Görüşme Notları: 01.09.2004: Görüşme Notu
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 03.09.2004, 20:34:04 (2852 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
BEN BİR DAMLA KANIN DÖKÜLMESİNİ İSTEMİYORUM
Abdullah Öcalan
 


Sezar’ı Öldür Ama Hakkını Ver Murat Yetkin’in Radikal gazetesinde komploya ilişkin dizi halindeki röportajı vardı. Biraz baktım. Oradaki bir satırdan bazı sonuçlar çıkardım. O bile bizimkilerden daha iyi araştırma yapıyor. Ayrıca bu yazıyı AİHM’ne de sunmak gerekiyor.

Ekim’de AİHM kararının çıkıp çıkmayacağı net değil. Mahkemeye her şey açıkça ortada deyin. Benim teslim edilmemle sonuçlanan süreçte yaşananlar komplo değil de nedir? Hukuk dışı koşulların hepsi var. Avukatlar nasıl çalışıyorlar, bilemiyorum.

Sıradan bir gazeteci bile onlardan iyi çalışıyor. Beni AB standartlarına göre bir cezaevine koyacakları konusunda anlaşmışlar. İşin içinde Alman istihbaratı var mı? Onun rolü henüz açığa çıkmadı. Komploda CIA zaten var, Yunan istihbaratı belli. Bu durum karşısında mahkeme neden karar vermiyor? Bir komplo var, demokratik özgürlük hareketine karşı bir komplo var. Üstte ABD bastırmış; Almanya Avrupa’ya kabul ettirmiştir. ABD Kürt meselesinde Almanya ile anlaşmıştır; Türkiye de onlarla anlaşmıştır.

Avrupa sözde bir hukuk temsilcisidir; buna rağmen beni burada nasıl böyle bırakabilir? Hukukta böyle bir şey yoktur. Avrupa nasıl hukuku böyle çiğneyebilir? Gerekiyorsa AİHM’nin önünde ölüm orucuna yatılmalı. Bu uyguladıkları hukuk da halkın çıkarına değil. Sırf Ortadoğu halklarına karşı stratejik bir düşmanlık yürütüyorlar. Bana burada uygulanan, dünyada hiç kimseye uygulanmayan bir statüdür. Beni öldürebilirsiniz, ama Sezar’ın hakkını Sezar’a vereceksiniz. Sezar’ı öldür ama hakkını ver!

Çatışa çatışa bu durumu ortaya koyacaksınız. Çok ciddi çalışmalar yapacaksınız. Hukuk böyle bir şeydir. Avukatlar da bir şey yapmıyorlar. Bu sizin avukatlık namusunuz, onurunuzdur; gerçeği araştırmak, ortaya koymak zorundasınız. Bu sizin hukuka bağlılık görevinizdir. Kaldı ki siz kendinizi dost görüyorsunuz. Eğer bunları yapmıyorsanız, dostu bırakın, kişiliğiniz tartışmalı olur, komplonun bir parçasısınız derim.

Ben kendi onurumu koruyacağım. Ortadoğu’da, Avrupa’da bana karşı olanlar var; bunun içinde avukatlar da var. ABD ve AB Kürt meselesinde anlaşmışlar. Bu komplo Türk Hükümetinin çıkarına da değildir. İşte Kuzey Irak, işte Tel Afer; zırnık kadar adım atamıyorlar. Türkmenlerin çıkarını bile koruyamıyorlar. Bir iki Türkmen’in canını bile koruyamıyorlar. Ben Türk halkının düşmanı değilim; beni tehdit ve tehlike olarak yutturmak istiyorlar. Ben barışa ve kardeşliğe varım. Güney’deki durum ortada. Türkiye’nin şu anda izlediği yol Mustafa Kemal’in yolu mudur? Değildir. İşbirlikçilerin tutumu ortada. Tel Afer’de Türkmenler için demokratik bir yapı oluşturamıyorlar.

Murat Yetkin Ecevit’le röportajında, benim teslim edilmeme ilişkin ABD’nin niyetini sorgulayıp sorgulamadığını soruyor. Ecevit, niyetlerini sorgulamadığını söylüyor. Peki, sayın Ecevit, seni nasıl düşürdüler? Seni başbakanlıktan kim düşürdü? Irak siyasetinin desteklenmesi karşılığında Apo’yu size vermişler. Ben o röportajdan bir cümle çıkardım: Yani “Irak siyasetimizin desteklenmesi temelinde biz Apo’yu verdik.” Güney’de bizi bastırmak için Türkiye 1980’den beri ağalara, şeyhlere devlet kurdurdu.

AKP’yi çıkardılar, hükümet kurdurdular. Avrupa niçin taviz veriyor? Verir. 1985’de Almanya öncülüğünde Fransa, İtalya ve İngiltere’nin katılımıyla -sonra Yunanistan katıldı, en son İspanya katıldı- Kıbrıs sorununu çözmek istiyorlardı. Türkiye bu konuda verdiği sözler karşılığında da Apo’yu teslim aldı. Yakışır mı bunlar? Osmanlı yönetimi, Abdülhamit, Sultan Vahdettin bile bu duruma düşmezdi.

Kürt halkına özgürlüğünü ver, kardeş olalım. Türkiye’yi satıyorlar; çünkü AKP dahil, hepsi ABD’ye gebedir. İMF kanalı, AB kanalı var, bu kanalları kullanıyorlar; Türkiye’de bir iki milyar Dolarlık mal mülk satın alıyorlar.

Beni Kızıl Elmacı olarak gösteriyorlar, “Kızıl Elmanın yolunu döşüyorsun” diyorlar. Benim yaklaşımımın Kızıl Elmacılıkla ne alakası var? Bunları söyleyenler ABD işbirlikçisidirler. Kızıl Elmacılar 1950’den beri ABD’ye postu serdiler. Hatta İttihat ve Terakkicilerden beri postu serdiler. Enver Almanya’ya, Avrupa’ya postu sermişti. Kızıl Elmacılar 1950’lerde Florida’da özel eğitim gördüler; Türkiye’ye kaybettirdiler. Bu gerçekler karşısında Mustafa Kemal’in ruhu sızlar; onun ruhu onların yanında değil, benim yanımda. “Apo milliyetçi olmuş, Kemalist olmuş” diyorlar. Ben bağımsızlıkçı ve özgürlükçü çizgiyi kabul ediyorum; 1920’lerin bağımsızlık ruhunu kabul ediyorum. Mustafa Kemal bunu yapmışsa iyi bir şey yapmıştır. Bunu söylemenin Kemalizm’le alakası yoktur. Günümüze ilişkin bundan dersler çıkarın.

Türk Hükümeti her şeyi ABD ile hallediyor. Peki, Mustafa Kemal 1922’de niye İngilizlerle halletmedi, niye onlarla çalışmadı? ABD’nin İngiltere ile farkı var mı? O zaman Yunanlıları kullanmışlardı, şimdi de Kürtleri kullanarak Türkiye’yi teslim almaya çalışıyorlar. Bunlar dürüstçe mi? Değil. Bana karşı geliştirilen tarihi komplo özgürlükçü Kürd’ü tasfiye etme temelinde yapıldı. Ardından bazı alçaklar beni suçlamaya girdiler.

Madem bunların hepsi savaş istemiyorlar, savaşa karşılar; o zaman 17 Aralık’ta zirve düzenleniyor. Gerçekten silahların devreden çıkmasını istiyorlarsa, Kürtlere dürüstçe davransınlar. Kürdistan’da kalıcı barış, kalıcı silahsızlanma istiyorlarsa, tek bir cümle söylerler. Türkiye’nin bütünlüğü esastır, biz üniter yapıya bir şey demiyoruz; Kürt sorunu var, bunun barışçıl diyalog yoluyla çözülmesi esas olmalıdır. Avrupa çağrı yapıp PKK’ye “Tümüyle silahları bırakın”, Türkiye’ye de “diyalogu başlatın” desin. Bundan daha barışçıl, insani bir karar olabilir mi? Böyle bir karar verirse dürüstlerdir derim; vermezse komplo var. AB üyesi devletler bu konuda karar almazlarsa şiddetli bir savaşa çağrı yapıyorlar, bizi savaşa zorluyorlar demektir.

Erdoğan, Çiller Gibi Konuşuyor

Irak üzerine bir sürü karar alıyorlar. AB Kürtler üzerine bir karar almıyor, barışçı çözüm üstüne tek bir karar bile almıyorlar. Neden hayır diyorlar? Kürtleri savaşa itiyorlar. Terör listelerine alıyorsun, terörist ilan ediyorsun. ABD ve Avrupa bunu yapıyor. Türklerin akılsız yöneticileri, savaş kliği bizden savaş istiyor. Bugün silahları bıraksak bile kabul etmiyorlar, bize ‘savaşacaksınız’ dayatması içindeler. Bu vahim bir durumdur. Bunu Avrupa, ABD, Türk yönetimi dayatıyor. Gizli, el altından yapıyorlar. Halk gerçekleri bilsin istemiyorlar. Umarım yukarıda belirttiğim temelde diyalog yolu açılır. Yoksa Kongra Gel kendilerini tüm gücüyle savunma savaşına verir. 17 Aralık’ta bu yönde bir karar çıkmazsa kendilerini savunurlar. Başka bir olanak yoktur. Bunu yapmazlarsa imha olurlar. Kaçan kaçar, bazıları ABD’ye teslim olur, bazıları da AB ye teslim olur. Osman ve şürekası ABD’ye kaçtı. Mizgin ve Selim Çürükkaya gibileri Avrupa’ya teslim olur; teslim olmayanlar direnecek, gereği gibi savaşacaktır.

Başbakan bir çağrı bile yapamıyor, “Demokratik yaşam içinde yeriniz var” bile diyemiyor; “Şerefinizle, onurunuzla gelin” diyemiyor. Çiller gibi konuşuyor; “Sabrımız kalmadı, ABD bombalamazsa biz bombalayacağız” diyor. Ben burada çok büyük bir sabır gösterdim, bunun pratiğini de gösterdim. Burada barış için inatla altı yıldır irademi ortaya koydum, onurumu korudum. Ama illa savaşacaksın diyorlar. Korkuyorlar, bir de savaş ve ölüm emri veriyor diyorlar.

Ben bir tek damla kanın dökülmesini istemiyorum. Ruslar Çeçenlere devlet vermiş, Çeçenlerin cumhuriyeti var. Biz Kürdistan’a özgürlük ve demokratik yapı istiyoruz; cumhuriyet, federasyon değil, üniter devlet yapısı içinde Kürtlere özgürlük ve demokrasi istiyoruz. ABD Güney’de hareketi zayıflatmaya çalışıyor, Türkiye Kuzey’de taarruzdadır. ABD’ye sığınanlar var. Bu gerçeklerin görülmesi gerekiyor.

Ben Burada Savaş Emri Vermiyorum

Ben Kazım Cemal’in yanında kalsın demiştim. Suriye’de ne arıyordu? Kim onu oraya gönderdi? Suriye’den Amanoslar’a mı geçecekmiş? Kim bu kararı vermişse tarihi bir hatadır. Daha önce de, Deniz’lerin meselesinde böyle bir şey oldu. Kaldı ki ben orada kalsın dedim. Anlayamıyorum, kim bunları yapıyor? Bunların sorumlusu kim? Türkiye’ye giriş kararı yanlış, kendisinin bu kararı büyük bir sorumsuzluktur. Kararı kendisi mi verdi, yoksa onu gönderdiler mi, bilmiyorum. Bu tarzını mahkum ediyorum, bu açıkça bir provokasyondur, büyük bir sorumsuzluktur. Hamili geniş kapsamlı bir eleştiri-özeleştiri versin. Önemli olan doğru yaşamaktır; nerede olursan ol, doğru yaşarsın. Bir sürü provokatif şeyler gelişiyor. Ben benim adıma yapılanları engellemek istiyorum. Ben kimseyi bir yere göndermedim. Bu kararları kim vermiş? Bunlar öyle ucuz laflar falan değil, o kadar basit değil. İstihbarat örgütlerinin oyunları var. Hamili’yi, Deniz’i ben çağırmadım. Rusya’da kalabilirdi. Benim doğru bilgi almam lazım. Ben burada savaş emri vermiyorum, ben savaşmıyorum; ama benim adıma savaşanlar var. Benim adıma savaş yapanları uyarmam gerekiyor. Burada örgüt kurulamaz.

Burada yüzde yüz devlet denetimi var. Burada böyle emirler de verilemez. Kaldı ki bu aleyhimize olur. Benim adıma iftira olamaz. Benim adıma örgüt ikiye bölündü. Zamanında bilgi verilmedi, müdahale edemedim. Ben ne Ferhatçıyım ne de şucuyum; ben Apocuyum. Benim savunmamı yaparken buna ne kadar güç getirdiniz? Bunu doğru yapın. İnşa Hazırlık Komitesinden Hamili’nin Türkiye’ye ilişkin görevlendirilmesini istemedim. Arkadaşı harcadınız. Hesabınızı iyi yapın. Ben gidin eylem yapın demem. Hiç kimse için öldürme emri vermem. Benim teorik görüşlerim var. Gücünüz yetiyorsa özümseyip uygulayın; Savunmaları okuyun, gücünüz varsa pratikleştirin.

Alman gazetelerinde ölüm emri verdiğime ilişkin haberler yer almış. Ben Mizgin’i ve Kani’yi öldürün emri vermedim. Bunlar yalan, yalanlarla gazetecilik olmaz. Benim adıma demokratik hakkımı kullanın. Almanya’daki avukatlar gazetelere maddi ve manevi tazminat davası açsınlar. Burada savcının denetimi var. Benim çizgim bellidir. Ben kimseye öl-öldür emrini vermedim.

Kani ve Mizgin’in durumu karışıktır. Bunlar karanlık kişilikler, İngiliz ajanı olabilirler. Kendi kendilerine gelin güvey oldular. Halk savaşçısıydılar, kahramanıydılar. Peki, şimdi Neredeler? Kendi durumlarını örtbas etmek için suçlamalar getiriyorlar.

Ortadoğu’da Kadın Özgürlüğü Öne Çıkacak Nuriye Kesbir iade edilmesi durumunda Kemal Pir’in tavrını esas alacağını belirtmiş. O kız dürüst ve bağlıdır. Dış güçler Mizgin’i çalıştırırlar, onu kullanırlar. Nuriye dürüst olduğu için Türkiye’ye pazarlamak istiyorlar. Bu olayda yine istihbarat örgütlerinin bağı var. Bana karşı düzenlenen komplonun mikro bir modeli söz konusu. Getirirlerse de çekinmesin, en ufacık endişesi olmasın; sağlam dursun. İnsan her yerde onurunu korur. Savunmam temelinde kendini hazırlasın. Selam ve saygılarımı bu temelde iletiyorum.

Kadın özgürlüğü önemlidir. Ortadoğu’da kadın özgürlüğü öne çıkacak. Bunu teorik ve pratik olarak koydum. Kadın hareketi Kongra Gel bünyesinde komiteler içinde temsil ediliyordur. Kurum olarak özerk, her tarafta, hayatın her alanında çalışabilirler. Umarım başarırlar, pratikleştirirler. Dağlarına bağlılıkla örgütlenme ve mücadelelerini geliştirsinler. İleride teorik açılımlar vereceğim. Pratikte yanlış yapmasınlar. Dönüşmeleri gerekiyor. Başka türlü kadın özgürlüğü ve onuru sağlanamaz. Dönüşüm zorlu geçer, ama başka türlü kadın özgürlüğü ve onuru sağlanamaz. Kendilerine selamlarımı iletiyor, başarılar diliyorum. Demokratik Toplumcu Hareket bağlamında bütün Türkiye için tabandan uygun bir aydınlanma ve örgütlenme gerekli. Savunmam bunun için uygundur. Savunmam toplatılmadı, yasaldır. Savunmayı iliklerine kadar özümsemeleri gerekiyor. Kadınlar da özümsesinler; kadın özgürlüğünü, kurtuluşunu başarıya doğru götürebilirler. Yeni kadın, yeni toplum, yeni erkeğin yaratılması gereklidir.

Bugünkü Avrupa kadını 300-400 yıllık manastır-rahibe geleneğinin antitezidir. Ortadoğu’da da onlar baskın olmaya çalışıyor. Ortadoğu’nun kadın kimliği yok, henüz yaratılmamış. İslam içinde kadın geliştirilemedi. Hz. Ayşe, Hz. Fatma olayı var; erkek egemenlik sisteminden çıkamadılar, boğuldular. Harem kültürü aşılamadı.

Hiç kimse kendi kendini aldatmasın. Bize bağlılık kolay değil. Biz özgürlükçüyüz, bizim sevgimiz, aşkımız, kavgamız özgürlükçüdür. Biz özgürlükle çok yakından bağlantılıyız. Ferhat’ın geliştirdiğine zırnık kadar değer vermiyorum. Özel sevgi önemli değil. Teorik açılımlarım var. Benim özgürlük ilkelerime bağlılıkla olur.

Şimdi de zina meselesi var. Zina eğer bir suç ise, şu anda içeri alınmayacak erkek yok. Günde bir milyon insan geneleve gidiyor. Bunların çoğu evli. Bir milyon insanı cezalandırmaları gerekir. İslamiyet açısından zinayı değerlendiriyorum: İslamiyet’i bir günde inkar ettiler, zinayı bir günde suç olmaktan çıkardılar. Parti çıkarı bir günde sana İslamiyet’i çiğnettirmiştir. Ağırlaştırılmış müebbet benim içindi, onu da bir günde çıkardılar.

Savunmamda Benim Ruhum Var

Benim halkım ırgattır, emekçidir. Beni seven varsa, bürokratik, ağa tarzı, yetkici yaklaşımları kesin kabul etmediğimi bilmelidir. Daha önce açmıştım: Dev-Yolculuk ve Dev-Solculuğu kabul etmem. Savunmamda benim ruhum var. Orada ilkelerim ve ruhum var. Bu kitabın özüne bağlı kalınsın. Beni kendi yanlışlıklarına alet etmesinler. Barzani ve Talabani benim adımı kullanarak devlet kurdu; kardeşim adımı kullanarak gitti beni sattı. Ben bu oyunları bozmak istiyorum. Savunmam böyle yapılmalı. Bunlar beni savunmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Neden bunlara izin veriliyor? Osman olayı da önceden bana aktarılmadı. Engelleme yok, neden aktarılmadı? Bu çalışmalardan avukatlarım sorumludur. Doğruları kimse engelleyemez. Avukatlar gerçeğin amansız takipçileri olmalı, müthiş takip etmelidir. Benden bir şey almak kolay değil; bu öncelikle saygı gerektirir. Bu ciddi bir iştir. Bunu aşılmasını diliyorum. Gerçekleri kavramak, gereğini yerine getirmek gerekir. Eleştiri-özeleştiri gerçekleri kavramaktır.

Çetevari Eylem Kabul Edilemez

Savaş konusunda da belirlemelerim olacak. İki şey belirteceğim: Birincisi, Ortadoğu’daki bu süreç Üçüncü Dünya Savaşı gibi algılanmalı. ABD ya tam başarabilir, ya yenilir, bırakıp kaçar, ya da ortada kalır. Bir kaos yaşanıyor. Her üç durum karşısında da ya eski despotik devlet geleneği sürer, ya da çözülür, Avrupa süreci benzeri demokratik çözüm yoluna girilir. Ama Ortadoğu demokratik yönü ağır basan devrim sürecindedir. Yeni inşa süreci demokratik devrim stratejisi ile yakından bağlantılıdır. Savunmalarımda koymuştum, açmayacağım. İkincisi, PKK’nin yeniden inşası konusunda. Son gelişmelerden çetecilik anlayışı sorumludur. 1987’den bugüne kadar ki çetecilik anlaşılmıştır. Osman Öcalan şürekası, Selim Çürükkaya, Şemdin ve benzerleri, bunlar 20 yıllık çete pratiklerinin sonuçlarıydı. Geldikleri noktada beni ve çözümlemelerimi doğruladılar. ABD’ye sığındılar.

Hareket içinde Dev-Sollaşma tehlikesi var; bunlar PKK’nin Dev-Sol’una benziyor. Bunlar bizim özgürlük mücadelemizi, anlayışımızı temsil edemiyorlar. Eğilim değiller, iyi niyetlilerdi, bunlar PKKlileşmeyi düşünüyorlar. Televizyona çıkıp konuşabilirler. Cuma, Abbas ve Karasu bu yirmi yıllık pratiği açabilirler. Osman’ı ortaya çıkaran onların pratiğidir. Güney’deki çalışma tarzı buna zemin açtı, çeteciliği ortaya çıkardı. Zemini açtınız, onlar kurnazdı, kullandı. Pratikleri açığa çıktığında kaçtılar. Siz dürüsttünüz, kaldınız. Demokratik devrimciliği iyi korusunlar.

Diyarbakır’daki polis olayı nedir? Vali olayı vardı. İki polisin olayı önemli, bu olayın içyüzü açığa çıksın. Tan’ı kim öldürmek istedi? Devlet kendi polisini mi öldürüyor? Bunun açığa çıkmasını istiyorum. Bunlar önemlidir. Bizim adımızı kullanarak kimler müdahale ediyor? Meşru savunma haktır, bu temelde her türlü tedbiri alsınlar. Polis, vali öldürme eylemlerini sağlıklı bulmuyorum. Dağda nereye gidecekler? Tabii ki kendilerini savunacaklar. Dağda beş yüz kişi üstüne geliyor, tabii ki kendini savunacaksın. Yarı yarıya kayıp olsa da, adam gibi savaşacaksın. Sonuna kadar meşru savunma hakkını kullanacaksın. Çetevari eylem kabul edilemez. Dev-Sollaşan tarza karşıyım.

Kendimle ilgili komploya ilişkin iki şey söyledim. Ben burada yaptığım şeyi savunmamda, buradaki diyaloglarımda açıkça ortaya koydum. Bunu benimseyip inanıyorsanız pratiğe geçirin. Benim her yerde dostlarım, yoldaşlarım var. Dağda, Avrupa’da, metropollerde, şehirlerde, köylerde var. İnanıp benimsiyorsanız gereğini yaparsınız. Ama bu müthiş bir çalışma ve emek gerektiriyor. Ben halkımıza bu temelde komploya ilişkin düşüncelerimi iletiyorum.

15 Eylül 2004
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· 45 gerilla adayı mezun oldu
·  25 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Mardin'de sağ yakalanan iki gerilla kurşuna dizildi-FLASH-
· Bitlis'te çatışma: 3 korucu öldü
· Zap bozgununu unutamayacak
· Bir buçuk saatte gerilla kıyafeti!
· 27 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· İzmir bombasında medyanın yalan rüzgarı
· Kürt Kültür Festivali engellenmeye çalışılıyor
· Güney Kürdistan’da endişe verici gelişmeler

Görüşme Notları
· Öcalan: Savcı Öz benimle görüşebilir
· Öcalan: Ergenekon doğrudan ABD operasyonudur
· Öcalan: Tasfiye edilemeyeceğim anlaşıldı
· Öcalan: Sol ciddi alternatif olabilir
· Öcalan: İmralı Diyarbakır Cezaevi'ne dönüştü
· Öcalan: GAP Paketi ile işbirlikçi Kürt yaratacaklar
· Öcalan Erdoğan'a yine çözüm çağrısı yaptı
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 12.04.1999 Tarihli Görüşme Notu

© Rojaciwan.com