|
İşte bizi yaşamaya mahkûm etmek istedikleri ülke böyle bir yer.
Ülkesinin insanlarını seven, onlar için daha iyi bir geleceğin mücadelesini veren, dürüst, namuslu, doğru bildiğini söylemekten geri durmayan kim varsa, kalleşçe öldürmek.
Şuna bakar mısınız! Kaç ülke kaldı bu gezegende bize benzeyen? Neredeyse 'eşsiz' olma yolunda emin adımlarla yürüyoruz. Parlamenter demokrasiymiş, insan haklarıymış, çağ-daşlıkmış, hoşgörüymüş, uzlaşmaymış falan filan...
Artık bu yalanlara inanabilir miyiz?
Epey zamandır, giderek karanlığını koyul-tan bir faşizmin gölgesinde yaşıyoruz. Gerçeğimiz bu. Derin devletten falan söz ettiğimi sanmayın. Bu ülkenin ruhunu adım adım ele geçiren melanetten bahsediyorum. Türkiye'nin meselesi, 'derin toplum'dur. Kendi içindeki karanlığa kapanan, dışardaki ışığı işaret edenlerin boğulduğu bir toplum.
Kimse suikast falan demesin. Hrant Dink linç edildi.
Kim tarafından mı?
Çevrenize bakın! Sorumluluk sahibi adamlara... Demeç veren yetkililere... Gazete manşetlerine bakın, köşelerinden semiz yüzleriyle tebessüm eden yazarlara... Televizyon ekranlarına bakın, uzman kişilere... Duruşma salonlarına... Dahası sokağa bakın.
Ve dönüp kendimize bakalım.
Hrant'ın elbirliğiyle linç edildiği bu ülkede, daha iyi bir geleceği gerçekten hak edip etmediğimizi soralım kendimize...
Doğrusu, ben artık çok emin değilim. |