Görüşme Notları: Öcalan: Devlet ateşkese cevap versin
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 10.11.2006, 13:06:58 (3126 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

İSTANBUL (10.11.2006)-Avukatları ile haftalık olağan görüşmesini gerçekleştiren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Türkiye'nin bahara kadar PKK tarafından ilan edilen tek taraflı ateşkese net bir cevap vermesini istedi. Öcalan eğer adım atılmazsa, ‘’arkadaşlardan özür dileyeceğim. Biz elimizden geleni yaptık ama olmadı diyeceğim’’ dedi.

Avukatları ile 8 Kasım Çarşamba günü haftalık olağan görüşmesini gerçekleştiren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, DTP ve çeşitli aydınların katılımıyla gerçekleştirilen barış toplantısında ateşkes sürecini destekleme kararı alındığını hatırlatarak, bir süre sonra daha geniş katılımlı aydın ve yazarların da içinde olduğu bir Barış Konferansı'na ihtiyaç duyulduğunu söyledi.


Söz konusu konferansa 8 Aralık Girişimi ve diğer aydın ve barış girişimlerinin hepsini kapsayacak geniş katılım sağlanması gerektiğini belirten Öcalan, toplumsal ve kalıcı barışın sağlanması için Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu'nun kurulmasını gündeme almalarını önemsediğini kaydetti. Öcalan, "Bu her zaman yapılan konferanslar gibi olmamalı. Konferansı yapıp bir karar metni çıkarıp oturmamalılar. İhtiyaç olan Güney Afrika'dakine benzer bir Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu'nun gündeme getirilmesidir. Bu konferans böyle bir çalışmanın alt yapısını oluşturabilir. Çünkü Türkiye'ye en çok benzeyen durum Güney Afrika'nın durumudur" dedi.

HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA VE ADALET KOMİSYONU

DTP ve Türkiye'deki barışsever aydınların ve diğer sol partilerin Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu çalışmasına katkı sunmaları gerektiğini ifade eden Öcalan, kalıcı bir barışın sağlanması için hükümetin de bu çalışmalara destek sunması gerektiğini kaydetti. Söz konusu komisyonun bütün savaş süreci boyunca her iki tarafın da işlediği suçları ortaya çıkarması gerektiğini vurgulayan Öcalan, "Devletin yaptığı birçok hukuksuzluk olduğu gibi bizim tarafın da hukuksuzlukları oldu. Önemli olan komisyonun bu gerçekleri ortaya çıkarıp bu suçları işleyenlerin kendilerini topluma affettirmelerinin, özür dilemelerinin sağlanmasıdır" diye konuştu. Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu Projesi'nin, süreli ve belli bir işlevle sınırlı olduğunu ifade eden Öcalan, komisyonun misyonunu tamamladıktan sonra sona ereceğini dile getirdi.

SİVİL TOPLUM KOORDİNASYONU

Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu ardından ikinci adımın Sivil Toplum Konfederasyonu olduğunu ifade eden Öcalan, "Bu proje Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu gibi geçici ve süreli değildir. Bu bir çeşit ilerici derin demokratik koalisyondur" dedi. Söylediklerini anlamayanlar olduğunu ifade eden Öcalan, imkânlar ve sürenin kısıtlı olmasından düşüncelerimi yeterince açamadığını kaydetti. Türkiye'de binlerce parçalı sivil toplum örgütü olduğunu hatırlatan Öcalan, tüm sivil toplum örgütlerinin tek çatı altında biraraya gelmesiyle Sivil Toplum Konfederasyonu'nun oluşacağını söyledi. Bütün çevreci, feminist örgüt ve kurumların, dergi çevrelerinin, sendikaların siyasi partilerin, kadın ve gençlik hareketlerinin demokrasi ilkeleri çerçevesinde bir araya gelmesi gerektiğine işaret eden Öcalan, "Hatta bu ilkelere saygı duyan Türkiye'nin demokrasiye ihtiyacı olduğunu düşünen dindar kesimler de katılabilmeli. Ayrı hareket eden diğer Kürt örgütleri ve şahsiyetleriyle de görüşülmeli, onların da bu çalışmalara katılmaları sağlanmalı. Önceki seçim ittifaklarında yer alan EMEP, SDP, SHP vb. partilere de selamlarımı gönderiyorum" diye konuştu.

DİYARBAKIR TARİHİ ROLÜNÜ OYNADI

Diyarbakır'ın önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan Öcalan, "Şimdiye kadar Diyarbakır kendisine düşen tarihi görevi oynamıştır ama bundan sonra da demokrasi mücadelesi için bu rolünü oynamaya devam edecektir" dedi. Diyarbakır'a, Diyarbakır halkına, Diyarbakır'daki sivil toplum kuruluşlarına ve örgütlere çok iş düştüğünü ifade eden Öcalan, Diyarbakır halkına da selam söyledi. Diyarbakır Barosu'na üye hukukçuların bu konuda öncülük yapabileceğini ifade eden Öcalan, şöyle konuştu. "Diyarbakır'da 50'ye yakın sivil toplum örgütünün tek çatı altında toplanması muazzam bir güç doğuracaktır. Bu sadece Diyarbakır'la sınırlı kalmamalı, Türkiye'deki bütün sivil toplum örgütlenmeleri de tek çatı altında birleşebilmelidir."

DTP'nin de Sosyalist Enternasyonal'e üye olmasının ve AB'nin benzer örgütlenmelerine girmesinin yararlı olacağına dikkat çeken Öcalan, Sivil Toplum Konfederasyonu Projesi'ne DTP'nin öncülük edebileceğini söyledi. Projeye basit yaklaşılmaması uyarısını yapan Öcalan, "İtalya'dakine benzer bir birlik oluşturup iktidar hedeflenebilir" diye konuştu. Öcalan projenin Türkiye için hayati önem taşıdığını, DİSK ve benzeri sendikaların da bu çatı altında yer alabileceğini kaydetti. Projenin bir parti adı altında olabileceği gibi, gerekirse bağımsız adaylarla da olabileceğine değinen Öcalan, "Bütün katılanlar bağımsız adaylarını da belirleyebilirler. İtalya'daki Zeytin Dalı örneği iyi incelenmelidir. Türkiye'de de bu başarılabilir. Sol'un ve demokrasi güçlerinin böyle bir proje ile iktidara gelmesi imkansız değildir" dedi.

‘KADINLARI BİR ULUS OLARAK GÖRÜYORUM’

Fikirlerini sadece Türkiye için değil, tüm Ortadoğu için söylediğini vurgulayan Öcalan, Türkiye için tek bir demokratik ulus yaratmanın da mümkün olduğunu belirtti. Herkese Türklüğün dayatılmasının doğaya ve sosyolojinin kurallarına aykırı olduğunu ifade eden Öcalan, 'Türkiye'deki herkesin etnik olarak Türk olması mümkün değildir. Bunların politikaları tek ulus yaratmaz aksine ulusu parçalar. Klasik etnik milliyetçi değilim. Kadınları da bir ulus olarak görüyorum. Ben demokratik Türkiye ulusu demiştim. Fuat Keyman da benim düşüncelerimle örtüşen şeyler söylüyor. Ortak bir vatandaşlık tarifini bulmak mümkün. Türk, Kürt, Laz, Çerkez ve diğer bütün etnik kimlikler, Türkiyelilik kimliği içinde kendilerini ifade edebilir. Anayasal vatandaşlık olarak hukuki bağ kurulabilir. Türkler gibi Kürtler ve diğer etnik kimlikler kendi kültürlerine göre serbestçe örgütlenebilirler, kendi dillerini serbestçe her alanda kullanabilirler. Bunlar doğal olarak yasal güvenceye alınmalıdır. İsviçre, Britanya, İspanya ve ABD bunu yapmıştır. Bizim istediğimiz Türkiye'yi parçalayacak ve imkansız talepler değil, asgari, makul ve demokratik taleplerdir. Bizim istediğimiz Türkiye'nin Avrupa Birliği standartlarını yakalamasıdır"

‘KÜRT SORUNUN ÇÖZMEYEN TÜRKİYE AB’YE ALINAMAZ’

Avrupa Birliği'nin (AB) Kürt sorununu çözmemiş gerekli kriterlerini yerine getirmemiş bir Türkiye'yi kabul etmesinin mümkün olmadığını dile getiren Öcalan, bir halkın kültürel, sosyal ve siyasal haklarının AB kriterleri çerçevesinde güvenceye alınmasını istedi. Anadilde eğitim hakkına yeniden vurgu yapan Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben bu yüzden evliliğe bile karşıyım. Kadınlarımızın alınmasını istemiyorum ama kendi kültürüyle yetiştiremeyeceğim bir çocuğumun olmasını düşünemiyorum. Bu bana onursuzluk gibi geliyor. Kendi çocuğunuza kendi ismini veremeyeceksiniz, kendi dilini konuşamayacaksa, kendi dilinde eğitim göremeyecekse, hiç olmasın daha iyi. Onun için bu tür evlilik, çocuk gibi şeyleri düşünmedim. Türk aydınları biraz empati kurduklarında bunun ne kadar zor olduğunu anlayacaktır. Türkiye bu zihniyetle bu sorunları çözmeden Avrupa Birliği'ne girebilir mi? Bu şekilde Türkiye'de kalıcı barış sağlanabilir mi?"

‘AĞAR DE CLARK ROLÜ OYNAYABİLİR’

Türkiye'de Kürtlerle Türklerin durumunu Güney Afrika'daki siyahlarla beyazların durumuna benzeten Öcalan, Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın Kürt sorununun çözümü konusunda yaptığı değerlendirmelere ilişkin yorumda bulundu. Güney Afrika'da siyahların sömürüldüğünü, beyazların ise sömürdüğünü vurgulayan Öcalan, bu sürecin yıllarca devam ettiğini, daha sonra ülkenin yönetiminde olan beyazların, ülkeyi bu şekilde yönetmeye devam edemeyeceklerini anladıklarını dile getirdi. O zaman Apartheid yönetiminin Başbakanı De Clark'ın en akılcı ve mantıklı yolun bir uzlaşma olacağını gördüğünü ifade eden Öcalan, şöyle konuştu: "Ve Mandela yıllarca kaldığı hapisten 1990'lı yıllarda serbest bırakıldı. Mandela da olgun davrandı. İntikamcı yaklaşmadı. Böylece karşılıklı olarak bir uzlaşmadan sonra Mandela, ilk seçimde iktidara geldi. Ağar'ın açıklamaları, eğer devamı gelirse ve gerçekten samimiyse De Clark benzeri bir rolü Türkiye'de de oynayabilir. Ki De Clark de Güney Afrika'da siyahlara yapılan bütün kötü muamelelerin, apartheid politikasının sorumlusuydu. Ağar'ın da "90'lı yıllarda yaptıklarını bütün kamuoyu, hepimiz biliyoruz. Ben buradan Ağar'ın ne yapmaya çalıştığını tam bilemem ama De Clark'in oynadığı rolü oynarsa bu Türkiye için önemli olacaktır. Bu nedenle Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu'nun kurulması önemlidir."

AKP’YE ‘AĞAR’ ELEŞTİRİSİ

Ağar'ın yaptığı açıklamaların hiç olmazsa bir tartışma başlattığını belirten Öcalan, AK Parti Hükümeti'ni de Ağar kadar cesur ve biraz inisiyatifli olmaya çağırdı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün bazı olumsuz açıklamalarının olduğunu ve bunu doğru bulmadığını aktaran Öcalan, "Biz daha ne yapalım? Ateşkes süreci dendi, bu süreç başladı. Ben de üzerime düşeni yaptım. Hala da ateşkesi sahipleniyorum. PKK'nin de üzerine düşeni yaptığını sanıyorum. Yeni süreci onlar da sahiplenmiştir. Şimdi süreç başladı diye hiç kimse rehavete düşmemelidir. Biz üzerimize düşeni hep yapıyorduk. Bu ateşkes sürecinde de yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Kürtler artık ulus-devlet milliyetçiliği yapmıyorlar. PKK'yi milliyetçilikten uzaklaştırdık" dedi.

FAŞİZM UYARISI

Ulus-devlet milliyetçiliğini Barzani'nin yürüttüğünü ve Kuzey Irak'ta ABD eliyle oluşturulan devletçiğin, adım adım ulus-devlet olma yolunda ilerlediğini kaydeden Öcalan, KDP eliyle İran, Suriye ve Türkiye'den partileşmeye gitme çalışmaları olduğunu söyledi. Oluşturulacak bu devlette de zenginlikleri şimdi elinde bulunduran ailelerin daha da zenginleşeceklerini ve halk üzerindeki sömürünün devam edeceğini kaydeden Öcalan, "Bu söylediklerimi önemsiyorum. Türkiye'de de ulus-devletin üst aşamasına gelinmiş olup, ulus-devlet de ısrar bu aşamadan sonra faşizmi getirecektir. İspanya ve Almanya'da aynen bu süreç yaşanmıştır ve Franko ile Hitler zamanındaki felaketleri bütün insanlık hatırlamaktadır. Ancak milyonlarca insan öldükten sonra ulus-devlet ve onun son aşaması olan faşizm aşılabilmiştir. Türkiye'de de bazı emperyalist güçler ve farkında olarak ya da olmayarak onlara hizmet edenler, yani ulus-devleti savunanlar, Türkiye'nin bu yola girmesine katkı sunuyorlar. Deniz Baykal ne yaptığını bilmiyor. Ulus-devletçiliğin çözüm olmadığına en yakın örnek Filistin-İsrail ihtilafıdır. Çatışmalar bitiyor mu burada? Her gün insanlar ölüyor, barış sağlanabiliyor mu? Bu nedenle ulus-devlet modeli Ortadoğu'daki yapısal sorunlara çözüm olamaz" diye belirtti.

GÜNEYDE Şİİ-KÜRT FEDERASYONU

Güney'de bir Şii-Kürt ittifakı olduğunu ve Talabani'nin bu ittifaka öncülük ettiğini vurgulayan Öcalan, Güney'de fiili bir Şii-Kürt federasyonu olduğunu söyledi. İran'ın bu gücü doğal olarak destekleyeceğini, Çin ve Rusya'nın desteklemesinin muhtemel olduğunu dile getiren Öcalan, şöyle devam etti: "Bütün bu gelişmeler bölge için tehlikelidir. İçinden çıkılmayacak bir kaos oluşabilir. Yavuz döneminden bu yana süren 500 yıllık Kürt-Türk ittifakı, yerini Şii-Kürt ittifakına bırakmaya başlamaktadır. Zemin kaymaktadır. Bunu göremiyorlar mı? Ulus-devletçilikle ne Suriye, ne İran, ne de başka bir devlet ABD ile baş edemez. Irak'ın hali görülüyor. Saddam ABD'ye kafa tuttu, ne hale geldiği ortada. Irak'taki direniş adına yapılanların da bir başarısı olacağını düşünmüyorum. ABD'nin gücü her şeye yeter diye hiçbir şey yapmamak da doğru olmaz. ABD'nin bölgedeki gücü ve politikaları göz önünde bulundurulmalıdır. Benim önerim, Sivil Toplum Konfederasyonu ile ulus-devlet milliyetçiliğinin önüne geçilmesidir."

AVRUPA ADALET DİVANI YOLU AÇILABİLİR

Yeniden yargılama sürecine ilişkin de yorumlarda bulunan Öcalan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin yeniden yargılanmayı ele alacağını hatırlatarak, davanın Türkiye'de açılmasının imkansızlaşması halinde Avrupa Adalet Divanı'nda görülmesinin gündeme gelebileceğine işaret etti. Koşulların oluşması durumunda kendi davasının bir ilk olabileceğine vurgu yapan Öcalan, Yunanistan'ın da kendi hukukunu ve AB hukukunu çiğnediğini söyledi. Bu durumun ortaya çıkarılması gerektiğine değinen Öcalan, "Eğer Yunanistan'da da sonuç alınamazsa, bu konu ile ilgili de Avrupa Adalet Divanı'na dava açılma yoluna gidilmeli. Avrupa Birliği'nin Yunanistan'ın Avrupa hukukunu çiğnediğini görmesi gerek" dedi.

Ateşkes'ten sonra Ekim ayı boyunca operasyonlar olduğunu ve hayatını kaybeden insanlar bulunduğunu belirten Öcalan, "Ben bir tek insanın ölmesini istemiyorum. Bu operasyonların orduya da bir faydası olmaz. Bu şekilde çözüme gidemezler. PKK'yi çatışarak yok etmek imkansız" dedi. Türkiye'nin bahara kadar PKK tarafından ilan edilen tek taraflı ateşkese net bir cevap vermesi gerektiğini belirten Öcalan, şunları söyledi: "Ondan sonrasına ben karışamam. Buradan açıkça söylüyorum; Şimdiden söylüyorum, o tarihe geldiğimizde olumlu adımlar atılmazsa, bütün arkadaşlardan özür dileyeceğim. Onlara sizden özür diliyorum diyeceğim. Biz elimizden geleni yaptık ama olmadı diyeceğim. Ve ondan sonra ne yapacaklarına kendileri karar vereceklerdir. Kimse benim sorumlu olduğumu iddia etmesin. İmha dayatılırsa doğal olarak onlar da kendilerini savunmak için savaşacaktır. Gerçekten çözüm isteniyorsa ve gerekli adımlar atılırsa, o zaman biz PKK'yi dağdan indirmek için elimizden geleni yaparız. Çözüm için adım atılmazsa ben ne yapabilirim ki? Süreç tıkanırsa, işlemezse, işte o zaman komplo var derim. Zaten Kürt-Türk savaşını isteyen iç ve dış güçler var. Bunu doğrulamış olurlar."

KİM KİMİ AFFEDECEK?

Kürt sorununun tek başına bir genel afla da çözülmeyeceğine vurgu yapan Öcalan, "Af demokratik çözümün gerçekleşmesini sağlayacak gerekliliklerden sadece biri olabilir" dedi. Daha önce yayınladıkları 10 maddelik çözüm deklarasyonunu hatırlatan Öcalan, "Af bu 10 maddeden sadece biriydi. Kim kimi affedecek? Daha önce de söylemiştim affedeni kim affedecek? Hatta onların daha çok affa ihtiyacı olacak. Adalet ve Hakikati Araştırma Komisyonu'nu bunu açığa çıkaracaktır. O zaman gerçek suçlular karşılıklı olarak hatalarını kamuoyuna açıklayacaklar, özür dileyeceklerdir. Kalıcı toplumsal barış ancak bu şekilde sağlanabilir" dedi.

AFETSEZELERE BAŞSAĞLIĞI

Bülent Ecevit'in vefatına da çok üzüldüğünü belirten Öcalan, Ecevit'in Türkiye için kayıp olduğunu söyleyerek, başsağlığı diledi. İzmir ve Ege'ye selam söyleyen Öcalan görüşmenin sonunda cezaevindeki tutuklu ve hükümlüler ile kendisine mektup gönderenlere teşekkür etti. Bir haftadır radyosunun bozuk oluduğunu bu nedenle de haberleri alamadığını aktaran Öcalan, daha önce avukatlarının savcılığa verdiği radyonun da kendisine ulaşmadığını belirtti. Bölgede sel felaketi yaşandığını da yeni öğrendiğini belirten Öcalan, çok üzgün olduğunu belirterek, hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi.

..

ANF NEWS AGENCY
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· Öcalan: Penceremden görünen iki ağacı da kestiler
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Türk ordusu Lice'de ağır darbe aldı
· Her onurlu Kürt direnecektir
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· DTP’den Zaman’a yalanlama

Görüşme Notları
· Öcalan: Benim de sabrımın sınırları var
· Öcalan: AKP bir yıl sonra böyle olmayacak!
· Öcalan: HALKIMA RAPOR ETTİM, ÖLÜRSEM KIYAMET KOPAR
· Öcalan: Yaşananlar ayaklanmayı aşan bir tepkidir
·  FLASH - İmralı'da şimdi de psikolojik baskı
· Öcalan: AKP'ye her oy bomba olarak dönüyor
· Öcalan: AKP, Hizbullah’ın resmi biçimidir
· Öcalan’a 10 günlük hücre cezası verildi
· Öcalan: Çözüm için DTP ile görüşebilirler
· Öcalan: Ergenekoncular fazla içerde kalmaz

© Rojaciwan.com