Görüşme Notları: Öcalan: Akan kanı durduralım
Gönderen: Cudibotan Tarih: 09.09.2006, 13:42:22 (2815 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

İSTANBUL (09.09.2006)- Bir ay aradan sonra avukatları ile görüşme olanağı bulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, kamuoyuna önemli mesajlar verdi. Barış çağrılarının isyan olarak değerlendirilip kendisine cezalar verildiğini vurgulayan Öcalan, yıllardır söylediği barışçıl demokratik çözümün gelişmemesi halinde önlemeye çalıştığı bir Türk-Kürt savaşının gelişeceği uyarısında bulundu. Toplumda bir anti-Kürt dalgası geliştirilmeye çalışıldığını kaydeden Öcalan, "Aslında bunları yapanların da Türklükle bir ilgisi yoktur" dedi. Öcalan, "Gerçekten ant-i Kürt olanların toplam sayısı yüzbini geçmez. Bu kesim devletin içerisinde bazı bürokratik ve diğer önemli mevki ve noktaları ele geçirmiş, bunu korumak için Ant-i Kürtlük yapıyorlar" diye konuştu....

Bu haberin kürtçesini okumak için tıklayın >>





Bir ay aradan sonra avukatları ile görüşme olanağı bulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, kamuoyuna önemli mesajlar verdi. Edinilen bilgiye göre Öcalan, görüşmede uzun bir süredir gelişmelerden haberdar olmadığını, gazetelerin dahi verilmediğini, 45 gün de radyosuna el konulduğunu söyledi. Kendisi ile ilgili gelişmeleri soran Öcalan, KKK'nin 23 Ağustosta yayınladığı deklarasyona değindi. Öcalan, deklarasyonu şöyle değerlendirdi: "PKK bir deklarasyon yayınlamış demek ki. Başlayacak bu süreç iyi değerlendirilirse Cumhuriyetin Demokratik Kuruluşu haline getirilebilir. O ilk kuruluştaki coşku, heyecan, dinamizm ve birlik yakalanabilir."

ERDOĞAN'A MESAJ GÖNDERDİ

Her görüşmede Başbakan Erdoğan'a mesaj gönderen Öcalan, bu görüşmede de direk Erdoğan'a seslendi. Öcalan, Erdoğan'a şu mesajı gönderdi: "Başbakanın bir sözü vardı. O sözünü önemsemiştim. Türkiye'yi bütün Ortadoğu'ya model olabilecek farklı bir ülke haline getireceğiz demişti. Bizim de amacımız budur. Eğer düşüncelerimiz dikkate alınırsa, barışı sağlarsak Türkiye her açıdan atılım yapar, ekonomisi düzelir, Ortadoğu siyasetinde itibarı artar, Ortadoğu’ya örnek olur. Sayın Erdoğan’dan rica ediyorum. Eğer samimi ise, onun dediği gibi Türkiye’yi kendi koşullarına özgü bir şekilde Ortadoğu’ya model olacak bir ülke haline getirebiliriz. Ortadoğu'da barış, ancak Türklerin ve Kürtlerin demokratik birliği ile sağlanır. Bunun esasını ancak kendi içimizde sağlayabiliriz.

'PKK GÜÇLÜ KONUMDA'

PKK'nin durumuna da değinen Öcalan, PKK'nin durumunun güçlü olduğunu tahmin ettiğini, PKK'nin Ortadoğu boyutunda bir güç olduğunu vurguladı. PKK ve uluslararası güçler arasında ilerde ortaya çıkabilecek ilişkileri irdeleyen Öcalan, "Daha önceki görüşmelerde hep söylüyordum. Uluslararası güçlerin PKK'yi kullanmak isteyebileceğini daha önce de belirtmiştim. Çözüm süreci gelişmezse Türkiye'yi sıkıştırmak isteyen uluslararası güçler PKK'yi adeta bir sopa gibi kullanmak isteyeceklerdir. Bir Kürt-Türk savaşı gelişirse belki de Türkler 40 milyon Kürtle savaşmak zorunda kalacaktır. Bu savaşın öncülüğünü de PKK'ye yaptırma ihtimali vardır. Kürtler zaten dağ halkıdır. Dağ ile ilişkilerinin kökeni tarihten gelir" dedi.

'TÜRK-KÜRT SAVAŞI GELİŞİR'

Türk-Kürt ilişkilerini değerlendiren Öcalan, yıllardır söylediği barışçıl demokratik çözümün gelişmemesi halinde her zaman tehlikesine işaret ettiği ve önlemeye çalıştığı bir Türk-Kürt savaşının gelişeceğini bildirdi. "Ben yıllardır bunu önlemeye çalışıyorum" diyen Öcalan, şöyle devam etti:

"Benim siyasi tecrübem çok derindir. Bu derin siyasi tecrübeme dayanarak söylüyorum. Ortadoğu'da siyaset nasıl yapılır, çok iyi biliyorum. Hangi güçlerin amacı nedir, kimin kimle ilişkisi vardır, ne durumdadır iyi bilirim. Devlet de benim bildiklerimin bir kısmını bilmeyebilir, Hükümet ise zaten bildiklerimin çoğunu bilmez. Onların çoğu şeyden haberi yoktur. Bu yüzden bildiklerim ve söylediklerim önemlidir. Hükümetler günlük siyasete kaptırmışlardır kendilerini. Hükümetlerin hepsinin durumu böyledir. Arazi, ihale peşindeler. Halkı pek düşündükleri yok. Yarına dair planlar da yapmazlar" diye konuştu.

'ÇÖZÜM DEMOKRATİK ÖZERKLİKTİR'

"ABD Suriye'ye veya İran'a bir müdahalede bulunursa bütün dengeler değişir" diye konuşan Öcalan, bu durumun yaratacağı olası tehlikeleri şöyle değerlendirdi:

"Böyle bir durumda çözüm yoluna girilmemiş olursa yüzyıl sürebilecek bir Kürt- Türk savaşı doğar. İşte Filistin'in durumu ortada. Bir türlü çözülemiyor. Anladığım kadarıyla PKK şu anda kendini iyi geliştirmiş durumda. Gücü yerinde. Fakat yanlış anlaşılmasın, PKK'nin güçlü ya da zayıf olması benim görüşlerimi değiştirmez. Bunu çok açık söylüyorum. Emrimde zafere giden bir ordu bile olsa, onu bile durdururum. Çünkü sorunun bu şekilde çözülemeyeceğini biliyorum. Ulus devlet demek çatışma demek. Güneydeki Federe yapı, bir Ulus Devlet yolunda ilerliyor. Yarın öbür gün tam bir Ulus Devlet olacaklar. O zaman ne olacak iki Ulus Devlet. Türkiye ve orası? Ulus devletin doğası gereği, menfaatleri söz konusu olunca çatışmayı öne alırlar. Az önce söylediğim süreç böyle bir durumda hızlanır. Oradaki Kürtler ulus devlet de isteyebilirler, olabilirler de. Sorunları esas olarak çözecek olan bizim geliştirdiğimiz Demokratik Özerkliktir."

'HÜKÜMETLERE GÜVENMİYORUM '

Öcalan, Türkiye'de kurulan hükümetleri eleştirerek, "Ben özellikle Hükümetlere güvenemiyorum. Bunlar için varsa yoksa koltuk. Bir oy için her şeyi yaparlar. Barış, ölen insanlar umurlarında değil" dedi.

Devlet ile rant ilişkisi geliştiren Kürtleri de eleştiren Öcalan, şunları söyledi: "Devleti ele geçirenler ki bunun içinde Kürt aileler de var, devletten ne koparırsak kardır diyorlar. O ihale senin bu ihale benim diyorlar. Her şeye rant gözüyle bakıyorlar. Bu durumun böyle gidemeyeceği de açık. Ben defalarca buradan çağrıda bulundum. Hatta Başbakana, Cumhurbaşkanına, Meclis Başkanına mektuplar gönderdim. Demokratik diyalogun çok önemli olduğunu özellikle vurguladım. Ortadoğuda yarın ne olacağı belli değil. Hep uyardım ama devlet bunları örgüte talimat olarak değerlendirdi. Eğer barış için bir şeyler yapılmazsa çatışmalı süreç derinleşir."

Türkiye'nin uluslararası arenada sürekli sıkıştırılmaya devam edildiğini anlatan Öcalan, "Sık sık Ermeni katliamı gündeme getirilip, çeşitli parlamentolarda soykırım kararları alınıyor ya da alınmaya çalışılıyor. Bunlar Türkiye'nin başını çok ağrıtacak şeylerdir" dedi. Anlattığı kuşatmanın bir de Hıristiyanlık boyutu olduğunu kaydeden Öcalan, "Katliamlardan geçen Hıristiyan olan bu halkların hesabı sorulmak istenmektedir. Amaç Türkiye'den intikam almaktır. Bu açıktır. Türkiye işte bütün bu tehlikeleri atlatmak ve kuşatmayı bertaraf etmek için söylediğim gibi Kürtlerle stratejik ittifakı, demokratik birliği esas almalıdır" diye konuştu.

TÜRKLÜK RANTÇILIK MIDIR?

Öcalan, her görüşmede olduğu gibi son görüşmede de ulus-devlet olgusunu analiz etti. "Üç yüz yıllık ulus-devlet sürecini iyi kavramak, analiz etmek lazım" diyen Öcalan, "Az felsefe bilgisi, az tarih bilgisi olan bile olayı kavrar. Ama bu hükümetler anlamıyorlar" dedi. "Hükümetler felsefe ve tarih bilgisinden yoksundur" diyen Öcalan, "Bunlar arazi ve ihale peşindeler. Bu mudur Türklük? Türklük rantçılık mıdır?" diye sordu. Öcalan, şöyle sürdürdü sözlerini: "Bunlar Mustafa Kemal'i anlamıyorlar, Mustafa Kemal'e de Çılgın Türk diyorlar. Bu Mustafa Kemal'e hakarettir, çirkinliktir. Mustafa Kemal hiç de çılgın değildir. Tam tersine tamamen rasyonel ve gerçekçidir. O dönemin koşulları nasıl hareket etmeyi gerektiriyorsa öyle hareket etmiştir. Akıllı hareket etmiştir. Mustafa Kemal'in siyaseti, yöntemi, ortadadır, bellidir. Bugün yaşasaydı nasıl hareket edeceğini Atatürkçü geçinenler kendilerine sormalıdırlar. Cumhuriyeti, Atatürk'ü seviyoruz diyorlar fakat O'nun yaptıklarını veya yapacaklarını yapmıyorlar. Atatürk yaşasaydı yapacakları belliydi" diye konuştu.

'ANTİ-KÜRT DALGASI VAR'

Toplumda bir anti-Kürt dalgası geliştirilmeye çalışıldığını kaydeden Öcalan, "Aslında bunları yapanların da Türklükle bir ilgisi yoktur" dedi. Öcalan, şöyle devam etti: "Gerçekten ant-i Kürt olanların toplam sayısı yüzbini geçmez. Bu kesim devletin içerisinde bazı bürokratik ve diğer önemli mevki ve noktaları ele geçirmiş, bunu korumak için Ant-i Kürtlük yapıyorlar. Ordu da olayları bilimsel analiz edemiyor. Ordudaki olaylara yaklaşım tarzı, pozitivisttir. Biliyorsunuz pozitivist düşünce sistemi Aguste Comte’nin 19.yüzyıl bilim felsefesine dayanır. Olgucudur. Ordu, bir Kürt hareketi ile karşılaştığında paniklemekte, hemen bununla savaşmakta ve bunu da bir olgu olarak kabul etmekte, savaş dışında sorunun nedenleri ile nasıl çözüme kavuşacağı üzerinde hiç düşünmemektedirler. Oysa pozitivist bilim felsefesinden sonra bilimsel düşünce sistemi muazzam derecede ilerledi. Ama bunlar halen 19.Yüzyıldan kalma düşünce sistemiyle hareket ediyorlar."

'BEN MİLLİYETÇİ DEĞİLİM'

Sık sık milliyetçi olmadığına, milliyetçiliğin yaratacağı tehlikelere vurgu yapan Öcalan, son görüşmede de "Ben milliyetçi değilim. PKK de özünde milliyetçi bir hareket değildir" dedi.

Öcalan, şöyle devam etti: "Ben Kürt milliyetçiliğine de Türk milliyetçiliğine de prim vermem. Kürtler'in de diğer halklar gibi en doğal demokratik hakları vardır. Sorun buradadır. Yoksa benim Türkiye karşıtlığım falan söz konusu olamaz. Daha önce de söylediğim gibi üniter yapı içinde sorunlarımızı halledebiliriz. Bu savaşın kimseye yararı yoktur. Bu savaş devlete de yaramaz. Devletin içindeki çok az bir kesimdir savaşı isteyen. İşte Şemdinli’deki gibi birkaç subay olabilir. Rütbelerinin yükselmesini isteyenler, afyon trafiğinden nemalananlar gibi. Kürtler zaten savaş istemezler, demokratik bir ülkede barış içinde yaşamak isterler. Bunu çok iyi biliyorum. Biz federasyon ya da ayrı bir devletin çözüm olmadığını söylemiştik. Kürtlerin demokratik haklarının karşılanması gerekir. Kürtler anadilde eğitim ve yayın gibi kültürel haklar, siyasi-ekonomik örgütlenme hakları vb. diğer alanlarda örgütlenme haklarının önünün tıkanması doğru değildir. Yapılması gereken, Kürtlerle Türklerin demokratik birliğini sağlamaktır."

'KANI DURDURALIM'

Son dönemde aydınlar ve DTP'den gelen ateşkes çağrılarına da değinen Öcalan, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı: "Bir süreden beridir Türkiye’de aklı-selim kesimler, gruplar, demokrasi yanlıları acil bir barış ihtiyacını dile getirmektedir. Bu kanın durdurulması gerekmektedir. Eşbaşkanlarla, seçilmiş ve legal temsilcilerle de görüşebilirler. Koşullarım ağır. Türkiye’de belki de kimse bu koşullarda değildir. Ancak ben barış çabalarımı sürekli devam ettirdim, sürekli uyardım. Olabilecekleri söyledim fakat beni halkı isyana kışkırtmakla suçladılar. Hücre cezası verdiler. Buna sinirleniyorum. Gerçekler böyle değil. Ben kimseyi isyana davet etmiyorum, kimseye talimat vermiyorum. Bu kanın durmasını ve Türkiye’nin demokratikleşmesini istiyoruz. On yılı aşkın süredir barış çabalarımız devam ediyor fakat gelinen nokta ortada. Kan akmaya devam ediyor. Bütün barış çabalarıma rağmen benim samimi olmadığımı düşündüler, hep Apo kötüdür diye lanse ettiler. Beni adeta lanetli bir insan haline getirdiler. Ama buna rağmen ben çabalarımı ısrarla sürdürdüm. Patlayan bombalar var, bunları kimler yapıyor bilmiyorum ama tasvip etmiyorum."

'LÜBNAN, İTİBAR GETİRMEZ'

Türkiye'nin Lübnan'a göndereceği bin kişilik askeri güce de değinen Öcalan, gönderilecek askeri gücün Türkiye'nin itibarını arttırmayacağını vurguladı. Öcalan, şöyle devam etti:

"Bu şekilde itibar artmaz. İç sorunlarını hal edip barışı sağlarsan itibarın artar. Yıllardır buradan bu çağrıları yapıyorum zaten. Fakat bir türlü de iki tarafa yaranamadım. Ne devleti samimi olduğum konusunda ikna edebildim, ne de bizimkilerin, Kürtlerin bir kısmını ikna edebildim. İsmail Hoca gibileri devletle işbirliği yaptığımı, bu koşullarda artık konuşmamam gerektiğini söyleyenler oldu. İşte benim kendimi kurtarmak için taktik yaptığımı ileri sürenler oldu. Ama benim temel gayem bu zor koşullarda çözüm için bir şeyler yapmak oldu. Onun için bugüne kadar direndim. Şu anda bile hücre cezam devam ediyor. Benden önce onlarca yıldır cezaevinde olan binlerce yoldaşımız var. Sorunun çözümsüzlüğü onların da Cezaevlerinde o koşullarda kalmasına yol açıyor. Dağdakiler zaten yıllardır o zor koşullarda direniyorlar."

Cezaevi koşullarında örgütü yönetmesinin mümkün olmadığını kaydeden Öcalan, "Örgüt kendi kendini yönetiyor zaten. İçinde bulunduğum durumda örgütü yönetmem mümkün değil. Ben sürekli barış çağrısı yapmama rağmen bu çağrılarımı örgütü yönetmek olarak algılayıp tekrar hücre cezası verdiler. İki defa verildi, ben her seferinde söyledim böyle bir şeyin mümkün olmadığını. Barış çağrıları yaptım, barış için çabaladığımı söyledim. Benim yaptığım bu tespitler isyana çağrı olarak değerlendirildi ve cezalar verildi" diye konuştu.

'TESLİM EDİLMEM TUZAKTI'

Kendisinin Türkiye'ye teslim edilmemdeki asıl amaın bir Türk-Kürt savaşı yaratmak olduğunu vurgulayan Öcalan, "O süreçte ben de kötü niyetli davranabilirdim, barış yanlısı bir tutum sergilemeyebilirdim. Fakat böyle yapmadım. O zor günlerde zor koşullarda yaşayarak, ayakta kalarak ve barışa dönük projeler uygulayarak Türk-Kürt savaşı planını boşa çıkardım ve hala da çıkarıyorum" şeklinde konuştu.

Cezaevinde bulunduğu koşulları da değerlendiren Öcalan, "Buradaki koşullara ve buranın havasına herkes dayanamaz. Kim olsa burada bir süre sonra ölüme kurtuluş gözüyle bakardı ve ondan sonrasını da düşünmezdi. Ama ben sorumlu davrandım, kişisel davranmadım. Toplumu düşünerek hareket ettim. Yoksa benim buradaki duruşum, buradaki sıkışıklığım yüzünden değildir. Asıl Türkiye'nin sıkışıklığını aşabilmek içindir. Türkiye'yi yönetenler bunu kavrayamadıkları için beni günah keçisi ilan ettiler. Her şeyin sorumlusu, suçlusu olarak ilan ediyorlar ve bana çok kızıyorlar" vurgusu yaptı.

İngilizlerin de takındığı pozisyona çok kızdığını anlatan Öcalan, "Komploda onların rolü çok büyüktür. İngiltere'nin her zaman kendi menfaatleri doğrultusunda Ortadoğu'ya dönük planları, politikaları olmuştur. Bu duruşumla onların Ortadoğu'ya dönük kapsamlı planlarını boşa çıkarmış oldum. Beni Yunanistan'dan götüren uçak İngilizlere aitti. Aslında o süreçte çok ilginç, heyecanlı romanlara konu olabilecekler şeyler yaşadık. Bu süreç önemli detaylarla doludur. Heyecanlı romanlara konu olabilir. Bu tür çalışmalar yapan kalemi güçlü arkadaşlara bu öneri yapılabilir. Bu konuda romanlar yazabilirler. Romancı hayallerini, roman güçlerini kullanabilirler" şeklinde konuştu.

'İMRALI'DA KENDİMİZİ GELİŞTİRDİK'

İmralı Adası'na konulduğu 1999 yılından bu yana düşüncelerini açık bir şekilde söylediğini ifade eden Öcalan, şu hususların altını çizdi: "Doğru olduğuna inandığım şeyleri söyledim. On yıl öncesine kadar bizim amacımız bir ulus-devlet kurmaktı. Leninist bir örgütlenmeydik. Ulusların kendi kaderini tayin hakkı temel şiarımızdı. O zamanki koşullarda da bundan başkası düşünülemezdi. O şekilde eğitilmiştik, dünya görüşümüz öyle şekillenmişti 70'li yıllardan beri. Dünyada koşullar böyleydi. Varsa yoksa Fransa tipi bir ulus devlet hedefliyorduk. Daha sonra ve özellikle de İmralı süreciyle kendimizi geliştirmeye devam ettik. Sürekli okudum, inceledim. Örneğin ABD'nin 18. yüzyıldaki kuruluşu model alınabilecek demokratik bir kuruluştur. Fransız siyaset bilimci Tochivelli bizzat ABD'ye gidip yeni kurulan bu devleti yerinde inceleyip bunu Avrupa'ya model olarak sunuyor. Mustafa Kemal'in de kurmaya çalıştığı demokratik bir cumhuriyettir aslında. Hedefi Cumhuriyetin çağdaşlaşması hatta çağın önüne geçmesidir. Daha önce belirtiğim birçok nedenden dolayı bu hedefe ulaşılamamıştır. Osmanlının son dönemlerinde geliştirilen Türk kültürüyle iligisi olmayan yapay Türkçülük anlayışı -ki bu akımın öncülerinin çoğu Türk değildir, Boşnak, Çerkes hatta Kürt vs.dir- bugün için Kürt sorunun çözümü önünde engeldir."

'İNGİLİZ KIZGINDI'

İngiltere'nin Ortadoğu'daki politikalarını irdeleyen Öcalan, Mustafa Kemal'in döneminde İngilizlerin Ortadoğu politikalarını ve amaçlarını iyi görerek boşa çıkardığını vurguladı. Mustafa Kemal'in İngilizlerin emperyalist-sömürgeci politikalarını temelden sarsarak bu konuda öncülük yaptığını anlatan Öcalan, şöyle devam etti: "Bu nedenle İngilizler, Mustafa Kemal'e kızgındılar. Zaten Mustafa Kemal de bu nedenle tedbir açısından yurt dışına çıkmamıştır. İngiltere Kralı Türkiye'ye gelmiş ama kendisi hiç yurt dışına çıkmamıştır. Yine İngilizlerle ilişkisinden şüphe ettiği kesimleri de tasfiye etmiştir. Hatta bir dönem İsmet Paşa'nın da İngiliz yanlısı olabileceğini düşünerek ona karşı da ihtiyatlı davranmıştır. Bu hükümetler, bu ülkeyi yönetenler ne yazık ki bunları bile bilmiyorlar, tarihlerini bile bilmiyorlar. O yüzden bunlardan dersler de çıkaramıyorlar" dedi.

'KOMPLODA İNGİLİZ PARMAĞI'

Mustafa Kemal'in 1. Dünya Savaşı sonrasında, İngilizlerin Sykes-Picot anlaşmasıyla Ortadoğu'ya dönük geliştirmek istedikleri planlarını, Kürtlerle yaptığı ittifak ile boşa çıkardığını anlatan Öcalan, fakat İngilizlerin bölgeye dönük planlarının sona ermediğini belirtti.

Öcalan, şöyle devam etti: "Benim komployla Suriye'den çıkarılıp Türkiye'ye teslim edilmemde CİA ile birlikte İngilizlerin de parmağı vardır ve asıl amaç o gün gerçekleştiremedikleri politikalarını bugün gerçekleştirmekti. Benim duruşumla bir Türk-Kürt savaşı engellenmemiş olsa, çıkacak bu savaşla İngilizler haritaları yeniden çizip planlarını yürürlüğe koyacaklardı. Zaten Ortadoğu'ya yeniden şekil veriliyor, bütün Ortadoğu yeniden şekillendirilecek. Benim Suriye'den çıkarılışımdaki asıl amaç, benim ve benim önderliğimdeki PKK'nin bu planlara engel oluşumuzdu. Türkiye belki anlayamamış olabilir ama benim teslim edilmemden sonra bu planların yürürlüğe konulması için Güney'de gerekli yapı da oluşturuldu. Türkiye'nin zaten tarihi düşmanları var, kuşatılmış durumda. Ermenistan'ı var, Yunanistan'ı zaten var. Gürcistan bile buna dahil edilebilir. Benim komployla Türkiye'ye teslim edilmemdeki amaç bu kuşatmanın Kürt ayağını oluşturmaktı. Fakat ben bu planları zaten biliyordum ve gördüm, ona göre tutum belirledim ve daha önce Mustafa Kemal'in yaptığını bugün yaparak bir ölçüde bu planları boşa çıkardım. İngilizler bu nedenle bana da kızgındırlar."

Türklerin hep Kürtlerle stratejik işbirliği yaparak bu topraklarda yaşayabilmişlerini kaydeden Öcalan, Türklerin hep Kürtlere dayandığını vurguladı. Öcalan, Mustafa Kemal yönelik de şu değerlendirmeyi yaptı: "Evet Mustafa Kemal devrimcidir, ihtilalcidir, sonradan Kürt isyancılarını ezmiştir ama akıllıdır da. Gerektiğinde Kürtlerle işbirliği yapmış ve cumhuriyeti de zaten bu temelde kurmuştur. Kürtlerle ittifak yaparak kurmuştur. Ancak daha sonra Devletin Kürtleri inkarı ile Kürt isyancılarının hataları Kürt sorununu çözümsüz hale getirdi."

OSMANLI İÇ İŞLERE KARIŞMADI

Öcalan, Türk-Kürt ilişkilerine yönelik sözlerini şöyle sürdürdü: "Cumhuriyetin kuruluşundaki bu stratejik birliktelik çok eskilere taa Alparslan'a kadar dayanır. Daha önce bu konulara çok değindim. Yavuz da Ortadoğu'ya Kürtlerle ittifak yaparak açılabilmiştir. Hatta Kürt beylerine boş imzalı kağıtlar vermiştir. Nasıl yaşamak istiyorsanız belirtin demiştir. Bu stratejik işbirliği kapsamında Kürtlerin taleplerini dinlemiştir. Bir çeşit Kürt Krallığına doğru gidilmiştir, Kürtlerin iç işlerine karışmamıştır. Daha sonra Palu, Genç gibi yeni birkaç beylik de ortaya çıkmıştır. Türkler’in bu topraklarda yaşayabilmesi Kürtlerle ittifak sağlamasına bağlıdır. Kürtler de onlara dayanır, onların gücünden yararlanır."

'MEHMET UZUN'UN BİZİM İÇİN ÖZEL BİR YERİ VAR'

Abdullah Öcalan, son görüşmede de Yazar Mehmed Uzun'un durumunu sordu. "Mehmed Uzun'un durumu nasıl?" diye soran Öcalan, "Ona geçmiş olsun dileklerimizi iletmiştik. Bizim için özel bir yeri olduğunu söylemiştik. Ona tekrar geçmiş olsun diyorum. Selamlarımı gönderiyorum. Mehmet Uzun'dan ricamız, onun bir akrabası gerillaydı, ismi Yılmaz’dı. hayatını kaybetmişti. Sağlık durumu tam nasıldır, bilemiyorum ama müsaitse O'nun hakkında bir yazı yazabilir mi? Bu çok anlamlı olur" dedi. Suat Gökalp ve diğer cezaevlerinde kalan arkadaşlara selam gönderdiğini ifade eden Öcalan, "Kendilerini daha da geliştirsinler. Gerekirse çalışmalarını kitaplaştırsınlar, bunlar yayınlanabilir" diye konuştu.

..

ANF NEWS AGENCY
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: Karker_12     Tarih : 2006-09-09 21:38:53     Puan :
Selam ve saygilar olsun baskana. haydi yurtsever Kurt halki, baskanimisin isiginde zafere yuruyelim. Onderlik etrafinda kenetlenme gunudur.. saygilar..

Yazan: zinar_egit     Tarih : 2006-09-10 00:07:39     Puan :
ey kardeşlerim onderimiz o 11 metre karelik bir alanda bize sesleniyor bize kendinizi geliştirin diyor hadi kardeşlerim gelin kendimizi geliştirelim bu faşist devletin baskılarına bir direniş geliştirelim ve her konuda kendimizi örgütleyelim

selam selam imralıya bin selam başkan apoya bin selem pkk ye bin selam hpg ye bin selam
biji serok apo
biji hpg
biji kürdistan halkı
şehit namırın
ve bütün halkıma ve kardeşlerime selamlarımı gönderiyorum

Yazan: Jiwan62     Tarih : 2006-09-10 04:48:08     Puan :
bin selam sana baskan apo kürt halkinin günesi , senin halklarin cikarina gösterdigin su cabayi baskalari da gösterse < sömürgeci tc < katil tsk < baris hemen , biz onlara gül uzatikca onlar sideti artiriyor , senin bir sözün yeter savasa da hemen barisa da hemen , sizin yaratiginiz degerlere sahip cikmaya and ictik sonuna kadar amed de görüsmek üzre biji serok apo biji kurd u kurdistan

Yazan: rebereme_apoye     Tarih : 2006-09-11 13:38:25     Puan :
selam sana başkan apo açtiğin yolda kürd halki devam ediyor

Yazan: Amed_Cuma     Tarih : 2006-09-13 14:13:15     Puan :
ArkadasLar cok ozur dıLerım herkesten beLkı bugun bıraz karamsar ve duygusaLım 11 kişi öLdü amedde onun etkisimi biLmem ama bi cok arkadasın gorusLeri bir baskasını serhıLdana davet etmek.Acaba biz ne yaptık?Ya da yapabiLecegimizin minimumunu biLe yaptık mı?Kendi annemden babamdan gordukLerımın aynısını burda görüyorum şuan hep benim oLayLara girmemi istemezLer ama kendıLerine PkkLi ve Apocu gozuyLe bakarLar.Bu degiL.Önce biz yapaLım sonra başkasından bekLeyeLim.SaygıLar

Yazan: shadow_x     Tarih : 2006-09-16 19:48:49     Puan :
adim yilmaz soy adimi herkez bilir. ben iyisiyle kotusuyle bu ulkede dogdum bu ulkede yoldaslarimla oldum. ben devrimci bir kurt genci olarak hep sunu dusunuyorum. davamiz devrimdi, sosyal paylasimdi. hep TC yi yoneten hirsiz, kani bozuk, satilmislardan kurtarmakti. temelde kurt ve turk dusmanligi nereden geliyor. kurt turk dusmanligi palavrasini kim cikartiyor.eger kavga verilecekse bu ulkeyi yoneten serefsiz clana karsi birlikte verilecek. ben turkiyenin her tarafini gezdim. anadolunun bir cok yerinde ac ve sefil insan cok. ne yazikki dagda gerilla ile savasan ve olen bu gariban insanlar. hani dunya barisi. hani evrensel toplum gorusu. yapmayin yoldaslar. devrim iki toplumu karsi karsiya getirmek olamaz. devrimimiz herkese esit haklar ve esit statu verilmesi degilmiydi. aponunda dedigi gibi birlikte buyuk bir ortadogu degilmi, guclu sozunu geciren. adaletli halkca ve hakca bir devrim degilmiydi. yoldasca selamlar

Yazan: harun30     Tarih : 2006-09-19 18:37:32     Puan :
herşeyimiz BAŞKAN APO dur eyer ona birşey olursa türkiyeyi zindana çeviririz.

Yazan: dijwar_47     Tarih : 2006-09-21 23:13:47     Puan :
Selam sana bin selam APO PKK HPG İmraliya bin selam

En çok okunan haberler
· “PKK terör örgütü” demeyen Nil Demirkazık’a soruşturma
· YJA STAR: İntikamları alınacak!
· Devlet 10 gerillanın cenazesini ailelere vermiyor
· Avrupada Yaşayan Tüm Halkımıza ve Yurtsever Apocu Kürt Gençliğine
· 2007’de yaşamını yitiren 3 gerillanın kimliği belirlendi
· YJA-STAR ANAKARARGAH AÇIKLAMASI
· HRW’den PKK baskını yapan yargıca sert eleştiri
· HPG Haziran bilançosu: 69 operasyon, 66 çatışma, 158 ölü
· Ruşen Çakır: Erdoğan Başbuğ’la gözaltıları konuştu
· Kürt gençlerinin gerillaya katılımı sürüyor

Görüşme Notları
· Öcalan: Tasfiye edilemeyeceğim anlaşıldı
· Öcalan: Sol ciddi alternatif olabilir
· Öcalan: İmralı Diyarbakır Cezaevi'ne dönüştü
· Öcalan: GAP Paketi ile işbirlikçi Kürt yaratacaklar
· Öcalan Erdoğan'a yine çözüm çağrısı yaptı
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 12.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 10.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 06.04.1999 Tarihli Görüşme Notu

© Rojaciwan.com