Basından Seçmeler: Selahattin Erdem: Görev
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 09.10.2006, 11:44:18 (775 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine PKK’nin geliştirdiği yeni ateşkes süreci Kürtler açısından ne anlam ifade ediyor? Bir başka deyişle Kürtler ateşkes sürecini nasıl karşılamalı? Bu yeni ateşkes dönemi Kürt halkına, kurum ve örgütlerine ne tür görevler yüklüyor? Bu haftada bu konu üzerinde durmaya çalışalım.

Hemen belirtelim ki; ateşkes girişimi, genelde olduğu gibi Kürt toplumunda da genel ve önemli bir rahatlama yaratmış bulunuyor. Her alandan değişik kurum ve örgütlerden ateşkese destek mesajları yükseliyor. Kısaca ateşkes güçlü bir şekilde benimsenmiş ve sahiplenilmiştir; ciddi bir itiraz görülmüyor.

Kuşkusuz bütün bunlar iyi, hem de çok iyi. Ancak benimseme ve sahiplenme iyi olmakla birlikte fazla rahatlama elbette ki iyi değildir. Çünkü ateşkes sürecini yanlış anlamaya götürür; fazla rahatlama giderek rehavete ve gevşemeye yol açar. Bu da ateşkes süreci açısından en ciddi tehlikeyi ifade eder.

Öncelikle işte bu tehlikeye dikkat etmemiz gerekiyor. Bütün kurum ve kuruluşları ile Kürt Halkı, ateşkes sürecini bir rahatlama ve gevşeme süreci olarak görmemeli, böyle bir anlayışa kesinlikle düşmemeli, ateşkes sürecini yeni bir mücadele ve çalışma ortamı olarak ele alıp kendini planlayarak bunun gereklerini yerine getirmeye çalışmalıdır.

Demek ki, ateşkes sürecine doğru yaklaşımının ortama hakim kılınması hayati önemdedir. Çünkü, ateşkes sürecinin farklı kurum ve örgütlere yüklediği görev ve sorumlulukların doğru ve yeterli anlaşılması ancak böyle bir yaklaşımla mümkün olur. O nedenle öncelikli görev, ateşkes sürecinin doğru anlaşılması ve sürece yeterli yaklaşım içinde olunmasıdır.

Elbette ardından, ateşkes sürecinin herkese yüklediği görev ve sorumlulukların bilincine, derinliğine varma, bu temelde kendini erkenden planlayıp örgütleme ve pratik çalışmaya seferber olma gelir. Ancak böyle yapanlar ve pratikte görevlerini başarı ile yürütenler, ateşkes sürecine doğru yaklaşmış olurlar.

Peki ateşkes sürecinin Kürtlere, onların kurum ve örgütlerine yüklediği görev ve sorumluluklar nelerdir? Kürtler bunun gereğini pratikte nasıl yerine getirirler?

Öncelikle şunu belirtelim ki, ateşkes ortamı Kürtlerin demokratik örgütlenme ve mücadelelerini geliştirmeleri için en elverişli ortamı, mükemmel fırsat ve imkanları sunmaktadır. Propaganda ve ajitasyon çalışmalarının geliştirilmesi için bu ortam en elverişli ortamdır. Böyle bir ortamda özgürlükçü sanat ve edebiyatı geliştirebilmek için büyük fırsat ve imkanlar mevcuttur.

Başta kadınlar ve gençler olmak üzere toplumun tüm emekçi kesimlerini Demokratik Konfederalizm ilkeleri temelinde örgütlenmenin her türlü olanağı vardır. Silahlı şiddet durduğuna göre halkın demokratik eylemliliğini geliştirmek için ortam ardına kadar açılmış demektir. Yani her türlü demokratik örgütlenme ve eylemin önü açıktır.

O halde şunu ifade edebiliriz: ateşkes süreci en kapsamlı demokratik örgütlenme ve mücadele sürecidir. Demokratik çalışmalar en fazla böylesi süreçlerde geliştirilir ve başarıya götürülür. Yani Tayyip Erdoğan’ın diliyle ifade edersek, ateşkes süreci yan gelip yatma süreci değildir, böyle bir süreçte rahatlamak ve gevşemek olmaz. Sadece mesaj ve çağrılarla yetinilemez.

Başkalarından, özellikle de karşıt güçlerden bir şeyler yapmaları beklenilemez. Bu tür süreçler en kapsamlı demokratik çalışma ve mücadele süreçleridir. Böylesi süreçlerde devrimci, demokratik güçler kendilerini her şeye çare haline getirirler, sorunların çözümünü kendi güçleri ile yaratırlar. Büyük bir cesaret ve özveri ile tarihi görevlerini başarmak için gayretle çalışırlar.

Kürt kurum ve örgütleri ateşkes sürecini işte böyle bir anlayışla ve tarihi görevlerine yüksek sorumluluk bilinci ile sahip çıkma temelinde karşılamalı, ateşkes sürecini esas alarak mücadele görevinin kendilerine düştüğü bir süreç olarak ele almalıdırlar. Bunun için de, ateşkes sürecini herkesten fazla tartışmalı ve derinliğine anlamaya çalışmalıdırlar. Bir gün bile gecikmeden kendi sorumlu organlarını toplayarak, ateşkes sürecinin üzerlerine yüklediği görevleri kararlaştırıp planlamalıdırlar. Böylesi süreçler iddialı olma, büyük hedefler besleme süreçleridir. O nedenle çalışma plan ve programlarını iddialı olma, büyük hedefler besleme süreçleridir. O nedenle çalışma plan ve programlarını iddialı ve büyük hedefler içerecek şekilde oluşturmalı ve hedefler programlarını dolgun tutmalıdırlar.

Hedefi büyük olanın çabası da büyük olur. Dolayısıyla plan ve programlarını dolgun hedefler temelinde oluşturan kurum ve örgütler, ardından bunları doğru bir çalışma tarzı, üslubu ve yeterli bir tempo ile hayata geçirmeye yönelmelidirler. Ateşkes sürecini ancak bu biçimde doğru ve yeterli değerlendirmiş olurlar.

Ateşkes süreci Kürt Sorununun demokratik çözümü için fırsat ve imkanların en fazla olduğu bir süreçtir. Demokratik Kürt kurum ve örgütleri bu süreci kapsamlı örgütleme ve mücadele programları ile karşılarlarsa, işte o zaman Kürt Sorununun demokratik çözümünün temel bir ayağı olan Kürt halkının demokratik örgütlülüğünü geliştirerek çözüm sürecini ilerletirler.

Diğer yandan ateşkes süreci, Türkiye toplumunun demokratik örgütlülüğünü geliştirebilmek için fırsat ve imkanların en fazla oluştuğu bir süreçtir. Yaygın savaş ortamında yapılamayan örgütlenme çalışmaları, ateşkes ortamında daha kolay ve güçlü yapılabilir.

Elbette bu görev en başta Türk sosyalistlerin, aydın ve demokratik güçlerle olmakla birlikte, demokratik Kürt kurum ve örgütlerinin de bu stratejik görevin gereğini yerine getirme sorumluğu vardır. Demek ki ateşkes süreci, Türkiye toplumunun demokratik örgütlülüğünü yaratma süreci olarak ele alınmak ve bu doğrultuda planlı ve örgütlü bir çalışma içinde olunmak durumundadır. Bu da başarı için gerekli tarihsel ve stratejik bir görevdir. Kürt kurum ve örgütleri bu stratejik görevleri nasıl başarabilir? Elbette ki birbirini beğenmeyerek, iterek, birleşmeyerek, azla yetinerek, sekter veya liberal davranarak değil. Her şeyden önce tarihsel sorumluluk duygusu ile hareket ederek, bilinçli ve iddialı davranarak, daha çok birleşerek, birbirini kabul ederek, örgütlenerek, doğru bir çalışma tarzı ve temposu kazanarak. Tarihsel görevleri başarmanın sırrı bunlardır.

Eğer böyle bir görev ve sorumluluk bilinci ile davranılırsa ateşkes sürecine doğru yaklaşılmış ve süreç ilerletilmiş olur. Böyle değil de geçmişteki gibi rehavet içinde yaklaşıldığında bir gün yeniden şiddet kapıya dayanırsa, herhalde o zaman kimse şaşırmaz ve diyeceği bir şey olmaz. Böyle olmaması dileğiyle!......
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· Öcalan: Penceremden görünen iki ağacı da kestiler
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Türk ordusu Lice'de ağır darbe aldı
· Her onurlu Kürt direnecektir
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· DTP’den Zaman’a yalanlama

Basından Seçmeler
· Babam heval Beşir
· ANF Türkiye’de dördüncü kez yasaklandı
· ‘JİTEM elemanıyız’ diyen 3 kişi tutuklandı
· Engin Çeber soruşturması tamamlandı: Şüpheli sayısı 60
· Ankara'da Kürt karşıtı Diyarbakır'da Kürtsever
· Roj Tv Türkiye'de reyting rekorları kırıyor
· ‘Hun bıxêr hatin’ dedi 7 ay hapis cezası aldı
· Ergenekon ve Ümit Fırat
· Kürt Egemenlerine ve Aydın Taslaklarına Bir Kaç Söz
· Le Monde Öcalan’ın tutukluluk koşullarını yazdı

© Rojaciwan.com