeli olmaktan uzaktır. Bu her iki eğilim de doğru çözüm değil. Türkiye'de CHP'nin iddia ettiği gibi 'cumhuriyet-laiklik' tehlikede değildir. Bu kavramlara herkes sahip çıkıyor. Türkiye'de önemli bir sorun olarak devlet krizinin derinleştirilmesi sorunu var. Çözüm için toplumu ve devleti demokratikleştirmek lazım. Türkiye demokratik dönüşümü gerçekleştirmez ise 1920'li yılların cumhuriyetinde direnirse devlet krizi derinleşir. Başta ABD olmak üzere emperyal güçler Kürtleri yanına çekmek ister. Çünkü önemli bir dinamizm olarak Kürtler vardır."

ÇATIŞMA HALİ SÜREKLİLEŞİYOR

ABD'nin Kürtleri sürekli canlı tutarak çatışma durumunun daimi olmasını sağlamak isteyebileceğine dikkat çeken Öcalan, ABD'nin bölgesel politikaları için Kürtlere destek verdiğinin altını çizdi. Güneydeki Kürt oluşumunun şu an kazançlı göründüğünü, ancak ilerki süreçlerde orada bulunan halkların karşı karşıya gelebilmesini kaçınılmaz olarak nitelendiren Öcalan'ın şunları belirtti: "Kürtleri sürekli canlı tutmak isteyerek çatışma durumunun daimi olmasını sağlarlar. Geçmişte de böyle olmuştur. İngilizler 20.yüzyılın başında Şeyh Mahmut Berzenci'ye destek vermişlerdir. Fakat Berzenci Kürdistan devletini kuramamıştır. Bu söyleyeceklerimden Asurilere ve Ermenilere karşı olduğum anlaşılmasın. O topraklarda Kürdistan yerine Ermeni ve Asuri devletleri kurulacaktı. Fakat daha sonra bugünkü statüko oluştu. Şu anda da ABD bölgesel politikaları için Kürtlere destek veriyor. Şimdi Güney'deki Kürt oluşumu şu an kazançlı fakat bir gün bölgedeki dengeler değişirse Kürtler ile Türkler, Kürtler ile Araplar, Kürtler ile Farslar karşı karşıya gelir. Bu çok tehlikelidir. Buna karşı Güneydeki oluşum dar, milliyetçi çerçeveden çıkarak demokrasiyi içselleştirmelidir."

İRAN GİDİCİDİR

Bu çerçevede Türkiye'nin kendi gerçeklerini, Kürt gerçeğini ve dünyadaki değişim dinamiklerini doğruca görerek analiz edebilme yeteneğini göstermesi gerektiğine dikkat çeken Öcalan, gerçekleri görmeyerek hareket eden her devletin krize sürüklenmesinin kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin Kürtlere karşı İran ile hareket etmesinin kendini kandırmaktan öteye gitmediğine dikkat çeken Öcalan, şunları dile getirdi: "Türkiye kendini kandırmasın. İran gidicidir. Çin ve Rusya'ya rağmen İran'ın gitmesini durduramayacaktır. Beyhude bir çabadır. Türkiye halen 'Kürtlere karşı İran ile bir şeyler yapabilirmiyiz?' diye düşünüyor. Hiç bir şey yapamaz. Aksi halde şiddet devam ederse PKK daha da güçlenecek. PKK'yi iyi tanıyorum. Direnme yöntemleri çeşitlidir. Diyarbakır'daki ve bölgede son yaşananlar da göstermiştir ki, PKK'nin genel bir ayaklanma başlatma gücü vardır. Çatışma süreci derinleşirse, böyle bir durumda yeni bir Filistin-İsrail çatışması gibi ortam doğar. Biz bunu istemiyoruz. Binlerce insanın ölümüne sebep olur. Ben burada hiç kimsenin, bir tek insanın bile zarar görmesini istemiyorum, ama maalesef beni yanlış yorumluyorlar. Yanlış biliyorlar." Yaptığı görüşmede ayrıca Demokratik Toplum Partisi (DTP) ile olan ilişkilerinin çarptırılarak yansıtıldığına dikkat çeken Öcalan, "Basında benim DTP ile olan ilişkim konusunda çarpıtmalar var. Bunlar kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Kürt sorununa çözüm ve Türkiye'yi demokratikleştirme iddiasıyla kurulmuş olan DTP'ye ilişkin olarak ben ancak bir sempatizan olarak fikirlerimi beyan edebilirim. İtalya'daki son seçim modeli yeni bir model olarak düşünülebilir. Sola gidilebilir, sol partilerle yeni bir çatı partisi kurulabilir. Bunu değerlendirmek ve tartışmak lazım. Gerekirse AKP ile de görüşülebilir" dedi.

ULUSLARIN BİRLİKTELİĞİ GÖNÜLLÜ EVLİLİKTİR

Avukatlarıyla haftalık olağan görüşmesinde önemli açıklamalarda bulunan Öcalan, daha önceki görüşmelerinde dile getirdiği ulus-devlet ve Türkiye'nin demokratikleşme sürecine ilişkin projesine geniş yer verdi. Hayatında dinsel, sınıfsal ve ulusal aşamaların olduğunu hatırlatan Öcalan, düşünsel açıdan büyük bir yoğunlaşmayı yaşadığını dile getirerek, bunun neticesinde ulus anlayışının üzerinde yoğunca durmaya başladığını aktardı. Söz konusu yoğunlaşmanın 25-30 yılını aldığını hatırlatan Öcalan şunları dile getirdi: "Benim hayatımda da dinsel, sınıfsal ve ulusal aşamalar var. Dinsel anlayış 1950 ile 1960'lı yıllardan 1970'li yılların başına kadar yer almıştır. Daha sonra sınıfsal ve sosyalist düşünceye geçiş yapmam büyük bir fikri mücadele ve fikri çile ile mümkün olmuştur. 1970'li yıllarda sosyalizm üzerine çok yoğunlaştığım noktalardır. Çok kitap okudum çok sayıda filozofu inceledim. O dönemlerde düşünsel anlamda büyük yoğunlaşma yaşadım. Daha sonra bunun neticesinde ulusal anlayış üzerine yoğunca durdum. Ulusallaşma, ulusal anlayış meselesi üzerine yoğunlaşmam 25-30 yılımı aldı. Şimdi ise tüm bu anlayışları aşarak yeni bir fikre ulaşmış durumdayım."

HALKLARA ÖZGÜR BİRLİKTELİK

Kürt halkının kendi aralarından demoktarik ulus bilincini tartışmaya açması gerektiğine işaret eden Öcalan, Türk halkının da özgür ve adil birlikteliğin nasıl sağlanacağı konusunu önlerine koyması gerektiğine dikkat çekti. Ancak ulusların birbirini kabullenerek ortak yaşayabileceğine işaret eden Öcalan devamlar şunları dile getirdi: "Tabi bu fikirlerim çok sistematiktir. Batı düşünce sistemine çok köklü eleştiriler var. Eski sosyalizm düşüncesinde sınıfsal anlayış hakimdir. Sosyal ve siyasal olaylara, gelişmelere sadece sınıfsal anlayışla bakmanın yanlış olduğunu bu gün artık net olarak görmekteyiz. Dinsel paradigma için de aynı şey geçerlidir. Sınıfsal anlayış yada dinsel anlayışa dayalı bakış açısı, sadece kendini doğru olarak dayatır. Bu bakış açılarıyla siyasal ve toplumsal gelişmelerin en fazla yüzde 10'unu görebilirsiniz. Bu tarz anlayışlar geri kalan gerçeklerin yüzde 90'ının üzerine fırça çeker. Bugün artık bu tarz bir düşünceye saplanmanın yanlış olduğu hepsinin genel doğruların sadece bir uzantısı olduğu ve doğruların sadece bir parçasını oluşturduğu anlaşılmaya başlanmaktadır. İktidar Olmadan Dünyayı Değiştirmek adlı kitap gibi birçok kitabı yazan düşünürler, artık bu gerçekleri görüyor ancak bölük pörçük ve belli bir sistematikten uzaktırlar. Benim bu yönlü düşünüşüm çok derinlemesine ve belli bir sistematikliği arz etmektedir. Bütün Kürtlere önerim; kendi aralarında sık sık demokratik ulus nedir, nasıl oluşur meselesini tartışsınlar. Bu konuyu derinlemesine ve çok yönlü ele alsınlar. Türkler de özgür ve adil birliktelik nasıl olur? konusunu önlerine koyup tartışmalıdırlar."

ZORLA EVLİLİĞE BASK MODELİ

Ulusların birlikte yaşamalarını bir tür evlilik olarak nitelendiren ve "ulusların zorla evlilik meselesinde" İspanya Bask modelini örnek gösteren Öcalan, ulus-devlet oluşum sürecinde zayıf ve kendini koruyamayan ulusların yok edildiğini hatırlattı. Öcalan, devamla şunları dile getirdi: "Eski bir deyim vardır; yani ulusların evliliği. Yeri gelmişken söyleyeyim, belki sonra daha fazla zaman bulursak üzerinde dururuz. Örneğin İspanya bu zorla evlilik meselesini Bask modeli ile aşmıştır. Bu bağlamda Diyarbakır olayları bir kıvılcımdır, boşanmanın ilanıdır. Sınıf temelli anlayışta siz binlerce yılın zulüm aracı olan devleti, zora dayalı proletarya diktatörlüğünü kullanarak sosyalizmi getiremezsiniz. Veya bu şekilde gelirseniz orada sosyalizm biter. Onbinlerce insanın kanıyla, umutla kurulmuş Sovyetler Birliği'nin yüzbinlerce insanın hayatına mal olan pratiği ve sonucu ortadadır. Dini anlayışta da birçok doğru bulunmaktadır. Hatta mitolojide de önemli doğrular bulunmaktadır. Ancak bunlar da sadece kendi pencerelerinden bakmakta ve kendi doğrularını görmektedir. Ulusal anlayışta ise sadece kendi ulusunu öne çıkarmak, sadece onun menfaatlerini düşünmek söz konusudur. Bunun sonucunda da uluslara dayalı devletlerin bitmez tükenmez savaşları yaşanmıştır, milyonlarca insan ölmüştür. Ulus-devletlerin oluşum sürecinde zayıf ve kendini koruyamayan uluslar, kültürler yok edilmiştir."

'ULUSLARIN GÖNÜLLÜ BİRLİKTE YAŞAMALI'

Sözkonusu konuları dile getirirken, ulusal anlayışı reddetmediğinin de altını çizen Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tabi ben bunları dile getirirken ulusal anlayışı reddetmiyorum. Sınıfsal anlayışı da tam olarak reddetmiyorum. Söylediklerinden onu bir yana bıraktığım anlaşılmasın. Burada biz şunu diyoruz; dinsel anlayış, sınıfsal anlayış, ulusal anlayış türlerini aşmamız lazım. Halklar nasıl demokratik bir tarzda örgütlenebilir? Kürtler nasıl demokratik bir ulus haline gelir? Devlet ve kurumları nasıl demokratikleştirilir? Bunlar üzerinde yoğunlaşıyorum. Vardığım düşünce dünyada da yeni yeni gelişen bir anlayıştır. Bazıları ulus kavramını kullanmamı ama buna karşılık devlete dayalı bir çözüm istemediğimden hareketle fikirlerimin bir tuzak olduğunu ifade ediyorlar. Hayır bu bir tuzak değildir. Bir 3 yıl önce de devlet iktidarının şiddetle eleştirmiştim. Demokratikleşme sadece iktidar yolunu barındırmamaktadır. Çok çeşitli kanallarla ve yöntemlerle demokratikleşme sağlanabilir. Burada söylemek istediğim devlet olmasın düşüncesi değildir. Devleti yok, ederseniz ona alternatif olarak neyi ortaya koyarsınız? Bunu çok yönlü düşünmek lazım. Bu nedenle devletin demokrasi ve hukukla bağlı hale gelmesi, demokratik ilkelere saygılı bir anlayışa uygun olarak düzenlenmesi ve biraz daha sınırlı kalması önemli hale gelmektedir. Halka düşen ise demokratik bir tarzda kendi kendini örgütlemesidir, binlerce sivil toplum kuruluşunu gerçekleştirerek demokratik ulus bilincinin yerleşmesini sağlamaktır. Bu yöntemle halk, devletin önüne demokratikleşmeyi koymalıdır, devletin kendini demokratikleştirmesini sağlamalıdır. Devlet de bu yönde irade göstermelidir. Bu anlayış bölgeselliği aşan bir anlayıştır, bu anlayış tarafları demokrasi kurallarına çağırır. Halkları zorla bir arada tutma anlayışı da değildir. Zorla bir arada tutmak yanlıştır. Gönüllü ve özgür birliktelik esastır."

'TÜRKİYE BİLİMDE UZAK'

Osmanlı Devleti'ndeki durumun bugünden daha iyi olduğunu dile getiren Öcalan, Osmanlı'da Kürtlerden destek istenerek Kürtlerin kendi içinde serbest bırakıldığını hatırlattı. Osmanlı'daki durum bile bugünden daha iyiydi. Yavuz Sultan Selim'le başlayan süreçte dörtyüz yıl boyunca Kürtlerden bölgesel ve genel politikalar için destek istenmiş, bunun dışında onları kendi içinde serbest bırakmıştır. Yani tam anlamıyla zorla bir arada tutma yoktur. Türkiye'deki bilim anlayışını çok geri ve toplumsal olayları doğru analiz etmekten uzun olarak değerlendiren Öcalan şöyle konuştu: "Toplumsal, ulusal sorunları dar bir bakış açısına indirgememek lazım. Benim ulusum, benim devletim, benim bölgem ve benzeri anlayışlar yetersiz ve çatışmacı anlayışlardır. Türkiye'de toplumsal sorunlar konularında siyasal bakış ve analizlerin yanında bilimsel bakış da eksik ve büyük oranda yanlıştır. Türkiye'deki bilim anlayışı pozitivist bilim anlayışına dayanır. Olaylara katı bir olgu ve olgular çerçevesinde bakar, yani sadece olguyu ve olayı görür. Olguların ve olayların arka planını, tarihsel serüvenini, sosyo-kültürel nedenlerini görmez. Bu nedenle Türkiye'deki bilim anlayışı çok geri ve toplumsal olayları doğru analiz etmekten uzaktır. Bu bilim anlayışı basittir ve dogmatizmden daha tehlikelidir. Tabii bunlar hukuki savunmama ilişkin konular. Doğu kavramlarını da kullanmak lazım fakat ben çok inceledim Doğu kültürlerini ve kavramlarını. Mitolojisini ve Sümerleri özellikle çok inceledim. Savunmalarımda da çok dile getirdim."

YENİDEN YARGILAMA

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla yaptığı hatalık olağan görüşmesinde Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından AİHM'nin verdiği yeniden yargılama kararın reddedilerek temyiz değil, itiraz yolunun açık tutulmasını eleştirdi. Davasının hukuki değil siyasi olduğunu vurgulayan Öcalan, Yunanistan'daki davasının önemine de değindi. Uluslararası bir komplo ile Kenya'dan Türkiye'ye getirilmesine karşı Kenya'da da bir dava açılmasını talep eden Öcalan, görüşmede şunları dile getirdi:

"Yeninden yargılama kararının reddedilmesinin yanı sıra, bana verilen cezanın uyarlanması konusunda da o zamanki süreçte yürürlükte olan 'Müebbet Hapis Cezası' lehime olduğu için bu cezanın uygulanması gerekir. Ayrıca davaya ilişkin, Yunanistan'daki dava üzerinde durulabilir. Benimle tutuklanan bir arkadaş vardı, o devam ettirebilir. Yunanistan konusunun önemi ortadadır. Aslında işin Kenya boyutuyla da ilgilenilmeli. Kenya bu olayda sorumluluğunun olmadığını söylüyor, ama Kenya'dan zorla çıkarılacağımızı ifade eden dolaylı yoldan tehdit ve hile söz konusuydu. Kaçırılmadan bir gün öncesinde Kenyalı yetkili, 'Çıkmazsanız bulunduğunuz yeri basarız' şeklinde beyanlarda bulunmuştu. Yine o gün uçakla başka bir ülkeye götürüleceğim söylenmişti. Bu konuda Kenya'da bir dava açılabilir aslında. Bu davada istediğimiz gibi bir karar çıkmama ihtimali olsa da bütün bu başvurular ve girişimler AİHM sürecinde dosyaya delil olarak sunulabilir. Güney Afrikalı hukukçu dostlarımızdan bu konuda yardım istenebilir. Orada önemli insan hakları kuruluşları vardır. İtalya'daki dostlarımızla da ilişkiye geçilebilir. İşin hukuki boyutuyla tabii ki ilgilenmek gerekir. Fakat bu davanın siyasi boyutu da var. Bakanlar Komitesi ve diğer Avrupa kurumları ile konunun siyasi çözümü için diplomatik girişimler sürdürülmelidir."

'YASALAR BİZE GÖRE DEĞİŞTİRİLİYOR'

Öcalan Türkiye'de son 10 yılda yapılan tüm yasal değişikliklerin kendisinin esas alınarak yapıldığını dile getirerek, şunları söyledi: "Türkiye kendi politikalarını beni baz alarak yapıyor. Hukuk sistemini bile beni göz önünde bulundurarak değiştiriyorlar. Bu anlayış, yasaların demokratikleşmesi önünde engel teşkil etmektedir. Bana endeksli düzenlemeler başka tutukluların, başka insanların mağduriyetine neden oluyor. Bu tabii ki üzücü bir durumdur. Bu arada cezaevlerindeki yoldaşlarımıza selamlarımı gönderiyorum. Sınırlı da olsa birkaç mektupları bana ulaştı. Hepsine cevap yazamıyorum. Adıyaman, Uşak ve diğer bir çok cezaevinden mektuplar geldi. Sosyal, siyasal değerlendirme yapıyorlar. Bu önemli bir gelişme. Hukuk devleti anlayışı bu nedenle hayata geçirilmek istenmemektedir. Türkiye'de neredeyse son 10 yılda tüm hukuk yasaları bizim konumumuza göre düzenlendi. Bu bir suçtur. Bu kişiye bağlı özel düzenlemelerin ceza hukukunda da yeri yoktur. Genel hukuk mantığı ile derin bir çelişki arz etmektedir. Oysa tam aksi olarak benim sahsım, yöntemim, mücadelem temel alınarak Türkiye'deki hukuksuzluk giderilmeli. Türkiye'nin bir hukuk devletine dönüştürülmesi sağlanmalıdır. Burada çok temel bir yanlışlık yapılıyor. Beni kötüleyerek bir şeyler elde etmeye ve politikalar yapmaya çalışıyorlar. Beni okumadan bilmeden değerlendiriyorlar. Ben diyorum ki, beni okusunlar anlasınlar daha sonra benim fikirlerimi yine eleştirebilirler. Yani tanıma ve anlama gerçekleştirildikten sonra eleştiri olmalıdır. Sorunu çözmek istiyorlarsa demokratik projeleri hayata geçirsinler."

GAZETELER 40 GÜN SONRA VERİLİYOR

Öcalan'ın sağlık durumu ve içinde bulunduğu ağır tecrit koşullarına ilişkin de avukatlarına bilgi verdiği öğrenilirken, kendisine sadece bir adet kitap verildiğini dile getirdiği aktardı. Günlük gazetelerin ise 40 gün sonra verildiğini belirten Öcalan, şunları dile getirdi:

"Sağlık durumum geçen hafta anlattığım şekildedir. Problemlerim devam ediyor. Kitap sadece bir adet bulundurabiliyorum odada. Gazeteyi ise daha önce söylediğim gibi kırk gün öncesinin sayısını okuyabiliyorum. Walerstein'in kitabını getirmiştiniz. Onun üçüncü cildi çıkmış galiba getirebilirsiniz. Fruedel'in de Akdeniz Dünyası isimli kitabını getirmiştiniz, onun da ikinci cildi çıkmışsa getirebilirsiniz. İktidar Olmadan Dünyayı Değiştirmek adlı kitap ve daha önce sözünü ettiğim "Daha Az Devlet Daha Çok Toplum" gibi kitaplardaki görüşlerle benim görüşlerim arasında paralellik var. Kısıtlı da olsa benim görüşlerime benziyor. Ama biraz daha dar yaklaşıyorlar, bir noktaya gelince tıkanıyorlar. Fakat ben düşünce sistemimi sadece bu kitaplara dayanarak geliştirmedim. Yılların birikimi, araştırması ve pratik deneyimine dayalı bir düşünce sistemim var. Kimse görüşlerimin sığ ve basit olduğunu düşünmemelidir. Sizinle çok aralıklı görüşebiliyoruz ve görüşme süremiz çok kısıtlı olduğundan yeterince açamıyorum. Fakat hazırlayacağım savunmada bu konuları detaylı bir şekilde işleyeceğim."

'DÜŞÜNCELERİM ÇARPTIRILIYOR'

Düşüncelerinin bilinçli birşekilde yanlış yansıtıldığına dikkat çeken Öcalan, son olarak şunları dile getirdi: "Tabi geçen hafta da belirttiğim gibi basında siyasi kişiliğime ilişkin saldırılar da sık sık yer alıyor. Bunlara cevap verme hakkım var. Yaklaşık bir aydır gazeteleri tam takip edemiyorum. Basında bu tür saldırılar devam ediyor sanırım. Bu tür saldırılara karşı hukuki girişimlerde bulunup davalar açılabilir. Benim düşüncelerimi yanlış, eksik yansıtanlara karşı cevap verilmelidir. İşin doğrusu anlatılmalıdır. Şimdiki düşüncelerimizin taktik olmadığını, İmralı süreci öncesinde de bu düşüncelerimizin olduğu, bu düşüncelerimizin samimi ve stratejik olduğu bütün Türkiye kamuoyuna doğru anlatılmalı. Benim boş konuştuğumu söyleyenler bile var. Stalinistlikle suçlayanlar var. Bu konuda geçen hafta da biraz belirtmiştim. Bizim düşüncelerimiz stratejiktir demiştim. Dogmatizme ne kadar karşı olduğumu ve dogmatizmin nelere yol açabileceğine değinmiştim. Batı 300 yıldır aydınlanma dönemini yaşıyor. Aydınlanma döneminden önce insanlar arası ve siyasi iktidarlar arası diyalog ve etkileşimin mantığı dinsel anlayış üzerinedir. Hıristiyanlık, İslamiyet gibi. Daha sonraları bunun yerini ulusal ve sınıfsal anlayış almıştır. Nietzsche Batı fikir sistematiğinde son büyük filozoftur, hatta tabiri caizse peygamberidir. Ta o günden bu günleri görebilmiştir. Onun için ırkçı faşist suçlamasında bulunanlar da var. Ama bence bu iddialar doğru değildir. Gerçi sonradan aklını kaybetmiş, çıldırmıştır. Ama önemli olan onun ta o dönemde bugünleri görebildiği gerçeğidir. Almanya'nın Fransa'yı yenmesinden sonra 19. yüzyılda Alman birliği sağlanmaya başlanmıştır. Alman birliği kurulurken herkes büyük coşku ve sevinci yaşarken Nietzsche büyük bir karamsarlık içine düşmüştür ve kendi devlet birliğinin de içinde bulunduğu siyasal insanlık sistemi için 'Tanrı ölmüştür' demiştir. Michel Foucault da daha sonra buna 'İnsan da öldü' görüşünü eklemiştir. Gerçekten de 19. yüzyılda Alman birliği sağlandıktan sonra 20. yüzyılda insanoğlunun gördüğü en büyük trajedi olan İkinci Dünya Savaşı ve Yahudi katliamı yaşanmıştır. Nietzsche işte bunu önceden görmüştür. Bunlar milliyetçiliğe dayalı devlet ulusçuluğunun nihai çözüm olamayacağını göstermiştir."

ANF NEWS AGENCY
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: busar     Tarih : 2006-05-20 01:41:10     Puan :
HER BIJI SEROK APO YA ÖZGÜRLÜK YADA ONURLU BIR ÖLÜM

Yazan: kekezeki     Tarih : 2006-05-20 10:51:12     Puan :

Yazan: kekezeki     Tarih : 2006-05-20 10:52:00     Puan :
SANA ILTIFAT YAPMAYACAGIM

Yazan: kekezeki     Tarih : 2006-05-20 11:01:08     Puan :
SANA ILTIFAT YAPMAYACAGIM ,SEN INSANOGLUNUN GELECEGISIN BUGUNKÜ ZALIMLER SENI ANLAMASI MÜMKÜN GÖRÜNMEMEKTEDIR AMA SEN TARIHI YENIDEN YAZDIN , INSANLIK SENIN SAHSINDA ZALIMLERI GÖRDÜ, GÜRÜYÖRONUN ICIN BU KAN EMICILER KAYBETMEYE SENIN DÜNCENIN ER YADA GEC ZAFERE ULASACAKTIR, ZAFER INSANLIK ÖNDERI YÜCE INSAN ABDULLAH ÖCALAN IN OLACAKTIR BUNUN ICIN HER KESHERE SER KAR , ROJE SEWQA XWE DA DÜNYAYE BIJI SEROK APO!!!!!!!!!!

Yazan: zerdesti     Tarih : 2006-05-20 11:47:01     Puan :
ey çagdas prometrus insanlik abidesi gun gelir seni anlarlar insanlik biji prometruse hendem biji anora mirova&tiye biji apo

Yazan: Agit10     Tarih : 2006-05-20 12:16:25     Puan :
Biji Serok Apo

Yazan: VIYAN_DENIZ     Tarih : 2006-05-20 12:40:10     Puan :
onderlik cikisina bakildiginda nasilki devasal bir cikissa son gurusmesiini okudugumuzda ortadoguya ve dunya yunelik tekrardan muhtis onerileri guzlere carpiyor gerci onderligi anlatmak ne bendeki edebiyat yeter nede dusunce gucum,ki annatilmasi gereken biez gencler ve halk olmaliyiz onderlik karsisinda tekrar dan ne kadar guce oldugumuzu gurduk ve guruyoruz ,acilen yapmamiz gereken sey onderligin dusuncelerini hayatlastirmaktir bunuda dusunce buyutuyla piratik buyutuyla es degerde olmalidir,yoksa gene eskisi bidi slogan vari bir yaklasim sergilersek kayip ederiz

Yazan: gabarinprensi     Tarih : 2006-05-20 16:47:00     Puan :
her biji serokê Kûrmanca her bêji

Yazan: izzet_rojhilat     Tarih : 2006-05-21 01:14:23     Puan :
Er ve geç tarih sizi haklı gösterecektir. Ben bu konuda hiç şüphe duymuyorum.

Yazan: poloclup     Tarih : 2006-05-21 01:19:32     Puan :
ma ne besse hewalino ma ne besse gelleme gundu varexa berda rabun çune ğeribiye dayikeme hatıne bın çavkırın me dengexwe nekır bırayeme , xwuşkeme egitmey sere çiyan hatın ketılkırın me deng nekır ma ne besse xorteme kırın zindanan me deng nekır gundeme agir berdane , malenme talankırın me deng nekır şeremey sere çiyan hatın kuştın me deng nekır zarokemey 7 salin 6 salin hatın ketılkırın ji haliye özel timan me deng nekır lı muşe 14 gerillayeme egiteme bi kimyasala tırko hatıne ketılkırın me disa deng nekir ma ne besse ey gelli kurd ey xorte kurdan ma ne bessseeeeeeeeeee ne dema serhıldaneye ne dema qu xort bere xwe bıdın sere çiyan ma ne besse qu em lı hember hıkmata tırko sere xwe rakın besse ey insanlık bessseeeeeeeeeeee besseeeeeeeeeeeeeee..(BE_SEROK_JİYAN_NABE)önderliksiz bi yaşam asal... suruclu

Yazan: SERWAN_19     Tarih : 2006-05-21 11:58:59     Puan :
EY BASKAN APO
Canimiz kanimiz la seninleyiz
Biz senin Baris icin neler yaptigini biliyoruz bize türklerde araplarda farslarda saldirsa büyük komutan agit ruhuyla savunacagiz kendimizi
Tarih gec te olsa seni hakli cikartacak
BE SEROK JYAN NA BE
BIji Serok APo

Yazan: UMUT_100     Tarih : 2006-05-22 07:40:03     Puan :
KURDISTAN HALKINI BETON MEZARDAN,HUCRELERDEN,ESARETTEN,TECRITTEN,IMHADAN,KAFESLERDEN,CEHENNEMDEN VE EN ONEMLISI KOTU YASAMDAN KURTARIP IYI VE OZGUR BIR GELECEK SUNAN VE YARATAN BASKAN APO,YA NE DENILEBILIRKI.YILLARDIR KURD HALKININ ONDERLIK HASRETI SON BULMUSTU DERKEN ONDERIMIZ HAIN BIR KOMPLOYLAN KARSI KARSIYA KALDI..INSANLIK DUSMANLARI YINE YAPACAGINI YAPTILAR..AMA ZALIMIN KARSISINDA SIMDI MILYONLARCA APOCU YURTSEVER,FEDAI INSANLAR VAR.MILYONLARCA KIZIL DIRENIS DEVRIMCILERI VAR..KURD HALKINA HAYAT VEREN APO,NUN YILMAZ YENILMEZ TALEBELERI VAR..CEZAEVLERINDE,DAGDA SON NEFESINE KADAR MUCADELE VEREBILEN INSANLARIMIZ VAR..YANI KISACASI KURD HALKI BASKAN APO,MAZLUM,HAYRI,KEMAL,HAKKILER SAHSINDA ORTAYA CIKTILAR,,ARTIK TARIHTEN SILINEMEYECEK KADAR GUCLU BIR HALK GERCEKLIGIMIZ VAR...BASKANA YUREGIMIZLE,CANIMIZLA,AKLIMIZLA,ELLERIMIZLE,DILIMIZLE,KALBIMIZLE VEREBILECEGIMIZ DAHA DOGRUSU ONA LAYIK OLABILECEGIZ COK SEY YAPMAMIZ GEREK..CUNKU O KURD HALKINA LAYIK BIR ONDERDIR..KURD HALKINA BASKANA LAYIK OLMAK MECBURIYETINDEDIR..BIJI SEROK APO,,AZADI BO SEROK,AZADI BO KURDISTAN

Yazan: dante     Tarih : 2006-05-23 09:48:15     Puan :
selam sana yoldaş apo insanlıkdemek sosyalizm demek diyen sensin senin bu sözüne sadık kalarak yolundan giden tüm yoldaşalara selam olsun

Yazan: elefterya     Tarih : 2006-05-23 14:53:00     Puan :
gazeteler 40 gün sonra veriliyor tv yok tek ve objektif olmayan bi radya tecritte ve.... önderlik bu durumda dahi gündemi en iyi politikacıdan dahi gerçekçi değerlendiriyor.gençler dönem önderliği sahiplenme dönemi!!
herşeyi bir tarafa bırakma dönemi bizler çok şanslı bir halkız.cesur kürt gençleri önderlik çizgisini en radikalşekilde sahiplenelim zafer bizimdir

Yazan: Amedlee_22     Tarih : 2006-06-15 20:10:25     Puan :
yorumunu okurken Sayın başkanımıza ve ilerici devrimci düşüncelerine hayran kalmamam elde değildi..o ki dünyayla hiçbir şekilde bağlantısı bulunmayan resmen hücrede tutulan bir insan nasıl olurda herşeyi bu kadar güncel ve objektif aktarabiliyor bizlere ? şaşmamak elde değil :)
ondan daha alacağımız daha çok ders var..bence kerdoğanla saz arkadaslarının :) haftada 3 gün gidip ondan ders almaları lazım :)))

En çok okunan haberler
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· Öcalan: Penceremden görünen iki ağacı da kestiler
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Türk ordusu Lice'de ağır darbe aldı
· Her onurlu Kürt direnecektir
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· DTP’den Zaman’a yalanlama

Görüşme Notları
· Öcalan: Benim de sabrımın sınırları var
· Öcalan: AKP bir yıl sonra böyle olmayacak!
· Öcalan: HALKIMA RAPOR ETTİM, ÖLÜRSEM KIYAMET KOPAR
· Öcalan: Yaşananlar ayaklanmayı aşan bir tepkidir
·  FLASH - İmralı'da şimdi de psikolojik baskı
· Öcalan: AKP'ye her oy bomba olarak dönüyor
· Öcalan: AKP, Hizbullah’ın resmi biçimidir
· Öcalan’a 10 günlük hücre cezası verildi
· Öcalan: Çözüm için DTP ile görüşebilirler
· Öcalan: Ergenekoncular fazla içerde kalmaz

© Rojaciwan.com