Gönderen: Rojaciwan Tarih: 01.10.2004, 21:38:39 (3521 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
29. 9.2004 Görüşme Notları (Elinde M. Bookchin’in kentsiz kentleşme kitabıyla içeri girdi) Hoş geldiniz. İkiniz yalnız mısınız? (Diyarbakır’dan gelen bayan arkadaş avukatlık kimliği sorunundan dolayı alınmadı) Uzun boylu olan arkadaş mıydı? (evet) neyse haftaya gelir. Mehmet geldi mi? (evet) Şimdi başlayalım. Bir çok şey var ama sıralama önemli. Zamanı iyi kullanalım. Önce sizden alalım aktaracağınızı kısaca alayım. (kongre başkanlığının bilgilendirme notu var. Bütün çalışma sahalarına ilişkin kısa bilgiler var) Kaç sayfadır. Zübeyir mi göndermiş. (evet iki sayfa kadar.) Özetleyerek aktarın (Kuruluş kongresinden bu yana yaşanan sorunların büyük oranda aşıldığını, toparlanma sürecine girildiğini, yönetimin inşa komitesi ve bütün sahalarla uyum halinde çalıştığını, sağlık sorunları olanlar dışında herkesin görevlendirildiğini, meşru savunma alanına özenle yaklaşıldığını, sorunların fazla bu alana yansıtılmadığını savunma komitesi aracılığıyla bu alanla ilgilenildiğini, kadın ve gençlik çalışmalarına ilişkin daha önce bilgi verildiğini) Başkanlık yürütme ayrıştı mı? Bu konuda bilgi var mı? (Önümüzdeki günlerde toplantıları var.) Halen yapılmadı mı? Benim adıma bu hatalar olmaz. Her sözü sürekli tekrarlattırıyorsunuz bana. Kongre başkanlığı, kongre konseyi ayrı. Kongre başkanlığı yürütmenin başı olmaz. Yürütme başkanlığı ayrı olur. Kongre başkanlığı tipik bir meclis başkanlığı gibidir, o tarzda çalışır. Kongre başkanı kongreyi toplar, kongre süresince çalışır sonra işi yürütmeye bırakır. Daha çok karar tasarılarını, inceleme araştırma komisyonları ile ilgilenir. Ben sizi de sert uyarıyorum. Benim burada her söylediğim sözün tarihi bir nedeni vardır. Ben bir entelektüel, bir öğretmen değilim, bir örgüt lideri de değilim. Ama bir ricacı da değilim. Ben demokratik halk önderliğiyim. Benim savunmam da halkı savunma çerçevesindedir. Kendimi ve halkı da öyle savunacağım. Eğer halk beni tutmazsa ben konuşmam. Ama halk beni destekliyorsa, bir çok yoldaş da istiyorsa ben de sonuna kadar bu işi sürdüreceğim. Kendimi ve halkımı savunuyorum. Nasıl savunuyorum? Görüşlerimi açıklayarak savunuyorum, emir talimat vermem. Siz avukatları da bu konuda bir kez daha uyarıyorum. İşte Osman çıktı, bilmem ne oldu, bana zamanında getirmediniz. Benim onurum halkın onurudur. Bununla oyun olmaz oyun oynattırmam. Kendimce bu onuru temsil ediyorum. Halkında bu onuru temsil etmem için isteği var, buna bağlıyım. Bu temsil etme, özgürlük bilinci ve iradeyle kendini ifade eder. Tekrar söylüyorum bu ayrım önemlidir. Bu ayrım olmayınca pasifizme yol açıyor. Saygılı ve bağlı iseler beni doğru anlayacaklar. Ama lafta bana bağlı olup da bir sürü hata işleyen oldu. Bir sürü başkan yardımcısı seçildi ama işledikleri haltları gördünüz. Sizde zamanında gelip söylemediniz. Siz yürütün demiyorum, bu söylediklerimin takipçisi olacaksınız. Göreviniz takipçi olmaktır, varsa hata yapanı gelip bana aktaracaksınız. Bana her yerde saldırı var. Her gün bir çok yerden saldırıyorlar. Buna rağmen halkın bana bağlılığı var. Onlarda saygılı iseler doğru anlayacaklar. Karşı çıkıyorsan karşı çık, hayır karşı değilim diyorsanız bunu yapacaksınız. Bu ayrımın yapılmaması her türlü oyuna yol açacaktır. Cemal olur, Abbas’da yardımcısı olur demiştim. Hatırlarsanız mektubunu aktardığınızda bir iki kelime ile cevap vermiştim bunu tekrarlıyorum. Filistin modeli var, onlarda da yürütme ile meclis başkanlığı birbirinden ayrı, daha öncede bunu incelemelerini söylemiştim. Şimdi çıkıp Osman şöyle yaptı, böyle yaptı deyip duruyorlar. Ben onu 92 de çözdüm ve işini bitirdim, çorbacı dedim. Çıkıp tekrar tekrar bunu söylemenin artık anlamı yok. Beni doğru anlayıp uygulasanız yeterlidir. Cuma’ya, Abbas’a, Karasu’ya ve Cemal’e söyleyin sizin liderliğiniz bunlara zemin oldu. Siz doğru liderlik yürütseydiniz bunlar piyasaya çıkmazdılar. Şimdi Osman kalkmış görüşlerimi onlara karşı kullanıyor. Vatan gazetesini okudunuz mu? Benim görüşlerimi, demokratik şeyimi almış bize karşı kullanıyor. Bunlara o zemini vermeyecektiniz. Beni doğru anlatıp uygulayacaksınız. Yarın çıkıp biz anlamadık demeyin, ben yürütme niye sorumluluğunu yerine getirmedi, siz sahtekar mısınız, küstah mısınız diye soracağım. Kongre modelini önerdim, 5-10 komite olur dedim, yürütmeyi önerdim, bunu doğru uygulasanız her şeyin önüne geçersiniz. Osman ABD’ye sığınmış, AB’ye mi sığınmışlar hiç önemli değil. Halk beni tutuyor, bir iki defa görüşümü halka yayın yeterlidir. Ben bunların işini bitirmişim kime sığınıyorlarsa sığınsınlar. Benim görüşlerimi bir iki defa tekrarla yeter. Dev-Yol, Dev-Sol örneğini veriyorum bu tarz olmaz. Yine KADEK gibi, benim grubum senin grubunla olmaz. Bizim 40 bin şehidimiz, binlerce tutuklumuz var, açlıkla terbiye edilmek istenen halkımız var. ABD’imiş, AB’imiş bize bir şey vermez, bu kadar acı çeken halkımız için ne yapacağız buna bakacağız. Geçen gün Osman Baydemir’in, 13 maddelik şeyini okudum gazetede, çok geri taleplerdi. Bunlar basit yaklaşıyorlar, hala anlamamışlar. Fazla sert eleştirmeyeceğim ama bu kadar ucuz yaklaşmak olmaz. AB bizi çok ucuza sattı, başta da Almanya bizi sattı. 1985 yılından beri bizi Almanya eli ile sattılar. 40 milyonluk halkımızın, bir anaokulu dahi yok. Sen daha AB’den ne bekliyorsun. Adamların Ortadoğu üzerinde tarihi hesapları var, 19. yy.’da İngilizler Asurilerin arkasına geçtiler, sonra Bedirhan beyler bunların üzerine yürüdü hepsini kırdı, bu sefer İngilizler Osmanlıyı Kürtler üzerine sürdü. Hindistan’ın yolunu açtı, Kıbrıs’ı aldı, Mısır’ı aldı. Daha sonraları ise Osmanlıyı Ermenilerin üzerine sürdü onları da ortadan kaldırttı. Bununla Osmanlıyı kendine bağladı. Böl yönet politikasıdır. Halkları birbirine kırdırttı. Onların deyimiyle iti ite kırdırtmadır. Yani emperyalizme, egemen güçlere güvenmenin sonu yok. Daha önce de örnek vermiştim bu politikalar sonucunda iyonyalıları da tarihten sildiler. Onlar kendi çıkarları için halkları birbirine kırdırtma dışında bir şey yapmazlar. Şeyh Sait olayı ile Türkiye’yi de ürküttüler. Peki bütün bunlardan halklar ne kazandılar? İyonyalılar yok oldular, Asurileri yok ettiler, Ermenileri sürdüler, Kürtler ancak fiziki varlıklarını koruyabildiler, Türk halkı da çok geri kaldı. Anadolu’yu boğdular. İşte görüyorsunuz, Türk halkı aç, memurlar yalvarıyorlar. Hükümet ekonomide ilerledik diyor, ilerlediysen bu açlık nedir. Kim kazandı tabi ki IMF kazandı. Herkesi aç bırak sonra kendine bağla olan budur. M. Kemal bu oyunu biraz bozdu, biraz diyorum çünkü tam bozmadı. Şimdi benim için kemalist olmuş diyorlar, hayır ben iyi olana iyi derim, yanlış olana yanlış diyorum. En son 1950 den beri ABD tarafından milliyetçilik şahlandırıldı. Arab’ı Acem’i birbirine kırdırıp yok edecekler. Kürtler de ya İyonyalılar gibi yok olacaklar ya da İsrail-Filistin gibi olacaklar, bu politikaların sonucu bu olacak. Osman ne demiş, diğeri ne demiş, Baydemir ne demiş beni ilgilendirmez. PKK’ye karşı Türkiye ekonomisini verdi. Şimdi gücü oradan alıyor. Sanki AB özgürlük verecekmiş. AB sizi sattı, daha uyanmadınız mı? Daha 1985 yılında sattı. Çiller döneminde yapılan pazarlıkları, ne kadar milyon dolarların alınıp verildiğini daha önce söylemiştim. Erdoğan Brüksel’e gitti, bunun altında yatanları biliyor musunuz? Zina görüntü idi sözüm ona hazırlanacak raporda Kürtlere ilişkin bir iki şey vurgulanacaktı, gitti onu da engelledi. Verheugen sizi sattı yine “Kürt hor hor içer ayran, ne anlar bayramı” şeyine getirdiler. AB sürecine karşı değilim ama, 40 milyonluk halkımızın tek bir okulu var mı, bir radyosu, bir TV’si var mı, AB size ne verecek. Buna ne diyeceğiz. Kürtleri peşkeş çekmesine ne diyeceğiz. İşte şimdi APO süreci zora sokuyor diyorlar. Benim dediklerim de halklar aleyhine ne var, ben barış içinde kardeşçe yaşam diyorum. Kardeşçe birlik diyorum, milliyetçiliğe hayır diyorum. Türk Kürt halkı kazansın diyorum. Şimdi kim kazanıyor, rantiye kazanıyor, IMF kazanıyor, üst tabaka kazanıyor. Ben bunları söyleyince milliyetçiler APO kemalist olmuş diyorlar, Türkler APO kötü diyorlar. Kemalizmi anlayacaksanız bu temelde anlayın. Bir gazete başlığında Türk ordusu kemalizmde reform yapıyor diye yazmıştı. Ben Kemalizmde reformun şart olduğunu daha önce söylemiştim. 5 yıldır bunu söylüyorum Türkiye’nin çıkışı ancak bununla olur diyorum. Ordu bunu anlamışsa tarih beni doğruluyor demektir. Türkiye’nin çıkışı ılımlı İslam’la olmaz. İslam’a karşı değilim. İslam bir kültürdür, ona edebi bir yaklaşım gerekir. Bunun dışında bir yaklaşım İslam’ın özüne aykırıdır. İslami siyaset sahtekarlıktır, İslam adına politika yürütmek halkı aldatmaktır, halkı soymaktır. Ben laikliği savunuyorum, laiklik herkesin kendi dinini özgürce yaşamasıdır. Devlet 100 bin din adamına para veremez, ben din adamlarına saygılıyım ama İslam kültüründe de para ile din adamlığı olmaz. Din adamları bilgindirler, ahlakı esas alırlar, para mara istemezler. Bir hırka bir lokma onlar için yeterlidir. Gerçek din adamlığı budur. Böyle din adamlığına da saygı duyarız. Siyasileşmiş, ticarileşmiş din faşizmdir. Batının Mussolinisi, Hitleri ne ise, El-Kaide ve Ladin de odur. Bu faşizmin nedeni İslam mıdır? Hayır İslam değildir. Bunun nedeni padişahların, sultanların, şeyhlerin İslamı özünde boşaltmasıdır. Padişah ve sultanların getirdikleri İslamın dinle ilişkisi yok. Her şeyi mutlaklaştırmaları İslamın özüne de aykırıdır, Hz. Muhammet bir kurtuluş ideolojisi ile çıktı, bu gün bu mutlaklaştırma Hz. Muhammedin de inkarıdır. İslamın kültür ve ahlaki yapısı vardır bu yeniden yorumlanmalıdır. Bunu böyle değerlendiriyorum. Türkiye’ye gelince M. Kemal bilimsel temelde ortaya çıktı bir şeyler yapmak istedi ama yıllarca milliyetçilik geliştirildi. Bütün gelişmelerin önü kesildi. Bu gün Irak’ta bilmem nerede günde birkaç kişinin başını kesiyorlar. Yarın öbür gün 100 binlerin başını kesseler ne olacak, bir de despotik devletlerle ittifak yaparlarsa ne olacak. Kürtler bütün bunları düşünmek zorundadırlar. AB size bir şey vermez. Sizi daha 1985 yıllından beri satmış. Leyla bu savaş şeyini anlamamış. Mektubumu almış mı? (bilmiyoruz) çok tuhafsınız, takip edeceksiniz, alıp almadığını soracaksınız. Leyla’dan iki mektup aldım. Mektupta AB ne diyorsa Kürtler bunu yapmalı diyor. AB tam teslimiyeti dayatıyor, Leyla ile oynamak istiyorlar buna karşı uyanık olmalı, Kürtler de bu teslimiyete karşı uyanık olmalılar. Buna karşı demokratik tepkilerini ortaya koysunlar, gösteriler yapsınlar. Haklarını söke söke almalılar. Bu meşru savunma savaşını anlamalılar, biz savaşı başlatmıyoruz. Bunu anlamamaları cahilliklerinden kaynaklanıyor. Sözde cezaevlerinde kalmışlar. Cezaevini yaşamış insanlar biraz uyanık olurlar. Leyla mektubumu almamışsa bunu böyle bilsin. Bu yürütme ve başkanlığın ayrışmasının takipçisi olun (önümüzdeki günlerde toplantı var) Niçin şimdiye kadar yapmamışlar. ( diğer alanlardaki arkadaşların da gelme durumu olabilir) Hayır tehlike varsa gelmesinler, teknoloji gelişmiş toplantılarını telekonferans biçiminde bile yapabilirler. Önemli kişiler her zaman yer değiştirmesinler, Kazım’ın durumuna düşmesinler. Kazım’ın durumu nedir açığa çıktı mı? (Daha önce not gönderilmişti. Arkadaşın kendi istemi vardı, kuzey için hatta alanlar önermiş. Israrlıymış bu konuda. Alana geçmek için Suriye partisinden Kemale Sor ve Salih geçişleri yapıyorlarmış, ancak arkadaşı götürdükleri evin ajan olma ihtimali varmış, bu eve de bilinçli bir götürme gibi gözüküyor, zaten buna ilişkin soruşturma açıldığı gibi kaçmışlar) Bunlar Suriye ajanı. Ferhat’ın yanına mı gitmişler? (Aslında beraber hareket ediyorlar ama Küçük Güneyde Ferhat’a karşı tepki olduğu için görüntüde ayrı duruyorlarmış. Baştan beri ilişkiliymişler.) Görüntü olarak ayrı dururlar tabi. Halk nasıl? (Halk size bağlı, ama yaşanan sorunlar ve daha önce kaçanların oranın yönetiminde yer alması çok tahribat yaratmış. Daha önce gönderilen kadroların çoğu oturmuş, Suriye devletinin de çok baskıları var, Türkiye’nin 12 eylül durumuna benziyor deniliyor. Halk için mesajınız iyi olur) Ben Kürtleri isyana çağırmıyorum ama küçük güneyli halkımız sonuna kadar özgürlük taleplerini devlete dayatsın. Kendilerinin Kürt Özgürlük Mücadelesine verdikleri soylu destek ve emeğe sahip çıksınlar. Ajanlara işbirlikçilere karşı tavırlarını ortaya koysunlar, hainleri işbirlikçileri içlerinde barındırmasınlar. Kongra-Gel çizgisi dışına çıkanları affetmesinler, bunlara gereken cevabı versinler. Beni temsil edenler dışında kimseye yüz vermesinler. İçinize girmek isteyen hain ajan ve işbirlikçilerin yüzüne tükürün. Demokratik tepkinizi her alanda kullanın. Kimseyi öldürün yok edin demiyorum. Her alanda teşhir edin halkın içine koymayın. Suriye devletine çağrım biz Hafız Esad kişiliğine saygılıyız ama halkımızın özgürlük taleplerini sonuna kadar savunacağız. Halkımızın özgürlük taleplerine imha ile yaklaşırsanız biz gereken önlemleri alacağız. Halkları barış ve kardeşçe bir arada yaşamasını istiyoruz. Bunu Kürt halkına ve dostlarımıza başlıklı bir bildiri haline getirip yayınlayabilirsiniz. Daha önce söylediklerim de var bunu genişletebilirsiniz. Bu çağrımı Doğu ve Büyük Güney halkımız içinde tekrarlıyorum. Hain ve işbirlikçilere zemin vermeyin. Kazım’ın durumunu aydınlatıp bana getirin. Kendisinin bu ısrarı tuhaf, niye bu kadar ısrarcı olmuş. Söyleyin arkadaş senin o alanda Cemal’ın yanında kalmanı istemişti. Niye dinlemedin? Televizyona kimler katılıyor? Abbas, Cuma ve Karasu katılıyorlar mı? (Katılıyorlar) En son kim katıldı? (Karasu katıldı.) Genellikle neyi tartışıyorlar (sizin düşünceleriniz eksenli tartışmalara katılıyorlar) Sanırım Cuma’gilin televizyona katılması halka da moral veriyor. Radyoda dinledim, dağılma var deniliyor bu konuda var mı böyle bir şey? (propaganda edildiği gibi bir şey yok belli bir toparlama da var. Bu konuda yoğun çabalar var. Kongre modelinin oturtulması üzerine, parça merkez ilişkisi hakkında bazı şeyler söylemek istiyoruz, işleyişin oturtulması çabası var, yaşananlar, ortaya çıkan tahribatların giderilmesi konusunda bütün arkadaşların çabası var. Ama bize yansıyanları aktarmak istiyoruz.) zamanımız dar, daha sonra bunları açarız. Ama bu yürütme ve kongre başkanlığının ayrıştırılması acildir. Bunu ayrıştıracaklar oynanan oyunlar böyle boşa çıkarılır. Yoksa işin içine devletler de girer. Bu polis şeylerini daha önce sormuştum. (O konuda gelen bilgi TAK isimli bir birimin olduğunu, bunlar sizin koşullarınız ve çözüm konusunda Kongreyi ve HPG’yi pasif kalmakla suçladığını belirtiyorlar. Yönetim, onları denetim altına almak istediklerini ancak her hangi bir gelişme olmazsa kontrolde çıkabileceklerini belirtiyorlar) En azından 17 Aralığa kadar beklesinler. Leyla’gile söylemiştim yeşil ışık alırsanız bekleyeceğiz demiştim. Ama olumlu bir şey olmaz tekrar imha dayatılırsa tabi ki otonom şeyler gelişir. Bunun içinde otonom olsunlar demiştim. Eğer AB doğru tavır almaz diyalog gelişmezse, herkes serbesttir diyeceğim. TAK mı çıkar ne olur ben karışmam. O zaman herkes doğru bildiğini yapacak. Leyla 6 ay istiyordu, o zamana kadar altı ayda biter. O zamana kadar sabretsinler. Ama yine hükümet bastırıp, Brüksel’e gidip herkesi terörist ilan edin, ABD’yi üstüne saldırtacağız diyecekse, operasyonlar devam ederse, kimsenin yapacak bir şeyi kalmaz. Herkes kendini savunur. Ben ölürüm kalırım önemli değil. Belki bu gün ben kontrol edebiliyorum ama yarın öbür gün beni de dinlemezler bende kimseden bir şey isteyemem. Şimdilik 17 aralığa beklesinler olumlu bir şey çıkmazsa kıyamet gibi şeyler gelişir. Türkiye Devletinin bir iki olumlu özelliği var, onlarda gider. Sizler, DEP’liler, Belediye başkanları ve Kongre Başkanı bütün bu taleplerimizi bir mektup haline getirip Avrupa Konseyine sunun. Bu dört kurum ortak talepleri birleştirsin. Daha önce açıkladığım 10 maddelik şey vardı, yine diğerlerinin talepleri var hepsini ortak bir mektup haline getirin Avrupa Konseyine ulaştırın. Leyla da bunun takipçisi olsun. Bir nüshasını hükümete verin. Barış gelişmezse ben artık hiçbir şey diyemeyeceğim. Türkiye de temel niteliğini kaybeder. Olumlu bir gelişme olursa, diyalog yolu açılırsa silahlar da bırakılır. Teslim olmalarına bile izin vermiyorlar, barış nasıl gelişecek. Geçen gazete de okudum birisini yakalayıp infaz etmişler, peki diyalogun önü nasıl açılacak. Çok kaybımız oldu. Her şeye rağmen 5-6 yıldır bekliyoruz. Halkı tehlikeye atmayız, Cemal’ın röportajı vardı çok beğenmedim. Diyarbakır’da gelen arkadaşınız bu düşüncelerimi Diyarbakır halkına gidip anlatsın. Diyarbakır halkı onurlu bir halktır, öyle ucuz şeylere tenezzül etmez. Kendi kurumlarını nicel nitel geliştirsinler. Halkın direnişi olmazsa faşizm hepsini yok edecek. 17 aralık tarihini tekrarlıyorum, o zamana kadar sabretsinler, ondan sonra gereken tavır neyse onu göstersinler. Partileşme şeyine geliyorum. Cuma, Abbas, Karasuya söyleyin, bu çıkan gruplar sizin yetersizliklerinizden kaynaklandı. Hatalarınızı temelden düzelterek, yürütme şeyini doğru çalıştırın. Cumaya bir kitap önermiştim. Onun üzerine yoğunlaşsın. Cemal’e ve savunma komitesine bu gerillaya dayatılan üzerine bir kitap önereceğim. Belki bununla kendi durumlarını da anlarlar. Çetecilik diyordum ya bu sonla birlikte bu 4.’sü veya 5.’sı oldu. Gerillaya dayatılan bu çetecilik üzerine bir kitap yazsınlar. Kendileri ile yüzleşmiş olurlar. Türkiye şeyine geliyorum. Daha önce yerelde konferanslarla işe başlasınlar demiştim. Ama üç belge önereceğim onları bitirdikten sonra konferanslara başlasınlar. Birincisi program taslağıdır. İkincisi bundan daha uzun olur 150-200 sayfa kadar olur buda program gerekçesidir. Üçüncüsü tüzük taslağı olur. Bunları hazırlayıp sonra yerelde çalışmaları başlatsınlar. Bu belgeleri hazırlamada benim “Bir Halkı Savunmak” adlı savunmamdan yararlansınlar. Tamamen kongre modelini esas alsınlar. Hukuki ve yasal bir çalışma olacak. Bu konuda Bookchin’in “Kentsiz Kentleşme” eserinden ve Kemal Derviş’in çalışmaları vardı bunlardan da yararlanabilirler. Bu parti de eş başkanlık gibi bir kurum da olabilir. Bütün Türkiye’ye yayılacak. Türkiyelileşecek bu parti. Özgür partinin kongresini yapıp ismini Özgürlük ve Demokrasi Partisi olarak değiştirebilirler, bununla devam edebilirler. Bu da bir seçenektir. Cem uzan yapmıştı daha önce, onlarda öyle yapabilirler. Bu konuları çalışmayı yürüten arkadaşlar geldiğinde uzun uzun konuşuruz. Bütün bu söylediklerimi derleyip ilgili yerlere ulaştıracaksınız. Zamanında da bana bilgi getireceksiniz. Yürütmeye ilişkin söylediklerim hayati önemdedir. PAJK içinde öne çıkan bayan arkadaşlardan biriside Cemal’in yardımcısı olur. (Aslında PAJK’ında model tartışması çerçevesinde soruları vardı) Acele etmesinler, PAJK, özgür kadın birlikleri şeklinde kendini örgütleyebilir. Bunu sonra geniş açarım. Komiteler içinde yer alsınlar zaman yok sonra tartışırız. Öne çıkan kim? Gülizar ve Jiyan PAJK’talar değil mi? (PAJK koordinasyonu var, koordinasyon içinde dönem sözcülüğü var, şimdiki sözcü Zaxo’dur. Pelşin PAJK yeniden yapılanma komisyonundadır, Jiyan da başka bir komisyonda yer alıyor, size selam yollamışlar.) Zaxo güneyli arkadaştır değil mi? (evet) Güvenliklerini alsınlar. Kendilerini korusunlar. Avrupa’da kimler var? (Her iki Sakine, Evindar) Kadınlara şunu söylüyorum özünüze güveniyorum. Umarım pratik yetersizliklere girmezler bu temelde hepsine selamları yolluyorum. Siirt’te biri intiharvari bir şey yapıp şehit düşmüş, bu tür şeyleri kabul etmiyorum. (Maxmur halkının size selam ve bağlılıklarını belirten mektupları var) hepsine selamlarımı söyleyin. (Haydar Işık ve Demir Küçükaydın’ın mektupları vardı aldınız mı?) Onlara selamlarımı söyleyin Herkese selamlar iyi günler |
|
|
|
|