Basından Seçmeler: GÜNAY ASLAN: Kritik dönem...
Gönderen: Cudibotan Tarih: 12.10.2006, 00:55:02 (803 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Haftaya çok önemli haberlerle başladık. Önceki gün Hürriyet gazetesinden Fatih Çekirge’ye açıklamalarda bulunan Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ateşkesle ilgili olarak, ‘pazarlık yapmayız ama çatışma olmasa reformları hızlandırırız’ diyordu.

Böylece hükümet yetersiz de olsa bir adım atmış oluyordu.


DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar da Mardin’de, “PKK dağda silahla gezeceğine, düz ovada siyaset yapsın” çağrısını yapıyordu. Ağar ayrıca, “hükümete demokrasi dışında gelen hareketlere biz göğüs gereriz” diyerek cesaret de veriyordu.

Ancak, hem Ağar’ın sözleri ve hem de Dışişleri Bakanı Gül’ün, ‘çatışmaların olmadığı bir dönemde bizim yapacaklarımız var’ demesi ve hükümetin harekete geçebileceğini açıklaması, aynı gün servise verilen başka bir haberle daha bir anlam kazanıyordu.

Önceki gün, Fırat Haber Ajansı da, ‘ABD ateşkes diplomasisi başlattı’ haberini veriyor ve sorunun siyasi yollardan çözümü için harekete geçen ABD’nin ‘çok yönlü bir planı uygulamak istediği’ bilgisini veriyordu. Buna göre, öncelik ateşkesin korunmasına verilecek ve Güney Kürdistan’ın yönetimi bu süreçte aracı rolünü üstlenecekti...

Haberin kaynağı olarak da bölgede diplomatik çabalarını yoğunlaştıran ve başta DTP olmak üzere Kürt siyasi çevreleri, belediyeleri ve sivil toplum örgütleriyle görüşen ‘ABD’li yetkililer’ gösteriliyordu. Anılan haberde, PKK’nin, ‘bu çabalara karşı olmadığı’ ibaresi de yeralıyordu.

Aynı gün Yasemin Çongar ise Milliyet’teki köşesinde, ‘hem Türkiye’nin yapısını ve kimliğini doğrudan ilgilendiren meseleler, hem de bölgedeki gelişmeler, önümüzdeki dönemde, Türk-Amerikan ilişkisini çok zorlayacak’ diye yazıyor ve ‘bu zorlayıcı unsurların adını, içeride Türkiye’nin Kürt meselesi ve laiklik-irtica tartışmaları, dışarıda da Irak ve İran olarak koyabiliriz’ diyordu.

Çongar, yazısında, ‘Türkiye, güneyinde muhtemelen Kerkük’ü de sınırları içinde tutacak ve Amerikan üslerine sahip bir Kürt devletini hazmedebilir mi?’ diye de soruyor ve ‘Bush yönetimi içinden ve dışından birçok kişi, Ankara’nın bu konuda sakin ve pragmatik davranacağını, Irak Kürtlerinin de kendileri için bölgedeki en iyi dost, başlıca ticari ortak ve çıkış kapısı olan Türkiye ile iyi geçinmekten başka seçeneği olmadığını düşünüyor’ yorumunu yapıyordu...

Türkiye’nin generalleri ise oyuncağı ellerinden alınan çocuklar gibi çırpınmaya devam ediyor, operasyonları sürdürüyor ve bazı bölgelerde çatışmalara sebebiyet veriyorlardı. Ancak onların gündeminde şimdi de, Fransız Parlamentosu’nda görüşülecek olan Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı yeralıyordu. Ne de olsa yasanın geçmesiyle birlikte ordunun rant kapısı OYAK’ta çöküş sürecine girebilir ve ordu önemli bir mevzisini daha kaybedebilirdi.

Aslında ateşkesi böylesi bir sürecin parçası olarak da okumamız gerektiğini düşünüyorum. Zira, Türkiye’nin Kürt sorununu başta olmak üzere yapısal sorunlarını çözmesi için zaman daralıyor ve Abdullah Gül’ün de dediği gibi’ durum tehlike arz ediyor.’

Ancak, birçok siyasal gözlemcinin de isabetle belirttiği gibi, Türkiye’de Kürt sorunu da dahil yapısal sorunları çözmek ve bu ülkeyi uluslararası demokratik topluma entegre etmek isteyenlerin gücü bulunmuyor. Bu da sorunun ağırlaşmasına ve ülkenin bir uçurumdan aşağıya doğru yuvarlanmasına yol açacak olan süreci her geçen gün biraz daha yakınlaştırıyor.

Her türlü gücü (askeri, ekonomik, siyasi vd.) elinde tutan ordu ise kan ve kaynak kaybından başka bir sonuç vermeyen ve halkları tüketen, üstelik de tehlikeli bir yol ayrımına sürükleyen ırkçı ve imhacı politikada ısrar ediyor. Fakat Türkiye’deki, bölgedeki ve dünyadaki gelişmeler de onun işini zorlaştırıyor. Nesnel süreç Türkiye’nin demokratik iradesini gasp etmiş olan ordunun baskıcı egemenliğine son verilmesini ve gerçek manada demokratikleşmesini gerekli kılıyor.

Yaşanan iç ve dış gelişmeler de buna işaret ediyor...

Ateşkese ve Kürtlerle Türklere dönecek olursak; her şeye rağmen süreç her iki halkı eşitlik ve özgürlük temelinde yeni bir birliğe doğru sürüklüyor. Hayat her iki halkın da önüne ortak bir geleceğin fırsatlarını koymuş bulunuyor. Sorun bunu politikasını üretecek ve hayata geçirecek bir alternatifin yaratılamamış olmasında düğümleniyor. Her iki halkın demokrasi dinamiklerinin bu fırsatları değerlendirmeleri ve hayata bakarak bir takım sonuçlar çıkarmaları ve bir alternatif yaratmaları gerekiyor.

Türkiye kritik bir dönemden geçiyor. Kürtler ve Türkler sürece ağırlıklarını koyabilmeli, efektif politikalar üretebilmeli ve kendi kaderlerini kendi ellerine alabilmelidirler...

GÜNAY ASLAN

Özgür Politika

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: "KAHRAMAN"LAR İNTİKAM ALIYOR
· Karakol baskınında yaşamını yitiren 4 gerillanın kimlikleri
· HPG BOTAN SAHA KOMUTANLIĞI
· 4 EYLÜL 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Bitlis'te görüşmeye giden gerillalara komplo
· Öcalan: Ergenekoncular fazla içerde kalmaz
· Askerlerin öldürdüğü çoban PKK'li olarak gösterildi -FLASH -
· Kürt Kültür Festivalleri 16 yılı geride bıraktı
· Uzun yürüşçuler Hagen’de coşkulu anlar yaşadı
· Uzun yürüyüşe polis engeli -SON DAKİKA -

Basından Seçmeler
· AKP'nin programında Kürt inkarı
· KON-KURD’dan festival çağrısı
· Bush, Abdullah Gül ile PKK’yi görüştü
· Dünyaya barış Türkiye'ye savaş
· Cezaevinde herşey Kürtçe!
· Başarısızlığa 'yasal' kılıf
· AKP'de rant kavgası
· MEYDANLARA AKIN VAR
· 1 Eylül
· Savaşla ülkeye bir yıl kaybettirdi

© Rojaciwan.com