Gönderen: Rojaciwan Tarih: 27.08.2004, 10:19:15 (3639 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Merhaba, hoş geldiniz. Pil getirdiniz mi? (Önceki haftalar getirmiştik, verilmedi mi?) Hayır, verilmedi. (Gardiyanlara seslenerek) Geçen hafta getirmişler, fakat alamadım. (Gardiyanlar, ‘tamam, bakarız’ dediler.) Neyse, haftaya yine getirirsiniz. Önce teknik, kırtasiye işlerini halledelim, sonra gündeme geçeriz. Bazı kitaplar isteyeceğim. Wallerstein’ın Modern Dünya Sistemi’nin birinci cildini aldım, ikinci ve üçüncülerini de getirebilirsiniz. (Bunlar henüz çevrilmedi.) Murray Boochkin’in Kentsiz Kentleşme kitabını getirirseniz iyi olur. (Bu kitabı getirmiştik.) Alamadım, tekrar getirin. Wallerstein’in Irk, Ulus, Sınıf kitabını getirin. (Wallerstein’ın bugün getirdiğimiz üç kitabı arasında o da var. Böylece Wallerstein’ın tüm kitaplarını getirmiş olduk.) Tamam. (Elindeki Arkeoatlas’ın ikinci sayısını göstererek) Bu sayıda Son Kalkolitik Çağı ele alınıyor. Bu derginin ilk Kalkolitik Çağı ele alan birinci sayısını getirirsiniz. Arkeolojik Devrim adlı bir makale yayınlanmış, Urfa’daki son arkeolojik gelişmeleri ele alıyor. Bu yazının yayınlandığı dergiyi getirirsiniz. Eski Çağ Tarihi, Luwiler, Urartular, Hurriler, Hititler dönemiyle ilgili arkeolojik yazı ve değerlendirmelerin yer aldığı kitap ve yazıları getirebilirsiniz. Mahfi Eğilmez’in Anita’nın Laneti romanını getirebilirsiniz.
Son arkeolojik bulgular Hititlerle Hurriler arasındaki bağı ortaya çıkarıyor olabilir. Bunu bir tez olarak geliştireceğim. Ekrem Akkurgal bile çözemiyor. Bu onun resmi tarih düşüncesinin etkisi altında olmasından kaynaklanıyor olabilir. Hititler Hurrilerin Anadolu’ya uzanmış bir kolu olabilir. Bizim tarih kurumumuz var, bunu araştırabilir, o konuda yoğunlaşabilirler. İlkçağlardan bu yana Kürt tarihi zengin bir tarihtir; Mısır, Hitit saraylarına kadar uzanır; Mısır, Hitit, Mitanni, Hurrilerle devam eder. Hurrilerin başkenti Serêkani bugünkü Ceylanpınar’ın karşısında bir yerdedir. Orada yazıtlar ortaya çıktı. Türk tarihçiler ilgilenmiyorlar. Urartular öncesidir. Urfa’da arkeolojik devrim oluyor. Benim tahminim de öyledir. Urfa-Adıyaman-Diyarbakır üçgeninde zengin bir tarih yatıyor. O üçgende neolitik çağın oralarda geliştiğini gösteren pek çok bulgu var. Elazığ da buna dahildir. Onlarla ilgili ne kadar çalışma varsa okumak gerekiyor. Sevgi Aktöre’nin Anadolu’da Tunç Çağı Kentleri adlı kitabını istemiştim, bir derlemedir. Anadolu’da Demir Çağı adlı kitabı getirmiştiniz, Tunç Çağı’nı da getirirsiniz. Urfa ve Fırat’ın kıyıları kentlere öncülük ediyor; öyle sanıldığı gibi küçük değil, neolitikle birlikte kent devriminin izleri var. Önemli tarihi aşamalardır. Türkiye’de bu konuya fazla ilgi gösterilmiyor, bu çalışmaların geliştirilmesi gerekiyor. Bu konularla ilgilenecek kurumlar var mı, onu da bilemiyorum. Tarih ve Ortadoğu ile ilgili önemli bilimsel çalışmaları getirebilirsiniz, bazı tarihi romanları getirebilirsiniz. Yakın dönem İslam’la ilgili saptırmalar var. Bu konu üzerinde durulmaya değer. Bu konuda uyanık olmak gerekiyor. ABD’nin Irak politikası bunun üzerine gelişiyor. Yeşil Kuşak Projesi komünist kuşağa benziyor. Komünist kuşağı kullandığı gibi İslam’ı da Ortadoğu’da saptırarak kullanacaktır. Ama bu başına bela olacaktır. Sanırım tarihçi ve edebiyatçı arkadaşlar bunu göremiyor, açığa çıkaran çalışmalar yapamıyorlar. Savunmamdan yararlanın derken bunu kastediyordum. Ondan kızıyorum. Türk aydınlarının savunmadan etkilenme şeyini seziyorum. Makalelerden, tartışmalardan anlıyorum. Resmi tarih anlayışı kupkuru hale getirmiş. Devleti değişim ve dönüşüme uğratabilirdik. Kürt aydınlanmasını daha da geliştirebilirdik. PKK farkında bile değil. Hele PKK’nin bu kadar sığ olması beni öfkelendiriyor. Ne ideolojide, ne politikada, ne örgütsel çalışmalarda bunu yapabildiler; hele demokratik çözüm konusunda bir açılım getiremediler. Boockhin ve Wallerstein’ın bu yönlü çalışmaları var; ben geliştirmeye çalışıyorum. O noktayı yakalamak önemli. Demokratik akımı Ortadoğu’da kökleştirebiliriz. Basın, medya ilgisiz; kurumlar yapamıyor. Beş yıldır Avrupa’da değişim-dönüşüm adına ne yaptın? Sen beş yıldır Avrupa’da bir şey yapma, sonra karşıma çık! Beni çocuk mu sanıyorsunuz? Ya dürüst olur, demokratik akımı anlar, ideolojik duruşum nedir, bunu anlarsınız; ya da siyasetin kenarına yaklaşmayacaksınız. DEHAP için de söylüyorum: Ya demokrasiyi anlayacaksınız ya da bulaşmayacaksınız. İnsanın çıldırası geliyor. Partinin teorisinden ve pratiğinden bir şey almayacaksınız! Bu böyle olmuyor. Kürt meselesini çözümlerken altı iktidar statüsünü bilmek gerekiyor. Bir askeri, iki siyasi, üç sosyal, dört ekonomik, beş psikolojik iktidar statüsü; altıncısı ise bio-iktidar statüsüdür. Foucault’nun da ele aldığı bir kavram, son zamanlarda geliştiriliyor. Bio-iktidar insan canlılığı üzerinde kurulan bir iktidar. Bu deneniyor. Kürtlerin nüfus yapısı üzerinde yoğun uygulanıyor; açlıkla terbiye edilmeye çalışılıyor. Diyarbakır halkı tümüyle açlıkla terbiye edilmeye çalışılıyor. Basında takip ediyorsunuz, bu son kredi şeyleri bunu gösteriyor. Bu iş AKP’ye verilmiş. Bunları gözleyebilirdiniz, bu konuda on kitap yazılırdı. Bunları görmeden nasıl siyaset yapılır? Onların çözümlemesi yapılmadan nasıl politika yapılır, nasıl belediyecilik yapılır? Bilinç seviyeniz yetersiz herhalde. Özgür Yurttaş Meclisi bence devreye girebilirdi. Bir yandan tarihi toplumsal gerçekliklerini açığa çıkarır, bir yandan halkı müthiş örgütlerdiniz. Kimse buna bölücüsünüz diyemez, yasalara aykırılığı iddia edilemez. Mustafa Kemal’in ömrünü adadığı cumhuriyet toplumu tarikatlaştırılıyor. Cumhuriyet devriminin özü özgür yurttaş, demokrasinin özü de Özgür Yurttaş Meclisidir. Cumhuriyet felsefesi böyle olmalıdır. Mustafa Kemal’in pozitif aydınlık yanlarına saygıları varsa özgür yurttaşlığın önünü açarlar. İlkel milliyetçilikle kesinlikle sonuç alınamaz. Dinci ideolojilerin yol açtığı sonuçlar ortada. Dinci politika Amerikan icadı. İşte El Kaide’nin nasıl bir gelişim izlediği biliniyor. Türkiye’de dinci ideolojinin yansımaları da biliniyor. Efendi adlı roman sanırım bu konuyu işliyor, henüz okumadım. Milliyetçilik Türklere dışarıdan dayatılıyor. Almanlar Orta Asya’ya gitmek için Türklere milliyetçiliği aşıladılar. Türkiye’nin böyle bir milliyetçiliği yoktu. Sabetaycılığı ise Türkleri Müslümanlıktan koparmak için empoze ettiler; Türkleri izole etmek, dıştan dayatmalarda bulunmak için bunu yaptılar. Mustafa Kemal Anadolu yurtseverliğine taşırmak istedi; bu konuda ne kadar başarılı olduğu tartışılır. Filistin ve İsrail milliyetçiliğinin Filistin’i ve İsrail’i ne hale getirdiği ortada. Türk milliyetçiliğinin Türkiye’yi getirdiği nokta belli. Enver Paşa milliyetçiliği Osmanlı’yı kaybettirdi. Bu dinci ve milliyetçi ideoloji ile devam edilirse Anadolu da elden gider. Bunu anlamıyorlar. Kürtlere 19. yüzyıl Ermeni milliyetçiliği, Grek-İyonyalıların rolü veriliyor. Bu onların sonunu getirdi. Sırf İngilizlerin günübirlik politikası için bin yıllık tarih yok edildi. Almanya, İngiltere politikaları halklara kaybettirdi. Türkler imparatorluğu kaybetti; sonuçta Ermeni, Rum gitti. Kürtler kaldı, ama nasıl kaldı? Kadavrası kaldı. ‘Apo Güney’deki devlete karşı’ deniliyor. Mesele devlete karşı olup olmama değil. Arafat devleti, İsrail devleti yıkıma götürüyor. Milliyetçilik iki halkı da zehirlemiş. Yapılmak istenen Kürt milliyetçiliği de Arafat devletine benziyor. Bu, kıyıma götürür. Aynı anlayış, Irak’ta Kürt milliyetçiliği eliyle kukla bir devlet yaratmak istiyor. Aslında ben buna ikinci bir İsrail demiştim; ikinci bir Filistin de diyebiliriz. Sonuçta Arap, Acem, Türk milliyetçiliğiyle çarpıştırılacak. Peki, sonuç ne olacak? 97’den beri ben buna karşı direndim. Bizimkiler bunu da anlamadılar. Osman alçağı gitti, Talabani’ye sığındı; bir bölümü KDP’ye sığındı, bir bölümü de Avrupa’ya kaçtı. Kürtleri boğazlaya boğazlaya ikinci bir Filistin çıkaracaklar. Kürt devleti bunun ana karargahı olacak. Türkler de kendini başarılı zannediyor. Kürtler vurula vurula, vuruşturula vuruşturula... İşte emperyalizmin, küresel kapitalizmin Ortadoğu’da Kürtlerin kanına dayalı gelişmesi, yaygınlaşması! Küresel kapitalizmin yeni aşaması halkların kanı üzerinde gelişecek. Bunun aşılması gerekir. Emperyalizmin bu tezi kapsamlıdır. Yeni dönemi bazı ayrıntılarıyla birlikte ortaya koymak istedim. Yeni düzende, 19. yüzyılın Ermenileri ve İyonyalıları gibi olmamak için demokratik çizginin yoğunlaştırılıp kurumlaştırılması gerekiyor. Halk Kongresi bunun ifadesidir. PKK yeniden ideolojik, politik olarak kendini yenilemeli. Bu konuda iddialı, kendine güvenen, ideolojik-politik tutumu olan, bilime inanan, yaşamını adamak isteyenler PKK’de yeniden yer alabilir, yoğunlaşabilir. Öyle koltukla, mevki ile ilgisi yok; böylelerine uzaklaşmak düşer. Kongra-Gel demokratik çözümün temel siyasal formasyonudur. Kongre içerisinde halkın ihtiyaçlarına uygun komünden birliklere kadar her türlü kurum oluşturulabilir. Bunu demokratik tutumu olan kişilikler oturtabilir. Böyle olursa ikinci Asur, ikinci Filistin, İyonya, Ermeni katliamı yaşanmaz. Dört parçada kendi demokratik sistemlerini geliştirirler; diğer yandan despotik devlet geleneğini demokratik dönüşüme uğratırlar. Bunlar tartışılıyor mu? Bu temelde çizgilerini yeniliyorlar mı? İdeolojik-politik patlama yapmaları gerekir. Yasaklara da sığınmasınlar, öyle yasak da yok. Halk topyekün olarak örgütlendi mi, kimse ona katliamı dayatamaz, kimse açlıkla terbiye etmeyi dayatamaz. Milliyetçilik, devlet ilk çağdan bu yana özgürlüksüzlük demektir, eşitsizlik demektir. Devleti amaçlamak köleliği amaçlamaktır. Ama burjuva Kürt devletine karşı değiliz, ancak ona demokrasiyi dayatırız. Devlet, iktidar kliğinin baskı aracıdır; devlet ne halkları kurtarabilir ne de demokrasiyi getirebilir. Arapların yirmi iki devleti var, Afrikalıların da pek çok devleti var, ama en çok ezilenler de onlardır. Devletin kendi başına kurtarıcı rolü yoktur. Toplumun başına beladır. Devletin kanserleşmesi, urlaşması olayı var; bunu kimse çözemiyor. Türkiye’de de aynı şey yaşanıyor. Erdoğan patinaj yapıyor. Yaptığı reform falan değil, AB için makyajdır. Bir kadın kendini ne kadar makyajla beğendirebilirse Erdoğan da o kadar beğendirebilir. Devletin demokratik açılıma ihtiyacı var. Ben bu konularda pek çok açılım getirdim. PKK de buna tenezzül bile etmedi. Ferhat şimdi demokrasiden bahsediyor. Sanki demokrasiden haberi var da! Bitmiş kişilikler, zavallı tipler, rezil takımı. PKK’de değerli, yürekli arkadaşlar olduğuna inanıyorum. Benim için kendini yakanlar oldu. Cezaevinde yıllarca yatanlar oldu. Kalanlar buna saygılı olmalı. Pis politik hesaplar yapmamalı. Bir kez daha uyarıyorum: Aksi halde yaklaşmamaları gerekir. Çok ciddi bir aşamaya gelinmiştir. Bununla oynanamaz. ABD Ortadoğu’da statü değiştirmiştir. Necef bunun bir örneğidir. Kerkük her an patlayabilir. Bunu önlemenin yolu demokratik çizgiyi derinleştirmektir. Doğru bir savunma, doğru bir demokratik toplum hareketi çok şeyi değiştirebilir. Tarihi çözümlemeler geliştirdim. Herkes belli düzeyde saygısızlık gösterdi; hala anlayamadılar. Tecrit edildim. Siz de neden bu kadar beceriksiz çıktınız, neden objektif olarak tecride alet oldunuz? Devlet bile savunmamda belli bir çözüm imkanı olduğunu anladı. Tümü için demiyorum, en azından bir kesimi anladı. Bana ‘Başkanım’ diyorsunuz. Başkan sözü, düşüncesi, iradesiyle başkandır. Başkan halkın çıkarı, onuru ve bilincidir. Kendinize saygıyı, kendinize bağlılığı ifade ediyorsunuz. Ben sadece bunun simgesi oldum. Sizi de halkın bir parçası olarak gördüm. Doğru düşünce, özgür irade, doğru bilinç sahibi olasınız diye sizlerle tartıştım; sevgiyle ve saygıyla yaklaştım. Beş yıl sonra karşıma şeyi çıkardınız. Biri almış başını gitmiş, öteki gırtlağına kadar iktidara batmış. DEHAP’ta da koltuk şeyleri gelişmiş. Bizans tartışmalarını terk etmek gerekir. Anlayıp bir sonuca gitmeniz önemli. Ciddi olmak zorundasınız. Benim avukatlığımı yapmak ciddi bir şeydir. Sonuçları böyle olduktan sonra avukatlık çabalarınız boşa gitti. Hatice değil netice beni ilgilendiriyor. Ne yazıyor değil, ne yapıyorlar, o önemli. Bana saygılı olarak yaşamanın değerini idrak etme zorundalar. Devlet bile ilişki, diyalog, çelişki şeyimi dikkate alıyor. Burada nefes alışverişim bile problem. Beş yıldır dağda temiz hava aldılar. PKK’de değerler var; Rusya’da Taylan, Avrupa’da Barzan kendilerini yaktılar, onlar çok gururlu ve onurluydular. Kaldı ki Avrupa ve Rusya o kadar kötü de değildi. Ama buna rağmen kaskatı kesildiler, kendilerini yaktılar. Ben kendilerini yaksınlar da demiyorum. Eğer yoldaşlarsa değerleri doğru takdir etmeliler. Böyle yaklaşırsanız birlikte yürüyebiliriz. Benimle savaş halinde de olabilirsiniz, ama akıllı savaşçılar olun. Ferhat’ınki bir kullanma mantığı. Ya ciddi bir demokrasi çizgisi içinde olacaksınız, ya da sizi maskaraya çevirirler, yok ederler. Türkiye’de politikayı böyle yaparsanız, sudan çıkmış balığa dönersiniz. Bu konular önemli, anlamanız gerekir. Avrupa’dakilere, dağdakilere, aydınlara anlatın. Yoksa hepsi kaybeder. Burada yüksek performans gösterdim, büyük bir direnme içerisindeyim, büyük bir aydınlanmaya güç getirdim, bunları gündeminize yansıttım. Üç kelimeyi bile anlasaydınız tutarlı yurtseverlik yapardınız, destanlar yaratırdınız. Yazdınız, ama neden anlatamadınız? (İnşa Komitesinin aktarımları var, tümünün yansıtılmasını istiyorlar, önemli buluyorlar. İnşa Komitesi olarak örgütsel toparlanmayı sağlamak için yoğun çaba harcadıklarını, ancak örgütün bir türlü toparlanmanın rayına giremediğini, İnşa Komitesinin dikkate alınmadığını, herkesin Önderliği ve örgütü kendine göre yorumladığını, kendini merkeze aldığını, bu nedenle zorlandıklarını...) Bana bu hikayeleri bol bol anlatsınlar! (Sağ eğilimin başından beri çeteleşip dış bağlantılarını kurduğunu, sonradan dağa gelişlerinin örgütü ele geçirme amaçlı olduğunu, bunu başaramayınca diğer güçlere sığındıklarını, bu kesimin Süleymaniye’de partileşmeye gittiğini...) Partilerinin adı nedir? (Kürdistan Yurtsever Demokrat Partisi.) Demek KDP ve YNK isimlerini birleştirmişler, ABD’nin de yardımıyla Türkiye’ye dayatacaklar. İşin içinde ABD ve YNK var. KDP’den de faydalanmak istiyorlar. (YNK’nin KDP’den eski kaçanları isteyerek UNİTA tipi bir örgütlenme yaratmak istediğini, bunların örgüte ve Önderliğe karşıt olduklarının net olduğunu, 99 yılından beri çeteleştiklerini, bu grubun öncülüğünü Botan, Ekrem, Serhat ve Kani’nin yaptığını, Botan’ın liderlik yaptığını, Ferhat’ın ise bunlarla sonradan ittifaka girdiğini, o grubun Ferhat’ı zırh olarak kullanmak istediğini, Ferhat’ın da buna dayanarak güç olmak istediğini, sonuçta büyük örgütsel tahribat yarattıklarını, sol çizginin ise başlangıçta girdiği özeleştirisel yaklaşımdan Ferhat’ların kaçışından sonra uzaklaştığını, bu kaçışlara dayanarak haksızlığa uğradıklarını ve mağdur edildiklerini davranışlarıyla yansıttıklarını...) Sözde radikal kanat bunu yapıyor. (Bu arkadaşların Önderliğe karşıt olma, karşıtlık temelinde kendilerini güç haline getirme durumunun olmadığını, ancak objektif olarak sağ eğilime zemin sunduklarını, çözümü geliştiremediklerinin açık olduğunu...) Bu hale getiren kendileri. Karşıtlık yapamazlar, çünkü benden yararlanıyorlar: Bu şey Dev-Yol ile Dev-Sol ayrışmasına benziyor. Ferhat aynen Taner gibidir; Taner de Avrupa yaşamının düşkünlüğünü getirdi, evlilikler başladı, Abbas giller de Dev-Sol’a benziyor. Aynı şeydir. Ben sağ iken Dev-Sol olamazlar. Bu sorunların aşılması için adam gibi adam gerekiyor. Sol zaaf sağ zaafa yol açar. Rıza gillerin de hesabı büyüktü. Ben olduğum için yapamadılar. Ferhat’ların arkasında ABD oluğu için gelişebilirler. Para var, kadın var, bunları halk üzerinde kullanacaklar. AKP gibi. Her biri bir çete olarak hareket eder. Ancak duyarlı demokratlar bunu önleyebilirler. Beni anlıyorlarsa uygulayabilirler, benim adıma savaşamazlar. Yoksa savaşı kendi adlarına yürütüyorlar derim. Botan on bin kişinin katilidir. Suçsuz .yere gençleri harcadılar, suçsuz yere adam öldürtüp bunun üzerine rütbe verdiler. Bunları zamanında önleyemediğim için üzülüyorum. (Merkeziyetçilik ve hiyerarşiye karşı merkezkaç eğiliminin geliştiğini, örgütsel işleyiş açısından bir karışıklığın yaşandığını, PAJK’ın bir ideolojik merkez gibi kendini örgütlediğini, ancak Kongre ile organik bir bağının olmadığını, TECAK’ın öyle bir örgütlenme dayattığını, diğer parçalardaki partilerin de böyle yaptığını, bunun bir örgütsel karmaşaya yol açtığını, İnşa Komitesinin bu durum karşısında zorlandığını, yetersiz kaldığını...) Adam yoksa ben ne yapayım? Halen benden ne isteniyor? Demokratik bir partiyi yaratamıyorsanız, yiğit olamıyorsanız emeğin tümü boşa gider. Burjuva, feodal üçkağıtçılığı iyi bilenler halkı alır kullanır. Sizler yırtıcı demokrat politikacılar olabilirsiniz. Tutarlı, halkına bağlı yurtseverler olamadınız. Yiğitseniz, eylemciyseniz çizdiğim çerçevede kendinizi örgütlersiniz. Anam “Bunlar çalışmayacak, tembellik ve mirasyedicilik yapacaklar; sen çalışacaksın, onlar yiyecekler” diyordu. Böyle giderse Celal kurt gibi adam, hepsini yer atar. (Soruşturma raporunu iç netleşmeyi sağlayıp örgütsel toparlanmanın ve çıkışın zemini yapmak istediklerini, ancak sürecin uzamasının tehlikeli olduğunu...) Benim açımdan mesele aydınlandı. Artık buna ihtiyacım yok. İster sonuçlandırsınlar ister sonuçlandırmasınlar, kendileri bilirler. (Ayrıca diğer bir önemli nokta olarak bu sağ eğilimin Suriye ve Irak’ta tahribatlarının büyük olduğunu, Suriye sahasında çalışanların kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak duruma geldiklerini, Irak sahasında bine yakın kadronun düşürüldüğünü, iki yüze yakın evlilik yapıldığını, bununla sosyal zeminlerini yaratmak istediklerini; Kemale Sor üzerinden Suriye partisinde etkili olmaya çalıştığını, yine Doğu ve Güneyde de etkili olmaya çalıştıklarını, Irak sahasındaki kadronun provoke edildiğini ve mücadele yönünün örgüte yöneltildiğini...) Suriye halkı bana bağlıdır, beni destekler, bana hep inanır. Ama kadro rolünü oynayamıyor, sahip çıkamıyor. İran’a, Suriye’ye İnşa Komitesi niye sahip çıkamıyor? Televizyon var, radyo var, halk var; halkımız bağlı, kendilerine gelsin, üzerine gitsinler. En güzel mesajlarımı verdim. Üzerinde dursunlar. Halk yine gelir. (Önümüzdeki süreçte sağ eğilime karşı ideolojik ve siyasal mücadele yürütüp kampanyaya dönüştürmeyi düşünüyorlar.) Hala düşünüyorlar mı? Bir daha bana böyle rapor yazmasınlar. Ben dünyanın en ağır mahkumuyum, burada nefes alamıyorum. Bunların uygulanmayacak nesi var? Bunlarla konuşun, şahlanarak Türkiye’de de bunların üzerine gitmek gerekiyor. Allah belalarını versin, aynen böyle yazın. Hala düşünüyorsanız çok çok zavallısınız. Kurt gibi olmalısınız. Senin hayatını, halkını elinden alıyorlar, daha ne bekliyorsunuz. Bunların boğazına sarılmalıydınız. Halktan bir birey bile sizin yaptığınızı yapmazdı. Beş yıl önce onlar daha ilk adımı attığında boğacaktınız, nefes aldırmayacaktınız. Yarın hepinizin kanına girerler. Kardeşim değil, kim olursa olsun. Bütün birimleri, gerçekleri hızla kavrayarak harekete geçirin, gerekeni yapın. Aksi halde tehlike var, oyun var. Bunu devletlere de anlatın. Küreselleşme, emperyalizm işin içine girdi, karıştı. Irak gibi Kürtleri de vurup vuruşturacaklar. Aslında halkları başka türlü bitirmek istiyorlar. Anadolu’ya da sıra gelecek, Anadolu’yu 1920’lerden daha beter hale getirecekler. (Ateşkese ilişkin olarak Kongra Gel, HPG Merkezi, PAJK Koordinasyonu ve birçok arkadaşların ortak tartışması sonucu çok erken gelişecek bir ateşkesin bazı sakıncalarının olabileceğini, hazırlık için bir zamana ihtiyaçları olduğunu, ateşkesi uygun gördüklerini, HPG’yi ikna etmek ve hazırlamak için bir buçuk iki ay gibi bir zamana ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar. DEP’lilerle de görüştük. Devletten Özal süreci benzeri bir sinyalin alınmadığını, ancak sermaye ve hükümet çevrelerinin, demokratik kamuoyunun AB sürecine dikkat çektiklerini, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için Aralık ayına vurgu yapıldığını, çatışmaların zorladığını, çatışmaların durmasının bu anlamda olumlu olacağına dair görüş belirttiklerini, DEP’liler böyle bir çağrının uygun olacağını, yapmaya hazır olduklarını belirtiyorlar.) Savaş hızlı değil, meşru savunma şeyidir, alevli değil. Leyla gilin grubu gelişebilir, barış ve diyalog girişimine dönüşebilir, Avrupa ve ABD üzerinden diplomatik girişimlerde bulunabilir. Siyasi çözüm yolu açılırsa silahları bırakma dahil gelişme olur. Hızla diyaloglar geliştirsinler. Makul taleplerimiz var, bunu on madde halinde aktarmıştık. Beni kısmen temsil edebilirler. Siz de destek sunabilirsiniz. Daha fazla alevlenmesini istemiyoruz, siyasi diyalogla çözüme gitmek istiyoruz: Biz kardeşçe çözüme gitmek istiyoruz. İnsan haklarını geliştirmek zorundalar, demokratik haklarımızı vermek zorundalar. Dağda, özellikle Irak’ta sorunu halletmek için diyalogu zorlamalılar. AB ile diyalog geliştirsinler, bunları takip etsinler. Belediyeler, DEHAP, KESK katılabilir. Bu alevi söndürmek istiyoruz desinler. Süreç 1919’a benziyor. Demokratik çözüm gelişmek zorunda. Aksi halde baharla birlikte gerilla savaşı alevlenir. Ben de önleyemem. İnşa Komitesi de önleyemez. Güney’deki adam Kuzeydekine söz geçiremez. Siyasi çözüm gelişmezse yoğun katılım da olur, sayı ikiye katlanır. Onlara söz geçiremem. Otonom gruplardır, doğru bildiklerini yaparlar, siyasi diyalog yolu açık olursa önleyebilirim. AKP ile gidip görüşülür. Bu iş ABD’ye bırakılamaz. Erdoğan’a barışçı adımlar atmalı denir; ABD PKK’yi parçaladı, Kürtlerin kontrolünü eline alıyor denir. Ben daha önce Bahçeli, Ecevit, Yılmaz koalisyonu için gidecek dedim; dikkate almadılar. Seçimde yerle bir oldular. AKP için de söylüyorum. AKP de gider, iktidar hastası bunlar. Kürt-Türk birbirine girer. Ben ülkenin bütünlüğüne ve kardeşliğe evet diyorum. Emeğe saygılıyım, şiddete son vermek istiyorum. Olmazsa, baharla birlikte çığ gibi gelişir. Bahara kadar süreleri var. Benim tecrübem var. Kerkük tehlikeye girerse Botan’a da girerler, buraları doldururlar. Bizi de ele geçirmek isteyecekler. Filistin gibi olur. Rumlara yaptığın kardeşlik teklifini neden Kürtlere yapmıyorsun? AKP’ye götürüp sonuç almak gerekir. Sonuç alınmazsa baharda gerilla gelişir, on bin kişiye ulaşır, otonom gruplar oluşur, her tarafa saldırırlar. Bunların kontrolünü birileri ele geçirmek ister. İran’dan Ermenistan’a, Araplardan ABD’ye kadar herkes. Sonuç kötü kaybedilir. Bunlar önlenebilir. Demokratik Toplum Partisi projesini iki üç ay içerisinde geliştirin. En yırtıcı tarzda örgütlenerek toparlayıcı olmalısınız, barış için çok güçlü bir kuvvet olmalısınız. Barış kardeşlik, zenginlik ve özgürlük getirir. Biz buna öncülük ediyoruz. Süreç böyle gelişir, meşru savunma temelinde olur. Yılbaşına kadar böyle gider. Sürecin köklü çözümü için Leyla gil Hükümetle, Avrupa’yla görüşülmeli. Baharla birlikte dağdaki gücü çekebiliriz. Ama yeşil ışık görürlerse. ABD’ye havale etmek demek, savaşın kızışması demektir. PKK’yi yok edemezsiniz, Kürtleri de küçültemezsiniz. Bu işin arkasında yüzyıllık lobiler var, başkalarını devreye sokarlar. Sağlıklı olmayı isterim, dikkat de ediyorum, ama garanti verilemez. Sizinle hep son kez görüşüyormuşum gibi konuşuyorum. Bunu yanlış anlamayın, farklı yere çekilmesin; özü önemli. Umarım uzun süre götürürüz. İnşa Komitesi partileşme çalışmasını hızlandırsın. Kongra-Gel kendini formasyona kavuştursun. Birliklerini, bilimsel, ekonomik ve sosyal kurumlaşmalarını tamamlasınlar. Hukuk Komitesi içinde halka dönük yargı mekanizması oluşturabilir. Altı aya kadar güçleri eğitebilirler. Kendilerini zora sokan eylemlere girmemeleri gerekiyor. Türkiye’de hızla barışçıl sürece girilmesi gerekiyor, Hükümetin barışçıl adımlar atması gerekiyor. Gürcistan için önerdikleri tek yol müzakere yaklaşımını yanı başındaki Kürtler için de uygulamalılar. Baharla birlikte on bin gerillaya ulaşılır. Sadece PKK değil, sağcısı solcusu herkes işin içine girer, felaket olur. Bunun sorumlusu ben değilim, tarihi sorumluluk hükümettedir. Bu Türkiye için son bir fırsattır. Güney’de, Avrupa’da fırtına gibi kaçanların üzerlerine gitsinler. Affedilmeyi isteyenler varsa fırsat da verilir. (PAJK Koordinasyonu ve Avrupa kadın birliklerinin mesajları vardı, aktarmak istiyorduk.) Onlar için çok özel şeyler geliştirdim. Bugün zaman yok. Önümüzdeki hafta onlara ilişkin özel toplantı yaparız. Selamlarımı iletin. (Bir ihtiyacınız var mı?) Hayır, sadece pil getirin.
Mehmet Öcalan Görüşme Notları : Merhaba, nasılsın? (İyiyim.) Güneydeki gelişmelerden senin de bilgin vardır herhalde. Bunların geçmişleri de böyleydi. Kemal Pir arkadaş bunların içindeki bazı kişilerin durumlarını o zamandan tespit etmişti. Bana aktardı. Bunların amaçları kendilerini yaşatmaktır. Partilerinin isimlerinde yurtsever kullanmışlar. Bunlar yurtseverlik seviyesinde değiller. Aslında ben Suriye’de iken bazılarının kişiliklerini o zaman tespit etmiştim. 1992’lerde Osman’ın durumu o zaman açığa çıkmıştı... (Onların durumunu o zamandan tespit etmişsiniz. Amaçlarının bireysel yaşam olduğu açık. O zaman bireysel yaşamlarına uygun evliliklerine izin verilip başka ülkelere gitmeleri bu durumlara gelinmesini engellemez miydi?) Biz o zaman da kazanmayı esas aldık. Amacımız oydu. (Onlar gibi düşünenler var. Bazıları açığa vuruyor, bazıları da içte tutuyor, zamana bırakıyorlar. Bizim bütün alanlarda böyle düşünenler ve yaşamak isteyenlerin partiler içinde, kurumlar içinde var olduğunu düşünüyorum.) Bu aşamada bunlara kaba güçle karşı koymak mümkün değil. Ama kurumlarda çalışan arkadaşlar halk karşısında bunları teşhir etsinler. Kurumları yozlaştırmaya kimsenin hakkı yoktur. Bu demokrasi değildir, sosyal yaşam değildir; bu yozlaştıran bir yaşamdır. Gidenlerin, onlar gibi düşünüp içimizde kalanlar dahil teşhir edilmesi gerekir. Gidenlerin bağlantıları kiminle vardır? Bizim yeğenin onlarla bağlantısı var mı, yok mu? (Bağlantı olduğunu sanmıyorum, yoktur. Yeğenin Mehmet de cezaevinden çıktı.) Onun durumu nasıl? (Şu anda bilmiyorum.) Yusuf’un çocukları nerede, ne yapıyorlar? (Küçük Fırat gidenlerle birlikte; babası, diğer oğlu Avrupa’da, ne yapıda olduklarını bilemiyorum.) Yeni oluşumun içinde kimse dışarıda kalmayacak. Güneydeki gelişmeler tehlike yaratabilir. Herkesi kapsayacak bir yapılanma ile bunun önüne geçmeliyiz. Bu yeni oluşum çalışmalarını sen nasıl görüyorsun? (Bazı gelişmeler var, ama somut olarak fazla bir şey ortada yok.) DEP’li arkadaşların durumu nasıl? (Selamları var.) Onların yeni partide köprü görevi yapması gerekir. Kimsenin kendini dışarıda bırakmaması gerekir. Bu aşamada herkesin gücü oranında katkı sunması gerekir. Bir şeyleri varsa tartışsınlar, doğruyu bulsunlar. Yasal zeminde DEP’liler kurucu olabilirler mi, olamazlar mı? (Ben kesin olarak o durumu bilmiyorum.) Yasal sorun bile olsa bu çalışmaları yapmalarına engel değil. (DEP’liler ateşkesin olumlu olacağını söylüyorlar.) Fiilen zaten savaş yok. Savunma hakkını kullanıyorlar. Bahara kadar böyle gider. Ondan sonra benim de engelleyemeyeceğim durumlar ortaya çıkabilir. Bu aşamada ateşkes denilmez. Dağdakilerin sorununun çözümü için yasal çerçeve oluşturulması ve bunu sağlamak için görüşmelerin yapılması lazım. Bu Avrupa ile de olabilir, hükümetle de olabilir. Bu diplomasiyi DEP’liler yapabilirler. Televizyonun, basının durumu nasıl? Oradaki tartışmalara kim katılıyor? (Her yapıdaki düşünceye sahip olanlar düşüncelerini açıklıyorlar.) Eskiye göre iyi midir? (Biraz iyiye gidiyor. Gazetedekiler yeniden yapılanmalarını gerçekleştirmek için toplantılar yapıyorlar.) Özgür Halk, gazete bu tartışmalara devam etsinler. En doğrusunu herhalde ortaya çıkarabilirler. (Evet, çalışmaları devam ediyor.) Hem gazetede, hem Özgür Halk’ta çalışanlara başarılar ve saygılarımı söylersin. Cezaevinden çıkanlar ne yapıyor? (Sabri arkadaş cezaevinden çıkanların yeni çalışmada daha çok eğitim çalışmalarında yer almalarını önermiş.) Yetenekli olanlar, birikimli olanlar sadece eğitim değil, çeşitli alanlarda, yeni oluşumda da yer alabilir. Yeteneklerine göre yer verilir. Özgür Yurttaş Hareketine de başarılar diliyorum. Selam ve saygılarımı iletiyorum. Senin kızlar neredeler? (Avrupa’dalar.) Arkadaşlar onlarla ilgilensinler, eğitsinler, dil öğrensinler. Kızlara söyle, layık olmaya çalışsınlar. Başka ne var ne yok? (Birçok kişinin size selamları, saygıları var. ) Benim de herkese selamlarımı söylersin.
|
|
|
|
|