Basından Seçmeler: EKREM DUMANLI: İş işten geçmeden
Gönderen: Cudibotan Tarih: 10.10.2006, 21:58:12 (478 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

 

EKREM DUMANLI

İki gündür Ortak Akıl Toplantısı’ndan çıkan düşünceleri sizlerle paylaşıyoruz. Konu malum, Kürt meselesi. Neden? Bu ülkenin en temel ve en acil meselesi budur da o yüzden.

Karşımızda devasa bir problem var. Daha düne kadar “Güneydoğu Sorunu” deniyor, bölgesel çareler aranıyordu. Bölge kalkındığında, bütün sıkıntılar bitecek, mutlu günler başlayacaktı. İşsizlik azaldıkça, sanayi yayıldıkça, tarım alanları verimli hale geldikçe mağduriyetten beslenen terör örgütünün suiistimali önlenmiş olacaktı. Bu öngörülerin gerçeklik payı vardı kuşkusuz; ancak ne teşhis tamdı ne tedavi. Çok daha mağdur, çok daha eğitimsiz şehirlerimiz, bölgelerimiz vardı. Mesele sırf geri kalmışlık olsaydı benzer problemler oralarda da baş gösterirdi...



Bugün mesele, Güneydoğu sınırlarını çoktan aşmış durumda. Köy boşaltmalar ve mecburî göçler sebebiyle Güneydoğulu, Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış durumda. Mersin’de, Antalya’da, İzmir’de, İstanbul’da. Hemen her yerde. Türklerle Kürtler dost, arkadaş, komşu, akraba, iş ortağı. Öyle de kalmak zorunda. O yüzden “Kürt sorunu” Güneydoğu’yla sınırlı değil. Türkiye’nin sorunu. Bu ülkede yaşayan herkesin meselesi...

Keşke bu, sadece Türkiye’nin meselesi olarak kalsaydı. Nasıl olsa kafa kafaya verilir, gönül gönüle durulur ve iki kardeş, iki dindaş, iki yurttaş topluluk aklıselim pusulasıyla bir çıkış yolu bulurdu. Heyhat! Şimdi başka bir fasıldayız. Yanı başımızda bir devlet kuruldu. Parlamentosu, anayasası, bayrağı güvenlik güçleri, havayolu şirketleri vs. var. Süper güçlerin kolları arasında dünyaya gelen bu oluşumun hâmisi, bânisi, vâsisi olduğu da muhakkak. Hal böyle olunca, Irak’taki bu oluşum İran’daki, Suriye’deki ve Türkiye’deki Kürtleri de ilgilendiriyor. “Irak’ın bütünlüğü” topraklarında Kürt nüfusu olan her ülkenin resmî söylemidir. Ne var ki Irak’ın bunu başarması, iç savaş tehlikesini bertaraf etmesi, Arap, Türkmen, Kürt kavgasını önlemesi, Şiî-Sünnî çatışmasının önüne geçmesi, petrol gelirlerini âdil bir şekilde taksim etmesi vs. hiç de kolay gözükmüyor. Irak, pimi çekilmiş bir bombaya benziyor. Her halükârda Türkiye’yi etkileme ihtimali var. Türkiye ise meselenin sadece bir parçasına odaklanmış gözüküyor. Maalesef muhtemel senaryoların artçı etkilerine hazır intibaını uyandırmıyor... İmparatorluk kültürünün külleri arasından derlenecek bir bilinç bile daha kuşatıcı, daha kucaklayıcı, daha ufuk açıcı politikalar üretmemizi gerektiriyor. Meseleyi sadece güvenlik sendromuna havale edip, operasyon çerçevesine sıkıştırmak yanlış olur. Yapılması gereken çok daha önemli işler var. Çünkü Kürt meselesi “bölgesel bir sorun” olmaktan çıktığı gibi “ülke içi bir problem” olmaktan da çıkmıştır. Uluslararası senaryoların bağrında sahnelenecek muhtemel bir cidal ve kıtalin tam göbeğindedir Türkiye, topraklarında yaşayan Kürtlerle birlikte kendi rotasını tayin etmek, kendi istikbalini belirlemek zorunda.

Pek tabii ki yarayı kanatanlar var. Ajan-provokatörlerin cirit attığı bir mesele ile karşı karşıyayız. Ancak meselenin bir de her bir ferde, her bir topluluğa, her bir kuruma bakan yönü var. Herkes, “Biz nerde hata yaptık?” sorusunu yöneltmeli kendisine. Devletin, halkın, sivil toplum kuruluşlarının, iktidarların bugünkü endişe uyandıran tabloda bir çeşit payı var. Çözüm bu kadar ertelenmemeliydi. Yine de bazı şeyler için geç sayılmaz; yüreğinde insan sevgisi taşıyan herkesin yapabileceği bir şeyler var. Yeter ki ortak akıl, meselenin kîl û kaliyle değil, özüyle yakından ilgilensin ve bu devasa fitne ateşine karşı herkes kendi imkânlarıyla seferber olsun. İşte o zaman görülür bir avuç itfaiyenin cehennemî ateşleri nasıl söndürdüğü...

Not: Dünkü yazımda Hasan Cemal’den “Büyük gazete temsilcileriyle sanki bir parti lideriymiş gibi telefon diplomasisi yürütmeye çalışan Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ı eleştirmek” cümlesini iktibas edip “Kim bu gazete temsilcileri?” diye sormuştum. Çok değerli ve tecrübeli bir meslektaşım uyardı, “Bu sır değil ki! Ankara’da görev yapan gazeteciler bu telefon görüşmelerini yazdı.” dedi. Haklı. Şahısların bir kısmı belli olduğuna göre işin etik kısmı tartışılmalı; tabii meslekî ciddiyet çerçevesinde.

10.10.2006

ZAMAN
e-posta adresi:e.dumanli@zaman.com.tr

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: "KAHRAMAN"LAR İNTİKAM ALIYOR
· Karakol baskınında yaşamını yitiren 4 gerillanın kimlikleri
· HPG BOTAN SAHA KOMUTANLIĞI
· 4 EYLÜL 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Bitlis'te görüşmeye giden gerillalara komplo
· Öcalan: Ergenekoncular fazla içerde kalmaz
· Askerlerin öldürdüğü çoban PKK'li olarak gösterildi -FLASH -
· Kürt Kültür Festivalleri 16 yılı geride bıraktı
· Uzun yürüşçuler Hagen’de coşkulu anlar yaşadı
· Uzun yürüyüşe polis engeli -SON DAKİKA -

Basından Seçmeler
· AKP'nin programında Kürt inkarı
· KON-KURD’dan festival çağrısı
· Bush, Abdullah Gül ile PKK’yi görüştü
· Dünyaya barış Türkiye'ye savaş
· Cezaevinde herşey Kürtçe!
· Başarısızlığa 'yasal' kılıf
· AKP'de rant kavgası
· MEYDANLARA AKIN VAR
· 1 Eylül
· Savaşla ülkeye bir yıl kaybettirdi

© Rojaciwan.com