Basından Seçmeler: Gönül KAYA: Çılgınlık
Gönderen: lawikemetini Tarih: 08.12.2006, 23:15:24 (524 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Kürtler, Ortadoğu tarihinin en eski yaratıcı halklarındadır. Tarihi, sosyal, siyasal, kültürel birçok boyutuyla bu halkın varlığı, ürünleri, yaratıcılıkları artık görmezden gelinemez bir gerçekliğe kendisini ulaştırdı. Artık bunları görmemek çılgınlık olarak dost-düşman tarafından nitelendiriliyor. Kürtler, kimliklerini kendi emek, bedel, düşünce güçleriyle tanımlama pratiğini sergiliyorlar. ‘Kürdistan’ kavramı geçmişle birlikte bugünü ve geleceği de olan bir olgu olmuştur. Bunu görmemek de çılgınlık olmaktadır.

30 yıllık Özgürlük hareketleriyle Kürt Halkı, ‘özgüç, kimsenin kölesi olmamak, kendi adına siyaset yapmak, dışarıdan beslenmemek, kendini bilmek’ kavramlarıyla tanıştılar, bunları yaşam örneklerine kavuşturdular. Bunları da öğrenmemek çılgınlık olmaktadır.

Kürt Halkı, yoksulluğu, kendi ülkesinde ülke hasretini en çok çeken halklardan biri olarak, kendisiyle gurur duyar hale gelmeyi, yoksul, ezilen bir halk olarak ‘yurtseverlik’ temelinde kendilerini ‘Kürt ileri gelenleri’ olarak tanımlayanları bile halka hizmet etme çizgisine çekme gerçekliğini savunmaktadırlar.

Ortadoğu gerçekliğinde yeni bir başlangıç ve doğuş olan, ezilen halkların Önderliği kimliğiyle hem yaratılan, hem de onu yaratan olma durumu sözkonusudur. Bu Önderliği görmemek, görmezden gelmek de çılgınlığın bir başka boyutunu ifade etmektedir.

Koma Komalên Kürdistan Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik yaklaşımlar, elbette ki Kürt halkını ifade eden değerlere yaklaşım olarak ele alınacaktır. Türkiye Devleti, Kürt halkına yaklaşımını Kürt Halk Önderine yaklaşımıyla ortaya koyacaktır, koymaktadır.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan iki hafta önceki görüşmesinde ‘devlet ya imha ol, ya teslim ol dayatmasında bulunuyor’ demişti. Bu yaklaşım devletin ‘Özgür Kürt kimliğine’ yaklaşımının göstergesidir. Teslim olan Kürdü devletin nasıl ele alındığı biliniyor. Sorun burada elbette ‘Yeni Kürt kimliği’dir.

Çılgınlık derecesinde saldırılan, anlamca bitirilmek istenilen bu gerçekliktir. Sayın Öcalan ‘Statümüzü belirtiyorum: Kürtlere yıllardan beri dayatılan siyasi anlamda sömürgecilik, ekonomik anlamda açlık, işsizlik, yoksulluk ve talan, kültürel olarak asimilasyon ve soykırım, askeri olarak da işgal konumudur. Elbette buna karşı şerefli olan Diyarbakır’daki Kürt de dağdaki Kürt de kendisini savunacaktır.’ Belirlemesini yaparken, bir çizgiyi, duruşu ortaya koymaktadır.

Böylesi bir dayatmaya ses çıkarmamak, kendini korumamak kabul edilebilir mi? Süreç ‘ateşkes’ çağrılarının yapıldığı, devletinse ‘Doğu’ya Kürtçe bilen sağlık görevlisi göndereceğiz’den öteye geçemeyen yaklaşımlarıyla sürüncemeye sokuluyor. Yoğun operasyonlarla, KKK Önderi Öcalan’a soruşturma, disipline vermelerle (!), İran’la, Suriye’yle, ABD ile, AB ile kendi değerlerini peşkeş çekme karşılığında soruna yaklaşmak devletin tavrı olmaktadır. Sonra ‘terör var’ diye bağırmak da ‘Yavuz-hırsız’ politikası olmaktadır.

Sayın Öcalan büyük bir sorumlulukla hareket ediyor. Büyük bir ciddiyetle çözüm üzerine çaba harcıyor. Mevcut durumda Türkiye’de bu noktada tek ‘ciddi ve samimi’ siyasal duruş O’na aittir. Bu çok nettir.

Sayın Öcalan’a yaklaşım konusunda devletin, Türk yetkililerinin Kürt halkının ciddiyetini, sabrını hesaba katması gerekli olmaktadır. Son süreçte yaşanan operasyonlar, sadece gerillaya yönelik değildir, imha edilmek istenen bir halkın yaşamıdır. Buna sessiz kalmayı kim kabul edebilir ki? Buna sessiz kalmamak yargılanacaksa, devletin ya da devletlerin öfkesine yol açacaksa, yönelimlere neden olacaksa… Kürt halkının vereceği cevaplar da nettir:

Bu halk devletten korku duymayı aşmıştır. Ondan vazgeçmiştir. Kendi yolunu seçme hakkını kendi emeğiyle yakalamıştır. Halkların kardeşliği, eşit-ortak-özgür bir vatanda yaşamayı seçmiştir. Önderliğinden bunu öğrenmiştir. Barışın, paylaşımın, halkaların, toplumsal her kesimin, bireyin temel hak ve özgürlükleriyle buluşarak inşa ettiği bir sistemi seçmiştir.

Ulus-devlet modelinden kopuşu seçmiştir. Kendisine ‘tekleşmeyi, susmayı’ dayatan, sadece söylenileni yap diyen devletten vazgeçmiştir. ‘Çok kültürlü, demokratik hukuka dayalı’ bir yapıyı inşa edeceğini ilan etmiştir. Bunu görmemek de çılgınlıktır.
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: 6 AĞUSTOS HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Hüseyin T: Bombayı babam bile koysa kabul etmem
· 7 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· HPG’den Emniyet Müdürlüğü Binası’na saldırı: 1 ölü, 3 yaralı
· Öcalan’a 1 ton C4 ile suikast ittirafı
· Bahoz Erdal: Ekonomik kaynaklara saldırı sürecek
· Ateşin başındaki Makolu kadın gerilla
· Swoboda: Kürtlerin hakları anayasal güvenceye alınmalı
· 1. Ordu Komutanlığına saldırıyı adı hiç duyulmamış bir örgüt üstlendi
· Bayık: Ergenekon’u devlet görevlendirmiştir

Basından Seçmeler
· Ve dördüncü dönem
· Kürt sorunun çözümü için İtalyan örneği
· Ahmet Altan: AKP-Hürriyet'in Güngören ilişkisi kuşkulu
· Azadiya Welat da Ergenekon hedefindeydi
· İtirafçıya bile söyletemediler
· 1970’lerin ‘gerilim stratejisi’ aktifleşiyor!
· AKP 'devlet partisi' yolunda
· Roj TV'ye büyük destek
· Düğümü Erdoğan-Başbuğ görüşmesi çözdü
· AKP’NİN FETTULAHÇI NEO-GLADİO’SU

© Rojaciwan.com