Gönderen: Rojaciwan Tarih: 07.08.2004, 00:05:55 (2337 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
04 Ağustos 2004
Görüşme Notları ( Elinde Toplumsal Ekolojinin Felsefesi kitabı ve Arkeoloji dergisi ile gelerek) Hoş geldiniz. Fatma mı geldi? ( Evet.) Siz ilk defa geliyorsunuz herhalde. Kendinizi tanıtın. ( Bursa Barosunda avukatlık yapıyorum.) Nerelisiniz? ( Batumluyuz.) Gürcüsünüz herhalde. Acar bölgesinden misiniz? ( Evet. Gürcü kökenliyiz.) Gürcüleri oldukça iyi tanımamız lazım. Rusya’nın dağılmasından sonra Kafkas halklarının kaderi ile Ortadoğu halklarının kaderi birleşiyor. Türkiye’de epey varlar mı? ( Evet. Kafkaslardan, Gürcülerden, Çerkezlerden epeyce varlar. Mahir Çayan da Gürcü kökenliydi.) Öyle mi? O kültürler canlanabilir mi? Abhazlar, Gürcüler, Çerkezler öyle Türk veya Rus egemen şeyine de gelmezler. Benim demokrasi şeyimi iyi kullanabilirler. Özellikle bizdeki örnek iyi değerlendirilmeli. Bizimkiler onlara iyi anlatıyorlar mı? Bizim içimizde de arkadaşlar var. Asya var, diğerleri. ( Ben aynı zamanda Sosyalist Demokrasi Partisi yöneticisiyim.) İyi. Akın’lara özel olarak selamımı yollarsınız. Yine sizinkilerin eleştirileri varmış. Mahir Sayın’ın benim anlayışımın anarşizm felsefesi ile yıkandığına dair değerlendirmesi var. Bu değerlendirmeler eksik kalmış. Ben anarşizm felsefesini iyi biliyorum. Ben reel sosyalizmi de biliyorum. Ama geliştirdiğim şey farklı. Ben Boockhin’i iyi okudum. Ama benim anlayışım anarşizmden farklı. Özellikle benim bu demokrasi şeyim iyi incelenmeli. ( Evet, sosyalist demokrasi önemli.) Hayır, önce demokrasi, sonra sosyalizm. Demokrasiyi geliştirmeden sosyalizm olmaz. Anarşizmin ideolojisini de biliyorum. Onu da iyi çözdüm. SDP’nin görüşlerini fazla okumadım, ama demokrasiden sosyalizme gitmek herhalde onların da özlemidir. Demokrasi olmadan sosyalizm olmaz. Lenin gibi bir deha bile tam anlayamadı, bu hataya düştü. Devlet meselelerini iyi çözmek gerekiyor. Ben ne tümüyle devleti yıkalım diyorum, ne de yapmak istediğim burjuva demokrasisidir. Ben burjuva demokrasisi kurmuyorum. Benimkisi Avrupa’nın iki yüzyıllık demokrasi anlayışını da aşan bir yaklaşımdır. Marks ve Engels de anlamadı. Onların dönemi, koşulları farklıydı. Ancak o kadarını çözebildiler. Ama ben neolitik toplumdan bugüne kadar gelip uygarlığı çözdüm. 15 Ağustos’la birlikte demokrasiyi kuralım şeyi var. Onu açacağım. Benim çözmek istediğim burjuva demokrasisi değil. Lenin de az işlemiş, benimki genel uygarlık çözümlemeleridir. Devlet ve demokrasi ilişkisini iyi ortaya koydum. Tekrar açacağım. Wallerstein okunabilir. Onun da iyi çözümlemeleri var. Ama ben biraz daha kategorize etmişim. Anarşistlerin devletsizliği benden farklı. Orada biraz eksik yan var. Ama onların pratiğini inkar etmiyorum Kuru bir devlet inkarcılığı var onlarda. Ama benim demokratik yaklaşımım farklı. Demokrasi ve devletin bir arada yürümesini çözdüm. Ya devlet, ya da sosyalizm anlayışları fazla pratik değerleri olmayan anlayışlardır. Teoride güzel görünebilir, ama pratikte bir değeri yoktur. Ben bu konularda oldukça yoğunlaşmışım. Hem devlet hem demokrasi diyeceğim. Devleti toptan reddedip toptan demokrasi olmaz. Devleti demokrasi açısından yok saymak ne kadar tehlikeli ise, demokrasiyi devlet içinde eritmek de o kadar tehlikelidir. Türkiye’de demokrasi devlet içinde eritilmiştir. Türkiye’nin bütün demokrasisi devletin ayıplarını örten asma yaprağıdır. Genel solun devleti toptan dönüştüreceğine dair görüşü yanlıştır. Türk solunun reel sosyalist yaklaşımlarla devleti yadsıma anlayışları yanlış ve kendi kendini kandırmadır. Bunları siz televizyonlarda, panellerde bol bol işleyebilirsiniz. Buralar size açıktır. Benim vardığım sonuç ise farklıdır. Demokrasinin kendi ayrı kavramları, kurumları, biçimleri vardır. Kültürler içinde yer alır. Devlet bunlardan ayrıdır, ama aralarında diyalektik bir ilişki var. Devlet demokrasiyi yok sayar ve reddederse savaş gelişir, şiddet gelişir, yolsuzluk ve yozlaşma gelişir. Toptan demokrasiye ucuz yaklaşılırsa, bu soysuzlaşmadır. Toptan devlet karşıtlığı da yanlıştır, bu da şiddeti doğurur. Sizin partinizde bunu çözmemişler herhalde. Yine Kürt milliyetçiliği de ayrı bir kategoridir. Sanırım Beşikçi’nin benimle ilgili yazıları varmış. Benim duruşumun sağlam olmadığını söylüyormuş. Beşikçi’nin benim İmralı’daki duruşumu bilmesi gerekir. Duruşumu bilmeden konuşuyor. Ziya Gökalp Türk milliyetçisiydi, Beşikçi de Kürt milliyetçisi olmaya çalışıyor. Beşikçi Kürtlerin Ziya Gökalp’ı olmak istiyor. Kürtlerin Ziya Gökalp’e ihtiyacı yok, demokrasi öğretisine, demokratizme ihtiyacı var. Benim durumumu daha iyi değerlendirmesi gerekir. Milliyetçilik değil, demokrasi temelinde beni değerlendirsin. Benim düşünce gücümün hangi yönde geliştiğini bildiklerini sanmıyorum. Benim hakkımdaki spekülasyonlara toptan cevap veriyorum. Anarşizme kaymış değerlendirmeleri gerçekçi değil. Buradaki duruşumu ve düşünce gücümü bilmeden eleştiri yapmak doğru değil. Bunları anlayıp kavradıktan sonra eleştiri gelirse benim için daha değerlidir, değer veririm. Bizde yaşanan da buydu. Anlamadıkları için ne hale geldiler. PKK’nin de beni kavramaması onları felakete götürüyordu. Benim ideolojik-politik derinliğimi bilmeyenler bana önder demesinler. Ben ucuz ideolojik önderlik yapmam. PKK’nin bütün kurmaylarının ne hale düştüğü ortada. Türkiye’nin de durumu ortada. Bu beş yılı Türkiye’de ben sağladım. Buraya rahat gelip gidiyorsanız, okuyorsanız, bazı şeyler oluyorsa bunlar benim sayemde oldu. ( Türkiye’de geniş demokrasi cephesinin kurulması gerekir. İki seçim dönemi arasında böyle bir şey gerekiyordu.) Bizim içimizde de farklı şeyler oldu. Anti-Apoculuk gelişti. Arkadaşlar inanılmaz derecede beni tecrit ettiler. 15 haftadır bunu netleştirmeye çalışıyorum. Birazdan bunları avukatlarıma soracağım. ( 1 Eylül’e yaklaşırken bizim de ortak bir şeyler yapma çabamız var.) Tamam, hepsini 15 Ağustos vesilesi ile değerlendireceğim. Teorik yaklaşım olmadan pratik yaklaşım fazla bir şey ifade etmez. Sizinkiler televizyona çıksınlar, gazetede yazsınlar. Akın bey televizyonda bol bol panellere katılsın, bu düşünceleri dile getirsin. Halklar kendi kültürlerini yaşatmalı. Gazete ve televizyon emrinizde, bunları mütevazı bir şekilde kullanın. Burada benim devletle yürüttüğüm mücadeleyi tekrardan açmaya gerek yok. Bunu biliyorsunuz. AKP yerine demokrasi cephesi iktidarda olabilirdi. Bu avukatlarımın biraz anlayışı olsaydı, demokratik cephe gelişebilirdi. Türkiye dört dörtlük bir Avrupa ülkesi olurdu. Kürtler ve sol biraz anlayışlı olsaydılar, bu söylediklerimi anlasaydılar, sol cephe iktidar olabilirdi. PKK de anlamadı. Anlamadığı gibi beni de tecrit etti. AKP üç yıllık parti. Üç yılda geldi iktidar oldu. Anayasal çoğunluğu elde ettiler. Ama solun bu ülkede 80 yıllık geleneği var. Sol suçu devlete yükleyemez. Faşizm varsa, engeller varsa sol buna yol açtı. Sol bu süreçten sorumludur. Suçu devlete yüklememek gerekir. Solun kendisi sorumlu. Bundan sonra Türkiye halkını daha zora sokmayalım. Devletini üniterliği ile sorunumuz yok. Ama demokrasi esastır. Demokrasiyi teoride iyi kavrayacağız. Pratikte tuğla tuğla öreceğiz. Varoşlara, köylere, mahallelere giderek yerel demokratik organların oluşturulması gerekir. Yerelden örgütleme ile demokrasiyi geliştireceğiz. Bu temelde sizin şahsınızda bütün arkadaşlarınıza, Akın Beye selamlarımı iletirsiniz. Hepsini selamlıyorum. Evet şimdi sizi dinleyelim. ( Soruşturma Komisyonunun geniş bir raporu var. Geçen hafta arkadaşlar size bir kısmını özetlemişlerdi. Tek tek isimlere ilişkin değerlendirmeler de var. Sizin sorduğunuz soruların cevapları var.) Bunları acele kısa kısa aktarın. ( Tecrit şeyinde sizin belirttiğiniz sol eğilimin sübjektif bir yaklaşımı olmadığı söyleniyor. Sağ tarafın daha sübjektif yaklaşımları olduğu belirtiliyor.) Temel yanılgı nereden kaynaklanıyor? Benim önderliğimi niye inkar haline getirmişler? ( Solun sizin düşüncelerinizi kavramama, pratikleştirmeme sorunu olduğu, bu noktada rollerini oynamadıkları, objektif olarak buna yol açtıkları belirtiliyor. Sağın biraz daha bunu planlı bir şekilde yürüttükleri raporda var. Ferhat’ın hazırlık komitesine söylediği bir şey var. Ferhat, “Yapının genelinden korkmasam, Başkanın adını hiçbir belgeye geçirtmem” demiş. Sol tarafında bunu geç fark ettiği, Kongreye hazırlıklı gelmedikleri, kongre sonrası yaptıkları müdahalenin de yöntemsiz olduğu belirtiliyor.) Yani Apo’yu reddetme. Bu, Ferhat’ın gündeminde. Yani beni yok sayma. Ferhat bu oyuna nasıl cesaret ediyor? Geçen hafta bacım gözü yaşlı bir şekilde, Ferhat’ın öldürülmekten korktuğu için kaçtığına dair haber getirmiş. Tekrar bizim içimize sığınmak istiyormuş. Beni yine kabul et diyormuş. Size öyle bir haber geldi mi? ( Hayır.) Beni yine kullanmak istiyor. Ferhat beni niye reddetmek istemiş olabilir? ( Raporda ABD’nin bölgeye müdahalesinden sonra Talabani’lerle eskiden yürüttüğü ilişkilerle ve istihbarat örgütlerinin bu konuda kendisine telkinleri olabileceği ve eskiden “Apo’ya hayır, PKK’ye evet” yaklaşımı yerine, bugün “Apo’ya ve Kongra-Gel’e hayır, işbirlikçi Kürd’e evet” konseptinin devrede olduğu belirtiliyor. Ferhat’ın da bu temelde hareket etmiş olduğuna dair ipuçları var deniliyor. Yine ABD’ye yazdığı mektuplar da bu çerçevede.) YNK yi anladım. ABD ile anlaşmışlar mı? ( Direkt bir anlaşmaya dair bir bilgi yok; ama istihbarat örgütlerinin sizi devre dışı tutmaya yönelik çalışmaları sonucu böyle bir yaklaşımın ortaya çıktığı belirtiliyor.) Bu Talabani çizgisi. Bu Kürtçülük işbirlikçi Kürtçülüktür. Bu işbirlikçi Kürtçülük tehlikelidir. Şimdi söyleyeceklerimi “Direnişi geliştirelim, demokrasiyi kuralım” bölümüne alacaksınız. Devlet de iyi duysun, PKK de iyi duysun. Ben Türkiye tarihine dönüyorum; Türkiye tarihini anlatacağım. 1918’e geliyorum, sene 1918. Türkiye’nin 1918’de yaşadığını bugün Ortadoğu yaşıyor. 1918’lerin yürütücü gücü İngilizlerdi. O gün İngilizlerin yapmak istediğini, bugün ABD bölgede -Ortadoğu’da yapmak istiyor. 1918’de Yunanlıları Anadolu’ya yürüten İngilizlerdi. Yunanlıların böyle bir projesi yoktu. Sırf Anadolu’yu işbirlikçi hale dönüştürmek ve etkisiz kılmak içindi. İşte bu Sevr Antlaşmasıdır. Sene 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı var. Mustafa Kemal 1920’deki ittifakla bu işbirlikçi işgale cevap verdi. Sene 2000. ABD bütün Ortadoğu’yu ele geçirmek istiyor. İşte Büyük Ortadoğu Projesi en gelişmiş, dört başı mamur bir yeni sömürgeciliktir. ABD trilyonları döktü, sonuç almak istiyor. 1918’in, 1919’un Yunanlıları bugünün işbirlikçi Kürtleridir. ABD bu rolü Kürtlere veriyor. Şimdi bu çizginin önünde Saddam duramazdı. Ben Saddam’ı tanıyorum, Saddam milliyetçidir. Milliyetçi çizgi dayanmaz. Saddam’ın rolü Enver Paşanın rolüne benziyor. Enver de dayanamadı. Saddam’la Enver Paşa aynıdır. Dayanabildi mi? Hayır. Kimdir öncülük eden? Yunanlılar, Kürtler. Başı kim çekiyor? Talabani. Talabani bu çizgide bütün Kürtleri Ortadoğu’ya sürmek istiyor. Bu işbirlikçilerin Özal ile, Çiller Hükümetiyle ilişkileri vardı. Bunun önünde ben durdum. Ben bu çizgiye inanmadım. Karşı durdum. Saddam’ın direniş çizgisini de doğru bulmadım. Aynı şekilde Envercilik maceracılıktır. Yine Abdülhamitçilik var. Siyasal İslamcıların çizgisi Abdülhamit çizgisidir. Siyasal İslam’la Türkiye’yi kurtaramazsın. Mustafa Kemal gibi özgürlükçü bir çizgiye ihtiyaç var. Bu benim Kemalist olduğum anlamına gelmiyor. Ben mütevazı bir yurtseverim. Kemalizm kendini güncelleştirmelidir. CHP, Baykal ekibi bunu yapamaz. Bu çizginin önderleri 90’larda öldürüldü. Muammer Aksoy’lar, Taner Kışlalı’lar katledildi. Geriye Kemalizm’in gerici bir çizgisi, Enverci bir çizgi ve siyasal İslamcılar kaldılar. Demokratik Kemalizm’e ihtiyaç acildir. Yaratıcı Kemalizm’in olmasını istiyorum. Ben eski ittifakın, 1920’lerdeki ittifakın yeniden kurulmasını istiyorum. Bunu da özgürlükçü sol şahsında istiyorum. 1920’lerin ittifak ruhunu tazeleyelim. Kürtler yarın Türklerle çatışabilir, Araplarla çatışabilir. Bunun sorumlusu Talabani’dir. Bu çizgiyi deşifre edecek kişi benim. Geçmişte Talabani beni bu çizgiye davet etti; ABD ile bağlantılı olarak beni çekmeye çalıştı. Ama ben gitmedim. Beni çekmede başarılı olamadılar. Ondan sonra Clinton’la beni tasfiye kararı aldılar. Bu sefer imhayı dayattılar. O dönemde ABD artık beni gözden çıkardı. Bazı güçler bana söylediler; “ABD seni gözden çıkarmış, imha edecek” dediler. Ondan sonra komplo gelişti. Bazıları bu Büyük Ortadoğu Projesinin geçmişinin 80’lere, bazıları doksanlara dayandığını söylüyorlar. Bu projenin uygulanması benim komplomla başlamıştır. El Kaide’nin provokasyon örgütü olma ihtimali yüksektir. Türkiye’de de buna benzer provokasyon güçleri var. Halk beni seviyor, bana bağlı. Benim İran, Irak ve Suriye de kitlem var. Bu yüzden benim ezilmem gerekiyor. Önce Cemil’i yanlarına almaya çalıştılar. O olmayınca Ferhat’ı yanlarına aldılar. Ben Ferhat mayın tarlasına sürülmüş eşektir değerlendirmemi halen koruyorum. Karı verdiler, para verdiler, daire verdiler, bilmem ne verdiler, yanlarına aldılar. Sol bütün bu olanları anlamıyor, Türkiye anlamıyor, Kürtler anlamıyor. Ortadoğu yeni sömürgeleştirilecek. Türkiye de bu projeye dahildir. Özgürlük güçleri tepkilidir. Buna karşı özgürlük güçlerine demokrasi projesini önerdim. Bütün halklar için sundum. Ben bu tehlikeyi iki binlerde gördüm. İlk savunmamda ben bunu ortaya koydum. İlk savunmamı okuyun. İki bin yılında yazdığım savunmamda daha 11 Eylül olayları da gelişmemişti. Ben bunları ortaya koydum. Gelişmeler beni doğruluyor. ABD beni Türkiye’ye verirken mutlak imha temelinde verdi. Ben Türkiye’ye verilirken benim imham hesaplanıyordu. Ben öldürüldükten sonra topyekün bir saldırı olur, isyan çıkar ve ortalık kan gölüne dönerdi. Böylelikle Türkiye ele geçirilirdi. Benim komplom böyle gelişti. Genelkurmay aslında bunu biliyor. Bu komplo genelkurmayın haberi dışında yürütülmüştür. Benim komplomdan Türkiye’nin hiç haberi yoktu. Çok sonradan Apo hazır, gelin alın denildi. Evren bile, niye başımıza atıyorlar diye söyledi. PKK içinde de komplo sürdürülmek istendi. Sahte Apo’lar ortaya çıkarılmak istendi. Geçmişte Çürükkaya’lardan bugün Ferhat’a kadar. Örgütü benden koparıp bizi de halktan koparacaklardı. En son Osman çıktı. Bu planlar sonucu çok kan dökülecekti. PKK’nin kan dökmesi iyi miydi? Uçakta bana boyun eğdi diye baktılar, ama ben sağduyulu davrandım. Demokratik çözüm projem ortadadır. Benim projem halklar yararınadır. Benim kendimi devlete beğendirme gibi bir sorunum yok. Şemdin de bir PKKli, kendini bir çorbaya sattı. Şimdi kendini devlete yarandırmaya çalışıyor. Nelerle uğraştığı belli. Benim çabam devleti çıkmazdan çıkarmaktır. AKP Kürt meselesinde sözüm ona İsrail ile, ABD ile ittifakla, ya da tam tersi Suriye ile İran’la ittifakla bu sorunu çözecekmiş. Bu bütün Kürtleri Türkiye’nin düşmanı yapma projesidir. Çözüm nedir? Halkların kardeşliğinin demokratik uzlaşma ruhuyla gündemleştirilerek çözüme kavuşturulmasıdır. Çözüm Kürtlerin kültürel varlığı, demokratik haklarını karşılıklı diyalog ile sağlamaktır. Binlerce tutuklunun özgürlüğüne kavuşmasını sağlamaktır. Demokratik, özgür, kültürel haklarının şike olarak değil, Avrupa’yı kandırmak için değil, gerçek bir kardeşlik temelinde tanımaktır. Sert askeri önlemler yumuşatılmalı. Tutukluların özgürlüğü sağlanmalı. Benim çözüm önerim bu. Suriye’ye, İran’a, ABD’ye İsrail’e yalvararak bu sorunu çözemezsiniz. Yine geliştirilecek anti-PKK, anti-Kürt yaklaşımı derin Sevr’i ortaya çıkarır. Sorumlusu hükümettir. Ben 1990’larda gelişmelerden rahatsızdım. Ama çıkış yolu bulamadım. Ama şimdi çıkışı buldum. Ve rahatım. Fuat bunları düzenler, savunmamdan da yararlanır. Geniş geniş açar. Başka aktaracaklarınız? ( Raporda sizin belirttiğiniz isimlere ilişkin tek tek değerlendirmeler var. Cuma arkadaşa ilişkin komisyonun belirttiği, size karşı sübjektif anlamda bir şeyi olmadığı. Ancak kavramamadan kaynaklı üzerinizdeki tecritte payı olduğu belirtiliyor.) Peki, Abbas’la Rıza’nın sorumsuz yaklaşması? Daha çok Rıza mı? Zaten PKKlileşmesi fazla gelişmemiş bir arkadaş. ( Rıza arkadaşın da yüzeysel kaldığı dar olduğu belirtiliyor.) Ferhatları bu evlilik şeylerine o mu sokmuş? Ben Ferhat’ları evliliğe Rıza’nın götürdüğüne dair bir şey seziyorum. Rıza bunu açıklamalıdır. Niye beni tecrit etmiş? Görüşlerimin dışarıya çıkmasını nasıl engellemiş? Soruşturma Komisyonu bunun için ne diyor? ( Rıza arkadaşın bilinçli bir tutumunun olmadığını, ama Ferhat ve Botan’larla yürüttüğü ahbap çavuş ilişkilerinin bunlara zemin verdiğini, sonra da onlara karşı tavır aldığını yazıyor.) Onlarla ahbap çavuş ilişkileri yürütmüş, değil mi? Onları o yola o sokmuş anlamına geliyor. Görüşlerimin yayınlamasını nasıl engellemiş? ( Görüşlerinizin yayınlanmasın şeyine dönük bize bir şey söylenmedi. Yerel seçimler döneminde verdiğiniz ismin...) Bana anlatılan şeyi arkadaşınız iletti mi? ( Hayır. Kısa zamanda gönderecek.) Niye göndermemiş? Soruşturma Komisyonuna aktaracaksınız. Korkuyor musunuz? Ben bir örgütün genel önderiyim. Abbas ile Rıza görüşleri yayılmasın demişler. Bunu nasıl söyleyebilirler? Bunu niye aktarmıyorsunuz? Aktarmıyorsanız o zaman siz ikiyüzlüsünüz derim. Neden böyle yapıyorsunuz? Bunu komisyona iletmezseniz sizi ağır suçlayacağım. Başka güçlerin adamısınız diyeceğim. Bunları derhal komisyona aktaracaksınız. O arkadaşınıza da söyleyin, derhal göndersin. Bundan sonra hem bana hem de onlara ileteceksiniz. Kim bana ambargo koymuş? Bunu getireceksiniz. Siz savunma avukatlarımsınız. Bunu ortaya çıkarmazsanız sizi ajan ilan ederim. ( 2003 yılında bazı hassasiyetlerden dolayı görüşlerinizin orada düzenlenip yayınlanacağına dair bir talimatın olduğunu, o zaman bürodan sorumlu arkadaş söyledi. O dönem Şamil bürodan sorumluydu. Şimdi o talimatı inkar ediyor.) Yalan söylüyor. O da şebekenin adamıdır. Kim bana ambargo uygulayabilir? Siz beni enayi mi sanıyorsunuz? Benim adıma oradan buradan para toplayın, her şeyi benim adıma yapın. Dağda, Avrupa’da rahat rahat yaşayın. Koltuk derdine düşün. Milletvekili seçilin, belediye başkanı olun. Benim adıma bin takla atın. İşinize gelmedi mi, benim görüşlerimi yayınlamayın. O arkadaşınız bunları iletsin. Siz avukatlarımsınız, bunu uygulayacaksınız. Halk önderinin görüşleri halka yayılır. Siz halk önderi diyorsunuz, o zaman görüşlerimi engelleyemezsiniz. Siz de o muhalif denilen avukatlar mıdır nedir, onları getirin. Yoksa sizi de rezil ederim. Görüşlerimi beğenmiyorlarsa beni başkanlıktan atsınlar. Eleştirin, ama halk önderiysem görüşlerim halka net olarak gidecek. Yayınlamazlarsa o basının başındakini atarım. ( Son dönemde düzelme var.) Ne demek düzelme var? Ben bir halk önderiyim. Benim görüşlerim tabii ki yayınlanacak. Görüşlerimin halka gitmesini kim engellemiş? Bu Soruşturma Komisyonunda tek tek netleşecek. Soruşturma Komisyonunu da ciddiyete davet ediyorum. Siz de o komisyon şeyini takip edeceksiniz. Benden kurtulmak istiyorlar. Cezaevinden çıkmışlar, halkın davası diyorlar. Sözde direnip rantı kopartmak istiyorlar. Ben de halka bağlıyım. Halkın demokratik onuruna, sembol olmaya özen göstereceğim. Halkın demokratik eşitlik ve özgürlük taleplerini son nefesime kadar savunacağım ve buna bağlıyım. Aradaki demagoglara, koltukçu şeflere karşı mücadele yürüteceğim. Halkın beni dikkatle dinlemesi gerekiyor. Kendi doğru yollarını, demokratik örgütlenmelerini yaratmaya çalışıyorum. Benim görüşlerimi doğru dile getirirsiniz. Kimin sorumluluğu varsa ortaya çıkar. Özeleştiri ile durumlarını anlatırlar. Özeleştirilerini verdiler mi? ( Evet.) Samimilerse, Soruşturma Komisyonu uygun buluyorsa, televizyona basına sırayla çıkabilirler. Siz de bana Türkiye’deki bana karşıt olanları getireceksiniz. DEHAP içindeki bana karşıt olanları tek tek getireceksiniz. ( DEHAP’ta iki eğilim var.) Eğilimleri geçin, işin özü benim. Siz bana isim isim getireceksiniz. Benimle görüş birliği içinde olanlar çalışır. Yine bana bağlı olanları da getireceksiniz. Benim görüşlerim biliniyor. Savunmalarım ortada. Benim demokratik görüşlerime, savunmadaki görüşlerime candan bağlı olanlara ben destekçi olurum. Benim görüşlerimi engelleyenlerin isimlerini de getireceksiniz. Yine siz de özeleştirinizi yapıp yanıma geleceksiniz. Yoksa sizinle bozuşuruz. ( Büroda bir eleştiri özeleştiri toplantısı yaptık, ama sonuç alamadık.) Öyle olmaz. Tekrar toplantı yapacaksınız. Özeleştirinizi hazırlayıp geleceksiniz. O arkadaşınız niye gizledi? Eleştirinizi, özeleştirinizi yapacaksınız. Bunu yapmazsanız demokrat değilsiniz, gelmeyeceksiniz. Benim yanıma gelmek istiyor musunuz? ( Evet.) Siz benim avukatlarımsınız. Biz kabul ediyoruz diyorsanız, hakkı ile yapacaksanız, devam edin. Yoksa yapamıyoruz deyin, çekilin gidin, ben de size saygı duyayım. Toplantı sonuçlarınızı bana getireceksiniz. Başka aktaracaklarınız. ( Görevlendirme önerileri var. Cuma ve Rıza’nın İç Siyasi Komitede yer almasını öneriyorlar.) Uygun bulunuyorsa Cuma girebilir. Rıza alana gitmiş mi? ( Hayır, gitmemiş. Haftaya size bilgi mektubu gönderecekmiş.) Özeleştirisini daha vermemiş ki. Alana gidip bunu Soruşturma Komisyonu ile netleştirmeden komiteye olmaz. Gidip Bradost bölgesinde Cuma ile beraber Barzani ve Talabani’lere karşı mücadele edecek. ( Abbas arkadaşın da Ana Karargahta görevlendirilebileceği belirtiliyor.) Tamam, olabilir. Orada kalabilir. Başka? ( PKK’nin kongresini sizin söylediğiniz gibi Kasım ayında yaparsa buna hazırlıksız oldukları, onun için Newroz’da ya da 4 Nisan’da kongreyi yapmayı düşündükleri belirtiliyor.) Olabilir. Kendileri nasıl uygun görüyorlarsa yapabilirler. Demokratik toplumcu hareket çalışmaları nasıl gidiyor? ( Haftaya çalışmaları yürüten arkadaşlar gelip size bilgi verecekler.) Bir muhalif de onlarla gelebilir. Çelik gelebilir. ( Başvuru işlemleri yeni başlayacak.) Tamam. Başkası da olabilir. Direniş şeyini geçen hafta vermiştim. Direniş çizgimi ortaya koydum. Ferhat gibilere karşı da direniş çizgim ortada. Tarikatçılara, uyuşturucu tacirlerine, bizi her tarafta ablukaya alanlara karşı da direniş çizgim ortadadır. Biz gerçekten bağımsızlıkçı, özgürlükçüyüz. Kimseyle düşmanlık yapmak istemiyoruz. Ama ordu üzerimize amansız gelirse şiddetle kendimizi savunuruz. Toplu olarak üzerimize gelinirse, HPG çok detaylı, planlı kendi örgütleri ile direnişi geliştirebilir. Savunmamdan yararlansınlar. Kimseye bilinçli saldırılar olmasın. Demokrasiyi uygula, taşırabildiğin kadar taşır. Bu temelde başarılar diliyorum. Başka? ( Kani sekiz kişilik bir grupla örgütten ayrılmış.) Kimler var. Atmaca var mı? ( Hayır. Kani, Sadun, Celal, Doğan Şırnak, ayrıca dört kişi var.) Ferhatların yanına mı gitmişler? ( Net bilgimiz yok, ama sizin görevlendirin talimatınızdan sonra gitmişler. Bazıları görevlendirilmişti zaten.) Bu bütün kaçanlara karşı ideolojik siyasi mücadele yürütülsün. Tekrar sığınma talepleri olursa öldürme gibi şeyler olmasın. Bu tür şeylerden benim haberim olsun. Bana haber getirirsiniz. Atmaca’ya görev versinler. ( Radyoyu aldınız mı?) Evet, bugün aldım. Gelecek hafta bu derginin ilk sayısını getirirsiniz. Wallerstein’ın getirmediğiniz kitapları varsa onları getirirsiniz. İyi günler. Herkese selamlar. |
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
| |
|