Basından Seçmeler: PKK ’den KKK ’ye -5
Gönderen: Cudibotan Tarih: 12.10.2006, 01:14:46 (849 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yeni Özgür Politika HPG tahakkümcü mantığa karşıdır. Savaşla ele geçirme mantığı yoktur. KKK sisteminde zaten savaşın yeri yoktur. Sisteme saldırı olursa meşru savunma devreye girer.


Konfederal sistemin meşru savunma gücü: HPG

PKK’nin 1978’de kuruluşundan 6 yıl sonra, 15 Ağustos 1984’te gerilla örgütlenmesi olan Hêzên Rizgariya Kurdistan (HRK) birlikleri kuruldu. Bu birlikler “uzun süreli halk savaşı” stratejisine göre örgütleniyordu. HRK, 1986’da Arteşa Rızgariya Gele Kurdistan (ARGK) adıyla “gerilla ordulaşmasını” esas aldı. 1999 yılına kadar “gerilla savaşını” yürüten ARGK, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası komployla Türkiye’ye teslim edilmesi ardından 2 Ağustos 1999’da alınan karar gereği Güney Kürdistan’a çekildi. Bu dönem bütün PKK yapısında olduğu gibi ARGK güçleri arasında da hem taktik hem de stratejik düzeyde değişikliklerin gündemleştiği bir dönem oldu. 2001’de düzenlenen 1. HPG Konferansı’nda alınan stratejik bir kararla ARGK, Hêzên Parastina Gel (HPG) adıyla örgütlenmeye başladı. Bu karar çerçevesinde HPG güçleri, daha önce esas alınan “uzun süreli halk savaşı” stratejisi yerine “meşru savunma” stratejisini benimsendi. Buna göre de savaş, çatışma ve savunma taktikleri ile örgüt yapısında yapısal değişikliklere gidildi. 2003 yılında düzenlenen 2. HPG Konferansı’nda ise Kongra Gel yapısı içinde özerk bir güç olduğunu ilan etti ve Kongra Gel’i siyasi iradesi olarak tanıdığını beyan etti. HPG en stratejik kararını ise 1 Haziran 2004 tarihinde aldı. HPG, 2 Ağustos 1999’dan beri sürdürdüğü tek taraflı ateşkes durumunu, Türkiye’nin Kürt sorununda izlediği çözümsüzlük politikası ve operasyonlar yapması nedeniyle bozduğunu açıkladı.

HPG’nin Koma Komalên Kurdistan (KKK) sistemi içindeki yeri, örgüt yapısı ve HPG-ARGK farkını HPG Ana Karargah Komutanı Dr. Bahoz Erdal ile konuştuk. Devletçi geleneğin tahakküm ve eşitsizliği barındırdığını dile getiren Erdal, KKK’nin ise buna alternatif bir sistem olduğunu belirtiyor. Erdal, tahakküm kurumu olarak devlet ile savaşın ayrı ele alınmaması gerektiğini kaydederek, buna karşı verilecek bir savaşın ise meşru savunma temelli olduğunu belirtiyor. Erdal esas aldıkları meşru savunma savaşını şöyle tanımlıyor: “Devlet, kurum ve savaşı birbirinden ayrı ele alamayız. Savaş egemenliğin temelidir. KKK sistemi, devletçi sistemin alternatifidir. KKK sistemi toplumda yaşayan tüm grupların yani dini, etnik, ulus, cins vb. kendi öz kimlikleriyle katıldığı bir sistemdir. Kendi öz kimliği temelinde kendini örgütleyen bir toplum iradeli ve güçlü bir toplumdur. Bu sistemde savaşa ihtiyaç yoktur, savaşın yeri yoktur. Bir noktada savaş devreye girebilir o da sistem üzerinde tehlike görülürse ve saldırı olursa, o zaman bu sistemin savunması için savaş devreye girer. Yürütülecek savaş da meşru savunma stratejisi ekseninde olacaktır.”

‘Meşru savunma’nın fetih amacı yoktur’

Zor anlayışına da değinen Erdal, anlayışlarının klasik devrimci güçlerin zor anlayışından farklı olduğunun altını çiziyor. Erdal, bu durumu şöyle açıklıyor: “Devletçi ve sınıflı bir toplumun oluşmasından bu yana savaş ve zor olgusu kutsal olarak görülmüştür. Savaş, daima toplum içerisinde tüm sorunların ve çelişkilerin çözümü olarak görülmüştür. Bilindiği gibi, geçen yüzyıl içerisinde de temel dönemsel ulus, sınıf vb. çelişkilerin savaşla çözüleceği söylendi ve bu yüzden savaşlar esas alındı. Klasik devrimci hareketlerde de böyle bir yaklaşım esastı. Meşru savunma stratejisinde ise zorun rolü ayrıdır. Klasik yöntemlerle veya şiddeti içeren savaş tarzlarıyla çözüm olmaz. Eski yaklaşımlar savaşla ele geçirme, tahakküm uygulama, hâkimiyeti geliştirme ve zafer elde etme temelindeydi. Meşru savunma stratejisinde ise savaşla ele geçirmek, fethetmek amacı yoktur. Tek bir savaş gerekçesi vardır o da meşru savunma temelindedir.

Gelişen yönelimlere karşı fiziki, kültürel, düşünsel ve özgürlük temelinde gelişen savaş meşru ve yerindedir. Bunun dışında bütün savaş yöntemleri yanlıştır. Askeri tarz devlet oluşturmak için değil, kendi haklarını savunma temelinde olmalıdır.”

HPG ile ARGK arasındaki fark

HPG’nin şiddete yaklaşımının yanı sıra örgütlenme biçiminin de farklılık içerdiğine dikkat çeken Erdal, HPG’nin ARGK’den farklılaşan yanlarını şöyle anlatıyor:

“ARGK ile HPG’nin arasında şu fark vardır: ARGK sürecinde parti sistemi esastı ve parti ARGK sistemi içerisinde daha çok örgütlendi. Şimdi ise, KKK sistemi esastır. KKK HPG’nin içinde değil, HPG KKK sistemi içerisinde özerk bir kurumdur.

İkinci nokta ise, ARGK ordu perspektifiyle örgütlendi. HPG böyle değildir. HPG’nin örgütleme sistemi ayrıdır, meşru savunma gücüdür. Örgütleme ve işleyiş biçimi ayrıdır. ARGK’de örgütleme biçimi çok geneldi, gerilla birlikleriydi, tabur ve alay biçimindeydi. HPG daha farklı bir kurumdur. Mobil birliği örgütlenmesini esas alır. Çok dakik ve disiplinlidir. Branşlaşma ve iş bölümü ekseninde örgütleniyor. Bunun içinde Özel Kuvvetler, YJA Star, Öz Savunma birlikleri var. Bu örgütlenme profesyonelleşmeyi esas alıyor.

Üçüncüsü, ARGK’nin eğitim sistemi halk ordusu temelindeydi. Halk ordusu temelinde yarı sivil, yarı profesyonel olarak hesaplayabilirsin. O yüzden eğitim düzeyi zayıftı. HPG ise profesyonel bir ordudur. Teknik ve taktik hâkimiyet ön plandadır. Disiplin kuralları ön plandadır. İdeolojik ve felsefi düzeyi ön plandadır.

Dördüncüsü, eylemsellik anlamında baktığımızda ise, en az kayıp verdiğimiz yıllar bu son iki yıllık süreçtir. Bu da şunu gösteriyor; örgütleme ve tarz gelişkindir. ARGK tarzı geneldi ve açık bir tarz uyguluyordu. HPG hareket tarzına dikkat ediyor ve derin gizlilik tarzını esas alıyor.”




KKK’nin temel dinamik gücü: KADIN

PKK ideolojik, felsefik, siyasi ve askeri mücadelenin yanısıra kadına her zaman özgün bir rol biçmiştir. Kürdistan’da kadının yaşadığı durum derin bir çözümlenmeye tabii tutularak, kadın kurtuluş ideolojisi temelinde kadın hareketi özgün bir örgütlenmeye gidildi. PKK içinde kadın hareketi ilk kez Yekitiya Jinên Welatparêzên Kurdistan’ı (YJWK) kurarak, kadını özgürleştirme mücadelesini yürüttü. Kadın hareketinin gelişim seyrini ve kadın özgürlüğünde büyük bir etki yaratan YJWK’nin kuruluş amacı, 1980-87’ye kadar örgüte katılanların kendi iradesiyle mücadele etmesini, ulusal bilincin yanı sıra kadın sorununun çözümü için de bir güç ve örgütlülük yaratmaktı. Aslında YJWK kadın hareketlerinin çekirdek örgütlemesidir. PKK’nin içerisinde gelişen kadın hareketi, ezilen kadınlar için kurtuluş umudu yarattı. YJWK yüzlerce kadının özgürlük kervanına katılımını sağladı. Katılımın gün geçtikçe artması nedeniyle YJWK kadın sorununa cevap olmakta zorlandı. Bu nedenle ordulaşmada önemli bir rolü olan YAJK gündeme geldi ve 1995’te yapılan 1. Kongre’de kuruluşu ilan edildi. Bu gelişmelerle birlikte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından geliştirilen Kopuş Teorisi, Erkeği Dönüştürme ve 1998’de Kadın Kurtuluş İdeolojisi, kadın özgürlük mücadelesinde yeni bir sayfa açtı. Bu temelde Kadın Kurtuluş İdeolojisi resmen ilan edilerek, PKK dışında özgün olarak Partiya Azadiya Jinên Karkerên Kurdistan (PJKK) ve Partiya Azadiya Jinên Kurdistan (PAJK) kuruldu.

KKK sisteminde kadının yeri

Koma Komalên Kurdistan’ın (KKK) ilanıyla birlikte kadın hareketi 21. yüzyılın kadın yüzyılı olması iddiasıyla Koma Jinên Bilind (KJB) çatısı altında örgütleme mücadelesi başlattı. KKK sistemi içerisinde kadının iradesini temsil eden KJB, Kürdistan’ın her parçasında ve meşru savunma alanında kendini örgütleyerek, kadın hareketini marjinalleştiren parti zihniyetini aşan bir perspektifle eş güdümlü, yatay bir örgütlenme modeline kavuşturuldu. KJB, KKK içerisinde kadın kimliğinin kurucusu, öncü gücü ve sistemin teminatı olarak görülür. Bir çatı örgütü olan KJB şu bileşenlerden oluşuyor:

“PAJK: Kadın hareketinin ideolojik kimliğini temsil eder.

Özgür Kadın Birlikleri (ÖKB): Parçaların özgün siyasal örgütlüğüdür.

YJA-STAR: KJB’nin meşru savunma gücüdür.

Genç Kadınlar Birliği: Genç kadınların örgütlenmesine öncülük yapar.”


‘KJB tüm kadınların kimliğidir’

Günümüzde kadın sorununun çözümü için kendini aday gösteren KJB’nin örgüt modeli, KKK sistemi içerisindeki yeri ve misyonu, dünya ve bölgedeki diğer kadın hareketleriyle olan ilişkileri ve yaşanan zorlanmaları KKK Yürütme Konseyi Üyesi ve KJB temsilcilerinden Zaxo Zagros’la konuştuk.

PKK’yi diğer sosyalist hareketlerden ayrıştıran en önemli yönünün kadın hareketine bakış açısındaki farklılık olduğunun altını çizen Zagros, PKK’nin yaklaşamını şöyle aktardı: “PKK’de, reel sosyalizmin yaşadığı gibi kadın sorununu devrim sonrasına erteleyen değil, mücadele içerisinde ele alan ve çözen bir yaklaşım benimsendi. PKK kadın sorununa hem ideolojik hem de siyasal anlamda büyük önem verdi. Aksine PKK’nin kendi asıl amacına ulaşması mümkün değildir. Kadın Kurtuluş İdeolojisi, bizim hareketimizde büyük bir etki yarattı, çünkü yeni bir tezdi. Kadın sorununu ideolojik ve felsefi olarak ele alan bir yaklaşımdır. Bu temelde kadın yeni arayışlara girerek, yeni bir örgütlenme yarattı.”

Dönüştürme rolü

21. yüzyılda yaşanan sorunlara dikkat çeken Zagros, şöyle konuştu: “21. yüzyılda kadın, ekoloji gibi evrensel bir çok sorun öne çıkıyor. Bu sorunlar için yeni bir zihniyet ve yeni bir yaşam felsefesi gerekmektedir. Kadın sorunu çözülürse, yine ekoloji ve ekonomi sorunu da kadın eksenli ele alınıp çözülürse, toplum birçok hastalığından kurtulmuş olacaktır. Bu açıdan KKK sistemi içerisinde kadının bilinçli katılması çok önemlidir. Nasıl ki kadın doğal toplumda sorumlu ve öncü bir rol oynamışsa, toplumun dönüştürülmesinde de bu rölü oynayabilir. “

Öncelikle sistemin dışına çıkmak gerekiyor

Diğer kadın hareketleriyle ilişkilenme ve birikimlerini onlara maletmede zayıf kaldıklarını anlatan Zağros, yapılması gerekenleri de şöyle sıralıyor: “Kadın hareketleri olarak ortak platformlar kurmak gerekiyor. Örnek olarak da, kadın intiharları hem bölge hem dünyada gündemdedir. Bu tür sorunlara ancak ortak platformlarla çözüm bulunabilir. Türkiye’deki kadın hareketleri devletin bakış açısıyla bize yaklaşmaktadır. Ve bizi terörize ediyor. İslam fikirlerini esas alan kadın hareketleri de egemenlerin yaratmış olduğu zihniyetle bakıyorlar. ‘Komünisttir’ diyorlar. Oysa ki kadın sorunu tüm sorunlardan daha fazla önde olmalı. Hangi din, mezhep, ırk ve ulustan olursa olsun kadın eziliyorsa onun için bu öncelik olmalıdır. Ve kadın hareketleri için hangi hareket çaba sarf ediyorsa, bunu da cins kimliği üzerinden ele almak gerekiyor. Hangi sistem ve ülkede olursa olsun, sistemin yaklaşımıyla değil, kadın kimliğiyle ortaklaşmak gerekir. Kadın eğer yaşanan kaos ve sorunlara bir çözüm getirecekse kendini sistemden koparması gerekir. Böyle olmazsa biz kadın hareketleri olarak kendimizi sistemin kucağından kurtaramayız.”

Sürecek…

Hazırlayanlar: Nihat Kaya, Şevin Bingöl, Nalin Penaber, Sinan Cudi, Baki Gül
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· “PKK terör örgütü” demeyen Nil Demirkazık’a soruşturma
· YJA STAR: İntikamları alınacak!
· Devlet 10 gerillanın cenazesini ailelere vermiyor
· Avrupada Yaşayan Tüm Halkımıza ve Yurtsever Apocu Kürt Gençliğine
· 2007’de yaşamını yitiren 3 gerillanın kimliği belirlendi
· YJA-STAR ANAKARARGAH AÇIKLAMASI
· HRW’den PKK baskını yapan yargıca sert eleştiri
· HPG Haziran bilançosu: 69 operasyon, 66 çatışma, 158 ölü
· Ruşen Çakır: Erdoğan Başbuğ’la gözaltıları konuştu
· Kürt gençlerinin gerillaya katılımı sürüyor

Basından Seçmeler
· Kürdistan'a karada da denizde de sansür!
· Baykal: Türkiye tarihi bir kırılma yaşıyor
· Büyükanıt bu generali örnek alır mı?
· Ömrünü Kürtlere adayan bilimkadını, Fedovna
· YASAĞA KARŞI MİTİNG HAZIRLIĞI
· Kıskırtan mutabakat
· Ahmet Altan’dan Paşalara çağrı: Bu toplumu küçümsemeyin
· Müvekkiline ‘Sayın’ demesi de suç!.
· Gündem'e internette 4. sansür
· Yeşil’li, JİTEM’li, Albaylı çeteye 57 yıl hapis istendi

© Rojaciwan.com