DELİL KARAKOÇAN
Doğru zamanlama, hayatta olduğu gibi politikada da başarının anahtarı gibidir. Her zamansız adım, her pratik çaba başarıyla değil, başarısızlıkla sonuçlanır. Kahramanca da olsa, eşi görülmemiş fedakarlıklarla da gelişse sonuç değişmez. Lenin’in, “bugün erken, yarın çok geç olabilir” sözü de, “zaman-başarı ilişkisi”ni anlatmak bakımından çarpıcıdır. Mani’nin ve ona bilimsel içerik kazandırıp güncelleyen Öcalan’ın, “an” tanımı da bu bakımdan son derece öğreticidir.
* * *
Bu felsefik yorumlamadan çıkarılacak sonuç, politik mücadelelerin; gereksinim duyduğu araç ve olanaklardan önce, uygun zemin ve zamanlamaya da ihtiyaç duyduğudur.
Voltaire’nin, “hiçbir ordu zamanı gelmiş bir düşünceye karşı duramaz” sözü, zamanı gelmiş ve doğru zamanda hayata geçirilmiş eylemin ya da adımın gücünü, yenilmezliğini anlatır bize…
Güç de, inisiyatif de, “zamanı gelmiş” olandadır. Sürece, hayata ve olaylara yön veren de odur. Doğru bir anlayış ve zamanlamayla uygulamaya konmuş düşünceleri kırmak, çürütmek olanaksızdır.
* * *
Öcalan’ın “toplumsal barış projesi”, PKK’nin “ateşkes” ilanı, zamanı gelmiş düşüncelerin ürünüdür ve onun yaratımı olarak adlandırılmalıdır. İnsanlık tarihi ve evrimi açısından da kaçınılmaz olan bu olgu; dayatılan savaş ve şiddet seçeneği karşısında pratik olarak olmasa da (henüz olmasa da), anlayış olarak güçlü ve etkindir.
Kürtlerin savaş ve şiddeti seçenek olmaktan çıkarıp, toplumsal barış ve adaleti esas alan anlayışa evrilmeleri, hem inisiyatif kazandırmış, hem de siyasal, moral üstünlük sağlamıştır.
Buradan bakıldığında Öcalan ve Kürt hareketi; bazı köşe yazarlarının yorumladığı gibi, “güçsüzlüğün” değil, Voltaire’nin belirttiği gibi, gücün ve “hiçbir ordunun karşı duramayacağı” noktadadır.
* * *
Bu noktadan sonra ordunun ya da devletin Kürtlerle savaşı; insanlıkla, insanlığın barış, kardeşlik, eşitlik ülküsüyle savaşı anlamına gelir. Yapacağı her saldırı, yürüteceği her operasyon sonuç vermeyeceği gibi, daha çok tepki toplayacak, yalnızlaşmasına yol açacaktır.
Şiddet yalnızlıktır.
Şiddeti derinleştirmek, yalnızlığı, izole olmuşluğu derinleştirmektir. Öcalan ve Kürt hareketi, insanlık değerlerine, bu değerlerin yon verdiği demokratik kültüre, diyalog ve uzlaşı yeteneğine adapte olmayı başarmış, onunla bütünleşmiştir.
Türkiye bu kültürün dışında ve “direnen” konumdadır. “Zamanı gelmiş düşünce”lerin ve bu düşüncelerin gerekli kıldığı adım ve açılımların yanında değil, karşısındadır.
Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tehlike, “Öcalan” ya da “PKK” değildir. Zamanı gelmiş düşüncelere, toplumsal barış ve demokratik çözüm istemlerine karşı duruşudur.
Unutulmamalı ki, askerin de, Cumhuriyetçilerin de en çok “korktuğu, hassas olduğu” irtica tehlikesinin, bağnazlığın kaynağı da budur.
Ateşkes ve barış gibi zamanı gelmiş adımlara karşı olan değil, yakınlık gösteren, gereğini yapan bir Türkiye kazanabilir. Böyle bir Türkiye’nin güvenliği ve geleceği olabilir.
Tabii konunun bir de Kürt tarafı var. Bu güncel konuyu yazmaya devam edeceğim.
Özgürpolitika
|