Gençlik: Mahmut BİLGİN: Sınırları Zorlamak
Gönderen: lawikemetini Tarih: 12.12.2006, 01:57:46 (746 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

Farkında olsak da olmasak da büyük tarihsel dönüşümlerin yaşanacağı bir çağa doğru adım adım ilerliyoruz. İstikrarı, sukuneti ve esenliği sağlamanın vazgeçilmezleri olan insani/toplumsal unsurların iyiden iyiye güdükleştiği bir çağda, insani ve ekolojik maliyetin hiçe sayıldığı otoriter bir cinnet hali hegemon odakları sinsice ele geçiriyor.



 

Bir medeniyet dairesinin süper gücünün, o medeniyetin yarattığı bütün insani değerleri tahakküm iştahı uğruna hallaç pamuğu gibi savurduğu Irak işgali, İsrail’in Lübnan işgali Nazi Almanya’sı dönemini andırırcasına, güç sınavını adalet ölçüsüyle geçebilmek şöyle dursun, gücün ve tahakkümün saplantı haline geldiği yeni bir dönemin habercisi. Anlamsızlığın dipsiz kuyusunda ruhunu ölüme teslim etmiş olan insana kurtuluş hayali sunan aldatıcı bir ip olan tahakküm (tıpkı sınırsız tüketim hayali gibi), insana sevgi ve gönül rızası kazanarak yapamadığını zorlama ve şiddetle yaptırmaya çalışır. Üstelik bu zorlamanın hiçbir meşruiyeti ve olumlu getirisi yoktur. Yalnızca aldatıcı bir rüya…

İnsanlığın büyük resmi böylesine büyük bir yıkım ve kahır manzarası sunarken, bizlerin, Türkiyelilerin-özellikle Kürtlerin, nerede durduğu ve durması gerektiği çok tarihi bir meseledir. Çünkü kader bizi dünyadaki gelişmelerin ortasında bir yere atmıştır. Bu esas üzerinden kanımca var olanın ötesinde bir ciddiyetle tartışmalar yürütmek durumundayız.

Yazıyı kısa tutmak namına, üç soru ve bir kısa yorumla bitireceğim.

1- AB’ye girişe endekslenmiş bir siyasal ufuk yukarıda değindiğim manzaraya seyirci kalmak mıdır? ABD ve İngiltere’nin Türkiye’nin AB’ye girmesi konusundaki en büyük destekçiler olması ne anlama gelir? Almanya-Fransa çekirdekli (örtük ya da açık) ABD-karşıtı bir AB yerine, ABD’nin kumanda ettiği Türkiye’yle ‘sulandırılmış’ geniş ve yönetilemez bir AB küresel statükoda kimlerin çıkarınadır? Ve bunun insanlığa maliyeti nedir?

2- Bu kadar karmaşık ve belirsiz bir ufukta biz Kürtlerin büyük resimde yerleri hiç midir? Yoksa derinlerde büyük bir umudu mu taşımaktadır?

3-Otuz yıllık mücadelenin ardından siyasal sonuçlar almada gecikmiş Kürt siyasal hareketinin, bir halkın geleceğini -gerilla güçleri hariç- bir siyasal oluşuma endekslemiş olmasının gerçek riskleri nedir? Kürt mücadelesinin zafer sürecini belirleyen temel dinamikler iyimserlerin sandığı gibi Kürt aristokrat ve burjuva kesimlerinin inisiyatifi ele alması mıdır, yoksa kadın, gençlik ve emekçi yoksul güçlerin bu kesimleri de reddetmeyip bir realite olarak yaklaştığı, ancak inisiyatifli olarak yarattığı demokratik halk hareketi midir?

4-Kürt hareketinin 5. olan yeniden bir tek taraflı ateşkes sürecini ilan etmiş olmasının riskleri, getirileri-götürüleri nelerdir? Bu ateşkes uluslar arası güçlerin ateşkesi midir, yoksa Kürt hareketi ve onun önderliğinin ateşkesi midir? Bu süreci kalıcı bir barışa dönüştürebilme imkanı var mıdır? Varsa bu nasıl, hangi güçlerle, hangi zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilebilir?

Bu soruları tartışmak zorundayız. Hem de salt spekülasyon ve üç kuruşluk entelektüel sermayemizin gölgesine sığınarak değil, sağlam zemine ve alınterine dayanan güçlü bilgi ve görüşlerle. Ayrıca birbirimizi otoriter tavırlara girmeden, tükürdüğümü yalamam tarafgirliği yapmadan, aklı selim ve sakince dinleyerek yapmalıyız bunu. Ve de kesinlikle dürüst, samimi ve cesurca…

Ben son sorudaki umudu hala koruyan bir insanım. Ama kendimin ve halkımın sınırları konusunda hayalci olmamaya çalışıyorum. Bununla birlikte şunu tam bir rahatlıkla söyleyebilirim ki, AB ve ABD karşıtlığından kaçınmak gerektiğine inanmakla birlikte artık ‘’AB ve ABD ötesi’’ şeyler konuşmanın ve büyük resmi görmenin zamanı gelmiştir. Akıllarımızı kaçırsak bile vicdanlarımızı kaçıramayacağımız şeyler de bunu söylemektedir.

Bu bağlamda kendimize ve demokrasi güçlerine baktığımızda; Türkiye'de sağ kesimler kendilerini şu veya bu şekilde restorasyonlardan geçirip toplum üzerinde etkili güçler olma durumuna gelirken, demokrasi güçleri ise yerinde saymayı dahi bir başarı saymaktadırlar. Başarısızlıkların nedenleri devlete, ABD'ye yada halka mal edilmektedir. Gelinen aşamada ise genel bir yorgunluk, bezginlik ve karamsarlık tüm herkese egemendir. Başta kadrolar olmak üzere kimse, içinde bulunulan durumu gerçek nedensellik ilişkileri içerisinde çözümlemeyi beceremediği gibi, klasik "ne yapmalı" sorusuna da geçerli bir yanıt verilememektedir. Böyle bir ortamda Kürt demokratik oluşumları bir bütün olarak bir yeniden yapılanma süreci içerisine girmişlerdir. İçinde bulunulan ortam oldukça karamsar, karmaşık ve belirsizdir. Bu bir dezavantajı oluştursa dahi kapsamlı, cesur ve ciddi bir tartışma süreci ile birlikte yeniden yapılanma bir demokrasi hamlesine vesile olma olasılığına hala sahiptir. Ancak bunun esas yolu ise -eğer bir demokrasi hareketini yaratmak istiyorsak- devlet noktasına gelen biz bireyler, kurumlar ve ilişkilerimizi sorgulayarak demokrasi ile olan ilişkimizi gözden geçirmektir. Sayın ÖCALAN Kürt hareketinin devlet-iktidar-güç ile olan ilişkisini aklımızın sınırlarını zorlarcasına ortaya koymuş bulunuyor. Ancak burada önemli olan, bizim bu noktada sınırları zorlanan aklımızı zorlamaya devam edip demokratikleşme yoluna girmektir.

Mahmut BİLGİN
MYK Üyesi / Gençlik Meclisi Sözcüsü

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· Öcalan: Penceremden görünen iki ağacı da kestiler
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Türk ordusu Lice'de ağır darbe aldı
· Her onurlu Kürt direnecektir
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· DTP’den Zaman’a yalanlama

Gençlik
· Hewler'de öğrenciler Gülen tarikatını protesto etti
· Bochum Üniversitesi’nde Kürt müziği tanıtıldı
· Bochum Üniversitesi’nde ‘Kürdistan Günleri’
· Graz’da Kürt geçleri yol kapattı
· Essen'de gençlik şöleni
· italyada yaşayan kürt gençlerinden uzun yürüyüş
· Kürt gençlerinden “Ya sev ya terk et” tepkisi
· Pompalı tüfekli saldırganın otogalerisi ateşe verildi ( ERDOGAN'a TANIT)
· Bonn gençliğinden tecride yanıt
· Dortmund’da Kürt gençleri şölende buluştu

© Rojaciwan.com