Gönderen: lawikemetini Tarih: 03.01.2007, 02:51:29 (544 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Bayram namazı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, “Irak, Türkiye’nin AB sürecine göre çok daha öncelikli bir sorun haline gelmiştir” dedi. Erdoğan ayrıca şunlarıda ekledi:
“Irak’ın şu anda içinde bulunduğu tablodan bir an önce kurtulması için Türkiye olarak her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuza inanıyorum. Irak’ın bundan sonraki süreçte dış politikamızın öncelikli konusu olarak değerlendirmeye devam edeceğiz.”
Türkiye’nin Başbakanı, Saddam’ın idam edilmesi meselesini ise geçiştirdi. İdamı nasıl karşıladığını soran gazeteciye şu yanıtıverdi:
‘’Irak’ın şu andaki oturmuş diyemeyeceğim bir iç hukuku var. Bu hukuk açısından farklıbir nokta. Fakat olaya ben geçmiş, bugün ve gelecek noktasından bakıyorum. Biz bugüne ve düne değil, geleceğe bakalım...”
Önümüzdeki Mayıs ayında Cumhurbaşkanıolma ihtimali hayli yüksek olan Erdoğan’ın, Türkiye’nin rotasını Avrupa’dan Irak’a doğru çevirmeye çalışması, diğer önemli başlıklar bir yana kendisi ve hükümeti adına yaşanan iflası ilan etmekten başka bir anlam taşımıyor. 1 Mart Tezkeresi’yle Irak’a sırtını dönen AKP Hükümeti, ‘ulusal hedef’ olarak Avrupa Birliği’ni göstermiş, AB yolunda ilerlemek, ‘Türkiye’yi uygar dünyanın parçası haline getirmek’ için yoğun bir çabanın içine girmiş, deyim yerindeyse bir seferberlik ilan etmişti.
Çok değil, aradan üç yıl gibi kısa bir süre geçtikten sonra da aynı Erdoğan, Türkiye’nin yolunu Avrupa’dan alıp Irak’a doğru çevirmeye çalışıyor. Erdoğan şimdi ise ‘Irak, Avrupa Birliği’nden daha öncelikli meselemiz haline gelmiştir’ diyor.
Böylece, Türkiye’nin ‘değişim ve dönüşüm’ umutlar nıarkalayarak iktidara gelen Erdoğan, bu misyonunun sona erdiğini dünya aleme ilan ediyor. Belki de bu nedenden ötürü onun Cumhurbaşkanı olma şansı da artmış bulunuyor. Ne de olsa Türk ordusunun, birini ya bitirmek için ya da zaten bittiği için Çankaya’ya çıkardığı da bilinen bir gerçektir. Kaldıki Türkiye’nin Avrupa rüyasına son veren de, ona Irak bataklığını işaret eden de ordudur. Dolayısıyla yaşanan iflas, Erdoğan’ın Şemdinli Olayı ile başlayan orduya boyun eğmesinin bir sonucudur.
Türkiye’nin başbakanı basiretli davranamam ış, bu ülkenin hukuk devleti yönünde evrilmesi için gerekli olanı yapamamış, AB yolunda çıkarmak zorunda kaldığı reform yasalarını hayata taşıyamam ış, süreç içerisinde de içerideki statükocu güçlerle uzlaşmıştı.
Türk ordusu, diğer başbakanlar gibi Erdoğan’a da tükürdüğü yalatmış, onu da teslim almıştı. Erdoğan da, hükümet olmuş ama iktidar olamamıştı... O da Çiller, Demirel vd. gibi, kendisini kurtarmaya çalışmış, Türkiye’nin ağır sorunlarında resmi ideolojinin penceresinden bakmaya başlamıştı. Son zamanlardaki söylemlerine dikkat eden konuşan Erdoğan mı, yoksa Demirel mi fark edilmiyor. Ayrıca, şimdiye kadar Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına karşı çıkan Demirel’in, Çankaya yolunda başbakana destek vermeye başlamasını da yabana atmamak gerekiyor. Demirel, Erdoğan’ın generallere boyun eğmesinden memun görünüyor.
Ne var ki Erdoğan Cumhurbaşkanıolabilir ancak Türkiye, Irak’ta umduğunu bulamaz. Türkiye’nin Irak’ta yapacağıfazla bir şey yok. Türkiye, bölgenin siyasal gözlemcilerinin de belirttiği gibi, ‘Irak’ıkaybetmiş’ bulunuyor. Ne IraklıSünniler, ne de Şiiler üzerinde etkili olamaz. Irakl Kürtleri ise her geçen gün biraz daha kendinden uzaklaştırıyor. Mesud Barzani’nin geçen hafta aç kladığı gibi, ‘Türkiye’nin gerçek niyeti Kürtlerde kaygı ve tepki yaratıyor..’
Türkiye’nin gerçek niyetinin ne olduğuna gelince:
‘Kürtler bağımsız bir devlet kurmaya kalkışırlarsa Türk ordusu askeri müdahalede bulunabilir.’ Bu belirleme, Baker-Hamilton raporunda da, Uluslararası Kriz Grubu raporunda açıkca yer alıyor. Yani Başbakan Erdoğan, ‘Irak, Avrupa Birliği’nden daha öncelikli meselemiz haline gelmiştir’ derken, aslında Irak Kürdistanı’na müdahaleden söz ediyor. Kaldıki geçen ay yaptığı İran ve Suriye gezilerinde bunun için nabız yokladığıda söyleniyor. Fakat, bölge ülkeleri desteklese de ABD ve AB başta olmak üzere, hatta Rusya ve Çin bile Türkiye’nin olası bir işgaline karşı çıkıyor. Türkiye, tüm dünyayı karşısına alarak Kürtlerle savaşamaz, savaşsa bile bir şey kazanamaz. 23 yılını geride bırakan PKK’yle savaşın sonuçları ortada duruyor.
Ancak yine de, bu ordunun tehdit ve şantaja başvurmayacağıve Erdoğan’ın ‘Kerkük Fatihi’ olma iddiasından vazgeçeceği anlamına da gelmiyor. 2007’de ortalık karışacağa benziyor. Avrupa yolundan eli boş dönen Türkiye’nin yeni yılda rotasını Irak’a çevireceği ya Kürtlerle savaşarak, ya da uzlaşarak Irak denkleminde yer almaya çalışacağı gözleniyor. Türkiye’nin savaşmadan uzlaşmaya yanaşmayacağıda ağırlıkl ı olasılık olarak ortada duruyor.
Başbakan Erdoğan’ın, Saddam’ın idamın geçiştirmesinin ve dış işleri bakanlığ nın da, ‘Irak’ın iç işidir’ demesinin altında yatan nedense; Türkiye’nin Saddam’ın idamından hoşnut olmasıdır. Eğer, Enfal Davası’nda Saddam, Türkiye ile yaptığı işbirliğini teşhir etmemiş olsaydı emin olun ki Türkiye’nin tepkisi farklı olurdu. Türkiye idama karşı olurdu.
Ne var ki, Kürtlere karşı soykırımda Türkiye’nin de katkısı var ve bunun en güçlü kanıtıSaddam’dı... O şimdi yok... Türkiye rahatlamış sayılır ancak Barzani’nin de belirttiği gibi, ‘dava devam etmeli, bütün ilişkiler açığa çıkarılmalıdır.’
Özcesi; Avrupa’ya giden yol gibi, Irak’a giden yol da Kürtlerden, Kürdistan’dan geçiyor. Türkiye Kürtler olmadan ne batıda, ne doğuda bir şey yapamıyor. Nesnel koşullar Türkiye’ye ‘Kürtler olmadan olmaz’ diyor...
gunay_aslan@yahoo.de
Y.Özgür Politika |
|
|
|
|