Basından Seçmeler: Mustafa KARASU: Çatışmaya dayalı siyaset akıl karı değildir
Gönderen: lawikemetini Tarih: 15.12.2006, 16:10:46 (387 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Bölge ülkelerinin geri kalmasına birçok neden gösterilebilir. Ancak bir neden var ki bunu artık sokaktaki çocukta görmektedir. Bu da söz konusu ülkelerin hem birbiriyle olan sorunlarına hem de kendi iç sorunlarına çatışma ve düşmanlık yapma dışında bir çözüm yolu bulamamalarıdır. Bu kadar açık görülen bir gerçek karşısında çatışma ve düşmanlık siyasetini bırakmamak akıl karı değildir.

Avrupa yüzyıllardır birbirini yedi. On milyonlarca insan kaybına yol açan iki dünya savaşı burada yaşandı. Çatışan hiçbir taraf kazanamadı. Sonunda ilişki kurarak hatta çatışmalara neden olan sınırları önemli oranda ortadan kaldırarak hepsinin kazandığı bir siyasal tarz benimsediler. Şimdi en fazla birbirini yiyen Fransa ve Almanya ortak bir Avrupa için sırt sırta vermişler.

Avrupa yüzyıllardır kendi iç sorunlarıyla boğuştu. Özellikle etnik ve dinsel topluluklarla gerilim ve çatışma içinde büyük enerji kaybetti. Bu sorunların bir iç hastalık gibi bünyeyi kemirdiğini gördü. Bu konuda da çatışma ve düşmanlık yerine demokratik tahammülü benimsedi. Demokrasi içinde bu sorunların çözüldüğünü gördü. Sonuçta zayıflık nedeni olan bu topluluklar söz konusu ülkelerin zenginliği ve güçlendirici kuvveti haline geldiler. Şimdi bunları bilmeyen mi var, denilebilir. Bunları biliyoruz ama kendi bölgemize ve sorunlarımıza uygulamıyoruz. Ortadoğu kendi sorunlarına yaklaşımında çatışma ve savaş kültürünü bırakmadan ekonomik, siyasal ve kültürel gelişme gösteremeyecektir. Bunu yapamadığı zamanda dış güçler karşısında zayıf kalacaktır. Dolayısıyla, gerçek anti-emperyalist tutum ve meşru savunma mücadelesi bu bölgedeki tüm sorunlarımızı çatışma siyaseti dışında çözüme kavuşturmaktır.

Gerçek anti-emperyalizm bölgemizde ve ülkelerimizde demokrasiyi geliştirmektir. Ortadoğu da demokrasi geliştiği taktirde ABD ve Avrupa’nın buradaki etkinliği en aza inecektir. Karşılıklı ilişki olacaktır, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkiler zenginleşerek sürecektir. Ancak bu bir egemenlik ilişkisi olmayacaktır. Demokratik iradenin ortaya çıktığı koşullarda taraflar kendini dayatmadan ilişkiler yürütülecektir. Demokratik irade kazanan bir coğrafyaya hiçbir ülke kendi siyasi, ekonomik ve kültürel sistemini ve çıkarlarını dayatamayacaktır. Nitekim ABD’deki bazı düşünce kuruluşları Ortadoğu demokratikleşirse ABD’nin bölgedeki ağırlığı azalacaktır tespitinde bulunmuşlardır.

Demokratik irade haline gelmenin yolu da kendi aralarındaki çatışmayı sona erdirmekten geçmektedir. Çatışma zihniyeti bırakılmadan ne demokratik irade oluşur ne de çok boyutlu gelişme yoluna girilir. Bunu değişmez bir kanun maddesi gibi öğrenmiş bulunuyoruz.

Türkiye ‘hala güçlü olmam için orduyu güçlü tutmak gerekir’ diyor. Güç olmanın stratejik ağırlığını ordu veriyor. Dünyada hala askeri güç siyasi ağırlık ortaya çıkarıyor. Ama artık demokrasi olmadan ekonomik, siyasi ve askeri potansiyelleri açığa çıkarmak zordur. ABD’nin askeri ve siyasi gücü ekonomisinin büyüklüğüne dayanıyor. AB büyük olmak için ille de askeri gücüm çok büyük olsun demiyor. Rusya ve Çin’in büyük askeri güç olmaları ekonomilerinden bağımsız ele alınamaz.

Türkiye bölgede ancak siyasi ve ekonomik istikrarla güç olabilir. Bunu da kendisini demokratikleştirme ile sağlayabilir. Türkiye Kürt sorununu çözüp demokratikleşseydi şimdi Ortadoğu’nun Japonyası olabilirdi. Bütün enerjisini Kürtleri eritmeye harcayınca bu fırsatı kaçırdı. Ama ne Kürtler eritilebildi ne ekonomik gelişme sağlandı.

Hala Kürtleri kültürel soykırıma uğratma politikası uygulanıyor. Bu nedenle ateşkeslere kulak tıkatılıyor. Böyle yaklaşılırsa PKK’nin 20 yıldır barış barış diye haykırmasının bir anlamı kalmaz. Türkiye demokratik çözüme yanaşmam sadece ezerim diyor. Herkes şunu bilmeli ki doğa boşluk tanımadığı gibi siyasette boşluk tanımaz. Barış ve demokratik çözüm siyaseti anlamsızlaşırsa bunun yerini başka bir siyaset doldurur. Niye böyle oluyor denilemez, çünkü PKK’nin niyetinden öte siyasetin kanununun işlemesi gündeme girer.

Barış ve demokratik çözüm siyaseti başarısız kalır ve çatışmalar başlarsa bundan Türkiye kazanmaz. Kültürel soykırıma uğratılan bir halkın her zaman binlerce savaşan genci bulunur. Her fırsatta serhıldanlar patlak verir. Bunları da engelleriz deniyorsa yüzlerce yıldır Kürt gerçeğinden hiçbir şey öğrenilmemiş demektir. Bu kendini kandırmaktır. Bedelini tüm kuşaklar ödemeye devam eder.

Etnik ve ulusal toplulukların duygularının nereye evirileceğini kestirmek kolay değildir. Bu duyguları örgütlü yönlendirme imkanı vardır ama duygu yönü ağır olan bu olgular gerçeğinde her an farklı bir eğilim öne çıkabilir. Şimdiye kadar birlik çözümü ağırlıktaydı. Bunu sağlatan da Kürt Halk Önderliğiydi. Öyle söylenildiği gibi Kürt halkının birlik çizgisinde durması Türkiye’nin başarısı ya da bastırması değildir. Ne var ki Kürt Halk Önderliğinin birlik içinde çözüm çabaları en fazla da Türkiye tarafından sabote edilmektedir. Bu duruşu ve politikasıyla bölücü olan Türkiye’dir.

Geçmişte Apo ve PKK düşmanlığı yaparak Türkiye halkının kanını emen milliyetçi rantçılar, Kürt Halk Önderini asacaklarını söylüyorlar. Bunlar bu söylemlerle Türkiye soyma suçlarını örtbas etmeye çalışıyorlar. Bu sapık düşünceliler anlaşılıyor ki ne PKK’yi ne de Kürtleri tanıyorlar. Bu devşirmelerin ne de Türkiye’ye sevgileri vardır. Tek sevgileri cebindeki dolarları, altındaki araba ve yatları ve içindeki oturdukları villalardır. Bırakalım böyle devşirme sapıkları hiç kimse Kürt Halk Önderinin kılına dokunmaya cesaret edemez.

Artık bölge sorunları ve Kürt sorununda çatışma ve ezme siyaseti bırakılmalıdır. Ülke içi birlik ve bölgesel birlik ancak böyle sağlanır.

Nurhak71@googlemail.com
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: 6 AĞUSTOS HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Hüseyin T: Bombayı babam bile koysa kabul etmem
· 7 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· HPG’den Emniyet Müdürlüğü Binası’na saldırı: 1 ölü, 3 yaralı
· Öcalan’a 1 ton C4 ile suikast ittirafı
· Bahoz Erdal: Ekonomik kaynaklara saldırı sürecek
· Ateşin başındaki Makolu kadın gerilla
· Swoboda: Kürtlerin hakları anayasal güvenceye alınmalı
· 1. Ordu Komutanlığına saldırıyı adı hiç duyulmamış bir örgüt üstlendi
· Bayık: Ergenekon’u devlet görevlendirmiştir

Basından Seçmeler
· Ve dördüncü dönem
· Kürt sorunun çözümü için İtalyan örneği
· Ahmet Altan: AKP-Hürriyet'in Güngören ilişkisi kuşkulu
· Azadiya Welat da Ergenekon hedefindeydi
· İtirafçıya bile söyletemediler
· 1970’lerin ‘gerilim stratejisi’ aktifleşiyor!
· AKP 'devlet partisi' yolunda
· Roj TV'ye büyük destek
· Düğümü Erdoğan-Başbuğ görüşmesi çözdü
· AKP’NİN FETTULAHÇI NEO-GLADİO’SU

© Rojaciwan.com