Görüşme Notları: 22.09.2004: Görüşme Notu
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 24.09.2004, 20:35:59 (2921 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


22.9.2004 Tarihli

GÖRÜŞME NOTLARI

Hoş geldiniz.
(Nasılsınız?)
Ben her zaman derli toplu, hazırlıklıyım. Bana nasılsınız diye soruyorsunuz, sağlığımı soruyorsunuz. Asıl önemli olan sizin durumunuzdur. Kendi toparlanma durumunuzu umarım sağlıyorsunuz. Bana öyle geliyor ki, çok derli toplu olamıyorsunuz. Özgürlük tutkusunun uzağındasınız; zihinsel ruhsal uzaklık görüyorum. Halkımız her yerde buna ulaşsın. Nasıl bunu özümsemiyorlar, anlamıyorum. Cezaevleri fiziksel tutukluluğa yol açar, ama ruhsal ve düşünsel özgürlük her yerde olur. Önünüzde bomboş bir dünya var. Sonuçta ortada bir başarısızlık var. Bu kadar deneyime, bu kadar eğitime rağmen nasıl böyle oluyor, anlayamıyorum. Başkalarından maaş alma, başka yere gitme durumunuz da yok. Ama iddianız yok, hırsınız yok.
Hele dağlardakiler ve Avrupa’dakiler günlük olarak nasıl yaşıyorlar, anlamıyorum. Sözde yoldaşlıktan ve bağlılıktan söz ediyorlar. Bir de benim yurtseverlik şeyimi sorguluyorlar. Yaşar Kaya, Siraç Bilgin gibiler benim yurtseverlik çizgimi eleştiriyorlar. Çıldırıyorum. Benim çizgim doğru, tarih anlayışım evrenseldir. Tabii ki bunlar benim malım değil, ben de aydınlardan aldım, ama ben de katkımı koydum. Benim yurtseverliğim bilimseldir. Feodallerin, milliyetçilerin yurtseverliği hırsızlıktır, gaspçılıktır. Kendi ekolojik toplum düşüncemi net olarak savunmamda formüle ettim. Ekolojik topluma birinci ve ikinci doğa diyorlar. İkinci doğa toplumdur. Boockhin, özgür doğa diyor. O da Hegel’den almış. O da birinci, ikinci ve üçüncü doğa diyor. Üçüncü doğa özgür doğadır. Tez, antitez ve sentez biçiminde. Ben bunu Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’a uyarladım.
(Osman’ların röportajını okudunuz mu? Orada da benzer şeyler var. Yurtseverliği terk ettiğiniz, Kürtlükten uzaklaştığınız söyleniyor.)
Kısmen radyodan dinledim. Benim yerime hazırlıyorlar. Ne kadar utanmazlık, büyük bir utanmazlık! Buna öncelik vereceğim. Çok büyük bir alçaklık, şerefsizlik! Bu çok büyük bir oyundur, alçaklıktır. O alçak İngilizler bunu çok iyi biliyor. Bunu Osman’a söyletiyorlar. Mustafa Kemal’in Türkiye, Apo’nun da Kürtler önünde engel olduğunu söylemeye çalışıyorlar. Ben devletle boğuşma halindeyim. Sadece birbirimize öldürücü darbe vurmuyoruz, gerisi yoğun bir boğuşmadır. Mevcut politika açısından hükümet ve devletle boğuşma halindeyim. Buradaki idareyi falan kastetmiyorum, siyaseten söylüyorum. Plan büyük, ABD ve İngiltere biliyor. Yakalandığımda Yunan gazeteleri on gün ömür biçtiler, Londra bir ay diyordu. Güya devletle boğuşup ölecektim. Oyun buydu. Boğuşmamız esnektir, öldürücü darbe vurulmuyor.
Aslında devlet gün geçtikçe ABD tarafından siyasi İslam batağına çekilmek istendiğinin farkındadır. Ben soruşturmada bu uyarıyı yaptım. Sorguda, bana ne yaparsanız yapın, ister öldürün ister yaşatın, ama siz Kuzey Irak’ta batağa saplanıyorsunuz dedim. Ortadoğu’ya, Irak’a asıl müdahale benimle başladı . Neden birinci hedef seçildiğim çok iyi bilinmek durumunda. Peki, bu oyuna karşı ben nasıl hamleler yaptım? Bizim cepheden ne oldu, bunları kimse yazmadı. Murat Yetkin devlet cephesinden yazdı. Derinleştiremediniz, yanıt veremediniz. Partili arkadaşlar, dostlar yapamadı, avukatlarım olarak siz de yazamadınız. Derlenip toparlanın ve nasıl bir çaba gösterdiğimi yazın. Size burada tarihi değerde binlerce sayfalık vesikalar verdim. Bir halkı nasıl savunduğumu yazmalısınız. Yoksa Saddam’dan beter olursunuz, öldürülürsünüz.
Devlet, daha doğrusu genelkurmay benim hemen öldürülmemin işlerine gelmeyeceğini daha ilk günlerde biliyordu. Bunu ben de fark ettim. Bazı gerçekleri görmek için beklemek gerekir dedim. Bekledim. Altı yıldır da bunun için bekliyorum. Aradan altı yıl geçti ve gerçekler şimdi ortaya çıkıyor.
Ortadoğu üzerinde büyük oyunlar var. Sizlerden üç dört kitap yazmanızı istiyorum. Önceden olup bitenleri zamanında bana getirmeyerek sizler bile oyuna alet olmaktan kurtulamadınız. Kusurlarınız çok büyük. Fakat ben oyunu gördüm, oyunu boşa çıkardım ve yaşamayı başardım.
(Aynı röportajda sizin Kemalizm değerlendirmenizin stratejik olduğu, örgüt üzerinde hakimiyetinizi korumak, liderliğini devam ettirmek için statükocularla işbirliği içinde olduğunuzu söylüyorlar. Ayrıca AKP’nin özgürlükçü olduğunu, Kemalistlerin ise inkarcı ve statükocu olduğunu söylüyorlar. Bu nedenle kendilerini özgürlükçü, sizi statükocu olarak değerlendiriyorlar.)
Kemalist statükocular var. Kızıl Elmacılar olarak adlandırılanlar gibi. Deniz Baykal’dan Ağar’a Bahçeli’den Ecevit’e kadar bunun içine hepsi girer. Bunlar statükoculardır, kabul ediyorum. Ama AKP özgürlükçü değil. ABD’nin dayattığı cepheye özgürlükçü diyemem. Talabani’nin, Osman Öcalan’ın öncülük ettiği cephe özgürlükçü değildir. Osman, Kürtlerin emeği üzerine saldırtılan pespaye, rezil bir kişiliktir. Öcalan soyadını kullanmak için ortaya çıkarılan bir icat, süfli, adi bir kişiliktir. Aslında bu adam 92’de bitmişti. Beritan örneğini defalarca verdim. Bu olayı iyi biliyorum. Talabani’nin adamları etrafını kuşatıyorlar, “gel teslim ol, kendi atma” diyorlar, hatta çeşitli vaatlerde bulunuyorlar; ama o kız teslim olmuyor, kendini uçurumdan atıyor.
Osman, Azime’yi sevdiğini söylüyormuş. Üç kardeş şehit düştüler. Kardeşi Mehmet Okçu vardı. İyi bir insandı. Talabani onu öldürttü. Osman benden habersiz gidip Talabani’nin kucağına oturdu, örgütü ona teslim etti. Bu pisliğini silmek için politik davranmak zorundaydım. Çok büyük acılarımız oldu, korkunç acılarımız oldu. Benim karşıma çıkıp habire meydan okuyordu. Beni öldür, öldür diyordu. beni kardeş katili yapacaktı. Kesire de beni eş katli yapacaktı.
(16 yıl aradan sonra ilk kez bir açıklaması çıktı. Bir internet sitesinde açıklama yapacağı söylenmişti, konuşacak diye geçmişlerdi. O da bunun üzerine bir yazılı açıklama gönderdi. Açıklamasında mücadelenin kazanımlarına saygılı olduğunu söylüyordu. Bundan sonra da konuşmayacağını ifade ediyordu. İnternet sitesinde bilinçli olarak provoke edip konuşmaya zorlamak istediklerini yazmışlardı.)
İlginç, konuşmayacağım diyor öyle mi? Kesire bana göre Ali Haydar Kaytan’ın kaçan eşi gibi değil. Onun hakkındaki değerlendirmelerimi biliyor. Onu bile beni karalamak için kullanmak istiyorlar. Beni karalama için her şey yapılıyor. Bunu kim yapıyor? ABD, Avrupa, Talabani var.
Kürdistan üzerinde çok önemli planlar var. Bunlar elli yıllık planlardır. Arkasında lobiler var; Yahudi, Rum lobileri var. İşbirlikçi Kürtleri kullanarak Kürdistan’ı ikinci bir Ermeni, ikinci bir İyonya durumuna düşürmek istiyorlar. Mustafa Kemal bu oyunu 1920’lerde bozdu. Onun “Anadolu’daki varlığımızı yok etmek istiyorlar” diye stratejik bir tespiti var. Bu doğru bir tespitti. Ben bunu söylüyorum. Bu Kemalizm’in doğrusu mudur? Evet, bu bilimseldir. Ancak şunu da söylüyorum: Türkleri hakim ulus yaptı; tek ırk, tek dil uygulamaları oldu. Ama Kürtler hiç olmazsa kültürel varlığın korudu. En azından fiziki varlığın korudular. Ermeniler ve İyonyalılar kalmadı, ama Kürtler varlığın koruyabildi. Ama katliamlar da yapıldı. Bunu açacağım.
Suçu sadece Mustafa Kemal’e yükleyemeyiz. 1920’erde eşit ittifakı savunuyordu. Birinci Meclis Türkler ve Kürtlerin ortak meclisi olarak oluşmuştu. 1924’te İzmit konuşmasında “Kürtler her türlü özgürlüğünü koruyacaktır” diyordu. Bunları söylemiyor mu? Belgelerde var, söylüyor. Sonra isyanlar oldu. Arkasında Sultan Vahdettin ve İngilizler vardı. Mustafa Kemal isyanlarda sadece Kürtleri görmüyor. “Cumhuriyet gidecek, Türkler ve Kürtler kalmayacak, yerine Sevr gelecek” diyordu. O dönem Türklerin de işbirlikçi kesimleri var. Şeyh Sait, Kürt ulusal kurtuluşçusu değildir, din ağırlıklı feodal otonomicidir. Barzani ve Talabani de aynı kafadadır. Sonuç bitirmedir. Ermeniler ve İyonyalılar gibi dört bin yıllık halklar da bittiler.
Mustafa Kemal’in yurtseverliği MHP tipi yurtseverlik değildir. Etibank’ı, Sümerbank’ı o kurdurmadı mı? Sümer kültürünü yurtseverliğinin temeli yapıyor. Eti, Sümer, Hitit kültürü Anadolu’nun, halkların ortak kültürü değil mi?
(Aynı röportajlarda, sizin Kürtlükten uzaklaştığınız da söyleniyor.)
Benim Kürtçülüğüm tartışılıyor. Bu korkunç bir oyun. Oraya geleceğim. İsyanlar ilerici ve bilimsel olmadığı için yeniliyor. Felsefi olarak da öyledir. Eğer bir yerde bir şey yenilmişse, geriyi temsil ettiği içindir. Mustafa Kemal o koşullarda ileri olanı temsil ediyordu. Kürtler gericidir demiyorum, başındakiler gericiydi. Kürtleri yüzyıl geriye çektiler. Bugün hala bunun acısını çekiyoruz. Bundan kim sorumlu? Bunlar sorumludur.
(Bu düşüncelerinizi 92’de de ifade ediyordunuz, bazı röportajlarınızda da vardı.)
Ben yirmi beş yıldır bunları söylüyorum. Geniş açamayacağım, savunmamın ilgili bölümlerini alın, genişletin ve öyle yayınlayın.
Yurtseverliğime dil uzatılıyor, benim yurtseverliğimi eleştiremezler. İnanılmaz bir şey. Ben yedi yaşından beri yurtseverlik yapıyorum. Annem aileci düşmanlığı ve özgürlüksüzlüğü dayattı. O zamandan beri koptum ve yurtseverliğimi ve özgürlük duruşumu şu ana kadar da koruyorum. Bu alçak ne yaptı? İnşallah romancılar bunu yazar. Mehmet’le konuşursanız size onu iyi anlatır.
Benim bin bir emekle yetiştirdiğim gençleri korkunç harcadılar. Panik halinde kendilerini ABD’nin kucağına attılar. Abbas ve Cuma bunu anlamadılar, onları da sert uyaracağım. Siz bu ortamı hazırladınız, siz bunlara zemin oldunuz. Sırf bu kaçanların pis canlarını korumak için yüzlerce genç kendilerini feda etti. Cemal’i korumak için elli kişi yaşamını verdi, çoğu da değerli kızlarımızdı. Cuma için de öyle. Onlara söyleyin, bunun değerini bilsinler. Bu değerlerimizi neredeyse bize unutturacaklar. Onlar zaaflarına yenik kızları alıp kaçtılar. Her şey ortada, hikaye açık. Abbas mı, Fuat mı olur? Bunun romanını yazmaya başlasınlar. Bu oyunları açığa çıkarın. Bunların Kürtlükle ne alakası var? Yurtseverlik o kadar kolay değil. Bunlar bir kadın için kırk tane vatan satarlar. Osman Öcalan bir kadın buldu, her şeyi bıraktı kaçtı. Kürdistan dağlarıyla bir ilişkileri var mı? Nasıl özgürlükçülük yapıyorlar? Yirmi bin şehidimiz var, hepsini yüz üstü bıraktılar. Bir iki feodalin, ABD’nin kucağına sığınmışlar. Düşman kim? Düşman Kemalizm, düşman Apoculuk!
Mustafa Kemal ülkesi için, kendi halkı için dünya çapında en büyük mücadeleyi veren önderlerden biridir. Mustafa Kemal iyi bir savaşçıydı; iyi bir bağımsızlıkçıdır, laiktir, bilimseldir, ortaçağ ideolojisine karşıdır. Zaten cumhuriyetçi olduğunu biliyorsunuz. Mustafa Kemal geleneği budur. Aydın taslaklarına söylüyorum. Mustafa Kemal kadar kendi halkınızı seviyor musunuz? Onun kadar vatanınıza sahip çıkıyor musunuz, antiemperyalist misiniz? Onun kadar halkına, tarihine, kültürüne düşkün müsünüz? Yaklaşımınız cahilcedir, buna hakkınız yok. O Türk halkı için yapmış, biz de Kürt halkı için yapalım diyoruz.
1920’lerde TBMM’de neden hakkımızı savunmadınız? Kayıtsız şartsız gidip teslim oldunuz? Talabani’nin dostlarının hepsi AKP’dedir. Neden Kürtlerin hakkını savunmuyorlar? Dengir Fırat, Hüseyin Çelik gibiler Kürtler için ne yaptılar? Bazıları bakanlık da yapıyorlar. Kendilerini Kürtçü, Apo’yu ve Apoculuğu suçlu görüyorlar.
(Kendilerini barışçı, sizi savaşçı olarak gördüklerini belirtiyorlar.)
Ne savaşı? Çarpıtıyorlar. Çapulcu, çorbacı takımı bunlar. O grup içinde kuşkulu tipler var. Geri kalanı, kardeşim dahil, çorbacılar. En basit çıkarları uğruna en yüce değerlerden vazgeçerler. Kullanılıyorlar, arkadan kışkırtılıyorlar. Sevenlerim var, yoldaşlarım var, halkım var, şehitlerim var. Ki, bunlar bana mal olmuştur. Bunlar mirasımızdır. Bu miras onların önünde engeldir. Özgürlükçü bir mirastır. Benim mirasım ilkel milliyetçiliğin, tarikatçılığın önünde engeldir.
(Son dönemlerde bazı çevrelerde sizin mücadeleyi bir yere kadar getirdiğiniz, ama bu aşamadan sonra artık pratik politikaya karışmamanız gerektiğini, bunu yapacak çok sayıda yetişmiş insan olduğunu düşünenler var)
Kimmiş bunlar? Hepsinin emeği ortada. Ankara’da, Yalova’da villalarda yaşıyorlar. Gelip benim acımın, kanımın üzerinde Kürtçülük yapıyorlar. Avrupa’da da varlar. Bu alçakları Kürdistan’a yaklaştırmayacaksınız. Ben buradan emir vermem, ama ilk kez emir veriyorum. Öldürme, vurma emri değil. Kim besliyorsa onların yanında kalsınlar. Politika da yapamazlar. Bu anıya saygılı olan, acıyı hisseden, yaşayan demokratlara yol açıktır. politika da, sanatı da, her şeyi de yapabilirler. Diğerlerinin suratlarına tükürecekler. (Gülerek) Demokratik tepkinizi göstermelisiniz. Yumurta atın, domates atın, medeni hakkınızı kullanın. Bol bol yüzlerine tükürün. Protesto edin. Hem savaş yanlısıyım, hem de her şeyi bırakmış! Nasıl oluyor bu? Ne adına savaşıyorum o zaman?
Beni takip eden kadınlar var. Bu zihniyetin karısı, kızları olmaktan daha rezil bir şey olamaz. Yüzlercesinin anısına akıllı ve edepli bu kızlarımızın siyasette kendilerini güçlendirmeleri, karılaşmaya düşmemeleri, kişiliklerini korumalara gerekir. Karılaşan kadın karılaşan halktır, karılaşan kadın karılaşan ülkedir. Karılaşan kadın başkalarının kirli hanesi olur, bir değeri de yoktur. Tek başına yaşamayı göze almaları gerekir, ölümü göze almaları gerekir. Vasiyetim ve öğüdüm budur. Beritan bize vasiyettir. Ben onu mu, Osman’ı mı esas alacağım? İnsan düşerse çok kötü düşer, hayvandan da beter olur. O kızı unutabilir miyiz? O mesajdır. O bize çağrıdır. O bizim için bir Jeanne D’Arc’tır. Onun gibi yüzlercesi var. Onu esas alacağız, onurumuzdur. Onun eylemi sevdanın, onurun eylemidir. Biz onun olduğu yerdeyiz. Son ferde kadar savaşacağız. Şeref ve özgürlük için, onur için savaşacağız.
(Kadın Yapısının mesajları var. Aktarmak istiyoruz. Aslında daha önce de mesaj gönderdiklerini, ama aktarım yapılmadığını, bunun için bizi eleştirdiklerini de belirtiyorlar.)
Anlaşıldı. Bu mesajımı onlara iletirsiniz. Sanırım yeterlidir.
Bunlar benim yirmi yıllık emeğimi yitirmişler, bunun da farkındalar. Ne ruhen ne de ilmen bu eleştirilerimin altından kalkamayacakları için panik halinde toplu olarak kaçmışlardır. Bazı kitapların yazılmasını istiyorum. Birinci kitabın Cuma tarafından yazılmasını istiyorum. Özeleştirisel temelde dörtlü çeteden başlayarak Osman-Botan çetesine kadar getirebilir. Bu süreçteki olayların tümünü biliyor. Kavrayıp yazmalıdır. Kapsamını, planını ona bırakıyorum. Kitabın adı “İç ve dış komploya karşı demokratik direniş çizgisini geliştirelim” olabilir. Ama kendisi bilir.
İkinci kitabı Abbas’a bırakıyorum. Sanıyorum görev aldılar.
(Evet, televizyona çıkıyorlar.)
Başkan yardımcısı oldu, değil mi? O da özeleştirisel yaklaşsın, o anlamda payı da var. “Kürdistan’da demokratik siyasetin rolü üzerine” ismiyle, savunma ve konuşmaları esas alarak, düzenleme yaparak bir kitap oluşturacak. Kürdistan’da Zorun Rolü adlı kitabı da o düzenlemişti. Zoru anlamadı, ama umarım demokrasinin rolünü anlar. Bu özeleştirisel temelde yapılsın, geç de olsa kendilerini temize çıkarsınlar, faydalı olsunlar.
Osman-Botan grubu telaşla kaçarken saldırıyorlar. Yirmi yıllık kuralsız savaşın sahipleridir bunlar. Kuralsız savaş bunların eseri. Yüzlerce değerli yoldaşımızı bile bile ölüme gönderdiler. Benim çocukluk arkadaşım Hasan Bindal’ı katlettiler. En son sıra bana gelmişti.
(Röportajda şimdiye kadar yaptıklarımızdan dolayı pişmanız, özür diliyoruz diyorlardı.)
Olur mu? Suçlu onlar, yaptıkları çeteciliktir.
Şimdi demokratik hukuk kodlamasına geliyorum. Komisyon düzeyinde araştırma, taslak geliştirme grubu oluşturulsun. Komite içte ve dışta geniş bir ekiple çalışır. Benim değerlendirmelerimi kodlayacaklar. Söylediklerimin hukukta ne anlama geldiğini araştıracaklar. Çözümlemelerimi demokratik hukuk literatürüne dönüştürecekler. Üç dört cilt olabilir. Özgürlük mahkemesini Bradost’ta kurabilirler. Orada ya da başka bir yerde olabilir. Halk özgürlük mahkemeleri olur. İdama karşıyım. Çağdaş dünyanın bu yönlü eğilimini kabul ederek idam yerine müebbet olabilir. İhaneti hukuki açıdan ele alacaklar. Bunların suçları kişi ve kurum olarak bu mahkemelerde açığa çıkarılmalı. Benzeri kurum ve kişiliklerle hukuk diliyle mücadele edecek bir organ olarak gelişebilir. Özgürlük mahkemeleri demokratik hukukun ana kaynaklarından olur. Şimdiden bir hazırlık komitesi kurulabilir.
(Yeni oluşum çalışmalarına ilişkin bilgi vermek istiyoruz. Çalışmalar belli bir olgunluğa ulaştı. Ama sonuçlandırmanın önünde bazı sorunlar var. DEPli arkadaşlardan ikisi çalışmalara katıldılar. Diğer iki arkadaşın ise çalışmaya ilişkin bazı kaygı ve eleştirilerinin olduğunu belirtiyorlar. Bu çerçevede çalışmanın dar kaldığını, sonuç alıcı olmayacağını, bu nedenle biraz zamana ihtiyaç duyduklarını, tartışmak istediklerini ifade ediyorlar. Bize göre ise, bu aşamadan sonra daha fazla gecikmenin bazı sakıncaları var.)
Hatip katılıyorsa yeterlidir. Görüşün, fazla uzatmasınlar. Çalışmayı başlatın. Fazla uzatmayın. Yerel konferanslardan kongreye doğru gidersiniz. Demokratik katılımı esas almak gerekir. Demokratik tarzda ve topluma dayalı olarak gelişmelidir. Leyla’dan mektup aldım. Ona cevabi bir mektup yazdım. İdare birkaç gün içinde verileceğini söyledi. Orada da belirttim. Demokratik Toplum Partisi, tüm Türkiye’nin partisi olur. Bu önemli bir çalışmadır. Kürtler, Türkler, azınlıklar girebilir. Ama seksiyon tarzı örgütlenme de olabilir. Bu Boockhin’de de var. Ege’de, Karadeniz’de ayrı seksiyonlar olabilir. Demokratik toplum hareketi toplum odaklı, demokrasi hedefli geliştirilir. Leyla’ları da çağırın. Size iletmemi istedi deyin. Onu da davet ediyorum. İkisinin katılması iyi olmuş. Sanırım katkıları oluyor. Hatip’i daha önce de söylemiştim. Sanırım çalışmak istiyor, ön planda olabilir. Bu işler için Hatip uygundur. Leyla da yardımcısı olsun. Benim savunmalarıma dayalı bir program gelişir. Daha sonra bu konuyu tekrar değerlendiririz.
Bu çizgiyi Özgür Politika ve diğer yayınlar iyi vermeli. Bu gerçekler temelinde çizgilerini değiştirsinler. Bu çizgiyi hayata geçirmeleri gerekiyor.
Elli yıl Türk milliyetçiliğini geliştirdiler, şimdi elli yıl da Kürt milliyetçiliğini geliştirecekler. Kürtler üzerinde komplo var. Buna düşmeyeceğiz. İki milliyetçilik kışkırtılacak, sonuç çatışma olur. Talabani’nin demokrasi ve özgürlükle alakası yok. Yarın Kerkük üzerinde çatışma başlarsa kan durmaz. Olan bizim dürüst halkımıza olacaktır. Bu oyunu boşa çıkaracağız. Çatışmayı başlatanlar kaçar, siz kalırsınız. Talabani’yi, onları biliyorum.
Aslında Talabani’yi yaşatan da benim. Kürt Federe Devleti benim sırtımda oluştu. Ben yaşarsam er geç ya demokratik bir içerik kazanır ya da 24 saatte dağıtırlar. Ya da korkunç bir katliam olur. Benim sırtımda, yoldaşlarımın omzunda kuruldu. Şimdi bunların hepsi bu mirasa sahip çıkmaya çalışıyorlar. Binlercesini şehit verdik. kıyameti koparacaksınız. Onların bu mirasla ne alakaları var, özgürlükle ne alakaları var?
(Bazı çevreler sizin ABD’ye ilişkin görüşlerinizin çözüme hizmet etmediğini, ABD’nin mevcut durumda Kürtler için ilişki kurulacak bir güç olduğunu belirtiyorlar.)
ABD ile diyalog kurulabilir. Diplomasi olayı ayrı, teslimiyet ayrı bir olaydır. Aynı şey Türkiye için de geçerlidir. Diyalog olur, ama teslimiyet olmaz. Onurlu, özgürlükçü, iktidarcı değil demokratik bir temelde ilişki geliştirilebilir.
Sosyalizmi ilerletmiş durumdayım. Ne anarşizme ne de reel sosyalizme düşüyorum. Milliyetçiliği tamamen aştım. Ortadoğu’da milliyetçiliği tamamen aşacağız. Halkları Kürt-Türk milliyetçiliğinin tuzağına düşürmeyeceğiz.
Hamili olayı nasıl gelişti?
(İnşa Komitesi’nin bilgi notu var. Hamili’nin pratiğe girme noktasında kendini dayattığını, kendilerinin de yetersizliklerinin olduğunu, engelleyemediklerini, son çözüm olarak da Önderliğe iletmek istediklerini, ancak o sırada görüş yapılamadığını ifade ettiler. Dolayısıyla hazır olan bir grupla gönderdiklerini, Irak’tan geçişle görevli olan Kemale Sor ve Salih adlı şahısların bir komployla kendisini Suriye’ye teslim ettiklerini, hem Hamili üzerinde oynamayı hem de hareket zarar vermeyi amaçladıklarını, daha sonra da bu ihanetçilerin kaçtıklarını belirtiyorlar.)
Kemale Sor Afrinli olan mı? O Suriye ajanı olabilir. Tarihi bir hata yapmışlar. Suriye’yi yöneten generaller Esad’ın anısına bağlı değiller. Generallerin faşist uygulamaları devam edebilir. Suriye ile çatışmaya girsinler demiyorum. İleri düzeyde olan arkadaşları, bilinen isimleri göndermesinler. Suriyeli arkadaşlar var içimizde, kadınlar da var. Onlar çalışma yürütebilir, demokratik partiyi orada geliştirebilirler.
Irak için de bunu önermiştim. Barzani ve Talabani ile savaşın demiyorum. Demokratik çözüme gelirlerse sorun yok; bu temelde diyalog gelişebilir.
(HPG’nin aktarımı var. Selamlar ve bağlılık dilekleri var. Savunma üzerinde yoğunlaştıklarını, ihanete karşı tavırlarının net olduğunu, 99 öncesi güçlerinin bulunduğunu, alanların tamamında mevzilendiklerini, istendiği taktirde meşru savunmayı daha da yükseltecek kapasiteye sahip olduklarını ifade ediyorlar. Bir iki istisna dışında askeri gelişmelere hakim olduklarını söylüyorlar. Kağızman’da bahsedilen olay doğru, bir kayıp var, ihbar sonucu gelişmiş. Ancak Hakkari’de ifade edildiği gibi on bir kayıp yok; aksine hiç kayıpları olmadığı, 20 civarında askerin yaşamını yitirdiği ifade ediliyor.)
Ne kadar kayıpları var?
(1 Haziran’dan itibaren 30-40 civarında olduğu belirtiliyordu, son durumu bilmiyoruz.)
O zaman gerçekçi bir bilanço istiyorum.
Leyla’nın mektubuna cevap verdim, ulaşmazsa diye söylüyorum. Leyla ile AB zirvesine kadar yazışmaya devam edeceğim. Ona bir yeşil ışık al dedim. Barışa katkı sunmak için kayıtsız şartsız, süresiz diyor, ama sanırım fazla anlamıyor. Kalıcı silahsızlanmaya varız. Diyalog için yeşil ışık yakılması gerekiyor. Diyalogdan kastım benimle olsun, Kongra Gel ile olsun, HPG ile olsun demiyorum. Leyla gil olabilir, belediyeler olabilir, avukatlar olabilir, legal platformlarla olabilir. On maddelik şeyimiz de vardı. Bir diyalog olursa iyi olur. Aksi halde ben HPG’yi tutamam.
HPG’ye de mesajımdır. Hiçbir umut olmazsa aktif meşru savunma tarzı gelişebilir. Şimdiden nitel ve nicel hazırlıklara girişsinler. Yirmi yıllık çeteci anlayışı düşmeyin, çeteci pratikleri mahkum edin. Çeteciliğin izlerini silin. Üzerinize kim gelirse gelsin, sonuna kadar meşru savunma hakkınızı kullanırsınız. Yerli yersiz şiddet kullanma olmaz; çocuk ve sivil ölümlerini doğru bulmuyorum. Eğer ileride bu hükümette Çiller döneminde olduğu gibi topyekün bir imha amacıyla üzerlerine gelirse yaygın gerilla gelişir. Diğer alanlar için de bu böyledir. Yarı otonom, yarı özerk komutanlıklar oluşturabilirler. Güney’de yine ana karargah olabilir.
(Gardiyan içeri girerek sürenin bittiğini söyledi. Neden, her zaman olduğu gibi beş dakika önceden uyarı yapmadıkları soruldu. Müvekkilinizde saat var zaten, o yüzden söylemedik diye yanıtladı.)
(26 Eylül’de Avrupa’da büyük bir festival var. Mesajınız isteniliyor.)
Bu görüşmeyi onlara mesaj olarak iletiyorum, düzenler gönderirsiniz.
(Size kitap ve gazete getirdik. Daha önce ‘Değişimin Yolu’ adlı kitabını getirdiğimiz Michael Albert Türkiye’de idi. Son kitabını da getirdik. Kürt hareketine sempati duyduğunu, Zapatistalara benzettiğini, sizinle yazışmak istediğini söylüyor.)
Olabilir, sizde yanıt verebilirsiniz.
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· 45 gerilla adayı mezun oldu
· Sttutgarta Gençler iki ülkü ocağı bastı
·  25 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Mardin'de sağ yakalanan iki gerilla kurşuna dizildi-FLASH-
· 27 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Bitlis'te çatışma: 3 korucu öldü
· Bir buçuk saatte gerilla kıyafeti!
· Zap bozgununu unutamayacak
· 28 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Kürt Kültür Festivali engellenmeye çalışılıyor

Görüşme Notları
· Öcalan: Savcı Öz benimle görüşebilir
· Öcalan: Ergenekon doğrudan ABD operasyonudur
· Öcalan: Tasfiye edilemeyeceğim anlaşıldı
· Öcalan: Sol ciddi alternatif olabilir
· Öcalan: İmralı Diyarbakır Cezaevi'ne dönüştü
· Öcalan: GAP Paketi ile işbirlikçi Kürt yaratacaklar
· Öcalan Erdoğan'a yine çözüm çağrısı yaptı
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 12.04.1999 Tarihli Görüşme Notu

© Rojaciwan.com