BEHDİNAN (24.11.2006)-Koma Komalen Kurdistan (KKK) Yürütmek Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik uygulamalar ve gerillaya karşı düzenlenen operasyonları değerlendirerek ateşkesin yeniden gözden geçirilebileceği uyarısını yaptı. Karayılan, ''Ateşkes artık bozulmaz, olacak olan kopma olur'' diyerek demokratik çözüm gelişmezse Kürt halkının artık tümden Türkiye'den ümidini keseceğini vurguladı.
Koma Komalen Kurdistan (KKK) Yürütmek Konseyi Başkanı Murat Karayılan, KKK'nin 1 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesine rağmen artan operasyonlar, Öcalan'a yönelik uygulamalar ve Türkiye politikasında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Hareket ve halk olarak 90'lardan bu yana Kürt sorununun özgür birlik temelinde çözülmesi için çeşitli çabalar sergilediklerini belirten Karayılan, ''Önderliğimiz, Kürt sorununda demokratik çözüm için halkların kardeşliği ekseninde çeşitli çağrılarda ve girişimlerde bulundu. Birçok kere tek taraflı ateşkesler yaptık. Kürt halkının kültürel ve siyasal haklarının verilmesi temelinde Türkiye'nin birliğinden, bütünlüğünden yana tutum aldık. 90'dan bu yana ayrılma değil, birlik ekseninde mücadele yürüttük, girişimler gerçekleştirdik. Önderliğimiz, 98 1 Eylülünde tek taraflı ateşkes çağrısı yaptı, Hareketimiz ateşkesi uyguladı fakat bu uluslararası komplo ile karşılık buldu. Buna rağmen Önderliğimiz ve Hareketimiz demokratik çözüm ve birlik yönündeki çizgisinden vazgeçmedi hatta daha da ilerletti.
Yaptığımız bütün bu iyi niyetli, demokratik çözümü hedefleyen girişimlerimiz Kürt halkının ve özgürlük mücadelesinin zayıflığına yorumlandı. Bunun böyle olmadığını, zayıf olmadığımızı, Önderliğimiz esir düşmüş olsa bile Apocu Hareket ve halk olarak özgürlüğümüz ve onurumuz için sonuna kadar savaşabileceğimizi 1 Haziran Hamlesi temelinde ortaya koyduk'' dedi.
Karayılan 1 Haziran 2004'te başlayan meşru savunma tutumlarının, gelişen saldırılar karşısında aktif bir pozisyon almak olduğunu belirtirken, bu süre içinde Türk ordusunun yüksek tekniğe dayalı operasyonlarını sonuçsuz bıraktıklarını ve Türkiye'de tekrar çatışmalı bir sürecin geliştiğini hatırlattı.
''Bu süreçte hareketimiz gelişme kaydetti. Meşru savunma savaşı, hareketimizi toparladı'' diyen Karayılan şöyle devam etti: ''Hareketimiz yükseliş sürecindeyken çeşitli güçlerin ateşkes çağrıları oldu. Bunu dikkate alan Önder Apo ateşkes çağrısını yaptı ve bu temelde 1 Ekimden itibaren güçlerimiz tek taraflı ateşkes konumuna çekildi. Ama bundan oldukça rahatsız olan, ateşkesi; barışı, halkların birliğini değil, savaşı, çatışmayı isteyen, güya bizi silahla yok edebileceğine inanan ve bunu önüne koyan savaş rantçısı anlayış saldırılarını yoğunlaştırmış bulunmaktadır.
Önderliğimiz en ağır bir tecrit altında tutulmasına rağmen Türkiye'deki bir kısım basın-yayın organı 'İmralı'da misafir ediliyor' biçiminde gerçekleri çarpıtan yayınlar yapmaktadır. Hiçbir hukuksal hakkı tanınmayan Önderliğimiz üzerindeki psikolojik baskı ve çeşitli uygulamalar işkence düzeyini çoktan aşmıştır. Buna rağmen gerçekler çarpıtılarak Önderliğimizin daha da bastırılmasının zemini yaratılmak istenmektedir. Gidip gelen avukatlarına rencide edici uygulamalar yapılmakta, Önderliğimize avukatlarıyla ateşkes ve barışa ilişkin yaptığı konuşmalarından dolayı hücre içinde hücre cezası verilmektedir.
KÜRDİSTAN'DA İLAN EDİLMEMİŞ BİR SIKIYÖNETİM
Herkes biliyor ki tüm güçlerimizin silahı susturması, ateşkes pozisyonuna geçmesi Önder Apo'nun çağrısı ve çabaları temelinde sağlanmıştır. Bunu kalıcılaştıracak, daimileştirecek sözlerinden ve çabalarından ötürü önderliğimiz cezalandırılmaktadır. 'Niye ateşkes yaptırıyorsun' dercesine daha fazla tecrit daha fazla ceza vermektedirler. Kürdistan boydan boya operasyon altındadır ve ateşkes pozisyonundaki gerilla güçlerimize karşı kapsamlı imha saldırıları geliştirilmektedir. Dersim'de, Bingöl'de, Amed'de Botan'da Kürdistan'ın tüm alanlarında sert kış koşullarına karşın tüm ordu harekete geçirilmiştir. Meydana gelen çatışmalarda ağır kayıplar yaşanmaktadır ve Türk ordusu yaşadığı ağır kayıpları kamuoyundan gizlemektedir.''
Karayılan, ''en son Dersim-Bingöl arasında yaşanan çatışmada değerli komutan Şiyar arkadaşın da içinde bulunduğu altı arkadaşımız şehit; iki arkadaşımız da esir düşmüştür. Esir olan arkadaşlarımızın katledilmesi büyük bir ihtimaldir. Aynı biçimde Botan'da bir gerillamız şehit edilmiştir'' bilgisini vererek, bu yaşananların Türk ordusunun nasıl bir tutum içinde olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi.
Savaş yanlısı güçlerin fırsatçı davrandığı, ordu güçlerinin savaş pozisyonunda olmayan, eylem konumunda bulunmayan gerilla güçlerine karşı 'fırsat bu fırsat' diyerek saldırılar geliştirdiklerini kaydeden Karayılan, ''Amed de arazi tutularak kışın bile operasyonların daimileştirilmesini öngören düzenleme ve mevzilenmelere gidilmektedir. Kürdistan'da ilan edilmemiş bir sıkıyönetim uygulanmaktadır. Talimatlarla gazeteler kapatılmakta, yasal-siyasal çalışanlar üzerinde görülmedik uygulamalar ve baskılar geliştirilmektedir'' dedi.
ŞİDDETLENMENİN TEMEL NEDENİ ATEŞKES
''Bütün bunların bu biçimde şiddetlenmesinin temel nedeninin ateşkes yapmaları'' olduğunu belirten Karayılan, ''çünkü bu güçlerin ateşkesten, barıştan, halkların kardeşliğinden korktuğunu'' dile getirdi. Karayılan, bu güçlerin birlik istemediğini, “ya köle gibi teslim olacaksınız ya da sizi yok edeceğiz” dayatmasında bulunduğunu, kardeşlik ve barış istemediklerini her vesileyle ortaya koyduklarını söyleyerek şunları ifade etti: ''Bütün bu durumlar karşısında sözüm ona barış isteyen kesimler ise sadece seyretmektedirler. Türkiye'de barıştan yana olan çeşitli güçlere, şahsiyetlere, çeşitli defalar bize çağrı yapanlara ordunun operasyonlarını durdurmak için niye bir çağrı bile yapmadıklarını, İmralı'daki insanlık dışı uygulamalara son vermek için niye hiçbir çaba göstermediklerini sormak istiyoruz.
Mehmet Ağar'ın konuşmalarında bir çözüm çabası görülmektedir ama tek başına bu çağrılar yeterli değildir. Yine Türkiye'de iki farklı anlayış birbiriyle çatışmasını bizim üzerimizden yapmaktadır. Bir kesim biraz sorunu tartışmak isterken diğer kesim 'sen sorunu nasıl tartıştırırsın' diyerek gözü kara bir biçimde güçlerimize saldırmaktadır.
Bütün bu durumlar karşısında barış çağrısı yapan, demokrasiden, barıştan yana olan Türkiye'deki aydınlar, sanatçılar, siyasetçiler sessizce seyretmektedirler. Kürdistan'daki demokratik kurum ve kuruluşlar ise salt çağrıyla yetinmektedirler. Yine bugüne kadar Kürt sorunundan çıkar elde etme dışında hiç bir amacı olmayan kimi çevreler ise sözüm ona Kürt sorununa çözüm toplantıları düzenlemektedir. Bütün bu manzara karşısında ordunun sıkıyönetimi aratmayan uygulamaları ve saldırıları gün geçtikçe şiddetlenmektedir.''
HER ŞEYİN BİR SINIRI VARDIR
''Öncelikle belirtmek isteriz ki, sürecin sabote edilmesi halinde ateşkes gününe kadar yürütülen biçimde kontrollü ve düşük yoğunluklu bir gerilla savaşı bekleyenler yanılacaklardır'' şeklinde konuşan Karayılan, ''Mücadelemizin yükselişi yaşadığı bir dönemde ateşkesi geliştirdiğimiz unutulmamalıdır. Gerekirse güçlerimiz çok daha yoğunluklu bir savaşı geliştirebilecek ve nasıl savaşılacağını herkese gösterebilecek kudrettedir. Bilinmeli ki her şeyin bir sınırı vardır.
Bundan sonra ya ateşkes kalıcılaştırılacak ve demokratik çözüm süreci geliştirilecek yada Kürt halkı artık tümden Türkiye'den ümidini kesecek ve Türkiye'den ayrılma eğilimleri güç kazanacaktır. Çünkü halkımıza başka bir seçenek bırakılmamaktadır'' uyarısında bulundu.
Dolayısıyla ''bu inkâr ve imha zihniyetinin İmralı'daki uygulamalarıyla, Dersimdeki saldırılarıyla, Kürt halkı üzerinde yoğunlaştırdığı baskılarıyla yangına körükle gittiğinin'' herkesçe bilinmesi gerektiğini belirten Karayılan, ''Herkes iyi bilmektedir ki'' diyerek şöyle devam etti: ''Türkiye'de Kürt ve Türk halkının birliğinin güvencesi barış ve ortak yaşam projesinin mimarı Başkan Abdullah Öcalan'dır. Buna rağmen bu kadar hedefleniyorsa halklarımızın birliği istenmiyor demektir. Türkiye birliği istemiyorsa Kürt halkı çaresiz değildir. Bu kadar onur kırıcı, bu kadar saldırgan bir tutum karşısında Kürtler de başka seçenekleri gündeme almak ve yeni kararlara ulaşmak zorunda kalacaktır.''
'ARTIK ATEŞKES OLMAZ KOPMA OLUR'
Bunun için ''Türkiye'yi seven, birliğinden yana olan, demokrat yurtsever bütün çevrelere diyoruz ki, ateşe körükle giden bu anlayışın karşısında durulmalıdır'' çağrısında bulunan Karayılan, ''Bunların yapmak istediği bizim ateşkesi bozmamızdır. Ateşkes artık bozulmaz, olacak olan kopma olur. Uluslararası ve bölgesel koşullar bilinmektedir. Kürt sorunu dünyanın gündemindedir ve bu koşullarda bizim halk ve hareket olarak farklı seçenek imkanlarımızın olduğu bilinmektedir. Halkların birliğine ve kardeşliğine duyduğumuz saygı, inanç ve Önderliğimize olan bağlılığımızdan ötürü böyle bir çizgiyi stratejik düzeyde esas aldığımız unutulmamalıdır. Fakat adeta bizi bin pişman edecek tarzda yaklaşılır ve bunda ısrar edilirse bunu yeniden gözden geçirmek zorunda kalacağımız açıktır'' diye konuştu.
Gelinen noktada durum çok ciddi, kritik ve hassas olduğunu vurgulayan Karayılan, sözlerini şöyle noktaladı: ''Önderliğimiz şahsında hareketimize ve halkımıza yapılan bütün bu saldırılar Türkiye'yi karanlıklara sürükleyecek yeni ve çok daha kapsamlı bir savaşın önünü açacak girişimler olmaktadır.
Bu açıdan bu saldırılara karşı durmak her şeyden önce Türkiye'nin çıkarlarını savunmak ve ortak yaşam koşullarını muhafaza etmek anlamına gelmektedir” |