Gönderen: lawikemetini Tarih: 12.01.2007, 01:09:15 (582 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
UFUKTAN
Almanya’da Baden Württenberg, Bayern, Rheinland-Pflaz ve Saarland eyaletlerinde dün sabaha karşı, yüzlerce polisin katılımıyla Kürtlerin dernekleri, evleri ve işyerleri basıldı.
Türkiye’den Almanya’ya üç büyük yoğun göçten (1961, 1980 ve 1990’lı yıllarda) son ikisi Türkiye’deki antidemokratik uygulamalar ve Kürdistan’da yürütülen savaş nedeniyle gerçekleşti. Daha çok siyasi nedenlerle gelerek Almanya’da ikinci büyük göçmen grubunu oluşturan Kürtler, ne yazık ki zaman zaman Türkiye’yi aratmayan uygulamalara maruz kalıyorlar.
Kürdistan’daki savaşın da şiddetlendiği ‘90’lı yıllarda, özellikle 1993-94 yıllarından sonra Almanya’da da Kürtler üzerindeki baskılar yoğunlaşmış, başta PKK yasağı olmak üzere ev baskınları, tutuklamalar, dernek kapatmalar ile Kürtler sindirilmeye çalışılmıştı.
Diğer bir deyimle, Türkiye’nin ‘terörize’ etme çabasına karşılık, Almanya’da da Kürtleri ‘kriminalize’ etme yaklaşımı öne çıktı.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin 1999 yılından itibaren stratejik değişikliğe gitmesi, Kürtlerin mücadele tarzı ve söylemlerinde de değişikliğe yol açtı. Demokratik mücadele stratejisini benimseyen Kürtler, bulundukları her yerde yasal, demokratik hakları çerçevesinde barış ve demokrasi istemlerini dillendirdiler, eylemlerinde ve örgütlülüklerinde bunu esas aldılar.
Bu değişikliğe rağmen Almanya’nın Kürtleri kriminalize etme çabaları bugün de değişmedi. Alman yasaları çerçevesinde faaliyet yürüten dernekler bugün de camları kırılarak eşyaları parçalanarak basılıyor. Kürtler, Kürt siyasetçiler ‘suçlu’ muamelesiyle yakapaça tutuklanıyor. Günlük yayın yapan Özgür Politika gazetesi gibi Kürtlerin temel haber yayın kaynağı olan bir basın kuruluşu yüzlerce polis eşliğinde basılarak kapatıldı.
Bununla da kalmayıp, özellikle mülteci konumundaki Kürtlere ajanlık karşılığında oturum vermek gibi yöntemlerle Kürt kurumlarından koparmayı hedefliyorlar.
Kendi ‘güvenlik’ raporlarında bile ‘Kürtlerin bu değişikliklerle aşırı sol bir yapılanmadan demokratik standartlar yanlısı bir değişime girdiğini’ ifade eden Almanya’nın Kürtleri hala ‘tehdit’ olarak göstermeye çalışması en başta kendi koyduğu tespitlerle çelişmesi anlamına geliyor.
Kürtlerin Almanya’daki en büyük örgütlülüğü Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM), saldırıların gerçekleştiği zamana dikkat çekti. Geçtiğimiz yılın sonlarında ‘PKK Koordinatörleri’nin Almanya’nın Stuttgart kentinde biraraya geldiğini hatırlatarak, saldırıların ortak bir konsept doğrultusunda geliştirildiğini söyledi.
Anlaşılan o ki, “Avrupa Kürt sorununun çözümünü istemiyor”, “Kürt politikası muğlaktır” sözleri bu saldırılarla bir kez daha doğrulanıyor. Geçmişten beri sorunun oluşmasında payı ve dolayısıyla sorumluluğu olan Avrupa’nın, AB’nin dönem başkanlığını da yürüten Almanya’nın bu yaklaşımı kaygı vericidir. Kürt hareketinin barış ve demokrasi şansını arttırmak amacıyla 5. kez ateşkes ilan ettiği, dolayısıyla Kürtlerin bulundukları her yerde demokrasi istemini deklare ettiği böylesi bir süreçte yapılan bu saldırılar, Kürdistan’da yine çatışmalı bir ortam mı isteniyor sorusunu sorduruyor.
Ülkede en büyük ikinci göçmen grubunu oluşturan Kürtler, geçmişten daha fazla bilinçli. Sadece kendi kimliklerine sahip çıkmak anlamında değil, bulundukları ülkelere uyum, o ülkelerin yasal ve demokratik hakları konusunda bilgilenme konusunda da bilinçli. Hukuki bir dayanağı bulunmayan bu saldırılara karşı da en başta yasal anlamda olmak üzere her alanda mücadele edecekleri bilinmelidir.
www.yeniozgurpolitika.org |
|
|
|
|