Gönderen: lawikemetini Tarih: 03.01.2007, 02:58:14 (746 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Saddam asıldı.
Kuzey Kürdistan’da Kürt kimliğinin Türk devleti tarafından kabulü için, Kürtlerin daha onlarca yıl mücadele vermesini dileyen bir mantık hakim.
Bir önceki Alman hükümetinin dışişlerinden sorumlu yetkilisi, Kürtlerin de Yahudiler gibi devlete sahip olmak için 2000 yıl beklemesini buyurdu.
İlk alkıma gelen soru şu:
Kötüyü bertaraf etmek için ne kadar zaman gerekli?
Bir zamanlar, “Dünyayı sarsan on gün”den sonra bir imparatorluğa nokta konurdu.
21. asırda insanın hızını tutmak için dünyaya gem vuran güçler, her yılın başında bireye “iyi yıllar” dilemek dışında bir özgürlük tanımıyorlar: Küresel özgürlük olarak lanse edilen o dev tablo, kanıksanan bir kıskaca dönüştü.
Her yıl arkasına sığındığımız alışılmış o kadar şey var ki...
Rasyonal yaşamda, birkaç metrekarelik alan koparıldığında, sevinmek mecburiyetinde bırakılan bir dünya nüfusunun “ümide elveda” dediği bir kriz döneminden geçiyoruz. Küreselleşme dünyü nüfusunun büyük bir kısmını “kurban”lar listesine alalı, entelektüeller ve “bilim adamları” da tek bir usturupta konuşuyorlar.
Yenilerde egemen olan matık şu: Eğer birileri söylevlerinin herhangi bir yerinde, küreselleşme çağında yaşandığını tesbitten sonra, “küreselleşmeye uyun!” çağrısı yapmazsa, “cahil” oluyor.
Eskilerde okuma yazması olmayanlara “cahil” denirdi.
Şimdilerde ise “bülbül gibi konuşan” kalem erbabı insanlar, beş vakit namaz kılar gibi, hergün “küresel dünyaya uymak”tan bahsetmezse, “pür cahil” oluyor.
Yani bir yerde insanlar, “kendi dramalarının yazarı ve teşhircisi” (Marks, Felsefenin Sefaleti) oluyorlar.
En azından Sovyetler’in yıkılmasıyla birlikte, dünyaya Marksizmin diri tarihi unutturulmaya çalışıldı.
Her an hortlamaya hazır bu teorinin, onu hareket felsefesi haline getireceklerden korkan bir dünya, idealizmi körüklüyor.
Çünkü dünya temel çarklarıyla hala eski dünya, artıları da olsa: “Kapital, kendisini canlı ici sömürerek, vampirane bir şekilde vareden, ölü iştir ve onu sömürdüğü oranda yaşamı uzayacaktır.” (Marks, MPW, 23, 247) Gerçekten o günden bu yana ne değişti?
Giderek süslenen bir kapitalizm aksesuarının kontrastı, sürekli barut kokan yoksul ülkelerin toprakları oluşturuyor.
Kapitalizm, kendisinin yarattığı “canavar”ları altederken, dünyadan alkış koparmayı hala başarıyor.
Uydular, milyarların harcandığı medya kuruluşları, sadece ABD’nin yıllık yediyüz milyar doları aşan ve tüm dünyadaki miktarın toplamından fazla olan yıllık silah harcamaları, her bireyi evinde takibe alacak kadar gelişkin olan telekomikasyon ve internet tedbirleri, dünyayı teslim almış gibi.
Her yıl aynı şeyi tekrar eden bir insanlığa “merhaba” diyen, havai fişekli yılbaşı, iyi bir gelecek vadetmiyor.
Kapitalizmin kuramcıları, devrimlerin tarihe gömüldüğünü yazıyorlar ve Bertold Brecht, onyıllar önce bu çabayı şöyle tarif ediyor:
“İdealistler çoğu zaman, onu tasvip etmek için, Marksizmde eksik ararlar; sadece idealistçe bir çaba.”
Bu da küresel kıskacın bir sonucu. Kıskaç daralıyor. Ve insanlık, küresel kapitalizmin işine yaramayan diktatör Saddam’ın asılışını seyrederken geride, kapitalizmin efendisi diktalar ayakta duruyorlar. Bu işte bir terslik yok mu?
Selimferat@aol.com
www.yeniozgurpolitika.org |
|
|
|
|