(28 Temmuz 2004)
GÖRÜŞME NOTLARI
Hoş geldiniz. Havva mı geldi?
(Evet.)
Son yirmi gündür gelişmeleri alamıyorum. Radyom verilmedi. Gazetelerden ise yirmi gün öncesinin gazetesi verildi. Son yirmi gündür gelişmelerden hiç haberim yok. Radyoda da FM değil, TRT-1 kanalını istedim.
(Müdürle görüştük, frekans ayarını yapmak için beklettiklerini söylediler.)
Takip edersiniz. Savcılarla görüşürsünüz.
Sizi dinleyeyim.
(Soruşturma Komisyonunun raporu var.)
Önem sırasına göre aktarıyorsunuz, değil mi?
(Evet. Soruşturma Komisyonu merkezde beş kişi, buna bağlı olarak Türkiye’de beş ve Avrupa’da üç kişiden oluşan komisyonlar ile iki aylık çalışmalarını sonuçlandırdı. Komisyonun raporuna göre ilk olarak, önceden beri devam eden, ancak Kongra Gel süreciyle açığa çıkan şeyin bir iktidar mücadelesi olduğunu belirtiyorlar.)
İç iktidar mücadelesi varmış.
(Bu mücadelede sizin söylediğiniz iki eğilimin, sağ ve sol eğilimin olduğunu belirtiyorlar.)
İki eğilim olduğu kesinleşti.
(Bu iktidar mücadelesinin sizin Kongra Gel projenizi boşa çıkardığı belirtiliyor.)
Bilinçli olarak, değil mi?
(Bilgi notunda bunun bilinçli bir şekilde yapıldığı değil, objektif olarak böyle bir durumun ortaya çıktığı belirtiliyor.)
Objektif olarak kabul ediliyor yani, bunun böyle olduğu açık tabii.
(Ama Ferhat ile Botan’ın sizin çizginizi deforme etmeye çalıştıklarını belirtiyorlar. Bunların kongre sonrası kaçışları ile de bunun tamamen ortaya çıktığı belirtiliyor. )
Tamamen bozulmaya çalışılmış.
(Yine ruhani liderlik konusunda objektif olarak böyle bir pozisyona sokulduğunuz belirtiliyor.)
Avrupa üzeri, değil mi? Nasıl böyle yapılıyor? Ruhani lideri kim söylüyor? Bu bilinçlidir, çok önemlidir.
(Ferhat’ın, Kongra Gel’in kuruluş kongresi öncesinde sizin onursal başkan olarak tanınmanız için bir karar tasarısı hazırladığı, fakat bunun tartışmalardan sonra reddedildiği belirtiliyor.)
Beni onursal başkan yapacaklardı.
(Yine hareket içerisinde Urfalılığa yönelik bir durumun olmadığı, ancak Ferhat’ın bazı Urfalıları etkilemeye çalıştığı belirtiliyor.)
Tamam, Ferhat’ın bunu yaptığı açık.
(Yine büroya yönelik olarak da bir önemsemezliğin var olduğu, Avrupa örgütü tarafından büroya yönelik tepkili bir yaklaşımın ortaya çıktığı belirtiliyor. Aileye yönelik olarak da bir kesim tarafından ailenin tecrit edildiği belirtiliyor. Bir de...)
Avrupa tarafından mı?
(Bunun daha çok seçim döneminde ortaya çıktığı belirtiliyor.)
Aile tecrit edilmiş. DEHAP süreci içinde yapılmış. Soruşturmalarda sorumlu olarak adı geçen kimse yok mu?
(Ayrıntılı rapor sonra iletilecekmiş.)
Bana daha önce söylediklerinizi soruşturma komisyonuna söylediniz mi?
(Hayır.)
Bildirmeniz gerekirdi. Size yansıyan her şeyi soruşturma ve hazırlık komisyonuna hemen iletmeniz gerekirdi. Derhal bildirin. DEHAP sürecinde tamamen dışlama var. DEHAP çizgi değişikliği yaptı. SHP ile ittifakta siz de rol sahibisiniz.
(2002 genel seçimlerinde de benzer şey dayatıldı. O dönem kabul edilmedi. Yerel seçimlerde bir rolümüz yoktu.)
SHP için ortada bir durum var. SHP’nin kontra şeyi olduğu söylendi. Fikri istifa etti, bunu söyledi. DEHAP’ın seçime girmemesini kim istedi?
(O dönem Abbas arkadaş ilgileniyordu.)
Ben DEHAP seçime girmesin diye bir şey söylemedim. SHP ile ittifaktan benim haberim yoktu. Eğer Abbas’ın rolü varsa netleştirmeli ve sonuçlarına katlanmalı. Başka aktaracaklarınız?
(Son olarak soruşturma komisyonu soruşturmada olanların tekrar görevlendirebileceğini belirtiyor. Yine ilerde isim olarak da önerilerde bulunacaklarını belirtiyorlar. Bu notta Rıza arkadaşın merkeze, aşağıya alınmasını öneriyorlar.)
Ne önerisi? Ben bunu çoktan söylemiştim zaten. Rıza’nın bunu idrak etmesi gerekiyor. Dört beş yıldır Avrupa’dadır. Süre olarak da yeterlidir.
Bazıları benimle tartışarak, bazıları sağ bazıları da sol oynayarak çok tehlikeli hareket ediyorlar. Bazıları destek versin diye haber gönderiyor; bazıları “İşte otuz yıllık arkadaşıyım, beni bilmesi gerekir” diyor. Başkan güveniyor veya güvenmiyor sorunu değil, benim kişilerle ilgili sorunum yok. Benim bir çizgim var, tarihi görüşlerim var. Ben bir çizgi adamıyım. Özel destek ve karşıtlık olarak dayatmalarda bulunmaları doğru değil. Sanki ben ahbap çavuşlarıyım. Benimle bu temelde, çizgi temelinde yürümek isteyenler yürür. Bunların netleşmesi gerekiyor. Ben de kendimi böyle savunuyorum.
Başka ne var?
(PJA’nın aktarımı var. PJA Kongresinin 17 Haziran Sema Yüce’nin şahadet yıldönümünde başlayarak 2 Temmuzda sona erdiği belirtiliyor. Kongreye 240 delegenin katıldığı, 60 da dinleyicinin olduğu belirtiliyor. Savunmanız referans alınarak PJA ismini PAJK olarak değiştirdi. Parti Meclisi yerine bir koordinasyon ile bir yıllık geçiş sürecini götüreceklerini, yeni örgüt modeli olarak da üçlü bir yapıyı benimsediklerini belirtiyorlar. Birincisi ideolojik olarak PAJK Merkezi, ikincisi siyasal çalışmalar için Kongra Gel içindeki örgütlenmeler ve her parça için özgür kadın birlikleri, üçüncüsü de askeri güçlerdeki YJA-STAR olacak.)
Merkezi koordine mi olacak?
(Tüm bu yapılar direkt PAJK’a örgütsel temelde değil, ideolojik olarak bağlı olacaklar. PAJK onları örgütsel temelde değil, ideolojik temelde denetleyecek ve yönetecek.)
Model olarak uygundur. HPG’de olanlar onun işleyişine tabiler, zaten HPG’nin merkezinde de kadınlar var. Kadın özgürlüğü boyutunda da PAJK ile birlikteler. Kendi ideolojik yansımalarını yaparlar. Bu tip şeylerde şaşırmamaları gerekir, kendileri yaratıcılıklarını geliştirmeleri gerekir. Bu konuda hayatın öğrettikleri var. Benim fiilen örgüt yönetmem mümkün değil. Onların yaratıcılıklarını kullanmaları gerekiyor. Değil mi ki bu kadar kadın emeği, onuru var. Kadının başının bağlandığı dönemde biz özgürlük imkanı yaratmaya çalışıyoruz. Ama niye bu süreçte güç getiremediler?
(İkinci kongrede dağınık kalmışlar ve yeterince etkili olamamışlar.)
Neden böyle oluyor?
(Biraz geriye gitmek gerekiyor. Bazı şeyleri anlatmak gerekli. Size hiç aktarılmayan bir olay var. Gulan arkadaşın şahadetinden bahsetmek gerekiyor.)
Gulan kim?
(Aslen Bitlisli. 93’te sizin yanınızda kalmış. Amed ve Garzan’da çalışmış. Tanıyabileceğiniz belirtiliyor.)
Tam çıkaramadım. Ne olmuş ona?
(Temmuz 2002’de PJA 4. Kongresinin yapıldığı sırada rahatsızlığı nedeni ile dışarıda yalnız olduğu bir sırada boğularak öldürülmüş. Bu olay kadın üzerinde ürkeklik ve tedirginlik yarattı. Hem de bu, kadın üzerinde siyaseten bir baskı aracı olarak kullanılmaya başlanmış.)
Nasıl yani?
(Bu olay PJA’ya mal edildi. Kongra Gel Birinci Kongresinde PJA’yı etkisizleştirmek amacıyla kullanıldı. Ağırlıklı olarak Ferhatlar tarafından kullanıldı. Bazı kadın arkadaşlar bu olaydan sorumlu tutularak ilk kongreye alınmak istenmediler.)
Bu olay yaratılmış diyorsunuz. İsmini çok andığım birisi vardı: Saime Aşkın. O da öldürülmüştü. Bunların suçu açığa çıkmış mı? Bunlar kadınları düşürmeye yönelik şeylerdir. Onları güçsüz bırakma, elde tutmanın manevralarıdır. Ben onlara çok eğitici yaklaştım. Özgürlük denilen olayı anlamaları gerekir. Kadın özgürlüğünü iyi anlamak gerekir. NATO bile Ortadoğu’da kadın özgürlüğünü gündemine almış. Basit cinsellik olarak ele almıyorum. Hasta erkek, hasta kadın; belki yüzde bir bile özgürlüğe yaklaşmamışlar. Yüzde doksan dokuzunun hasta kadın ve erkek olduklarını biliyorum. Ama özgürlükte ısrar edeceğiz.
Ben üç büyük dinin kadına yönelik dogmatizmine karşı savaş açtım, yıkmaya çalıştım. Sümer mitolojisinden günümüze kadar kadın üzerinde yaratılan örtüyü kaldırdık. Bana göre bunlar olumluydu. Özgür kadının onurlu olduğuna inanıyorum. Yoksa dünya güzeli de olsa, padişah kızı da olsa haramdır. Böyle kadına tenezzül edilmez. Özgürlüğe hamle yapanlar var, ama önü kapatılıyor. Ferhat alçağı da bu evliliği dayatıyor. Onun yaptığı siyasi bir olaydır. Bu adam ‘80lerde de Fatma olayında onun tarafını tuttu. Güya beni boşa çıkartıyor. Kesire ile böyle bir ilişkisi vardı. Kendisine göre bir abi fobisi mi desem, kardeş kıskançlığımı desem, bu çok ilginç bir psikolojik bir durumdur. Ama siyasi nedenleri de var. Talabani’nin kucağına atlaması beni boşa çıkarma girişimidir.
Çağdaş yaşamdan bahsediyorlar. Bu tahrik edici bir kavram; bana karşı geliştirilen bir kavram. Bunun sosyal yaşamla bir alakası yok. Namus cinayetlerinin tersyüz edilmiş bir biçimidir. Bu haydutluk gibi bir şey. Feodal burjuva anlamda da olsa etik değeri yok. Ya davulcuya, ya zurnacıya kaçma misalidir. Biz özgürlükte ısrarlıyız. Kendine güvenen kadın yürümeye devam eder. Piyasadaki kültürü aşan bir olay. Ortadoğu toplumu beş bin yıldan sonra kadın şeyini ön plana alacak. Emperyalizmin de böyle bir yaklaşımı var. Kadın özgürlüğüne burjuva anlayış dayatılıyor. Bu Hollywood kültürü ile dayatılıyor. Bizim de kendimize göre özgürlük anlayışımız var.
PAJK Koordinesinde kimler var?
(Elif Pazarcık, Sevra.)
Malatyalı mı?
(Evet. Bahar Pazarcık, Feride, Ronahi Serhat, Kavenda Silopi, Sülbüs Bingöl, Zılar Amed, Zaho Dirbesi, Emek Erzincan. Tekoşin Mardin, Derya Koçgiri.)
İnşa komitesindekiler girmedi, değil mi?
(Hayır, onlar girmedi. Yine tüm bu sorunlu dönemi değerlendirdiklerini, tartışmalarının olumlu sonuçlandığını belirtiyorlar.)
Şunu söylüyorum: Suçu ne olursa olsun saflarımızda öldürmeye karşıyım. Fakat çok sıkı bir eğitim gerekiyor. Birbirini kaçırma şeyi ihanettir. Kimin kimi kaçırdığı fark etmez.
Savunmam çıktı, değil mi?
(Evet, önce 75.000, sonra da 25.000 daha basıldı.)
Sanırım 50.000 daha gider. Toplatma kararı çıktı mı?
(Hayır.)
Ciddi bir yönelim yok. Çok ilginç. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
(Türkiye’de meşrulaşmanız gelişiyor.)
Bundan sonra toplatma kararı olmaz herhalde.
(Kitap basıldığı sırada savcılık incelemiş, ama toplatma kararı çıkmadı.)
Derinliğine okunsun. İlk defa güvenlik böyle güçlü konuluyor. Benim savunmam ciddi okunursa Türkiye’nin güvenliği için de örnektir. Silaha değil, halkların gerçek özgür birliğine, kardeşliğine dayalı güvenlik. Bu Osmanların geliştirdiği şeyin sonucunda bazı şeyler daha iyi mi anlaşıldı? Bilinçli bir şey derinlikli bakmak gerekiyor.
Başka ne var?
(Bölgede birçok panel yaptık. Halkın yoğun selamları var.)
Paneller demokratik toplum partisi ile mi ilgili?
(Hayır, daha çok özgür yurttaş hareketi ile ilgili.)
Şimdi toplumcu demokratik harekete geleceğim. HEP, DEP ve HADEP’ten gelenlerin ve DEHAP’lıların demokratlıkla ilişkileri varsa, politik iddiaları varsa, bu çalışmaya katılırlar, katkı sunarlar. Eğer bunları yapmayacaksa gençlere çağrı yapacağım, onlara bu görevi vereceğim. Savunmamda ideolojik zemin güçlü verildi. Buna paradigma dedik; köklü düşünce sistemidir. Düşünce gücü olmayanların eylem gücü olmaz. Bu savunma hem Türk milliyetçiliğini hem de Kürt milliyetçiliğini engelleyecek. Sanırım Türk aydınları da okuyor. Tartışma var mı? Anlayabiliyorlar mı? Bu CHP’yi de etkileyecek. Bütün gençlik okuduğunda yeni bir düşünce gücü ortaya çıkacak.
(Ezilen ulus milliyetçiliğini güncel politik alana uyarlama sorunumuz var. Alanda demokratik mücadelenin boşluğu da bunu besliyor.)
Savunmamla ulusal mesele gerçekçi bir boyuta taşınıyor. Bu savunmanın halkları karşılıklı kamplaşmadan kurtaracağına inanıyorum. Karşılıklı milliyetçilik aşılacak. Bilimselliği öne çıkardık. Dine dayalı dogmaların aşılmasını sağlıyoruz.
(Gençlik çalışmaları TECAK şahsında merkezileşmiş. Dört parçada, Avrupa, Kafkasya ve eğitim birimleri var. Geleneksel gençlik çalışmaları dışında gençliği bir kimlik olarak örgütlemeye çalışıyorlar. Çalışmalarıyla sizin gündeminize girmeyi amaçlıyorlar. Başından beri Özgür Yurttaş Hareketiyle ilgililer.)
Kongre inisiyatifinde olmalılar. Kongre inisiyatifinden ayrı olmamaları gerekiyor; onu fazla anlamlı bulmam. Birbirlerinden ayrılmak fazla şey gelmiyor.
(Gençlik çalışmalarını Kongre adına yürütüyorlar zaten. Özgür Yurttaş Hareketi sizin özgürlüğünüzü merkez alan bir çalışma yürüttü.)
Mülkiyetleştirme olmamalı, bütün Kongre birimleri benim özgürlük alanımdır.
(Bu çalışma size karşı yapılan saldırılara bir refleks olarak gelişti. Ayrıca sizin de gençliğe çağrınız vardı.)
Sembol etmesinler demiyorum. Her şeyi şahsımda ne boğmak ne bağlamak gerekir. Fetişleştirmemek gerekir. Herkesin özgürlüğü neyse benimki de öyledir. Ben özgür olduğum oranda halkım özgürdür. Hem de bu, Türkiye’nin özgürlüğüdür. Ortadoğu’nun özgürlüğüyle de ilgilidir. Bu diyalektik bağ kurulmuş durumda. Aşırı bireyselleştirme olmamalı, dengeli götürülmeli. Benim burada tutukluluğum halkın tutukluluğudur. Gençliğin böyle anlaması gerekiyor. Bir an önce barışa, halkların birlikteliğine kavuşmak gerekir. Benim özgürlük meselem şahsımla ilgili değildir. Aksi halde ABD, Avrupa kullanır, çatışma gelişir, Kürtlerin ve Türkiye’nin aleyhine olur. Benim sağlığım halkın sağlığıyla ilgili olduğu için tartışıyorum. Komplo var derken, bunu söylüyorum. Öyle bir şey kurulmuş ki, benim ölmem gerekiyordu. Ölmemle birlikte, Türk-Kürt savaşı gelişir. Ben bunu hemen uçakta anladım ve ölmemem gerekir dedim. Ya çıkmazı derinleştirme, ya da Barzani ve Talabani’ye gitme. ABD beni buraya tıkıyor, Osman’ı da öne çıkarıyor, beyliğe hazırlıyor.
(Bugünkü Vatan gazetesinde ABDli bir yetkilinin açıklaması veriliyor. Orada Kongra Gel’i bölmenin, ABD’nin stratejisinin bir parçası olduğu ifade ediliyor.)
Nasıl yani?
(Herhalde Osman’ların gidişi kastediliyor.)
ABD ve Talabani onu orada kullanacaklar, yetiştirip besleyecekler.
(Aynı haberde Kongra Gel’in bölünmesinin başarıldığını ifade ediyor. Akabinde ise aktif bir saldırının gelişeceğini yazıyor.)
DİRENİŞİ GELİŞTİRELİM! Bu görüşmenin başlığı bu olur. 15 Ağustos’un 20. yılında direnişi geliştirelim, demokrasiyi kuralım diyorum. Türkiye yanlış anlamasın, bu savaş çağrısı değildir. Türkiye’nin üzerine de ABD ve Talabani ile gelecekler. AKP ve Kürt feodalitesi de bu işin içinde var.
(Kürdistan’da İslamcı, Kürtçü, Amerikancı bir eğilim gelişiyor.)
Doğru. Buna rantçı, tarikatçı, ilkel milliyetçi ittifak diyorum. Bu çok büyük bir tehlikedir. Apo Kemalist olmuş diyebilirler. Mustafa Kemal bir devrimciydi. 19. yüzyıl bilimine dayanıyordu. Ben ise 21. yüzyıl bilimine dayanıyorum. Ben ağırlıklı Kürt hareketini geliştirdim, Mustafa Kemal de Türk ulusalcılığına dayandı. Mustafa Kemal Kürtlerle ittifak yaptı, ben de Türklerin demokrat kanadıyla ittifak yapıyorum. Ben Kemalizm’in güncelliğinin demokratizm olduğunu söylüyorum. Cumhuriyetçilik demokratçılığa karşı değildir. Kürt ilkel milliyetçiliği çok tehlikeli bir akım olarak ortaya çıkacak. Kürt ilkel milliyetçiliğinin önünü ben tuttum. Osman’ı neden o kadar öne çıkarıyorlar? ABD beni niye bölmek, bitirmek istiyor? Ortadoğu’yu yeniden yapılandırma planları var. Kürtleri koçbaşı görüyorlar. Beni de buna engel olarak görüyorlar.
Bunun Türkiye’deki ayakları kimlerdir? Tarikatçı, rantçı ve ilkel milliyetçi kesimleri kastediyorum. Bunlar bu işin Türkiye’deki ayaklarıdırlar. Bizim cumhuriyete karşı olmamız mümkün olamaz. Laiklik, demokrasi açısından cumhuriyete karşı olmamız mümkün değil. Demokrasi, insan hakları, özgürlüklerin müttefikiyiz, dostuyuz, cumhuriyetin birliğiyiz. Cumhuriyetin kazanımlarına karşı değiliz, onunla dayanışma halindeyiz. 1920’lerdeki ittifak ruhu, 2000’lerde demokratik birliğe, dil ve kültürü tanımaya gitmeli. Devletin gerici İslami mevcut tarzı, büründürülen tarzı tehlikeli. Türkçülüğü 50 yıl kullandılar, demokrasiyi mahvettiler. Şimdi de Kürt milliyetçiliğini 50 yıl kullanacaklar. Ben buna karşı direniş diyorum.
Ben yerel, bağımsızlıkçı ve özgürlükçüyüm. Mustafa Kemal de yerel ve bağımsızlıkçıydı. Anadolucu, sonuna kadar Kürdistan’ın özgürlüğünden yanayım, halkların demokratik ittifakından yanayım. Bu ittifak Ortadoğu’ya yönelik gericiliği boşa çıkarır. Tarihi önemi var. Bu ittifak Ortadoğu’da emperyalizme karşı bir ittifaktır. Türk aydınlarını, Kürt demokratlarını, insan hakları savunucularını bu ittifak için çağırıyorum. Ordunun bir kesimine de sesleniyorum: Bu temelde bizim üzerimize gelmeyin. Biz halkların gerçek birleştiricisiyiz. Talabani buraya kadar geldi, “Savaş kararını İmralı verdi” dedi. ABD Kürt milliyetçiliğini 50-100 yıl kullanmak istiyor. AKP’nin içinde de adamları var, Van’da ve Diyarbakır’da da adamları var. Kürt milliyetçiliğinin elli yılı belirleniyor.
Milliyetçilik orayla sınırlı kalır mı? Bunların savaş çıkarmayacakları, Şeyh Sait gibi yapmayacakları ne malum? Barzani ve Talabani kırk yıl sessiz kaldılar, sonra da Irak’ı bu hale getirdiler. Arkalarında uluslararası lobiler var. 19. yüzyıldan bu yana Amerika’ya yerleşen çok güçlü lobiler var. Bu lobilerle Kürt milliyetçiliği birleşecek. Türkiye’nin önüne derinleştirilmiş Sevr’i koyacaklar. Belki bugün olmaz, ama iki yıl sonra beş yıl sonra olur. Kürt halkının önüne bağımsızlık ve halkların kardeşliği ve birliğini koyuyoruz. Savunmam bunun en çarpıcı örneğidir. Halklarımızı birbirine karşı kışkırtmamak gerekiyor.
Kürtlerin hızla demokratikleşmesi gerekiyor. Demokrasimizi kurmamız gerekir. Özgür yurttaşlar cumhuriyetin bilinçli sahipleridir. Kürtlerin tutarlı bir cumhuriyet yurttaşı olmasına engel olunmamalı. Engel olmayın, destek verin. Engel olunması savaş anlamına gelir. Gençlik bilinçli yurttaşlığa kavuşmak istiyor. Buna destek olun. Ağalığa, feodalizme, ranta dayalı devlete karşı biz özgürlüğe dayalı saygın bir cumhuriyet istiyoruz. Feodal gerici devlete, Türk olsun Kürt olsun direneceğiz. Cumhuriyetin Türk’ü , Kürd’ü olmaz; cumhuriyet halklarındır.
Apo demokrasi istiyor, birlik istiyor, ama nasıl? İbadet eder gibi tartışırsınız. Sürekli tartışırsınız. Köylerde mahallelerde her yerde tartışırsınız, kelime kelime doğru tartışırsınız. Gençlik de sürekli tartışmalı. Böyle bir demokrasi çalışması yapacağız. Namus ve onur budur. Ben bunu savunmamda ortaya koydum. Savcılara da gerek yok. Ağaya, beye, rantçılara karşı biz bilinçli bir cumhuriyet yurttaşı olmak istiyoruz. İnsan hakları ve demokrasi üzerine titiz olarak duruyoruz. Kendi dilimizi ve kültürümüzü istiyoruz. 15 Ağustos vesilesi ile bunları söylüyorum. Fuat arkadaş bunu düzenlesin, gerekirse beş on sayfa haline getirsin, savunmamdan da yararlansın. Ciddi bir saptırmayla karşı karşıyayız.
ABD ve Talabani Türkiye’yi sevmez, ben onları tanıyorum. Ama ben öyle değilim. Ben milliyetçiliği önemli oranda aştım. Kemal, Haki örneği var. Abbas da beni bilir. Haki kadar emekçi ve fedakar, Kemal kadar direnişçi yok. Bu değerler temiz korunmalı. Halkları karşı karşıya getiremeyiz. Bunu yapan kardeşim de olsa kardeşime karşıyım. Aileci olmadığım buradan da anlaşılır. Biz feodal bir devleti ne yapacağız? Devletin bu tip gerici şeylerine karşıyım. Türkiye ondan daha iyi. Kendi demokrasimizi geliştirelim.
(Devletimiz olsun da nasıl olursa olsun eğilimi yaygın. Bu eğilim içimizde de var.)
Hayır, devletimiz değil, demokrasimiz olsun diyeceğiz. Ben bu hareketin sorumlusuyum. Amacım nettir. 15 Ağustos çağrım şudur: Bir devletimiz olsun da nasıl olursa olsun anlayışımız yoktur. Böyle bir amacımız yok. Bizim bir demokrasimiz olmalıdır diyorum. Halkımız kendi tarihini, kültürünü, siyasi otoritesini kurar. Halk olmasından kaynaklı hakkını ve hukukunu dayatır, her yerde örgüt kurar. İnsan hakları, demokrasi ve sivil toplum örgütlerini geliştirir. Her yerde demokrasi örgütlerimizin olması gerekir. Ben laikçiyim, ama İslam’a küfür etmiyorum. İslam siyasete karıştırılmamalıdır. Ne din ne milliyetçilik temelinde siyaset olmaz, tehlikelidir. Cumhuriyetin gerçek milliyetçiliği, kültür yurtseverliğidir. Hakkari’yi de severim, Trakya’yı da severim. Kürdistan’ı da, Türkiye’yi de severim. Laz’ı da, Çerkez’i de severim. Benim yurtseverlik anlayışımı böyle koyacaksınız.
Kürtlerin anlamaması diye bir şey yok. Anlatmak gerekiyor. Kürt gericiliği ve onlarla işbirliği yapan rantçı kesimler HPG’nin üzerine gelirlerse onlar da kendilerini savunurlar. Gerici devlet halklar için baskı ve zorbalıktır. Ortadoğu’da demokratik devlet yok. Devletin demokratikleşmesi iyidir. Gelecek haftalarda gelirseniz bunu daha da derinleştiririm. Gericilik temelinde üzerimize gelinirse kendimizi savunuruz. Ağaya, rantçıya, tefeciye, emperyalizme çiğnetmemek gerekir. Fuat bunları iki hafta içinde düzenlesin; diline, isim şeylerine dikkat etsin, özünü koysun.
Cezaevinden son çıkanların pozisyonu nasıl? Toplumcu demokratik harekete katkı sunmaları gerekiyor. Kavramaları gerekir. Savunmalarımdan yararlanmaları gerekir. HEP’ten, DEP’e ve HADEP’e kadar, Ahmet Türk’ten Tuncer’e kadar toplumcu demokratik hareket içinde yer almalılar. Siz de bu harekete katkı sunarsınız. Yoksa tarihi vebal altında kalırsınız. Paneller seminerler devam etmeli. Edirne’den Hakkari’ye kadar çalışma yürütmeliler. Az önce söylediğim öze sahip olurlar. Şimdi hareket olarak gelişir, önümüzdeki aylarda da partileşirler. Kuruculara her kesimden katılım olur. Mesajlarımı doğru aktarmalısınız. Solun AKP’sini yaratalım diyorlar. CHP’de de bu yönde tartışmalar var. İlerde daha geniş tartışırız.
Kadınlarda en çok iddialı olanlar kimlerdir? Kimlere rol verebiliriz? Bir öneriniz var mı?
(Hayır. Bir önerimiz yok.)
Kadın çalışmasına Avrupa’da kim bakıyor?
(Evindar.)
Sakine’lerin durumu nasıl? Bağlılar mı?
(Evet, bağlılar. Son durumlar karşısında tavırları olumluydu.)
İkisi de özgürlük şeyini gerçekleştirebilirler. Özgürlüğe karar verecek düzeydeler.
Kadınlara söylüyorum: Tehlike büyük, niye görmüyorsunuz? Kadına yönelik bu şeyleri neden göremediniz? Yüzeyden derini göremiyorsunuz. Mesele sadece bir kocanın olup olmaması değil, mesele özgürlük sahibi ve onurlu olmaktır. Gerisi önemli değil. Şahsi şeyleri mesele yapmasınlar. Geneli kurtarmak gerekir. Bunu kadın koordinasyonuna bir mektup halinde gönderirsiniz. Fuat gile de ayrı bir mektup biçiminde gönderirsiniz.
İnşa Komitesi Kasım ayında 100 kişiyle kongrelerini düşünebilirler. İlla olsun demiyorum, tartışabilirler. Tartışmalar güçlensin, program ve tüzük tartışmaları gelişsin. Talabani saldırabilir. HPG gerekli önlemleri alsın. Kani, Hasan Atmaca ve diğerlerine de görev verilebilir. Cuma özellikle görev alsın. Bradost mıntıkasını da özgürlük alanına çevirir. İran, Irak, Türkiye içine ne kadar uygun görüyorlarsa girerler. Hiçbir devlete savaş açmıyoruz. Nitel ve nicel büyümelerini sürdürsünler.
(Erdoğan bugün İran’da. İran’ın Kongreyi terör listesine alacağı söyleniyor.)
İran gelirse İran’a, Türkiye gelirse Türkiye’ye karşı direneceğiz.
(İran ile gerilim azaltılmaya çalışılıyor.)
Türkiye’de de tansiyonu düşürsünler. Bitlis gibi yerlerde demokratikleştirmeyi gerçekleştirsinler. Gericiliği, şeyhliği etkisizleştirsinler. Tasfiye etmek gerekir.
Ne getirdiniz?
(Kitap, gazete ve çorap getirdik.)
Çoraba ihtiyacım yok. Haftaya Tarık Ali’nin Selahaddin Romanı, bir de Soner Yalçın’ın Efendi kitabını getirirsiniz. Haftaya daha derli toplu gelirsiniz. Bana karşı olan şeyleri tartışırız. Bundan sonra savunmamızı böyle yapacağız. Avukatlık da böyle yapılır. İyi günler. Herkese selamlar. |