'Yavaş yavaş delirdim' demiş İpek hanım bıraktığı notta, 'ama kimse farkına bile varmadı!' Ve kendisini Boğaziçi Köprüsü'nden aşağı atmış. Bu kez az da olsa fark edilmiş olmalı. Zira ertesi gün büyük bir gazetenin üçüncü sayfasında dipnot kabilinden yer aldı. Bir fotoğrafıyla birlikte. Güzel kızmış. Neden fark edilmemiş anlamadım. 'Yavaş yavaş delirmesi' de fark edilme arzusundan kaynaklanıyordu belki de veya fark edilmemenin bir sonucuydu, kim bilir. 'Fark edilmek' bireyselleşmeye dayanan çağdaş yaşam biçiminin temel sorunlarından birisidir. Geleneksel yaşam biçiminde böyle bir dert yoktur. Geleneksel toplumlarda herkesin toplumsal yaşamda belirlenmiş yerleri vardır. O yerlerine ve rollerine göre muamele görürler, ilişki ve iletişim kurarlar, fark edilirler. Beklentilerinin düzeyi de statülerinin sunduğu olanaklarla sınırlanmış ve belirlenmiş olur. 'Bireyselleşmiş' toplumda ise insanlar 'statülerini' becerileriyle kazanmak zorundadır. Güzellik, zekâ, beceri, başarı, yetenek... Bunlar varsa, fark edilirsiniz. Atomlaşmış bireylerin toplumunda fark edilmesi, 'var olmakla' eşanlamlıdır. Fark edilmemek de ölmek demektir. Çağdaş yaşamda 'ünlü olmak' bu nedenle büyük önem kazanır. Ünlü olmak, fark edilmenin uç noktasıdır. Bir gazetenin üçüncü sayfasında adınızın geçmesi, fotoğrafınızın basılması bir ömre değebilir. Veya bir televizyonun açtığı müzik yarışmasında yüzünüzü göstermek, sesinizi duyurmak, 'Heyy, ben de varım, yaşıyorum' demek. Bunlar, geleneksel topluluklarda olmayan insan sorunlarıdır. Geleneksel toplulukta herkes ünlüdür. Köyde, aşirette herkes herkesi tanır. Köyün ötesindeki dünya ise kimseyi pek fazla ilgilendirmez zaten. Çağdaş toplumlarda 'dernek' türü örgütlenmelerin yaygın olması bundandır. Dernekler, benzerlikleri olan insanları bir araya getirir, tanışmalarını ve dayanışmalarını sağlar. Fakat bireyleri sadece bir boyutuyla kabul ettiği için dernek türü örgütlenmeler hiçbir zaman geleneksel toplumdaki beşeri ilişkilerin yerini tutamaz. Ve sonuç olarak bireyselleşmiş çağdaş insan yalnızdır. Özgürlüğün bedelini yalnızlıkla öder. Delirdiği zaman bile farkına varılmayabilir. Çağdaş yaşam bize pek çok oyuncak verdi. Cep telefonları, televizyonlar, bilgisayarlar, otomobiller, internetler... Ve hemen her gün yeni bir oyuncakla bizi şaşırtmaya devam ediyor. Fakat çağdaş dünya aynı zamanda bireyselleşmeyi, yabancılaşmayı, yalnızlaşmayı getirdi. Yeni dünyanın bir özelliği de hızlı değişim. Yeni yaşam biçimlerinin birbiri ardına piyasaya çıkması. İnsanlar bir yaşam biçimine alışamadan, bir başka yaşam biçimiyle karşılaşıyorlar. Yeni değerler, eskimeye vakit bulamadan yerini daha yeni değerlere bırakıyor. 'Kuşaklar' arasındaki mesafe gittikçe daralıyor. Ve sürekli değişim, sürekli uyum çabası, insanları tutunacak dal aramaya itiyor. Şöhret, bu tutunacak dallardan birisi gibi. Geçen bayramda yedi kişiyi öldüren iki katil şöhret olmuştu. Kurban Bayramı'nda 10 bakkalı öldürmeyi planlayan, iki bakkalı öldürüp üçüncüsünü yaralayan G. G. "Hepsinin kafasına sıkıp bu bayramın yıldızı ben olacaktım" demiş. Her şey fark edilmek uğruna. Kimi ölüyor, kimi öldürüyor.
Radikal |