Gönderen: Rojaciwan Tarih: 11.08.2006, 15:07:02 (2154 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
İSTANBUL (11.08.2006)- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, hükümet ve devlete "Yeter artık, bu kanı durdurabiliriz" çağrısı yaparak, "Devlet ve hükümetin samimi yaklaşımları olursa ateşkes çağrısı yaparım, çatışmalar durur" dedi.
'SORUŞTURMA AÇILDI'
Bir ay aradan sonra avukatları ile görüşme olanağı bulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, kamuoyuna önemli mesajlar verdi. Edinilen bilgiye göre Öcalan, görüşmede avukatlarına hakkında soruşturma açıldığını, bir aylık görüş yasağının soruşturmayla ilgili olabileceğini söyledi.
Öcalan, şunları söyledi: "Hakkımda bir soruşturma açılmış. Sizin de gelmeyişiniz bir ayı buldu. Sanırım bu soruşturma ile ilgilidir...
Soruşturmada avukatlarla yaptığımız son görüşmede örgüte talimat verdiğim, propagandasını yaptığım ve halkı isyana teşvik ettiğimden bahsedilerek ifademe başvuruldu. Oysa ki bu doğru değil. Konuşmalarım tamamen düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde barışçıl beyanlardan ibarettir. Bu konuda gereken özeni gösteriyorum. Yasal sınıra dikkat ediyorum. Aynı şekilde sizler de dikkat ediyorsunuz. ıki veya üç hafta görüşmeye gelememeniz durumunda soruşturma neticesinde alınmış bir hücre cezası olduğu şeklinde yorumlanabilir. Ancak henüz soruşturmanın sonucuyla ilgili herhangi bir tebligat yapılmadı."
'TALİMATIM OLMADI'
"Örgüte talimat verdiği ve halkı isyana teşvik ettiği" iddialarının doğru olmadığını ifade eden Öcalan, "Bu mümkün de değildir. Maksadım da bu değildir. Ben bu olanları da istiyor değilim. Ben PKK'yi çok iyi tanıyorum, yapısını iyi biliyorum. Bu nedenle sadece olabilecekleri söylüyorum. ıfade özgürlüğü çerçevesinde düşüncelerimi açıklıyorum, uyarıyorum. Bunun iyi anlaşılması gerekir ama hücre cezası verirler mi vermezler mi bilmiyorum" dedi.
"Kalıcı bir çözüm için gerekli olan demokratik diyalogtur" diye konuşan Öcalan, "Bunu tekrar söylüyorum. Sayın Başbakan Erdoğan ve Muhalefet liderinden rica ediyorum. Sorunun çözümü diyalogtan geçer. Kan dökerek bir yere varılamaz. Öyle ABD'ye yalvarmakla, İran ve Suriye ile işbirliği yapmakla da PKK'yi imha edemezsiniz sorunu da çözemezsiniz. PKK bu şekilde bitmez" şeklinde konuştu.
İNDİRME PLANINI ELEŞTİRDİ
Öcalan'ın avukatları ile yaptığı görüşmede son günlerde tartışmaya açılan PKK'nin dağdan indirilmesi planının da sorulduğu öğrenildi. "Bu tür planlarla bu sorun çözülmez, bir yere varılmaz" diye konuşan Öcalan, şöyle devam etti: "PKK dış güçlere dayanılarak dağdan indirilemez. Çözümü biz dışarıdan beklememeliyiz, kendi içimizde geliştirmeliyiz. Bunun için demokratik diyaloğun önemini bir kez daha vurguluyorum. Kaldı ki bu halkın seçilmiş temsilcileri de var. Kıyamet kopmaz. Türkiye için daha iyi olur. Ekonomi bu dar boğazdan çıkar, toplum nefes alır. Kürtler ile Türkler demokratik birliği sağlarlarsa bütün Ortadoğu'ya örnek olurlar, demokrasi kültürünü Ortadoğu'ya yayarlar. Böylelikle Ortadoğu'ya esenlik getirirler."
TALEPLERİ SIRALADI
Çözüm için gerekli olan zemini de sıralayan Öcalan, devlet ve hükümetten beklentilerini şöyle sıraladı: "Bizim istediğimiz şeyler bellidir. Son derece meşrudur. Çocuklarımızın ana dilleriyle eğitim görmeleri, radyolarını televizyonlarını dinlemeleri, izlemeleri, gazetelerini okumaları gerek. Bunlar en doğal insani haklarıdır. Bunların tanınması ve yasal güvenceye alınması gerekir. Kürtler bu haklarından vazgeçmez. Bir halkı tanımamak, inkar etmek, yok etmeye çalışmak nerede vardır, bu durum kardeşliğe de sığmaz, ıslam dininde de yoktur. ıslamda halkların birbirine üstünlüğü yoktur. Hz. Muhammet de, 'Arab'ın Acem'den üstünlüğü yoktur" demiştir. Osmanlı'da da halkların birbirinden üstünlüğü ve birinin diğerini inkarı yoktu."
'MİLLİYETÇİ DEĞİLİM'
Her görüşmede milliyetçilik konusunda önemli mesajlar veren Öcalan, son görüşmede de milliyetçiliğin birbirini yok etme mantığı içerdiğini vurguladı. Öcalan, konuya ilişkin şu hususların altını çizdi:
"Osmanlıyı parçalamaya götüren ve son darbeyi vuran da işte bu ıttihat Terraki'nin yarattığı milliyetçilik anlayışıdır. Türkiye'deki bugünkü milliyetçilik de aynı milliyetçiliktir. CHP bunu laiklik ile takviye etmiştir, AKP ise bu milliyetçiliği ılımlı ıslam adı altında yürütüyor. Aslında her ikisi de milliyetçiliktir ve de tehlikelidir. Eğer ısrar edilirse Osmanlı’yı parçalayan bu milliyetçilik Türkiye'yi de parçalayacaktır. Çünkü milliyetçilik eşittir savaştır. Geçmişte Hitler milliyetçilikle kendi ülkesini maceraya sürükledi, neticesinde yüz binlerce insanın hayatına mal oldu. Milliyetçiliğin insanlığa neler kaybettirdiğine Hitler en canlı örnektir. Ben milliyetçi değilim. Milliyetçilik anlayışı “Senin değil benim olacak” esasına dayanır. Milliyetçilikte sadece 'ben haklıyım' vardır. Birbirini yok etme vardır. Bu ikisinin ortası yoktur. Mesela ısrail-Filistin sorununda olan budur. Her iki taraf da 'Kudüs senin değil benimdir' dediği için sürekli çatışma vardır. Milliyetçilik engellenemezse Kudüs'te yaşanan bu durum yarın Kerkük'te de yaşanabilir. Çünkü milliyetçilikte sağduyu yoktur, kimse kimseyi dinlemez, demokratik diyaloğa kapalıdır."
'OPERASYONLAR SONUÇ DOĞURMAZ'
Türkiye'nin Güney'e yönelik operasyon tasavvurunu da değerlendiren Öcalan, "Türkiye'de olması gereken demokratik çözümdür. Türkiye'de Güney'e operasyon tartışılıyor. Amerika da Güney'e müdahaleye izin vermez. Türkiye Güney'e giremez. Ancak girerse de büyük kayıpla çıkabilir. Ve hiçbir şey de elde edemez. Bunların olacağını bildiğim için söylüyorum, uyarıyorum" şeklinde konuştu.
"Bu kadar insan kaybına yazık değil mi?" diye soran Öcalan, son gelişmeleri şöyle değerlendirdi: "Türkiye İsrail'in rehin alınan 2 askeri için o kadar girişimde bulunuyor. Bölgeye elçiler gönderek bu savaşın durdurulması için aracılık yapmaya çalışıyor. Sürekli ısrail ve Lübnan'a bu amaçla uçaklar gönderiyor. Hükümet, Halit Meşal ile görüşüyor, israil'e diyalogla sorunu çözme çağrısı yapıyor. Peki sormak gerekmez mi kendi topraklarında ölen bu kadar asker can değil mi? Hiç mi kıymetleri yok? Bunlar ve olası ölümler için neden bizlerle diyaloga geçilmiyor? Bu kayıpların, ölümlerin hepsinin sorumlusu hükümet olacaktır."
'KANI DURDURALIM'
Öcalan, şöyle devam etti: "Hükümet ve Devlet bunu mu istiyor? Umurlarında değil mi? Bu kanı durdurmak mümkündür. Samimi bir yaklaşımla işe başlanılabilir. Ben daha önce defalarca söyledim, çağrılar yaptım. Yeter artık, bu kanı durdurabiliriz. PKK üzerinde ne kadar etkim olduğunu bilmiyorum ama beni dinleyeceklerini tahmin ediyorum. Devlet ile Hükümetin Samimi yaklaşımdan sonra biz de üstümüze düşeni yaparız. Ateşkes çağrısı yaparım, çatışmalar durur. Sonrasında pratik adımlar atılır, güvenceler verilir. Bunun üzerine silahlı güçler Irak veya başka bir ülke parçasına çıkabilirler. Bizler de çözüm yoluna böylelikle gireriz. Son aşamada yasal güvence ile birlikte silahlar tamamen bırakılır."
DEMOKRATİK DİYALOG ÇAĞRISI
Öcalan, çatışmaların sona ermesi, yeni bir dönem başlaması için de şu düşünceleri dile getirdi: "Söylediğim gibi demokratik diyalog olmalıdır. 1 Eylül bir fırsattır değerlendirilmelidir. Bir demokratik çözüm programı geliştirilebilir. Diyalog olmazsa çatışma derinleşir. Askeri kayıpların yanında ekonomik olarak da var olan dört yüz milyar dolar borca bir dört yüz milyar dolar borç daha eklenir. Demokratik çözüm ve diyalog gelişmezse bu tehlikelerin yanı sıra daha önce söylediğim gibi daha büyük halk isyanları gelişir. Ben böyle olmasını istediğim için değil. Hayır, tam tersine uyarmak için ifade özgürlüğü çerçevesinde söylüyorum. Buna nasıl isyana teşvik denilmez. ılla da böyle değerlendireceklerse değerlendirsinler, isyansa isyan ne diyeyim."
'KENDİMİ KURTARMIYORUM'
Öcalan, şöyle devam etti: "Oysa benim burada yıllardır önerdiğim çözümler Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun yararınadır. Bu görülmeli, iyi anlaşılmalıdır. Erdoğan ve Baykal beni terörist ve Türkiye'ye zararlıymışım gibi göstermesin. Ben öyle iddia edildiği gibi Türkiye ve Türk kültürünün düşmanı değilim. Netice itibariyle ben de Türk kültürü ile büyüdüm. Ben öyle basit biri de değilim. Bu sınırlı cezaevi koşullarına rağmen sürekli okuyorum, araştırıyorum, kendimi geliştiriyorum. Bana iki ay dayanmaz, sekiz ayda biter demişlerdi ama ben sekiz yıldır direniyorum. Burada dile getirdiklerim yanlış ise çürütsünler, yanlış desinler. Kesinlikle kendimi kurtarma gibi bir kaygım yok. Halkların yararına olan çözümleri sunuyorum."
"ABD'ye yalvararak, ıran ve Suriye ile işbirliği yaparak PKK'yi yok edeceklerini sanıyorlar" diye konuşan Öcalan, "Ne olacak o zaman? Kürtleri iradesiz, zayıf ve zavallı mı görüyorlar? Kürtler bütün halklar gibi onuruna sahip çıkar. PKK'yi yok edince Türkiye homojen-tamamen aynı tek bir ulus haline mi gelecek? Bu mümkün değil" dedi.
Öcalan, şöyle devam etti: "Zaten Cumhuriyet'in ilk yıllarından sonra düştükleri hata da buydu. Kürtler zayıftır, eritiriz, bitiririz, tek bir millet yaratırız düşüncesine kapılmışlardı. Ama öyle olmadığı ortaya çıktı. Kürtler onurlarına sahip çıktı. Onurlu bir barış mücadeleleri sürüyor. Tek devlet, tek millet, tek dil, tek, tek, tek.. Herşey tek, tekçi. Bu mümkün mü? Bu anlayış, bu felsefe dünyanın en geri kalmış felsefesidir. Hürriyet gazetesi hala 'Türkiye Türklerindir' yazısı ile çıkıyor. Peki Türkiye'de yaşayan Kürtler, Araplar ve diğer halklar ne olacak? Bu tekçilik anlayışı kökenini eski Yunan felsefecilerinden birinden alır, son derece geri ve basit bir felsefedir."
'UZUN İÇİN ÇOK ÜZGÜNÜM'
Öcalan, avukatları ile yaptığı görüşmede, kanser hastalığına yakalandıktan sonra Diyarbakır'a gelen Mehmet Uzun'un durumuna da değindi. Öcalan, şunları söyledi: "Mehmet Uzun da sanırım hasta ve Diyarbakır'a gelmiş. Çok üzgünüm. Sanırım durumu Mahmut Baksi gibi. Umarım kısa zamanda sağlığına kavuşur. Kaybı halinde halkımız Mahmut Baksi gibi ona da aynı özeni gösterecek ve aynı yere defnedecektir. Sürekli kalbimizde yeri olduğunu bilsin. Kendisine acil şifalar diliyorum. ıyi niyet dileklerimi iletiyorum."
'TÜRKÇÜLÜK YAPAYDIR'
Türkiye'de "İslamcıyız" diye geçinenlerin hiç birinin ıslamla alakası olmadığını kaydeden Öcalan, sözlerine şöyle devam etti: "Bunlar paracı, rantçıdır ve insanların kanını emiyorlar, yoksul halkın sırtından geçiniyorlar. Halkın durumu hiç umurlarında değil" dedi. Bugünkü Türkçülük anlayışının ne derece yapay, Türklükten, Türk kültüründen ne kadar uzak olduğunu daha önce belirttiğini hatırlatan Öcalan, "Bu Türkçülük Osmanlı dağılırken işsiz kalan bürokratların kendi menfaatleri doğrultusunda oluşturdukları bir ideolojidir. Bunların bir kısmı Türk kültürünün bir parçası olan Orta Asya kültüründen bile habersizdirler. Bunların çoğu zaten Türk de değildir. ıttihat-Terraki kurucularının arasında neredeyse Türk yoktur. Mesela dört kurucusu Kürt'tür. ıçlerinde özellikle Çerkezler ve diğer unsurlardan da vardır. Mümtazer Türköne de –ki kendisi bir Türk milliyetçisidir- böyle demektedir" şeklinde konuştu.
Öcalan, Türkçülük tartışmalarına ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü: "Nihal Atsız bile bu durumun böyle olduğunu, bugün Türkiye'deki Türkçülük akımının yapay olduğunu, aslında Türk kültürüyle, gelenekleri, görenekleri ile alakasının olmadığını belirtmiştir. ıttihat Terakki milliyetçiliği kökenini Türklük dışındaki diğer unsurlardan almaktadır. Cumhuriyet öncesinde Yahudiler Selanik'te bir koloni kurmayı düşünmüşler ve bu düşüncelerini Mustafa Kemal'e götürmüşlerdir. Mustafa Kemal'den Selanik'i de almasını istemişlerdir. Mustafa Kemal bu öneriyi kabul etmemiştir. Biliyorsunuz daha sonra 2. Dünya Savaşı'nın bitimi ile bugünkü yerde ısrail Devleti kurulmuştur. Yanlış anlaşılmasın ben Yahudi düşmanı, anti-semitik değilim. Yahudi halkının da diğer Ortadoğu halkları gibi birlikte barış içinde yaşamaya hakkı vardır."
İslamcılık konusuna da değinen Öcalan, "Türkiye"de şu anki ıslamcılık anlayışı eşittir milliyetçiliktir" diye konuştu. Öcalan, şöyle devam etti: "Bu gün Türkiye'de milliyetçilik yapanların sosyolojik ve kültürel açıdan Anadolu Türklüğü ile hiçbir alakaları yoktur. Mustafa Kemal milliyetçiliği bunlardan farklıdır. Ancak Mustafa Kemal'in asıl mirası Cumhuriyettir. Bunu bir çok konuşmasında dile getirmiştir. Okumalarını inceledim ve 1923'e kadar Cumhuriyetten açıkça bahsetmemiştir ama kafasında bu tasavvur hep vardır. Cumhuriyeti uzun süre planlamıştır ve uygun koşulları beklemiştir. Fransız cumhuriyetçilerinden etkilenmiştir ve bir çırpıda Cumhuriyeti ilan etmiştir. Bu da O'nun Cumhuriyetçi yönünün ne kadar baskın olduğunu göstermiştir. Mustafa Kemal'in düşüncesinin yüzde 95'i cumhuriyetçilik ise yüzde 5'i ancak milliyetçiliktir. Laiklik gibi ilkeler zaten sonradan anayasaya girebilmiştir."
'RAYDYOYA EL KOYDULAR'
Yeniden yargılama ile ilgili 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği red kararını da değinen Öcalan, "Bu kararı derhal AıHM'e götürür dava açarız. Daha önce belirttiğim hususlar çerçevesinde yapılabilir. Avrupa Konseyi CIA uçaklarının yasa dışı yollardan insanları kaçırmasını hukuk dışı değerlendiren bir karar verdi. O karar da bu sefer kullanılır. Çünkü benim Yunanistan'dan çıkarıldığım uçak da CIA uçağıydı. Bu tamamen hukuka aykırıdır" dedi. "Türkiye, kendi koyduğu hukuk kurallarına bile uymuyor" diyen Öcalan, "Mesela radyo dinleme hakkım var, küçük bir kablo arızası vardı. Fakat üç haftadan beridir giderilemiyor ve bana verilmiyor. Dünyadaki tek iletişim kaynağım da kesilmiş durumda. Acele bir şekilde savcılık yoluyla büyük veya orta pilli uygun olan bir radyo ulaştırılırsa iyi olur. Gazeteleri sınırlı da olsa veriyorlar. Klima da iyi değil. Günde bir defa açıyorum. Ama sorun yapmıyorum, idare ediyorum şimdilik" şeklinde konuştu.
'DERİN DEVLET DARBECİDİR'
Derin Devlet isimli bir kitap okuduğunu, kitapta bazı gerçeklerden bahsediğini, ama tam olarak gerçeklere değinilmediğini ifade eden Öcalan, şöyle devam etti: "Gerçekdışı birçok iddialar da var. Kitapta güya ben 84'e kadar Türkiye yanlısıymışım da o tarihten sonra ABD'nin güdümüne girip, Türkiye karşıtı olmuşum. Yine Uğur Mumcu'nun tam da benim MıT'le bağlantılarıma ulaştığı esnada öldürüldüğü gibi saçma iddialara da yer veriliyor olsa da, Mahir Kaynak bazı gerçekleri görüyor, çırpınıyor ama elinden fazla bir şey gelmiyor. MıT'in ideologlarındandır. Kendisi de açıkça iki devletin olduğunu söylüyor. Mesela Emekli MıT yetkilisi Cevat Öneşi de önemli şeyler söylemişti. Derin Devletin kökeni Yıldırım Beyazıt dönemindeki Yeniçeri'lere kadar uzanır. Biliyorsunuz Yeniçeriler'in de büyük bölümü Türk değil devşirmedir. Derin devletin darbeci geleneği ta buralara kadar götürülebilir. ABD de bu milliyetçilik anlayışını 1950'lerden itibaren Sovyet tehlikesine karşı desteklemiştir. Sovyetler'in Afganistan müdahalesinden sonra ise ıslamcılığı ön plana çıkarıp destekledi ve bunu yeşil kuşak olarak adlandırdı."
'SİSTEMİMİZ KAVRANIYOR'
Cezaevinden kendisine yazılan mektupları değerlendiren Öcalan, "Veysel Güneş, Suat Gökalp isimli iki kişi, kendilerini tanımıyorum ama bana çok güzel, detaylı yazılar göndermişler. Belli ki yoğun bir araştırmanın sonucu. Gönderdikleri yazıları kitaplaştırarak yayınlayabilirler. Bu konuda onlara yardım edilebilir. Bu arada cezaevinden de bayağı sayıda, yaklaşık 14 mektup aldım. Çok memnun oldum. Oldukça güzel ve doyurucu yazılar yazmışlar. Erzurum, Midyat, Mardin, Buca, Sivas ve başka cezaevlerinden gelmiş. Dilek Kurt, Aysel Doğan, şadiye Manap vd. göndermişler. Bu tür yazıları yazmaya devam edebilirler. Sanat üzerine de yazabilirler. Demek ki yeni paradigmamız, düşünce sistemimiz kavranıyor. Mektubu ulaşan arkadaşlara selamlarımı iletiyorum. Haydar Ergül'e de selamlarımı iletiyorum" şeklinde konuştu.
'KURAN BARIŞÇILDIR'
"Evrenin zıtlıklara dayalı diyalektik üzerine kurulu" olduğunu kaydeden Öcalan, "Bilimsel olarak da bü durum böyledir. Bunu ispatlayabilirim. Bu tekçi anlayış, tanrı-kral, firavun ve Nemrutların oluşmasını beraberinde getirmiştir. Sonrasında da tek tanrılı dinlerin doğuşunda etkili olmuştur. Artık krallar, yöneticiler, elçiler bir yerde tek tanrının yeryüzündeki gölgesi haline gelmişlerdir. Zaten tek tanrılı dinlerin çoğu birbirine benzer, birbirinden etkilenmiştir. Kuran'a baktığınız zaman dörtte üçüne yakın Tevrat ile benzeşir. ıslam da diğer tek tanrılı dinlerin sonuncusudur ve onlar gibi başlangıçta toplumsal yaşamı düzenlemek için getirilmiştir. Barışçıldır. Dinde halkların inkarı yoktur. Hz. Muhammet Hudeybiye barışından sonra Kendisini arkadan vurmaya çalışan Yahudilere yönelmek zorunda kalmıştır. Sonrasında üzüntüsünden Kudüs'e yönelerek günlerce namaz kılmıştır. Bu yönelişinde Yahudi düşmanlığı yoktur. Fakat daha sonraları bazı akılsızlar bunu Yahudi düşmanlığına çevirdiler. Zamanla din milliyetçilikle özdeşleşti. Bunun sonucunda şiddet kültürü hakim hale geldi. Bakın Irak'ta din adına yaşananlar ortada, insan kesiyorlar. Avrupa'da 300 yıl din savaşları yapıldı. Yüzbinlerce insan ölümüne neden oldu." diye konuştu.
'GÜNDEM'DEN KORKTULAR
Öcalan Özgür Gündem gazetesinin kapatılması kararını ise şöyle değerlendirdi: "Gerçeklerin yazılmasından ve hukuksuzlukların açığa çıkmasından korktukları için Gündem gazetesini de kapatmışlar. Bu tür uygulamalara giriyorlar. Söylediklerimin halk tarafından öğrenilmesini istemiyorlar. Ben Kürtçü değilim, Bir Kürt ulus devletinin çözüm olacağına inanmıyorum. Böyle bir devlet kurup, buyur başına geç deseler, kabul etmem. Çünkü bu benim felsefeme dünya görüşüme aykırıdır. Çözümün Türkiye sınırları içerisinde demokratik birlikle olacağını defalarca söyledim. Biz demokratik cumhuriyeti, birlik beraberliği savunduğumuz halde gazete ve dergiler kapatılıyor. Oysa federasyon düşüncesini savunan şerafettin Elçi gibi kişilikler devreye sokulmaya çalışılıyor. Elçi, 'bütün dünya bizi destekliyor' diyor. Halk sormaz mı, kırk yıldır neredeydin diye. Nihayetinde halkla evlenilir. Dış güçlere dayanılarak bir yere varılamaz. Benim arkamda halkım var, bu da bana yeter."
Yasal uyarı: Fırat Haber Ajansı (ANF) sayfasında bulunan özel haberler, dosyalar ve ropörtajlar izni alınmadan yayımlanamaz... Bu ürünleri sadece abone olanlar değerlendirebilir...
Copyright 2006 ..
ANF NEWS AGENCY |
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: medscot Tarih : 2006-08-11 16:42:58 Puan :      |
|
Baskana bin selam. Nekadar gecte kalsak boyle bir onderin toplumumuzda cikmasi basarinin semboludur. Zulum kurtler icin hep orda idi baskanla beraber Kurtler kendini tanidi ve halen orada olan zulumle mucadele ediyor
Biji serok apo |
|
Yazan: ciwan12 Tarih : 2006-08-11 17:36:55 Puan :      |
|
|
Onderligin icinde bulundugu kosullar baz alinarak fikirleri degerlendirdigimde soyle bir sonuca variyorum.Her ne kadar karsimizda mert bir dusman yok isede bu bizim bir sansizligimiz isede boyle bir onderlige sahip olusumuz hem tarihsel gercekligimizdeki sansizligimizi hemde bahsettigim sansizligi yok etmeye yeterde artar bile.Bu dunya bir cok lider gordu,ama eminim BUYUK INSAN ONDERLIGIMIZ gibi bir lider bir daha yeryuzune gelmez.Bu konuda kurtler cok sansli oldugu gibi Tcde karsisinda boyle bir onderlik oldugu icin sanslidir.Tarih kitaplari yazacaktir ama turkler tarihe nasil hesap vericekler dogrusu merak ediyorum..Yasasin Baskan Apo.Biji serok apo |
|
Yazan: pirzanaaa Tarih : 2006-08-11 17:56:52 Puan :      |
|
|
Ilk basta sagi ve hüremtle, Sayin baskanimizi yani ulu önderimizi ve deyerli Srok Abdulah Öcalani selamlayip önünde egiliyorum iyiki varsin baskanim, Evet hevalar, Sayin baskanimiz Abdullah öcalana katilip, ve düsüncelerine katiliyorum bir daha söyliyorum IYIKI VARSIN BASKANIM Günesimiz kürt önderi, HER BIJJI SEROK APO_U_ HER BIJJI KÜRDISTAN |
|
Yazan: Karker_12 Tarih : 2006-08-12 04:39:26 Puan :      |
|
Baskana bin selam olsun. ve dun oldugu gibi yarinda senin cizginde Kurt halkinin ozgurlu icin sonuna kadar direnecegimize soz veriyoruz..
TC ya seni anlicak ve gereken adimlari atacak yada Kurt halkinin ozgurlugu icin yonumuzu daglara verecegiz..
Savasta da barista da seninleyiz Ey SEROK!
Saygilar... |
|
|
|
 |
| |
|