Basından Seçmeler: Ayşe Önal: Sözde namus cinayetleri ve çift dikiş keder
Gönderen: Cudibotan Tarih: 06.12.2006, 02:07:53 (600 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

AKP’nin Türkiye’ye yaptığı muhteşem bir iyilik var. Çevreden gelen iktidarla Gerçek Türkiye’nin üstündeki kalın battaniyeyi kaldırdı. Kuşkusuz AKP’nin bunu ortaya çıkarmak gibi bir derdi yoktu. Tam aksine o battaniyeyi daha kalın örtüp kendisi üstünde kalanlara katılmayı hedefliyordu ama sınıfsal ve kültürel kökleri buna mani oldu.

Ben battaniyenin altından çıkan yüzlerce birbirşnden farklı Türkiye fotoğrafı içinde sadece iki manzara ile ilgileniyorum. Bu yazıda sadece birincisinden söz edeceğim. Kadın şiddetinden..

Daha önceleri beyaz şehirlerin bir avuç okuru tarafından üçüncü sayfanın eğlenceliği olan kadın cinayetleri lümpen spor okuruna bırakılmıştı. Ama Amnesty başkanı geldi ve sordu. ‘Kadınları niye öldürüyorsunuz. ‘ Bizim okuma seçkinleri birden bire bununla ilgilenmenin karlı olduğunu fark ettiler. Oysa o güne kadar bütün genel yayın yönetmenleri hatta kadın yazı işleri müdürleri bu cinayetleri aklayan üçüncü sayfa manşetleri ile katillerin ortaklarıydılar. Hiçbir zaman gerçek dram hissetmedikleri bu haberler bir itibar modasına dönüşünce sihirli değnek herkesi kadın savunucusu haline dönüştürdü.

Yok saymak, kar edinmeye dönüştü. Rejime gösterdikleri ilgiyi bir kere bile insana göstermemişler şiddetin Cumhuriyet yolculuğundaki paylarından ötürü bir kere bile özür dilemeden köylü katilleri lanetlemeye başladılar.



Üstelik ben kişisel olarak toplumunun kadının namusuna sahip olma değil olmama derdi olduğuna inanıyorum. Kanıtım da elimde. Basında seksüel cazibesi güçlü olan kadınlar en değerli olanlardır. Türkiye de güzellik tıpkı Brezilya gibi çok para eder. Borsası vardır. Trabzon ve Nataşa Kent diye bir şehir yaratmış tek ülke biziz. Üstelik de günlük sohbette fahişe diye adlandırdıkları ile evlenmek için kuyruğa giren taşra erkekleri de ( sonradan görme sözde şehir soylularından vazgeçtim ) bizimkiler. Eeee hangi ‘tırnak içinde namus’ bu! Kızlarını satma yaşı on ikiye indi. Ailede kız güçlü ve zengin bir yere kaçmışsa ne demek öldürmek, kabilenin yüz sürülen prensesi oluyor. Bence hayat bildiğimiz her şeyi yalanlanıyor.

Bununla mücadele toplumun bugüne kadar bildiği her şeyin yanlış olduğunu anlatmadan, sivil ve resmi ortaklık kampanyaları kurulmadan başarılamaz. Din, hükümet, toplumsal inanışlar, yoksulluk, hukuk ve basın koordinasyonu gerekiyor. Ben ortada öyle bir durum görmüyorum.

Sadece her şeyde olduğu gibi adını değiştirdik. Namus cinayetleri yerine milli bir gönderme yaparak Töre cinayetleri demeye başladık. Bu kocaman bir yalan. Sözde Namus Cinayetlerini Kürtlerin üstüne yıkmak için sağlam bir seçim adını değiştirmek. Bizde biliyorsunuz her şey zahiridir. Sorunla değil sorunun tanımı ile uğraşarak işleri hallediyoruz. ‘Elden ne gelir, barbar Kürtler kızlarını gelenek gereği öldürüyorlar. ‘ fikrini yaymak için. O zaman namus cinayetlerinin en yüksek olduğu Kürt olmayan Ürdün’ü, Filistin’i, Nijerya’yı nereye koyuyorsunuz? Veya bu cinayetleri işleyen Türkleri nereye koyuyorsunuz. Ben beş yıldır bu mesele ile ilgileniyorum. Sadece Ermeni Rum Musevi ve Alevi cemaatlerinde örneğine rastlamadım. Belki bu fırsatı kaçırmaz, her zamanki gibi zaten bu topluluklar ahlaksız’ der geçersiniz ama bu su yüzüne vurmuş kadın ölüleri gizlemeye yetmiyor. Demek ki Türk olunca kurtulamıyoruz.

Bence her şey paradoksal… Toplam trajedi paradoksal… Aile elbette iki kere felaket yaşıyor. Çift dikiş keder, çift dikiş yıkım... Cahillikle hiçbir alakasını göremiyorum bu işin. ‘Her şeyin başı eğitim’ ezberi beni delirtiyor. Vicdanı ve ahlakı yok sayan kurtarıcı mazeretler, Din tarafından şekillenen yoksulluk görmezden geliniyor. Adam okuma yazma bile bilmiyordur ama bir şekilde kız zengin aileye kaçtıysa prenses oluyor. Çünkü kız servet getirmiştir. Ama bir şekilde ölmekten kurtulan kızın sonsuz mutluluğa ulaştığını sanıyorsanız da fena halde yanılıyorsunuz. Kızın kaçtığı yer kurtulmak istediklerinin bir ikizi. Ayrıca namus cinayetlerinin erkek kurbanları kızlardan sayıca daha çok…

Bence ilk adım bu işle mücadele edenlerin zihniyetini değiştirmek gerekiyor, bu işi uygulayanların değil. O da kimseni değmediği bir alan. O nedenle bu mesele toplumsal bir mücadele şeklini alamıyor, haddini aşmış feminist tepkisi sayılıyor. Polis bilinçaltında evden kaçmış kızı ahlaksız saydıkça, Din adamı bilinçaltında evden kaçmış kızı ahlaksız saydıkça, karşı taraf ( sözde beyazlar) kadın güzelliğini bir estetik olarak değil bir ticaret olarak sundukça hayali ümit taşırsınız. Bu sorunu ancak toplum davranışını kontrol edebilen iki dev güçle çözebilirsiniz. Televizyon ve Din. Aksi halde bizim mücadelemiz kendi aramızda vicdan rahatlamasından öteye geçmez. Çünkü mücadele ettiklerimizin gözünde bizim repütasyonumuz sıfır hatta eksi de.. İşin kanun kısmı ise tamamen bir tiyatro..

 

ayseonal@gazetem.net 

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
·  KARAKOÇAN, HAKKARİ VE YÜKSEKOVA'DA ETKİLİ GERİLLA EYLEMLERİ
· Yuksekovadaki Gerginliğin göruntusu ( Video )
· Öcalan: Almanya suçüstü yakalandı
· 24 TEMMUZ 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· KCK:Almanya yanlış politikalarından vazgeçmeli
· O kadar da korkmayın
· Avukatları Öcalan ile görüştü
· 25 TEMMUZ 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Güney'de iç siyaset 2
· Güney'de iç siyaset 1

Basından Seçmeler
· Yarbay Çağlar: Ali Öz, Dink’e suikasti ihbarını önemsemedi
· Kürtlere karşı suç işlemek meşrulaştırılıyor
· Cezaevlerinden siyasi mektuplar...
· Bilgi vermiyorlar alay ediyorlar
· Bu yoldan geçen fişlenir!
·  Anayasa Mahkemesi raportörü: AKP kapatılmasın
· 14 Temmuz direniş tarihidir
· Alman basını: PKK Berlin üzerinde baskıları arttırdı
· W dergisinde Ehmedê Xanî dosyası
· Haftaya Bakış’ın yazı işleri müdürüne 2 yıl 6 ay hapis cezası

© Rojaciwan.com