Diyarbakır'daki bombalı saldırıya ilişkin hükümet ve emniyet Türk İntikam Tugayı'nı aklarken, Timurtaş'ın mahkeme itirafları taşeron örgütün asker denetiminde çalıştığını ortaya koyuyor
TETİKÇİ TİMURTAŞ İTİRAF ETTİ
10 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıyı Türk İntikam Tugayı'nın (TİT) üstlenmesine rağmen, olay PKK'nin üzerine yıkılmaya çalışılıyor. Hükümet ve Emniyet, derin devletin taşeron örgütü konumundaki TİT'in varlığını inkar ederken, Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan ödüllü tetikçi Adil Timurtaş'ın itirafları ve mahkeme tutanaklarına yansıyan anlatımları, TİT'in asker denetiminde olduğunu gösteriyor.
ASKER DENETİMİNDE EYLEM
Yıllar önce Nokta Dergisi'ne konuşan Timurtaş, TİT'i şöyle anlatıyor: 'TİT'in içerisinde polis, askerlerin yanı sıra itirafçılar ve sivil ülkücüler de vardı. JİTEM ve TİT'çilerle ilişkiler denetimdeydi. Genelde sabotaj eylemleri tercih ediliyordu.' Geçen yıl DEHAP'lı yöneticilerden para alırken suçüstü yakalanıp bırakılan Timurtaş (üstte), röportajında eylemlerin hedef şaşırtmak için farklı örgütler adına üstlenildiğini belirtiyor.
TİT'i asker kolluyor
Diyarbakır'da 12 Eylül'de 10 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıyı Türk İntikam Tugayı'nın (TİT) üstlenmesine rağmen devlet ve hükümet yetkilileri ısrarla olayı PKK üzerine yıkmaya çalışırken, itirafçı Adil Timurtaş, TİT'in asker denetiminde Bölge'de birçok faili meçhul olaya imza attığını söyledi.
Diyarbakır'daki patlamayla tekrar gündeme gelen TİT'in olayı üstlenmesine rağmen yetkililer yaptıkları açıklamalarda, devlet içi bu örgütlenmenin faaliyetlerini aklamaya yönelik ifadeler kullanılıyor. Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan iki defa ödüllendirilen itirafçı Adil Timurtaş, TİT'in asker denetiminde Bölge'de birçok faili meçhul olaya imza attığını söyledi. DTP'nin Kürt sorununun çözümü için ateşkes çağrısı yaptığı bir süreçte, 12 Eylül günü 8'i çocuk 10 kişinin yaşamını yitirdiği, 17 kişinin de yaralandığı Diyarbakır'daki patlamanın failleri ve perde arkası aydınlanmayı bekliyor. Diyarbakır'da yaşanan bu katliamla birlikte devlet içi çete örgütlenmeler tekrar gündeme geldi.
Nokta dergisine konuştu
Bölge'de kurduğu çete örgütleriyle adı birçok faili meçhul cinayete karışan Binbaşı Cem Ersever'in 1993 yılı ekim ayında öldürülmesinin ardından, Nokta Dergisi muhabirleri Ayşe Önal ve Can Karakaş'la bir sahil kasabasında buluşan PKK itirafçısı ve OHAL Bölge Müdürlüğü'nde sivil memur olarak çalışan Adil Timurtaş, TİT mensubu Ali Pınar adıyla itiraflarda bulundu.
İsmini farklı gösterdi
Ali Pınar, Cem Ersever'in öldürülmesini 'Binbaşı bir haindi' sözleriyle anlatıyordu. Diyarbakır DGM Savcılığı tarafından 1998 yılında İbrahim Babat'ın itirafları üzerine başlatılan soruşturmada TİT üyesi Ali Pınar'ın Adil Timurtaş olduğu tespit edildi. Cem Ersever'in öldürülmesinden 24 gün sonra yapılan bu röportajla hem Ersever'in ölümü daha da karmaşık bir duruma getiriliyor hem de Ersever'e bağlılıklarıyla bilinen JİTEM bünyesindeki itirafçılara gözdağı veriliyordu.
KAP yerine TİT
İtirafçı Adil Timurtaş, TİT'i şöyle anlatıyor: 'TİT binbaşının (Cem Ersever kastedilen) üzerinde uzun uzun düşünüp, katılım sağlamaya uğraştığı bir örgüt olarak ortaya çıkmadı. Hemen her gün en yakın arkadaşlarını kaybeden ve sürekli bir biçimde PKK hedefi olan Bölge'nin güvenlik görevlileri arasında potansiyel çoktan oluşmuştu. Nitekim önce KAP (Kemalist Asker Polis) adıyla kurulmaya çalışıldı. KAP'dan vazgeçtiler. Çünkü KAP onların devlet gücü gibi algılanmasına yol açıyordu. Oysa aralarında sadece emniyetçiler ve askerler yoktu. İtirafçılar ve sivil ülkücüler de vardı. Uzun tartışmalardan sonra TİT çalışmaya başladı. Bölge'de çok sert faaliyet gösteren Hizbullah'ın yanısıra birçok faili meçhul cinayete imza attı.'
TİT'in denetimi askerde
Timurtaş röportajında JİTEM-TİT ilişkisi için ise şunları söyledi: 'JİTEM çalışmaları ve JİTEM'den bağımsız olarak TİT'çilerle ilişkiler binbaşının mutlak denetiminde yürütülüyordu. Başlangıçta seçilmiş hedefleri öldürmek yerine caydırıcı olacağı düşünülen sabotaj eylemleri tercih ediliyordu. Diyarbakır Baro Başkanı'nın arabasına bomba konulması, Yeni Ülke gazetesinin Diyarbakır bürosunun yakılması gibi, döneme göre masum kabul edilen eylemler binbaşının grubunun imzasını taşıyordu.'
Bölge'de gerçekleşen birçok katliamda adı geçen TİT, hedef şaşırtmak için bazı eylemlerinde farklı isimler de kullandı. 24 Eylül 1990 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polis memurları Tayyar Karakaya, Ahmet Köse ve Eyüp Sımsık tarafından tutulan olay yeri görgü tespit ve zapt etme tutanağında ise, Adil Timurtaş'ın itiraflarında yer alan yakılmak istenen Yeni Ülke gazetesinin kapısının üzerine bırakılan tehdit mektubunun altındaki imzanın 'İslam Mücahid Birlikleri (İslami Yumruk)' olduğu kaydedildi.. 1. Şube Güvenlik Şube Müdürü Rıdvan Güler tarafından DGM Başsavcılığı'na gönderilen faili meçhul olay hakkındaki yazıda da, polis memurları tarafından tutulan tutanakta yer alan pullamaya ilişkin bilgilerin verildiği görülüyor.
Cezaevinde değil sahilde
Bu dönemde Ali Pınar (Adil Timurtaş) Diyarbakır Cezaevi'nde bulunması gerekirken, bir sahil kasabasında gazetecilerle nasıl bir araya geldi sorusunun yanıtı Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 2002/60 Nolu dosyada açıkça yer alıyor. Timurtaş OHAL Bölge Valiliği'nde sivil memur olarak çalışırken, 1993 yılında kaleşnikof yakalattığı gerekçesiyle tutuklanıp, hüküm giyince infazı yandı. Ancak cezaevinde bulunması gereken Timurtaş, 1999 yılına kadar hep dışarıdaydı. Timurtaş'ın mahkeme dosyasında adres olarak, 'Dicle Kral Kızı Barajı Özel Görev Komutanlığı lojmanlarında oturur' bilgisinin yer alması dikkat çekiyor.
Suçüstü yapıldı serbest bırakıldı
Adil Timurtaş, geçen yıl Mayıs ayında DEHAP Bağcılar İlçe Başkanlığı yapan Lezgin Bingöl'den 30 milyar haraç almak isterken polis tarafından suçüstü yakalandı. Gözaltına alınan ve üzerinden JİTEM kimlik kartı çıkan Timurtaş, Erdal Atalay, Abdulvahap Demir ve Abuzer Gün çıkarıldıkları Fatih Cumhuriyet Savcılığı'ndan, 'Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak' ve 'Korkutarak menfaat elde etmek' suçlamasıyla ve tutuklanmaları talebiyle 2. Sulh Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Mahkeme söz konusu kişileri 'suçları sabit bulunmadığı' gerekçesiyle serbest bıraktı. Bunun üzerine Cumhuriyet Savcısı, karara itiraz etti. İtiraz üzerine sanıklar, bir üst mahkemeye sevkedildi. Sanıklar buradanda serbest bırakıldı.
Özel Kuvvetlerin gözdesi
İtirafçı Adil Timurtaş, cezaevinde olduğu dönemlerde Diyarbakır kırsalında yapılan operasyonlara katıldığı için Özel Görev Komutanlığı tarafından kendisine taktir belgesi verildi. Susurluk Raporu'nda da adı geçen itirafçı Adil Timurtaş, 20 Ağustos 1999 tarihinde Diyarbakır itirafçılar koğuşundan 3. No'lu DGM'ye gönderdiği bir mektupta, suçsuz olduğu halde cezaevinde kaldığını ve devlet adına operasyonlara katıldığını belirterek tahliyesini istemişti. Söz konusu mektupla birlikte mahkeme heyetine iki adet taktir belgesi sunan Timurtaş, bu belgelerde operasyonlara katıldığını, üstün cesaret gösterdiğini dile getirmişti. Timurtaş'ın mahkemeye gönderdiği belgelerin ikisi de Dicle ilçesinde PKK'ye yönelik yapılan operasyonlardan dolayı verildiği saptanmıştı.
Kaynak: Özgür Gündem |