Basından Seçmeler: MEHMET AĞAR ve DERİN DEVLETDEKİ ÇATLAKLIK
Gönderen: Cudibotan Tarih: 15.11.2006, 00:27:07 (569 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

Kurdun dişlerini ve pençelerini söküp ağıla öyle girmesine izin vermektense, onu

ağılın dışında tutmak daha iyidir.”

T. Jefferson

Daha önceki yazılarımda Mehmet Ağar’ın çıkışını şöyle özetlemeye çalışmıştım: Bu çıkış hem devletle danışıklı döğüştür  hem de derin devlet içindeki bir çatışkının habercisidir.

Mehmet Ağar’ın çıkışı derin devlet içinde şöyle bir çatışkının habercisidir: Siyasetçi-asker ilişkisi yeniden şekillenebilir. Türkiye’de asker-siyaset ilişkisinde bir hiyerarşi vardır. Bu hiyerarşinin tepesinde askerler bulunmaktadır. Dolayısıyla siyasetçiler bu hiyerarşide kendilerini askerden daha aşağı düzeyde görmektedir. Mehmet Ağar, derin devletin özünü koruyarak, siyasal-hiyerarşiyi siyasetçi lehine değiştirmek istediğini ima etmiştir. Mehmet Ağar, ‘benim dönemimde asker konuşamaz’ diyerek,  bu hiyerarşideki sıralamayı değiştirmek istediğinin işaretini vermiştir. AKP’nin Mehmet Ağar’ın çıkışına sevinmesinin nedeni de budur. Askerlerin bu durum karşısında  ileride nasıl davranacğını zaman gösterecektir.



Mehmet Ağar, geçmişte ‘1000’ operasyon yapmakla övünüyordu. Şimdi geçmişte yaptıklarını hafızalardan silmeye çalışmaktadır. Çok büyük suçlamalarla karşı karşı kalmıştır. Bu kadar suçlanmasına  karşın siyaset merdiveninde tırmanabilmesini sorgulamak gerekir.  Sermaye patronlarının  şimdiden, AKP-DYP koalisyonunu oluşacağını ve buna göre tavır geliştirdiklerini görüyoruz. Palazlanan Kürt burjuvazisinin önemli bir bölümünün Mahmet Ağar’a destek verme eğiliminde olduğunu gözden kaçırmamamk gerekir.

Şimdi asıl soru şu: Derin devlet içindeki bu çatlak karşısındaki tavır ne olmalı?

Bu konuda önce şunları hatırlamamız gerekiyor: Devlet,  toplumsal muhalif güçlere karşı iki tür politikayı gündeme getirir: Birincisi, baskı ve zor yoluyla muhalif güçleri bastırma politikası; İkincisi, muhalif güçleri, sisteme entegre etme yoluyla onları eritme politikası.

Devletin amacı aynıdır: Toplumsal muhalefeti çürütmek, çaresizlik duyguları uyandırarak,  ‘umutları kırmak’. Teslimiyetçi duyguları aşılayarak, toplumsal muhalafet güçlerinin etkisiz hale getirmek. Amacı aynı olmakla birlikte, bazı dönemlerde toplumsal muhalif güçlere karşı uygulanacak yöntem ve araçlar konusunda devletde çelişkiler ortaya çıkar.  Uygulanan yöntem ve araçları arasındaki farklılıkların  elbette dikkate alınması gerekir. Toplumsal güçlere karşı uygulanan bu iki yöntem iyi analiz edilemezse tek boyutlu sonuçlara götürür. Bu tek boyutlu sonuçlardan birincisi basit liberal mantık, ikincisi, aşırı sol mantıkdır.

Basit liberal mantık, Mehmet Ağar’ın diğer kesime karşı desteklenmesi sonucunu çıkarır. Mehmet Ağar’ın dönüşüm geçirdiği nedeniyle onun politikasının desteklenmesini ister. Bir kapitalisten kapitalistliği bırakmasını istemek nasıl boşuna çabaysa, Mehmet Ağar gibi kurttan kuzu olacağını beklemek o kadar boşuna bir çaba. Ancak ‘Koloni demokrasisi’ ile aklı tutulanlar Mehmet Ağar’ın desteklenmesini düşünebilirler.

Aşırı sol mantık ise, ‘Genelkurmay Başkanı ile Mehmet Ağar arasında bir fark yoktur’ diyerek kestirip atar. Evet, devlet cephesindeki her iki kesim arasında özsel bir farklılık yoktur, ama biçimsel farklılık vardır. Kürt sorununu şiddet ve yok etme politikasıyla çözme yöntemi ile Kürt sorununu PKK’yi siyasal alanda etkisizliştirerek eritme yöntemi arasında farklar vardır. Politika sanatında yalnızca özsel olanla ilgilenip, biçimsel olanı önemsemek büyük bir hatadır. Toplumsal muhalefet güçleri, bu biçimsel değişikliği dikkate almak zorundadırlar. Politika sanatı, tam da biçimsel değişikliklere göre politika yapmayı gerektirir.

Demek ki toplumsal muhalefet güçleri iki alanda mücadele vermeli: Bir yanda Kürt sorununu şiddet ve yok etme politikasıyla çözmeye çalışan militarist-kanadı etkisizleştirme politikası yürütmeli. Diğer yanda Mehmet Ağar’ın politikasına karşı mücadelenin biçiminin değiştirilmeli. Yani Mehmet Ağar’a destek vermeden, Mehmet Ağar’ın Kürt Sorunu çözemeyeceğini göstermek gerekiyor. Ağar’ın bocalamaları, politikasındaki bulanıklık ve somut çözüm önerisi içermediği ortaya koymalı. Tüm iş, toplumsal muhalafet güçlerinin her iki kanada karşı etkili somut projeler üretmesine, yığınları örgütlemesine ve harekete geçirmesine bağlıdır.

 

 

Yener  ORKUNOĞLU                     

    E-Mail: yorkunoglu@gmx.net

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: 6 AĞUSTOS HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Hüseyin T: Bombayı babam bile koysa kabul etmem
· HPG’den Emniyet Müdürlüğü Binası’na saldırı: 1 ölü, 3 yaralı
· Öcalan’a 1 ton C4 ile suikast ittirafı
· 7 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Ateşin başındaki Makolu kadın gerilla
· Bayık: Ergenekon’u devlet görevlendirmiştir
· Swoboda: Kürtlerin hakları anayasal güvenceye alınmalı
· Kürtlere Kerkük kuşatması!
· 'Barbar Polis Tartıştığı Genci Karnından Vurarak Öldürdü'

Basından Seçmeler
· Ahmet Altan: AKP-Hürriyet'in Güngören ilişkisi kuşkulu
· Azadiya Welat da Ergenekon hedefindeydi
· İtirafçıya bile söyletemediler
· 1970’lerin ‘gerilim stratejisi’ aktifleşiyor!
· AKP 'devlet partisi' yolunda
· Roj TV'ye büyük destek
· Düğümü Erdoğan-Başbuğ görüşmesi çözdü
· Suçüstü yakalandılar
· KENDİNİ ÖZGÜR KILMA SAVAŞI, DİĞER TÜM SAVAŞLARIN BELİRLEYENİYDİ
· RSF: İran’da Kürt gazetecilere haksız baskı yapılıyor

© Rojaciwan.com