Görüşme Notları: Öcalan: Katliam ve tehcir planlıyorlar
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 27.11.2006, 18:51:57 (2588 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, “ Kürtlere yıllardan beri dayatılan siyasi anlamda sömürgecilik, ekonomik anlamda açlık, kültürel anlamda asimilasyon ve soykırım, askeri olarak da işgal konumudur. Kürtleri katletme, tehcir etmeyi planlıyorlar” dedi.

1 Ekim tarihinden itibaren yürürlüğe giren ateşkesten sonra dördüncü kez avukatlarıyla görüşebilen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, önemli mesajlar verdi. Sağlık durumuna ilişkin bilgi veren Öcalan, son zamanlar kafasında, saçlı deride, bacaklarının diz ve diz altında olan kısmında kaşıntı, kepeklenme ve ayrıca dökülme olduğunu belirterek, "Sanırım odanın hiç havalandırılmamasından, denize çok yakın ve havanın çok nemli olmasından kaynaklanıyor. Geceleri nefessiz kalıyorum, bu nedenle sık sık uyanmak durumunda kalıyorum. Sık sık uyanma bazen idrar nedeniyle de oluyor. Herhalde yaşın ilerlemesinin de etkisi vardır bunda. Nefessiz kalmamda boğazımdaki akıntının da etkisi var" dedi. Koşullarının ağırlığını Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in de kabul ettiğini ifade eden Öcalan, Çiçek'in İmralı koşullarının F-Tipi cezaevlerinden daha ağır olduğuna dikkat çektiğini söyledi. Öcalan, önceki radyosunun kendisine verildiğini, salı gününden itibaren de tek kanal dinlediğini, ancak bunu da engelleyebileceklerini belirtti.


KENDİNİ SAVUNMAK İNSANİ HAK

"Şimdi önemli bir hususu belirteceğim" diyen Öcalan, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın aleyhiye bir soruşturma başlattığını, kendisine pazartesi günü haber verildiğini ifade ederek şunları söyledi: "Soruşturmanın gerekçesi buradan örgüte talimat ve eğitim verdiğim iddiasına yönelik. Bu konuda savcılığa verilmek üzere idareye üç sayfalık ayrıntılı bir savunma verdim. Benim ateşkes çağrımda imha amaçlı operasyon olması halinde gerilla güçlerinin meşru savunma çizgisinde kendilerini savunmalarını söylemem talimat olarak ele alınmış. Ateşkes olumlu bir şey değil mi? İyi bir şey değil mi? Onların kendilerini savunmaları doğal değil mi? Kendileri sürekli yoğun operasyonlar yapıyorlar. Dağdaki adama bekle gelip seni öldüreyim, sen hiçbir şey yapma demek insani bir davranış mıdır, bunu kabul etmek mümkün müdür? Biz dağdakilere kendilerini doğratmalarını mı söyleyelim, bunu mu bekliyorlar. Bu mümkün değil. Kendini savunmak temel insani bir haktır. Biz ateşkes çağrısı yapmamıza rağmen burada saçma sapan gerekçelerle soruşturma açılıyor. Operasyon yapanlarla soruşturma açanlar aynı zihniyetteki kesimdir. Barış istemek, kanın durmasını istemek bir hata mıdır? Bunu iyi değerlendirmek gerekir. Herhalde bu soruşturmadan sonra da bir tecrit söz konusu olacak. Bundan sonraki haftalarda görüşme olmadığı takdirde bu soruşturma bağlamında hücre cezası aldığım şeklinde yorumlanmalı."

YENİ BİR OYUN VAR

Öcalan, ateşkes sonrası meydana gelen gelişmelere ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı: "Daha önce dört kez ve şu an beşinci ateşkese ve on beş yıldır devam eden olumlu yaklaşımlarımıza rağmen, devletin Kürt hareketini dışarıda yok etme burada da beni teslim alma yönelimi kabul edilemez. Beni burada imha etmeye çalışıyorlar. Bu illa da fiziksel imha anlamında değildir, zaten fiziksel imha çok kaba olur, bunu yapmazlar ama koşullarımı zorlaştırarak, siyaseten bitirmek, çürütmek istiyorlar. Burada bana siyasi konuşmayacaksın deniyor, tamamen pasif olmam isteniyor. Ben bu koşullarda ne yapabilirim ki? Gerek örgüt üzerinde gerek halk üzerinde böyle bir durumda nasıl etkili olabilirim ki? Devlet bana ya imha ol diyor ya teslim ol diyor. Sonuna kadar direnirim. Bunu nasıl beklerler? Ortada bir şeyler var. Kürtlere yeni bir oyun oynamak istiyorlar. Ya imha ya teslimiyet dayatılıyor."

CHP-MHP FLÖRTÜ İKİNCİ İTTİHATÇILIKTIR

Öcalan, CHP-MHP flörtüne ilişkin olarak şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı: "Basından takip ettim, Deniz Baykal MHP yakınlaşması var. Ulusal duyarlılık dönemidir deniliyor. Ulusal duyarlılık dönemi değil yeni bir ikinci ittihatçılık dönemi söz konusudur. Buna neo-ittihatçılık demiştim. Deniz Baykal aynı zamanda benim için Hitler benzetmesi yapmış, Chamberline ve Churchill denilmiş. Beni nasıl Hitler'e benzetebilir? Yıllardan beri baskıya, sömürüye, zulme ve inkara maruz kalan biz Kürtler değil miyiz? Kendini savunmak ve en doğal hakları için mücadele vermek nasıl Hitlercilik olur? Bu kişiliğime bir saldırıdır, kişiliğime saldırma cüretini nasıl buluyor kendinde? Bunu tek başına söylemiyor, arkasında geniş bir yelpazede yer alan güçler var. Kızıl Elma Koalisyonu mesela. Hitler'in devleti ve ordusu vardı. Benim burada hiçbir şeyim yok. Eğer Hitlerse Deniz Baykal Hitler'in daniskasıdır. Ordu da devlet de onların elindedir. Bu durumu "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" deyimi çok iyi açıklar. Türk halkının bunu çok iyi bilmesini ve bunları iyi tanıması gerekir. Bunlar Atatürkçüyüz diyorlar, bunlarda Atatürkçülüğün zerresi bile yoktur. Atatürk'ün gerçekçiliği bunlarda hiç yoktur. Bunlarda ne vicdan var ne din var ne de iman var, bunlar sadece iktidarı düşünüyorlar. İktidarı ele geçirmek onlar için her şeydir ve iktidarı ele geçirmek için bunların yapamayacakları bir çılgınlık yoktur. Bunlar tam çılgındır."

SEMBOLLERİMİZE TAHAMMÜL EDEMİYORLAR


Öcalan, kendisine yöneltilen iki uluslu devlet yaratmak istiyor eleştirisine şu yanıtı verdi: "Deniz Baykal benim burada iki ayrı ulus ve iki ayrı bayrak yarattığımı söylüyor. Kürt halkını ben mi icat ettim. Kürtlerin yaşadıkları topraklar üzerinde onbeşbin yıllık bir tarihi var. Türkler binli yıllarda buraya gelmeden çok çok önce Kürtlerin bu topraklarda onbirbin yıllık Neolitik bir geçmişi vardır. Mesela Urfa'da Göbeklitepe'de onbin yıl öncesine ait kazılardan elde edilen bulgular mevcuttur. Yine Adıyaman'da ve birçok yerde Kürtlerin çok uzun tarihine ilişkin yapı ve bulgular elde edilmiştir. Bütün bunlar tarihsel gerçeklerdir. Bize yüklemeye kalkmasınlar. Ayrıca Kürtler beş bin yıl önce gökkuşağına bakarak kesk u sor u zer renklerini benimsemiş ve geleneksel hale getirerek bugüne kadar kullanmışlardır. Bunun için tarihe baksınlar. Diğer Ortadoğu halklarının bazıları da bu renkleri benimsemişlerdir. Ben bütün bunların daha önce bilimsel olarak analizlerini yapmıştım. Her topluluğun, derneğin, sendikanın, örgütün mesela DİSK'in, KESK'in dahi bir rengi, bir arması vardır. Kürtlerin geleneksel sembollerine dahi tahammül edilemiyor."

HALK İSYANINA ZORLANIYORUM

"Baykal ve Kızılelmacılar için neo-ittihatçılar demiştim. Bu yeni bir dalgadır. Bunların önünde Kürtlerle ilgili yeni bir proje vardır, Kürtleri soykırıma uğratma projesidir" diyen Öcalan, şöyle devam etti: "Beni genel bir halk isyanı yapmaya zorluyorlar. Böyle bir isyanın yapılması halinde Kürtleri katletme, tehcir etmeyi planlıyorlar. Böyle bir katliamın gerçekleştirilmesi durumunda Kürtler büyük zarar görür fakat eninde sonunda bu zararın faturasını Türkiye'ye ödettirecekler, Türkiye'nin boynuna halkayı geçirecekler. Bilindiği üzere Enver Paşa tarihin en büyük milliyetçiliğini yaptı. Sarıkamış'ta 90 bin askerin katline yol açtı. Bunların milliyetçiliği Enver Paşa milliyetçiliğinin yanında hiç kalır. Talat Paşa da tarihin en büyük katliamlarından birini yaptı, Ermeni Tehcirine yol açtı. İttihatçıların zihniyeti ve bu uygulamaları imparatorluğun sonunu getirdi. Neo-ittihatçılar dediğim Baykal ve Kızılelmacıların da yapmak istedikleri Kürt katliamı ve tehciri Kürtlerden ziyade Cumhuriyetin sonunu getirecektir. Bunun yurtsever Türk aydınları ve ülkesini seven sağduyulu milliyetçilerce iyi bilinmesi gerekir. Kendileri de ifade ediyorlar daha önce yirmi dokuz isyan yapıldığını ifade ediyorlardı, şimdi yirmi diyorlar. Bunların bu oyunlarını, bu planlarını iyi tahlil etmek, herkesin bunları görmesi gerekir."

BİREYCİLİK ÇILGINCA GELİŞİYOR

Demokratik Komunalizm olgusuna bu hafta da değinen Öcalan, şu değerlendirmeyi yaptı: "Daha önce de biraz değinmiştim. Ben toplumun çeşitli komünlerden oluştuğunu düşünüyorum. Ben bunun için Demokratik Komünalizm kavramını kullanıyorum. Klasik komünizm, Reel Sosyalizm devlet kapitalizmiyle sonuçlanmıştır. Bütün bir toplumu kapitalizme itmiştir. Bu sistem bir çeşit firavun sosyalizmidir. Ziguratlarda Sümer Rahiplerinin geliştirdiği devlet sisteminden kalma bir sistemdir. Bunları detaylı olarak savunmamda belirtmiştim. Biz de bir zamanlar bunun etkisinde kalmıştık ancak o kopuşu çoktandır gerçekleştirmişiz. Yine bunun karşısında kapitalizmin uzantısı olan Liberalizm vardır. Bu bildiğimiz klasik anlamdaki Liberalizmdir. Bu Liberalizm bireyciliğe dayanmaktadır. Her şey bireyin sırtına yüklenmektedir. Bireycilik çılgınca gelişmektedir. Bu da doğaya, insana muazzam zarar vermekte, tahribatlara yol açmaktadır. Bu uğurda Ozon Tabakasını bile deldiler. Bireycilik adı altında bütün bir toplum sömürülmektedir. Ben Üçüncü bir yol olarak gruplardan oluşan bir sivil toplum sistemini benimsiyorum. Toplumun farklı topluluklardan, gruplardan oluştuğuna inanıyorum. Mesela, bir mahalleyi bir köyü güzelleştirme derneği, o köyü, mahalleyi güzelleştirmeye çalışır. Yine mesela bir kuş türünü koruma derneği vb. örnekler çoğaltılabilir. Tabii ki bu sivil dernek ve kurumlar ihtiyaç duyulan her alanda kurulur. Toplum bütün bunların bir arada bulunmasından ve ilişkilerinden oluşur. Benim demokrasi anlayışım, birey demokrasisi değil, topluluk demokrasisidir. Ben toplulukların eşit ve özgür olarak bir arada yaşaması gerektiği düşüncesindeyim."

ÇOK KÜLTÜRLÜ TEK ULUS ÖNERİYORUM

Öcalan, şöyle devam etti: "Ben grupların eşitliğine inanıyorum. Ben sadece bireysel hakların değil grup, kolektif hakların varolması gerektiğine inanıyorum. Bireysel hakların kolektif haklarla birlikte kullanıldığında bir anlamı vardır. Dünya ve insanlık, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra hızla ulus-devletten uzaklaştı. Daha sonra sivil toplum gelişti veya bilinen gelişmeler yaşandı. Bunların ayrıntısına girmeye gerek yok. Yatay Toplum kitabında da bunlar ve benim görüşlerime yakın görüşler dile getirilmiş fakat ben daha sistemli bir toplum yapısına ilişkin çözümlemeler geliştirdim. Burada şunu özellikle vurgulamak istiyorum. "Çokkültürlü Demokratik Hukuka dayalı Tek Ulus"u öneriyorum. Eğer çözüm isteniyorsa ben varım. Kropotkin ve Bakunin anarşizmi savunmuştur. M. Bookchin de toplum yapısına ilişkin önemli değerlendirmeleri var. Ben bunları iyi inceledim. Fakat bunları aşan çözümler geliştirdim."

Öcalan’ın açıklamalarında şu hususlar dikkat çekti:

MEVCUT STATÜ: KÜLTÜREL SOYKIRIM VE İŞGAL

- "Mevcut koşullarda faydalı olamam. Bu koşullarda karar verecek durumda değilim. Statümüzü belirtiyorum: Kürtlere yıllardan beri dayatılan siyasi anlamda sömürgecilik, ekonomik anlamda açlık, işsizlik, yoksulluk ve talan, kültürel olarak asimilasyon ve soykırım, askeri olarak da işgal konumudur. Elbette buna karşı şerefli olan Diyarbakır'daki Kürt de dağdaki Kürt de kendisini savunacaktır."

KÜRTÇE KURUMSALLAŞMALI

- "Kürtçe çalışma bir kurumsallaşmaya dönüşebildi mi? Önemli olan bu çalışmaların bir kurumsallaşmaya dönüşmesi. Benim için önemli olan kurumdur. Bu arada Mehmet Uzun'un sağlık durumu nasıl? İyileşmiş mi? Bu vesileyle geçmiş olsun dileklerimi tekrar iletiyorum."

ERDOĞAN’A UYARI

- Abdullah Öcalan, AKP konusunda ise şu değerlendirmeyi yaptı: "AKP de her şeyi Cumhurbaşkanlığına endekslemiş. Cumhurbaşkanlığı için taviz vermektedir. Ben Başbakanı uyarıyorum, bu kadar korkak olmayın, diyorum. Bunlar sadece bizi tasfiye etmek istemiyorlar. Örgütü bir yana bırakın artık Kürtlükten de vazgeçmemizi dayatıyorlar. Başbakanı uyarıyorum. Biz çocuk değiliz her şeyi görüyoruz. Eğer yapılmak istenen bir oyun ise bu oyunun çok tehlikeli sonuçları olacağı kesindir. Biz bugüne kadar en mütevazi şekilde haklarımızı talep ettik. Bunu bile yerine getirmediler, çok gördüler."

- "Kim benim yerimde olsa şimdiye kadar dayanması mümkün değildi, başını duvardan duvara vururdu. Kemal Pir, Mazlum Doğan, Hayri Durmuş olsaydı dahi bu koşullara belki dayanamazlardı. Bildiğiniz gibi onlar devletin ağır tecrit koşullarına karşı kendini yaktılar, ölüme yattılar. Bana da dayatılmak istenen ya teslimiyet ya kendini imhadır. Ben ikisini de yapmayacağım. Tüm bu olumsuz koşullara rağmen ben halkı isyana davet etmeyeceğim. Elbette bu aşamada benim bu koşullarım da dikkate alındığında halk kendi kararını kendisi verecektir. Ben korkak biri ya da direnemeyecek biri de değilim. Kimse bunu böyle değerlendirmesin."

BURADA BİR ŞEY OLURSA SORUMLUSU DEVLETTİR

- "Eğer bugüne kadar büyük bir olgunlukla, sabırla dayanıyorsak bu durum büyük bir katliamın önüne geçmek ve Türkiye halklarına karşı duyduğumuz sorumluluktan kaynaklanmaktadır. Bundan sonra da bana tecrit uygulayabilirler, beni avukatlarım ve aile ile görüştürmeyebilirler. Burada bir şey olursa kesinlikle sorumlusu devlet olacaktır. Kürdistan'da binlerce köy, Ilısu vb. barajlar adı altında yok edilmeye çalışılıyor. Munzur ve çevresinde tüm doğa, kültürel zenginlikler ve tarih bitirilmek isteniyor. Bütün bunlar bilinçli olarak ve belli bir proje dahilinde yapılıyor. Yine dört milyon Kürdü yerinden yurdundan ettiler. Bunlar büyük metropollerde ucuz iş gücü olarak, Karadeniz'de ırgat olarak zor koşullarda çalıştırılmaya, yaşamaya mahkum ediliyorlar. Bu büyük bir felakettir."

IRAK DEĞERLENDİRMESİ

Bu hafta yine Irak'ı değerlendiren Öcalan, şu tezlerin altını çizdi: "Irak konusuna da kısaca değinmek istiyorum. Öyle anlaşılıyor ki Irak'ta federal bir yapı gelişiyor. Kuzey Irak denilen bölgede federe bir Kürdistan kuruluyor. Irak'ta öyle üç tane devletçik kurulsa da sorun çözülmez. Sorunun çözümü demokrasi temelinde tüm toplulukların kendilerini ifade edebilecekleri bir yapılanma ile gerçekleşebilir. Irak ve Güney Kürdistan'da çeşitli topluluklar var; bunların kendilerini ifade etmelerine olanak sağlayan bir yapının olması gerekir. Orada Türkmenler, Asuriler, Feyliler ve diğer topluluklar var. Kürtler zaten çoğunlukta. Asurilerin Ninova merkezli, Türkmenlerin Tel-afer merkezli temsiliyeti sağlanabilir. Yine Feylilerin ve diğer farklı toplulukların örgütlenmelerine olanak sağlanabilinir. Referandum yaklaşıyor, önümüzdeki dönemde Kerkük'te referandum yapılacak. Şimdiden başarılar diliyorum. Irak konusunda diyeceklerim şimdilik bunlar.

DTP’YE ELEŞTİRİ

- Öcalan, gelişmeler karşısında DTP'nin takınacağı tavrı şöyle değerlendirdi: "Özellikle DTP'nin bu anlayış ve saldırılara karşı çok uyanık olması, siyaset üretmesi, kapsamlı çözümler geliştirmesi ve hayata geçirmesi gerekir. DTP oyuna gelmemeli, kendini küçük başarılarla aldatmamalıdır. DTP kendini aldatabilir veya bazı sorunların çözümünü başarabilir ancak her ne olursa olsun DTP sürekli uyanık olmalıdır."

- Öcalan, Başbakan Erdoğan ve aydınlardan şu ricada bulundu: "Ben, ateşkes çağrısında bulunan iki yüz kadar aydın ve yazarlardan rica ediyorum; Yaşanılanları ortaya çıkarmak amacıyla daha önce önerdiğim Adalet ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu'nu kursunlar. Başbakan'ın da bu konuda onayını alsınlar. Başbakan'dan da rica ediyorum, kurulacak Adalet ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu'na destek sunsun."

OLACAKLARDAN BEN SORUMLU DEĞİLİM

- Öcalan, bu hafta oldukça uyarılarla dolu şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı: "Dediğim gibi Kürdistan'da askeri işgal, siyasi-ekonomik sömürgecilik ve kültürel soykırım vardır. Elbette ki devletin içinde çözümden yana olanlar, iyiniyetli olanlar ve bu işin dışında kalanları kastetmiyorum. Bu koşulların ve olumsuz yaklaşımların devam etmesi halinde kimse benden bir şey beklemesin, bu halde bir şey söylemem Kürtlere haksızlık olur. Kürt halkı ve tüm bileşenleri, ilgililer kendi komitelerini toplarlar, ne yapacaklarına bensiz bir şekilde karar verirler. Artık yapacağım bir şey olamaz, olacaklardan sorumlu değilim. Tüm halkımızı ve herkesi selamlıyorum."

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: kurdo19     Tarih : 2006-11-29 10:57:32     Puan :
Başkan kendini savun kürt demişdir bundan daha ötesi varmıdır.

Bu son görüşmeden sonra tecritin agırlaştırıp hucre cezası verilebile ihtimali yuksekdi ve bu hafta görüyoruzki bu gerçekleşmişdir.

Bil düşman Bil yerini Bil haddini Bil.
Başkansız bir kürt çözümü hayal dahii etme.


BİJİ SEROK APO!!!!!!!!!!!

Yazan: dijwar_47     Tarih : 2006-12-03 22:15:41     Puan :
keske senin yerinde ben zındanlarda olsaydım apo sana kurban olayım

En çok okunan haberler
·  KARAKOÇAN, HAKKARİ VE YÜKSEKOVA'DA ETKİLİ GERİLLA EYLEMLERİ
· Yuksekovadaki Gerginliğin göruntusu ( Video )
· Öcalan: Almanya suçüstü yakalandı
· 24 TEMMUZ 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· KCK:Almanya yanlış politikalarından vazgeçmeli
· O kadar da korkmayın
· Avukatları Öcalan ile görüştü
· 25 TEMMUZ 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Güney'de iç siyaset 2
· Güney'de iç siyaset 1

Görüşme Notları
· Öcalan: Ergenekon doğrudan ABD operasyonudur
· Öcalan: Tasfiye edilemeyeceğim anlaşıldı
· Öcalan: Sol ciddi alternatif olabilir
· Öcalan: İmralı Diyarbakır Cezaevi'ne dönüştü
· Öcalan: GAP Paketi ile işbirlikçi Kürt yaratacaklar
· Öcalan Erdoğan'a yine çözüm çağrısı yaptı
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 12.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 10.05.1999 Tarihli Görüşme Notu

© Rojaciwan.com