Orjinal
|
Merhaba, nasılsınız, 3 kişi misiniz başka gelen var mı? (hayır yok) Benim hakkımda biyografi üzerine çalışma var mı, yeni bir şey yazıldı mı? Murat Yetkin'in kitabı mı çıktı? (Murat Yetkinin radikalde komploya ilişkin dizi halinde röportajı vardı, okuyabildiniz mi) Biraz baktım, oradan bir satır çıkardım, o bile bizimkilerden daha iyi araştırma yapıyor. (AİHM'sine sunmayı düşünüyoruz) hala sunmadınız mı, gecikiyorsunuz, ekimde karar çıkacak mı (net değil) ortada, deyin her şey ortada, komplo değil de ne, hukuk dışı koşulların hepsi var, bilemiyorum siz nasıl çalışıyorsunuz sıradan bir gazeteci bile sizden iyi çalışıyor, AB standartlarına göre cezaevine koyacakları konusunda anlaşmışlar, Alman istihbaratı var mı onun rolü henüz açığa çıkmadı, CİA var zaten, Yunan istihbaratı belli, mahkeme neden karar vermiyor. Bir komplo var, demokratik özgürlük şeyine bir komplo, üstte ABD bastırmıştır, Almanya Avrupa'ya kabul ettirdi, ABD Almanya ile Kürt meselesinde anlaşmıştır, Türkiye de onlarla anlaşmıştır. Ben barışa varım kardeşliğe varım, güneyde durum ortada, bu Mustafa Kemalin yolumudur değildir, işbirlikçiler ortada, Tel Afer de Türkmenler için demokratik bir yapı oluşturamıyorlar. Avrupa sözde bir hukuk temsilcisi beni burada nasıl böyle bırakabilirler, hukukta böyle bir şey yok, bu davam sözde alet oluyor, Avrupa nasıl hukuku böyle çiğneyebilirler, gerekiyorsa (AİHM) mahkemenin önünde ölüm orucuna yatın, bu uyguladıkları hukuk da halkın çıkarına değil. Sırf Ortadoğu halklarına karşı stratejik bir düşmanlık yürütüyorlar, bana burada uygulanan şey dünya da hiç kimseye uygulanmayan bir statüdür, beni öldürebilirsiniz ama Sezarın hakkını Sezara vereceksiniz, Sezarı öldür hakkını ver. Çatışa çatışa bu durumu ortaya koyacaksınız, çok ciddi çalışmalar yapacaksınız hukuk böyle bir şeydir, avukatlarda bir şey yapmıyorlar, bu sizin avukatlık namusunuz onurunuz, gerçeği araştırmak ortaya koymak zorundasınız, bu sizin hukuka karşı bağlılık göreviniz, kaldı ki siz dost geçiniyorsunuz, eğer bunları yapmıyorsanız bırak dostu kişiliğiniz tartışmalı olur, komplonun bir parçasısınız derim, ben kendi onurumu koruyacağım, Ortadoğu da, Avrupa da bana karşı olanlar var, bunun içinde avukatlarda var. ABD -AB Kürt meselesinde anlaşmışlar, bu komplo Türk Hükümetinin çıkarına da değildir, işte Kuzey Irak işte Tel Afer zırnık kadar adım atamıyorlar. Türkmenlerin çıkarını bile koruyamıyorlar, 1,2 Türkmenin canını bile koruyamıyorlar, Türk halkının düşmanı değilim beni tehdit ve tehlike olarak yutturmak istiyorlar.
(Murat Yetkin Ecevit'le de röportaj yaptı, sizin tesliminize ilişkin ABD'nin niyetini sorgulayıp sorgulamadığını sormuş, niyetlerini sorgulamadığını söylüyor) peki Sayın Eceviti nasıl düşürdüler, seni başbakanlıktan kim düşürdü? Irak siyasetinin desteklenmesi anlamında Apoyu vermişler. Ben o röportajdan bir cümle çıkardım, yani Irak siyasetimizin desteklenmesi temelinde biz Apo'yu verdik. Güneyi Türkiye yarattı, 1980 den beri ağalara, şeyhlere devlet kurdurdular, AKP yi çıkardılar, hükümet kurdurdular. Avrupa niçin taviz veriyor, verir 1985'de Almanya'nın öncülüğünde İtalya, İspanya en son katıldı, İngiltere, Fransa, başta vardı Yunanistan katıldı, Kıbrıs sorununu çözecekler tüm bunarın karşılığında da Apoyu teslim aldılar. Yakışır mı bunlar Osmanlı yönetimi Abdülhamit, Sultan Vahdettin bile bu duruma düşmezdi, Kürt halkına özgürlüğünü ver kardeş olalım, Türkiye yi satıyorlar çünkü hepsi ABD ye gebe AKP dahil, İMF kanalı AB kanalı var, bu kanalları kullanıyorlar, Türkiye de 1,2 milyarlık mal mülk alıyorlar. Beni Kızıl Elmacı olarak gösteriyorlar, Kızıl Elmanın yolu döşüyorsun diyorlar, Kızıl Elma ile alakası yok onlarda ABD işbirlikçisiler, 1950 den beri ABD ye postu serdiler hatta İttihat ve Terakkicilerden beri postu serdiler. Enver Almanya ya, Avrupa ya postu sermişti, Kızıl Elmacılar 1950'lerde Florida da özel eğitim gördü, Türkiye ye kaybettirdiler. Mustafa Kemalin ruhu sızlar ruhu onların yanında değil benim yanımda. Apo milliyetçi olmuş Kemalist olmuş diyorlar, bağımsızlıkçı, özgürlükçü çizgiyi kabul ediyorum, 1920'lerin bağımsızlık ruhunu kabul ediyorum, bunun Kemalizmle alakası yok, bunu yapmışsa iyi bir şey yapmıştır günümüze ilişkin dersler çıkarın. Türk Hükümeti her şeyi ABD ile hallediyor, peki Mustafa Kemal 1922 de niye İngilizlerle halletmedi, çalışmadı, ABD'nin İngiltere ile farkı var mı, şimdi Kürtler o zaman Yunanlılardı, dürüstçe mi değil, tarihi komplo bu temelde yapıldı, Alçaklar beni suçlamaya girdiler duyduğum kadarıyla Yaşar Kaya, Sıraç Bilgin gibi Kürt aydınları da varmış öyle mi, Avrupa sizi doyurdu, ( Alman gazetelerinde de sizin hakkınızda ölüm emri verdiğinize ilişkin haberler yer alıyor) benim adıma demokratik hakkımı kullanın, Almanya da ki avukatlar gazetelere maddi manevi tazminat davası açsınlar, yalanlarla olmaz, burada savcının denetimi var, benim çizgim bellidir, kimseye öl-öldür emrini vermedim. Kani, Mızgin nerede? ( nerede olduğunu bilmiyorlar) Kani için diyordum, Mizgin de bunlar karanlık işler, İngiliz ajanıdırlar kendi kendilerine gelin güvey oldular, halk savaşçısıydılar, kahramanıydılar neredeler, şimdi ise suçlamalar getiriyorlar.
Madem bunların hepsi savaş istemiyorlar, savaşa karşılar 17 Aralıkta zirve düzenleniyor gerçekten silahların devreden çıkmasını istiyorlarsa, Kürtlere dürüstçe davransınlar, Kürdistan da kalıcı barış kalıcı silahsızlanma istiyorlarsa, tek bir cümle söylerler; Türkiye nin bütünlüğü esastır, üniter yapıya bir şey demiyoruz, Kürt sorunu var onun barışçıl diyalog yoluyla çözülmesi esas olmalıdır. PKK'ye tümüyle silahları bırakın dersiniz Türkiye'ye de diyalogu başlatın dersiniz. Bundan daha barışçıl, insani bir karar verecek mi, verirse dürüsttür derim vermezse komplo var, AB'liler bu konuda karar almazlarsa şiddetli bir savaşa çağrı yapıyorlar demektir, bizi savaşa zorluyorlar demektir. Irak üzerine bir sürü karar alıyorlar, AB Kürtler üzerine bir karar almıyor, barışçı çözüm üstüne tek bir karar almıyorlar, neden hayır diyorlar, savaşa itiyorlar, terör listelerine alıyorsun, terörist ilan ediyorsun, ABD, Avrupa bunu yapıyor Türklerin akılsız yöneticileri, savaş kliği bizden savaş istiyor. Bu gün silahları bıraksak bile kabul etmiyorlar, bize savaşacaksınız diyorlar, bu vahim bir durumdur;
Avrupa, ABD, Türk yönetimi dayatıyor bunu gizli yapıyorlar, el altından. Halk gerçekleri bilsin istemiyorlar. Umarım bu temelde diyalog yolu açılır yoksa Kongra-Gel tüm gücüyle savunma savaşına kendilerini vermelidirler. 17 Aralıkta karar çıkmazsa kendini savunmalıdırlar , başka bir olanak yok, imha olacaklar, kaçan kaçar, bazıları ABD ye teslim olur bazıları da AB ye teslim olur, Osman ve şürekası ABD ye kaçtı Mızgin, Selim Çürükkaya gibileri Avrupa ya teslim olur, teslim olmayanlar, direnecek gereği gibi savaşacaktır. Başbakan bir çağrı bile yapamıyor, demokratik yaşam içinde yeriniz var bile diyemiyor, şerefinizle, onurunuzla gelin diyemiyor, Çiller gibi konuşuyor; sabrımız kalmadı ABD bombalamazsa biz bombalayacağız diyor, ben burada çok büyük bir sabır gösterdim, pratiğini de gösterdim illa savaşacaksın diyorlar, korkuyorlar, birde savaş-ölüm emri veriyor diyorlar. Burada barış için inatla 6 yıldır irademi ortaya koydum, onurumu korudum. Bunu sizde anlatamıyorsunuz tv.lere çıkın konuşun, gazeteye yazın, ben bir tek damla kanın dökülmesini istemiyorum. Çeçenlere Ruslar devlet vermiş, Çeçenlerin cumhuriyeti var, biz Kürdistana özgürlük ve demokratik yapı istiyoruz, cumhuriyet, federasyon değil üniter devlet yapısı içinde Kürtlere özgürlük ve demokrasi istiyoruz. ABD güneyde zayıflatıyor, Türkiye kuzeyde taarruzda. ABD'ye sığınanlar var, kalmak isteyenler bazı yoldaşlar var bunların gerçekleri görmeleri gerekiyor.
Sizden bazı haberler alacağım (PJAK, kongresini yaptı, "Önderlik çizgisinde kararlaşma, yeniden yapılanma" şiarı ile gerçekleştirmişler. PAJK, YJA-Star, Özgür Kadın Birlikleri olarak örgütleneceklerini tüm yapıların yılda bir Özgür Kadın Kurultayında buluşacaklarını, ihanete ve komploya karşı sesiz kalışlarını tartışmışlar, ) Kadın özgürlüğü önemli, Ortadoğu da kadın özgürlüğü öne çıkacak, teorik ve pratik olarak koydum, Kongra-Gel bünyesinde komiteler içinde temsil ediliyorlar mı? (özerk örgütlenmeler olarak varlar) kurum olarak özerk, her tarafta hayatın her alanın da çalışabilirler (kadının ihtiyaçları doğrultusunda eğitsel, siyasal, kültürel yerelden merkeze doğru örgütleniyorlar) gayet doğru umarım başarırılar, pratikleştirirler.
Başka neler var ( Talabani -Barzani Türkiye ye geldi görüşmeler yaptı, buradan İtalya'ya geçtiler, Osman Öcalan'nın basında bir açıklaması çıktı; Barzani ve Talabaniyi Kürt Önderi olarak kabul ettiğini) zaten Kürt önderidirler (ABD'nin desteğini bir şans olarak değerlendiriyorlar, Türkiye'nin kendilerinin kabul etmesini istiyorlar (güldü) , Suriye, Hamili Yıldırım'ı 6 arkadaşı ile birlikte Türkiye'ye teslim etti) Nedir o sorun? (Suriye de uzun bir zamandır tutukluydular) Ben Cemalin yanında kalsın demiştim. Orada ne arıyordu, Rusya'dan mı oraya geldi? ( Hayır, önce arkadaşların yanındaydı) dürüst müydü, çalışmak istiyor muydu, kim onu oraya gönderiyor, Suriye'den nereye geçecekti ( grupla Türkiye'ye geçmek üzere Suriye'deymiş, Amanoslara geçecekmiş) Kim bu kararı vermişse tarihi bir hatadır, gönderen de suçludur, daha öncede böyle bir şey oldu, Denizlerin meselesinde, ben kaldı ki orada kalsın dedim, anlayamıyorum kim bunları yapıyor? bunların sorumlusu kim? Türkiye'ye giriş kararı yanlış, kendisinin bu kararı büyük bir sorumsuzluktur, kararı kendisi mi verdi yoksa onu gönderdiler mi? (bilemiyoruz) bu tarzını mahkum ediyorum, bu açıkça bir provokasyondur, büyük bir sorumsuzluk, ben Cemal'in yanında kalsın demiştim, bir sürü provakatif şeyler gelişiyor, Apo kendi adına yapılanları engellemek istiyor, öldürme emri vermedim, kimseyi bir yere göndermedim, kim vermiş bu kararları, bunlar öyle ucuz laflar falan değil, o kadar basit değil, istihbarat örgütlerinin oyunları var, Hamili, Deniz bunları ben çağırmadım, Rusya da kalabilirdi, Mızgin'i Kani'yi öldür emri vermedim, doğru bilgi almam lazım, tüm gerçekleri gelip anlatmanız gerek, bana bunları getirin, bana bunları getirmeniz gerek, ben burada savaş emri vermiyorum, ben savaşmıyorum ama benim adıma savaşanlar var, benim adıma savaş yapanları uyarmam gerekiyor, burada örgüt kurulamaz, yüzdeyüz devlet denetimi var, böyle emirlerde verilemez kaldı ki aleyhimize olur, benim adıma iftira olamaz. Benim adıma örgüt ikiye bölündü zamanında haber getiremediniz, müdahale edemedim, ben ne Ferhatçıyım ne de şucuyum ben Apocuyum, savunmamı yaparken buna ne kadar güç getirdiniz, bunu doğru yapın, hazırlık inşaa komitesine ayrıca yazın ben Hamili'nin görevlendirilmesini (Türkiye'ye gönderilmeye ilişkin) istemedim, arkadaşı harcadınız hesabınızı iyi yapın, ben gidin eylem yapın demem, hiç kimse için öldürme emri vermem, benim teorik görüşlerim var gücün yetiyorsa özümse uygula, savunmaları oku gücün varsa pratikleştir.
(Nuriye Kesbir hakkında Hollanda Adalet Bakanlığı iade kararı verdi, üst mahkemeye itiraz etmişler, iade kararı çıkarsa, AİHM'sine ihtiyati tedbir talebinde bulunacaklarını belirtiyorlar.) O kız dürüsttür ( Size selam ve bağlılığını belirtiyor, iade edilme durumunda Kemal Pir'in tavrını esas alacağını belirtmiş) Mızgin'i dış güçler çalıştırırlar, onu kullanırlar, sen dürüst olduğun için Türkiye'ye pazarlamak istiyorlar, bu olay da yine istihbarat örgütlerinin bağı var, bana düzenlenen komplonun mikro modeli, getirirlerse de çekinme, en ufacık şeyin olmasın, sen sağlam dur, insan her yerde onurunu korur, savunmam temelinde kendini hazırlasın, selam ve saygılarımı bu temelde iletiyorum.
Hamili geniş kapsamlı bir eleştiri özeleştiri versin, daha önce intihara kalkışmıştı, intihara gerek yok önemli olan doğru yaşamak, nerede olursan ol doğru yaşarsın.
(DEHAP kadın kolları savunmalar temelinde eğitim çalışmalarını yürüttükleri, yeni zihniyeti kavramada sorunlar olduğunu, bağlılık ve selamlarını belirtiyorlar) Demokratik Toplumcu Hareket, o bağlam da bütün Türkiye için tabandan uygun bir aydınlanma, savunmam uygundur, toplatması yok değil mi (hayır) yasaldır, savunmayı iliklerine kadar özümsemeleri gerekiyor, kadınlarda özümsesinler, kadın özgürlüğünü, kurtuluşunu başarıya doğru götürebilirler. Yeni kadın, yeni toplum, yeni erkeğin yaratılması gereklidir. Bugünkü Avrupa kadını 300-400 yıllık manastır-rahibe geleneğinin anti-tezidir. (bizi göstererek) sizde onlara özeniyorsunuz (bir arkadaş hayır deyince gülümsedi, bizi işaret ederek,) ama bu odur, onlar baskın çıkıyor, Ortadoğu'nun kadın kimliği yok, henüz yaratılmamış, İslam içinde kadın geliştirilemedi, Hz Ayşe, Hz. Fatma olayı var, çıkamadılar, boğuldular, harem kültürü aşılamadı. Şimdi de zina meselesi var (zina suni bir gündem) zina eğer bir suç ise şu anda içeri alınmayacak erkek yok, günde bir milyon insan geneleve gidiyor bunların çoğu evli, bir milyon insanı cezalandırmaları gerekir. İslamiyet açısından zinayı değerlendiriyorum; İslamiyeti bir günde inkar ettiler, zinayı bir günde suç olmaktan çıkardılar, parti menfaati çıkarı bir günde sana İslamiyeti çiğnetmiştir, (bu tartışmalar içerisinde birçok anti-demokratik madde geçti) ağırlaştırılmış müebbet benim içindi onu da bir günde çıkardılar.
Abbas, Cuma onlar görev aldılar mı (sanırım aksi bir haber gelmedi, Abbas, Cuma ve Karasu arkadaşlar televizyona çıkıp konuştular) burada söylediklerim temelinde mi özeleştirel mi yaklaştılar. (evet konuşmalar bu yönlüydü) Hamili gibi durumu kritik olanları göndermesinler, Mızgin kayıp nerede, provakasyonda onlara yer bulabilirler, Mızgin bana komplo öncesi Avrupa da yer bulacaktı, araştırmaları lazım, bu konularda pratik somut bilgi istiyorum, Dilan nerede (Avrupa'da) içimizde mi ( dışarıda duruyor ama size karşı bir tavrı yok, bağlılığını söylüyor) Delil nerede, Newroz nerede (Paris'te arkadaşlarla çalışıyor) dürüst bağlı mı, babası vurulmuştu sonra kardeşi, annesi vardı (ikisi de parti içinde çalışıyorlar) , Yunanistan da ki ne yapıyor (okula devam ediyor, size saygılı) bana saygılı olanlar varsa saygı bile yeterli. Nurhayat Altun ne yapıyor, çalışıyor mu (hayır, siz sorumlular istifa etsin dediğiniz de istifa etmişti) .
(1998 yılından sonra örgüte katılanlar var, Ferhat'ın eğitimi almışlar, buraya gönderilmişler, bir kısmı yakalanmış, bir kısmı evinde oturuyor, bir kısmı da çalışmak istiyor ancak Ferhatçı oldukları için çalıştırılmıyorlar ancak bunlar size bağlılıklarını bildiriyorlar) bu konuya sonra döneceğim, genel bir çağrım olacak, beni kavramaya çalışsınlar. Çalışmalarını kim engelliyor (isim bazında tartışmak doğru olmaz, böyle bir anlayış var, legaldeki kurumlarda bazı imtiyazlı kişiler ve sınıflar oluştu, kendi içlerine kapandılar kurumları marjinalleştirdiler) benim halkım ırgattır, emekçidir, beni seven varsa bunu kesin kabul etmiyorum, daha önce açmıştım dev yol, dev solculuktur kabul etmem. Devlet bile görüşü engellemiyor, benim ruhum var o kitapta (savunmasını kastederek) , bu kitabın özüne bağlı kalınsın, ilkelerim ve ruhum var beni alet etmesinler, Barzani Talabani benim adımı kullanarak devlet kurdu, kardeşim beni adımı kullanarak gitti sattı, ben bu oyunları bozmak istiyorum. Savunmamı böyle yapacaksınız, bunlar beni savunmanın ayrılmaz bir parçası neden bunlara izin veriyorsunuz, bu konuda yetkiniz var ( bürodaki avukatların bu kadar yetkilendirilmesi halkta tepkiye neden oluyor) kim tepki gösteriyor (bence avukatların bu kadar yetkilendirilmesi doğru değil. Büronun işlevi mevcut olay ve olguları, gelişmeleri objektif ve tarafsız olarak size aktarmak olmalıdır. Bunun ötesinde yetki doğru değildir.) zaten bana Osman olayını da önceden aktarmadılar, (avukat arkadaşlara hitaben) neden aktarmıyorsunuz, size yönelik engelleme yok, engelliyorlar mı, siz gelin aktarın, sizde bu çalışmalardan sorumlusunuz, gerekiyorsa tek tek bana gelip aktarabilirsiniz, doğruları kimse engelleyemez, avukatlar gerçeğin amansız takipçileri olmalı, müthiş takip etmelisiniz, geçen hafta geldiler özeleştiri vermek istiyoruz dediler, özeleştiri vermek böyle mi olur, benden bir şey almak kolay değil, saygı gerektirir, çoluk çocuk işi değil, bu laubali bir iş değil ciddi bir iştir. Bunu aşmanızı diliyorum, gerçekleri kavramak gereğini yerine getirmek zorundasınız, eleştiri, öz eleştiri gerçekleri kavramaktır.
Bu diğer eskilerin durumu nasıl, mesela Gülizar, Jiyan Deniz ne yapıyorlar, merak ediyorum (PJAK içindeler, özeleştirilerini verdiler, kendi tercihleriyle yönetimde yer almadılar, yapı içindeler bir sorun olmadığı aktarıldı) hiç kimse kendi kendini aldatmasın, bize bağlılık kolay değil biz özgürlükçüyüz, bizim sevgimiz, aşkımız, kavgamız özgürlükçüdür, biz özgürlükle çok yakından bağlantılıyız, Ferhatın geliştirdiğine zırnık kadar değer vermiyorum, özel sevgi mevgi önemli değil, teorik açılımlarım var, benim özgürlük ilkelerime bağlılıkla olur (kongre de bu temelde kararlaşma yaşamışlar) dağlarına bağlıkla, ileride teorik açılımlar vereceğim, pratikte yanlış yapmasınlar, dönüşmeleri gerekiyor başka türlü kadın özgürlüğü ve onuru sağlanamaz, dönüşüm zorlu geçer ama başka türlü kadın özgürlüğü onuru sağlanamaz, onlara selamlarımı iletirsiniz başarılar diliyorum.
Savaş konusunda da belirlemelerim olacak. İki şey belirteceğim birincisi; Ortadoğuda ki bu süreç 3. Dünya Savaşı gibi algılanmalı, ABD ya tam başarabilir, ya yenilir bırakır kaçar ya ortada kalır. Bir kaos yaşanıyor, her üç durum karşısında da ya eski despotik devlet geleneği sürer, ya çözülür Avrupa süreci benzeri demokratik çözüm yoluna girilir. Ama Ortadoğu demokratik yönü ağır basan devrim sürecindedir. Yeni inşaa süreci demokratik devrim stratejisi ile yakından bağlantılıdır, savunmalarımda koymuştum açmayacağım. İkincisi; PKK'nin yeniden inşaası konusunda son gelişmelerden çetecilik anlayışı sorumludur. 1987 bugüne kadar ki çeteçilik anlaşılmıştır. Osman Öcalan şürekası, Selim Çürükkaya, Şemdin v.b. benzerleri bunlar 20 yıllık çete pratiklerinin sonuçlarıydı, geldikleri noktada beni ve çözümlemelerimi doğruladılar. ABD'ye sığındılar. Dev-Sollaşma tehlikesi var, bunlar PKK'nin Dev-Soluna benziyor, bunlar bizim özgürlük mücadelemizi anlayışımızı temsil edemiyorlar, eğilim değiller, iyi niyetlilerdi, bunlar PKK'lileşmeyi düşünüyorlar. Tv'ye çıkıp konuşabilirler bu 20 yıllık pratiği Cuma, Abbas, Karasu açabilirler, Osmanı ortaya çıkaran sizin pratiğinizdir, Güneydeki çalışma tarzı buna zemin açtı, çeteciliği ortaya çıkardı. Zemini açtınız onlar kurnazdı kullandı pratikleri açığa çıktığında kaçtılar, siz dürüsttünüz kaldınız, demokratik devrimciliği iyi korusunlar. Ordunun güneye kaydırıldığı söyleniyor. İçeriye girişler ne kadar tahminen bunların gücü ne kadar ( bu konuda net bilgim yok) Hakkari de ki olay doğru mu (açıklama yaptılar sayı söylendiği gibi değil tam tersi) Kağızman da ki olaydan bilginiz var mı, çok ilgimi çekti (bizde gazeteden takip ettik) bütün alanlar da varlar o zaman ( geniş alandalar) . Diyarbakır da ki polis olayı nedir ( olay üstlenilmedi) vali olayı vardı (bu olayla da ilgilerinin olmadığını açıkladılar.) iki polisin olayı önemli açığa çıksın, Tan'ı kim öldürmek istedi, devlet kendi polisini mi öldürüyor, bunun açığa çıkmasını istiyorum bunlar önemlidir, bizim adımızı kullanarak kimler müdahale ediyor. Meşru savunma haktır, bu temelde her türlü tedbiri alsınlar, polis , vali öldürme eylemlerini sağlıklı bulmuyorum, dağda nereye gidecekler tabii ki kendilerini savunacaklar, dağda 500 kişi üstüne geliyor tabii ki kendini savunacaksın, yarı yarıya kayıp olsa da adam gibi savaşacaksın, sonuna kadar meşru savunma hakkını kullanacaksın. Çetevari eylem kabul edilemez, dev-sollaşan tarza karşıyım. Bu konuda geniş mektup yazın.
Kendimle ilgili komploya iki şey söyledim. Ben burada yaptığım şeyi savunmamada burada ki diyaloglarım da açıkça ortaya koydum bunu benimseyip, inanıyorsanız pratiğe geçirin. Benim her yerde dostlarım, yoldaşlarım var. Dağda, Avrupa da, metropollerde, şehirlerde, köylerde inanıp benimsiyorsanız, gereğini yaparsınız, ama bu müthiş bir çalışma ve emek gerektiriyor, ben halkımıza bu temelde komploya ilişkin düşüncelerimi iletiyorum, düzenleyin mesaj olarak veririsiniz. (süre bitti) ne getirmiştiniz (sadece gazeteler, bir şey gereksiniminiz var mı) şimdilik yeterli, aileden Mehmet iki, üç hafta üst üste gelmek için koşullarını ayarlasın, Sincan cezaevinden gelen telgraflar oldu onlara da selamlarımı söyleyin, söylediklerimi mesajlar olarak iletirsiniz, iyi günler. |
15.09.2004 Tarihli GÖRÜŞME NOTLARI
BEN BİR DAMLA KANIN DÖKÜLMESİNİ İSTEMİYORUM
Abdullah Öcalan
Sezar’ı Öldür Ama Hakkını Ver
Murat Yetkin’in Radikal gazetesinde komploya ilişkin dizi halindeki röportajı vardı. Biraz baktım. Oradaki bir satırdan bazı sonuçlar çıkardım. O bile bizimkilerden daha iyi araştırma yapıyor. Ayrıca bu yazıyı AİHM’ne de sunmak gerekiyor.
Ekim’de AİHM kararının çıkıp çıkmayacağı net değil. Mahkemeye her şey açıkça ortada deyin. Benim teslim edilmemle sonuçlanan süreçte yaşananlar komplo değil de nedir? Hukuk dışı koşulların hepsi var. Avukatlar nasıl çalışıyorlar, bilemiyorum. Sıradan bir gazeteci bile onlardan iyi çalışıyor. Beni AB standartlarına göre bir cezaevine koyacakları konusunda anlaşmışlar. İşin içinde Alman istihbaratı var mı? Onun rolü henüz açığa çıkmadı. Komploda CIA zaten var, Yunan istihbaratı belli. Bu durum karşısında mahkeme neden karar vermiyor? Bir komplo var, demokratik özgürlük hareketine karşı bir komplo var. Üstte ABD bastırmış; Almanya Avrupa’ya kabul ettirmiştir. ABD Kürt meselesinde Almanya ile anlaşmıştır; Türkiye de onlarla anlaşmıştır.
Avrupa sözde bir hukuk temsilcisidir; buna rağmen beni burada nasıl böyle bırakabilir? Hukukta böyle bir şey yoktur. Avrupa nasıl hukuku böyle çiğneyebilir? Gerekiyorsa AİHM’nin önünde ölüm orucuna yatılmalı. Bu uyguladıkları hukuk da halkın çıkarına değil. Sırf Ortadoğu halklarına karşı stratejik bir düşmanlık yürütüyorlar. Bana burada uygulanan, dünyada hiç kimseye uygulanmayan bir statüdür. Beni öldürebilirsiniz, ama Sezar’ın hakkını Sezar’a vereceksiniz. Sezar’ı öldür ama hakkını ver!
Çatışa çatışa bu durumu ortaya koyacaksınız. Çok ciddi çalışmalar yapacaksınız. Hukuk böyle bir şeydir. Avukatlar da bir şey yapmıyorlar. Bu sizin avukatlık namusunuz, onurunuzdur; gerçeği araştırmak, ortaya koymak zorundasınız. Bu sizin hukuka bağlılık görevinizdir. Kaldı ki siz kendinizi dost görüyorsunuz. Eğer bunları yapmıyorsanız, dostu bırakın, kişiliğiniz tartışmalı olur, komplonun bir parçasısınız derim.
Ben kendi onurumu koruyacağım. Ortadoğu’da, Avrupa’da bana karşı olanlar var; bunun içinde avukatlar da var. ABD ve AB Kürt meselesinde anlaşmışlar. Bu komplo Türk Hükümetinin çıkarına da değildir. İşte Kuzey Irak, işte Tel Afer; zırnık kadar adım atamıyorlar. Türkmenlerin çıkarını bile koruyamıyorlar. Bir iki Türkmen’in canını bile koruyamıyorlar. Ben Türk halkının düşmanı değilim; beni tehdit ve tehlike olarak yutturmak istiyorlar. Ben barışa ve kardeşliğe varım. Güney’deki durum ortada. Türkiye’nin şu anda izlediği yol Mustafa Kemal’in yolu mudur? Değildir. İşbirlikçilerin tutumu ortada. Tel Afer’de Türkmenler için demokratik bir yapı oluşturamıyorlar.
Murat Yetkin Ecevit’le röportajında, benim teslim edilmeme ilişkin ABD’nin niyetini sorgulayıp sorgulamadığını soruyor. Ecevit, niyetlerini sorgulamadığını söylüyor. Peki, sayın Ecevit, seni nasıl düşürdüler? Seni başbakanlıktan kim düşürdü? Irak siyasetinin desteklenmesi karşılığında Apo’yu size vermişler. Ben o röportajdan bir cümle çıkardım: Yani “Irak siyasetimizin desteklenmesi temelinde biz Apo’yu verdik.” Güney’de bizi bastırmak için Türkiye 1980’den beri ağalara, şeyhlere devlet kurdurdu. AKP’yi çıkardılar, hükümet kurdurdular. Avrupa niçin taviz veriyor? Verir. 1985’de Almanya öncülüğünde Fransa, İtalya ve İngiltere’nin katılımıyla -sonra Yunanistan katıldı, en son İspanya katıldı- Kıbrıs sorununu çözmek istiyorlardı. Türkiye bu konuda verdiği sözler karşılığında da Apo’yu teslim aldı. Yakışır mı bunlar? Osmanlı yönetimi, Abdülhamit, Sultan Vahdettin bile bu duruma düşmezdi.
Kürt halkına özgürlüğünü ver, kardeş olalım. Türkiye’yi satıyorlar; çünkü AKP dahil, hepsi ABD’ye gebedir. İMF kanalı, AB kanalı var, bu kanalları kullanıyorlar; Türkiye’de bir iki milyar Dolarlık mal mülk satın alıyorlar.
Beni Kızıl Elmacı olarak gösteriyorlar, “Kızıl Elmanın yolunu döşüyorsun” diyorlar. Benim yaklaşımımın Kızıl Elmacılıkla ne alakası var? Bunları söyleyenler ABD işbirlikçisidirler. Kızıl Elmacılar 1950’den beri ABD’ye postu serdiler. Hatta İttihat ve Terakkicilerden beri postu serdiler. Enver Almanya’ya, Avrupa’ya postu sermişti. Kızıl Elmacılar 1950’lerde Florida’da özel eğitim gördüler; Türkiye’ye kaybettirdiler. Bu gerçekler karşısında Mustafa Kemal’in ruhu sızlar; onun ruhu onların yanında değil, benim yanımda. “Apo milliyetçi olmuş, Kemalist olmuş” diyorlar. Ben bağımsızlıkçı ve özgürlükçü çizgiyi kabul ediyorum; 1920’lerin bağımsızlık ruhunu kabul ediyorum. Mustafa Kemal bunu yapmışsa iyi bir şey yapmıştır. Bunu söylemenin Kemalizm’le alakası yoktur. Günümüze ilişkin bundan dersler çıkarın.
Türk Hükümeti her şeyi ABD ile hallediyor. Peki, Mustafa Kemal 1922’de niye İngilizlerle halletmedi, niye onlarla çalışmadı? ABD’nin İngiltere ile farkı var mı? O zaman Yunanlıları kullanmışlardı, şimdi de Kürtleri kullanarak Türkiye’yi teslim almaya çalışıyorlar. Bunlar dürüstçe mi? Değil. Bana karşı geliştirilen tarihi komplo özgürlükçü Kürd’ü tasfiye etme temelinde yapıldı. Ardından bazı alçaklar beni suçlamaya girdiler.
Madem bunların hepsi savaş istemiyorlar, savaşa karşılar; o zaman 17 Aralık’ta zirve düzenleniyor. Gerçekten silahların devreden çıkmasını istiyorlarsa, Kürtlere dürüstçe davransınlar. Kürdistan’da kalıcı barış, kalıcı silahsızlanma istiyorlarsa, tek bir cümle söylerler. Türkiye’nin bütünlüğü esastır, biz üniter yapıya bir şey demiyoruz; Kürt sorunu var, bunun barışçıl diyalog yoluyla çözülmesi esas olmalıdır. Avrupa çağrı yapıp PKK’ye “Tümüyle silahları bırakın”, Türkiye’ye de “diyalogu başlatın” desin. Bundan daha barışçıl, insani bir karar olabilir mi? Böyle bir karar verirse dürüstlerdir derim; vermezse komplo var. AB üyesi devletler bu konuda karar almazlarsa şiddetli bir savaşa çağrı yapıyorlar, bizi savaşa zorluyorlar demektir.
Erdoğan, Çiller Gibi Konuşuyor
Irak üzerine bir sürü karar alıyorlar. AB Kürtler üzerine bir karar almıyor, barışçı çözüm üstüne tek bir karar bile almıyorlar. Neden hayır diyorlar? Kürtleri savaşa itiyorlar. Terör listelerine alıyorsun, terörist ilan ediyorsun. ABD ve Avrupa bunu yapıyor. Türklerin akılsız yöneticileri, savaş kliği bizden savaş istiyor. Bugün silahları bıraksak bile kabul etmiyorlar, bize ‘savaşacaksınız’ dayatması içindeler. Bu vahim bir durumdur. Bunu Avrupa, ABD, Türk yönetimi dayatıyor. Gizli, el altından yapıyorlar. Halk gerçekleri bilsin istemiyorlar.
Umarım yukarıda belirttiğim temelde diyalog yolu açılır. Yoksa Kongra Gel kendilerini tüm gücüyle savunma savaşına verir. 17 Aralık’ta bu yönde bir karar çıkmazsa kendilerini savunurlar. Başka bir olanak yoktur. Bunu yapmazlarsa imha olurlar. Kaçan kaçar, bazıları ABD’ye teslim olur, bazıları da AB ye teslim olur. Osman ve şürekası ABD’ye kaçtı. Mizgin ve Selim Çürükkaya gibileri Avrupa’ya teslim olur; teslim olmayanlar direnecek, gereği gibi savaşacaktır.
Başbakan bir çağrı bile yapamıyor, “Demokratik yaşam içinde yeriniz var” bile diyemiyor; “Şerefinizle, onurunuzla gelin” diyemiyor. Çiller gibi konuşuyor; “Sabrımız kalmadı, ABD bombalamazsa biz bombalayacağız” diyor. Ben burada çok büyük bir sabır gösterdim, bunun pratiğini de gösterdim. Burada barış için inatla altı yıldır irademi ortaya koydum, onurumu korudum. Ama illa savaşacaksın diyorlar. Korkuyorlar, bir de savaş ve ölüm emri veriyor diyorlar.
Ben bir tek damla kanın dökülmesini istemiyorum. Ruslar Çeçenlere devlet vermiş, Çeçenlerin cumhuriyeti var. Biz Kürdistan’a özgürlük ve demokratik yapı istiyoruz; cumhuriyet, federasyon değil, üniter devlet yapısı içinde Kürtlere özgürlük ve demokrasi istiyoruz. ABD Güney’de hareketi zayıflatmaya çalışıyor, Türkiye Kuzey’de taarruzdadır. ABD’ye sığınanlar var. Bu gerçeklerin görülmesi gerekiyor.
Ben Burada Savaş Emri Vermiyorum
Ben Kazım Cemal’in yanında kalsın demiştim. Suriye’de ne arıyordu? Kim onu oraya gönderdi? Suriye’den Amanoslar’a mı geçecekmiş? Kim bu kararı vermişse tarihi bir hatadır. Daha önce de, Deniz’lerin meselesinde böyle bir şey oldu. Kaldı ki ben orada kalsın dedim. Anlayamıyorum, kim bunları yapıyor? Bunların sorumlusu kim? Türkiye’ye giriş kararı yanlış, kendisinin bu kararı büyük bir sorumsuzluktur. Kararı kendisi mi verdi, yoksa onu gönderdiler mi, bilmiyorum. Bu tarzını mahkum ediyorum, bu açıkça bir provokasyondur, büyük bir sorumsuzluktur. Hamili geniş kapsamlı bir eleştiri-özeleştiri versin. Önemli olan doğru yaşamaktır; nerede olursan ol, doğru yaşarsın.
Bir sürü provokatif şeyler gelişiyor. Ben benim adıma yapılanları engellemek istiyorum. Ben kimseyi bir yere göndermedim. Bu kararları kim vermiş? Bunlar öyle ucuz laflar falan değil, o kadar basit değil. İstihbarat örgütlerinin oyunları var. Hamili’yi, Deniz’i ben çağırmadım. Rusya’da kalabilirdi. Benim doğru bilgi almam lazım. Ben burada savaş emri vermiyorum, ben savaşmıyorum; ama benim adıma savaşanlar var. Benim adıma savaş yapanları uyarmam gerekiyor. Burada örgüt kurulamaz. Burada yüzde yüz devlet denetimi var. Burada böyle emirler de verilemez. Kaldı ki bu aleyhimize olur. Benim adıma iftira olamaz.
Benim adıma örgüt ikiye bölündü. Zamanında bilgi verilmedi, müdahale edemedim. Ben ne Ferhatçıyım ne de şucuyum; ben Apocuyum. Benim savunmamı yaparken buna ne kadar güç getirdiniz? Bunu doğru yapın. İnşa Hazırlık Komitesinden Hamili’nin Türkiye’ye ilişkin görevlendirilmesini istemedim. Arkadaşı harcadınız. Hesabınızı iyi yapın. Ben gidin eylem yapın demem. Hiç kimse için öldürme emri vermem. Benim teorik görüşlerim var. Gücünüz yetiyorsa özümseyip uygulayın; Savunmaları okuyun, gücünüz varsa pratikleştirin.
Alman gazetelerinde ölüm emri verdiğime ilişkin haberler yer almış. Ben Mizgin’i ve Kani’yi öldürün emri vermedim. Bunlar yalan, yalanlarla gazetecilik olmaz. Benim adıma demokratik hakkımı kullanın. Almanya’daki avukatlar gazetelere maddi ve manevi tazminat davası açsınlar. Burada savcının denetimi var. Benim çizgim bellidir. Ben kimseye öl-öldür emrini vermedim.
Kani ve Mizgin’in durumu karışıktır. Bunlar karanlık kişilikler, İngiliz ajanı olabilirler. Kendi kendilerine gelin güvey oldular. Halk savaşçısıydılar, kahramanıydılar. Peki, şimdi Neredeler? Kendi durumlarını örtbas etmek için suçlamalar getiriyorlar.
Ortadoğu’da Kadın Özgürlüğü Öne Çıkacak
Nuriye Kesbir iade edilmesi durumunda Kemal Pir’in tavrını esas alacağını belirtmiş. O kız dürüst ve bağlıdır. Dış güçler Mizgin’i çalıştırırlar, onu kullanırlar. Nuriye dürüst olduğu için Türkiye’ye pazarlamak istiyorlar. Bu olayda yine istihbarat örgütlerinin bağı var. Bana karşı düzenlenen komplonun mikro bir modeli söz konusu. Getirirlerse de çekinmesin, en ufacık endişesi olmasın; sağlam dursun. İnsan her yerde onurunu korur. Savunmam temelinde kendini hazırlasın. Selam ve saygılarımı bu temelde iletiyorum.
Kadın özgürlüğü önemlidir. Ortadoğu’da kadın özgürlüğü öne çıkacak. Bunu teorik ve pratik olarak koydum. Kadın hareketi Kongra Gel bünyesinde komiteler içinde temsil ediliyordur. Kurum olarak özerk, her tarafta, hayatın her alanında çalışabilirler. Umarım başarırlar, pratikleştirirler.
Dağlarına bağlılıkla örgütlenme ve mücadelelerini geliştirsinler. İleride teorik açılımlar vereceğim. Pratikte yanlış yapmasınlar. Dönüşmeleri gerekiyor. Başka türlü kadın özgürlüğü ve onuru sağlanamaz. Dönüşüm zorlu geçer, ama başka türlü kadın özgürlüğü ve onuru sağlanamaz. Kendilerine selamlarımı iletiyor, başarılar diliyorum.
Demokratik Toplumcu Hareket bağlamında bütün Türkiye için tabandan uygun bir aydınlanma ve örgütlenme gerekli. Savunmam bunun için uygundur. Savunmam toplatılmadı, yasaldır. Savunmayı iliklerine kadar özümsemeleri gerekiyor. Kadınlar da özümsesinler; kadın özgürlüğünü, kurtuluşunu başarıya doğru götürebilirler. Yeni kadın, yeni toplum, yeni erkeğin yaratılması gereklidir.
Bugünkü Avrupa kadını 300-400 yıllık manastır-rahibe geleneğinin antitezidir. Ortadoğu’da da onlar baskın olmaya çalışıyor. Ortadoğu’nun kadın kimliği yok, henüz yaratılmamış. İslam içinde kadın geliştirilemedi. Hz. Ayşe, Hz. Fatma olayı var; erkek egemenlik sisteminden çıkamadılar, boğuldular. Harem kültürü aşılamadı.
Hiç kimse kendi kendini aldatmasın. Bize bağlılık kolay değil. Biz özgürlükçüyüz, bizim sevgimiz, aşkımız, kavgamız özgürlükçüdür. Biz özgürlükle çok yakından bağlantılıyız. Ferhat’ın geliştirdiğine zırnık kadar değer vermiyorum. Özel sevgi önemli değil. Teorik açılımlarım var. Benim özgürlük ilkelerime bağlılıkla olur.
Şimdi de zina meselesi var. Zina eğer bir suç ise, şu anda içeri alınmayacak erkek yok. Günde bir milyon insan geneleve gidiyor. Bunların çoğu evli. Bir milyon insanı cezalandırmaları gerekir. İslamiyet açısından zinayı değerlendiriyorum: İslamiyet’i bir günde inkar ettiler, zinayı bir günde suç olmaktan çıkardılar. Parti çıkarı bir günde sana İslamiyet’i çiğnettirmiştir. Ağırlaştırılmış müebbet benim içindi, onu da bir günde çıkardılar.
Savunmamda Benim Ruhum Var
Benim halkım ırgattır, emekçidir. Beni seven varsa, bürokratik, ağa tarzı, yetkici yaklaşımları kesin kabul etmediğimi bilmelidir. Daha önce açmıştım: Dev-Yolculuk ve Dev-Solculuğu kabul etmem. Savunmamda benim ruhum var. Orada ilkelerim ve ruhum var. Bu kitabın özüne bağlı kalınsın.
Beni kendi yanlışlıklarına alet etmesinler. Barzani ve Talabani benim adımı kullanarak devlet kurdu; kardeşim adımı kullanarak gitti beni sattı. Ben bu oyunları bozmak istiyorum. Savunmam böyle yapılmalı. Bunlar beni savunmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Neden bunlara izin veriliyor?
Osman olayı da önceden bana aktarılmadı. Engelleme yok, neden aktarılmadı? Bu çalışmalardan avukatlarım sorumludur. Doğruları kimse engelleyemez. Avukatlar gerçeğin amansız takipçileri olmalı, müthiş takip etmelidir. Benden bir şey almak kolay değil; bu öncelikle saygı gerektirir. Bu ciddi bir iştir. Bunu aşılmasını diliyorum. Gerçekleri kavramak, gereğini yerine getirmek gerekir. Eleştiri-özeleştiri gerçekleri kavramaktır.
Çetevari Eylem Kabul Edilemez
Savaş konusunda da belirlemelerim olacak. İki şey belirteceğim: Birincisi, Ortadoğu’daki bu süreç Üçüncü Dünya Savaşı gibi algılanmalı. ABD ya tam başarabilir, ya yenilir, bırakıp kaçar, ya da ortada kalır. Bir kaos yaşanıyor. Her üç durum karşısında da ya eski despotik devlet geleneği sürer, ya da çözülür, Avrupa süreci benzeri demokratik çözüm yoluna girilir. Ama Ortadoğu demokratik yönü ağır basan devrim sürecindedir. Yeni inşa süreci demokratik devrim stratejisi ile yakından bağlantılıdır. Savunmalarımda koymuştum, açmayacağım. İkincisi, PKK’nin yeniden inşası konusunda. Son gelişmelerden çetecilik anlayışı sorumludur. 1987’den bugüne kadar ki çetecilik anlaşılmıştır. Osman Öcalan şürekası, Selim Çürükkaya, Şemdin ve benzerleri, bunlar 20 yıllık çete pratiklerinin sonuçlarıydı. Geldikleri noktada beni ve çözümlemelerimi doğruladılar. ABD’ye sığındılar.
Hareket içinde Dev-Sollaşma tehlikesi var; bunlar PKK’nin Dev-Sol’una benziyor. Bunlar bizim özgürlük mücadelemizi, anlayışımızı temsil edemiyorlar. Eğilim değiller, iyi niyetlilerdi, bunlar PKKlileşmeyi düşünüyorlar. Televizyona çıkıp konuşabilirler. Cuma, Abbas ve Karasu bu yirmi yıllık pratiği açabilirler. Osman’ı ortaya çıkaran onların pratiğidir. Güney’deki çalışma tarzı buna zemin açtı, çeteciliği ortaya çıkardı. Zemini açtınız, onlar kurnazdı, kullandı. Pratikleri açığa çıktığında kaçtılar. Siz dürüsttünüz, kaldınız. Demokratik devrimciliği iyi korusunlar.
Diyarbakır’daki polis olayı nedir? Vali olayı vardı. İki polisin olayı önemli, bu olayın içyüzü açığa çıksın. Tan’ı kim öldürmek istedi? Devlet kendi polisini mi öldürüyor? Bunun açığa çıkmasını istiyorum. Bunlar önemlidir. Bizim adımızı kullanarak kimler müdahale ediyor? Meşru savunma haktır, bu temelde her türlü tedbiri alsınlar. Polis, vali öldürme eylemlerini sağlıklı bulmuyorum. Dağda nereye gidecekler? Tabii ki kendilerini savunacaklar. Dağda beş yüz kişi üstüne geliyor, tabii ki kendini savunacaksın. Yarı yarıya kayıp olsa da, adam gibi savaşacaksın. Sonuna kadar meşru savunma hakkını kullanacaksın. Çetevari eylem kabul edilemez. Dev-Sollaşan tarza karşıyım.
Kendimle ilgili komploya ilişkin iki şey söyledim. Ben burada yaptığım şeyi savunmamda, buradaki diyaloglarımda açıkça ortaya koydum. Bunu benimseyip inanıyorsanız pratiğe geçirin. Benim her yerde dostlarım, yoldaşlarım var. Dağda, Avrupa’da, metropollerde, şehirlerde, köylerde var. İnanıp benimsiyorsanız gereğini yaparsınız. Ama bu müthiş bir çalışma ve emek gerektiriyor. Ben halkımıza bu temelde komploya ilişkin düşüncelerimi iletiyorum.
15 Eylül 2004 |