Görüşme Notları: Öcalan: Türkiye faşizm sürecine girdi
Gönderen: lawikemetini Tarih: 02.02.2007, 11:45:21 (8798 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
İSTANBUL (02.01.2007)-Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çarşamba günü yaptığı görüşmede önemli mesajlar verdiği öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, Türkiye toplumu için dört tez, üç görevden söz eden Öcalan, "DYP bahsedeceğim bu tezler içinde liberal demokrasinin öncülüğünü yapan kesimdir. Ağar, zamanında bizimle on beş yıl savaştı, beni hedef alan girişimlerde de adı geçmiştir. Fakat artık onlar da gerçekleri görmeye başlamış olabilirler" dedi. MİT Müsteşarının da tehlikelerden söz ettiğini kaydeden Öcalan, "Ulus devletin kendini dönüştürmeden bu şekilde devam etmesi halinde yıkıma doğru gideceğini söylüyordu. Ben bu neo-ittihatçıların Türkiye'yi bir felakete doğru götürdüklerini uzun süredir anlatmaya çalışıyorum. Bu kesimleri bazıları Yeni İttihatçılar olarak adlandırıyor. Bu tespiti daha önce yapmıştım; Almanya nasıl 1. Dünya Savaşı yıllarında ittihatçılarla ittifak yapmışsa, bugün aynı ittifakı neo-ittihatçılarla devam ettirmektedir" şeklinde konuştu.

YUGOSLAVYA’DAN DERS ÇIKARILMALI

Öcalan, neo-İttihatçılara dair şu önemli tespitlerde bulundu: "Yogoslavya ve Irak örneğini hep veriyorum. Türkiye bunlardan ders çıkarmalı. Neo-ittihatçıların maceracı politikaları fayda getirmez, felaket getirir. Hep söylüyorum, Mustafa Kemal anlayışının bugüne uyarlanması güncelleştirilmesi gerekiyor. Kuva-i Demokrasi kavramını boşuna kullanmıyorum. Bugün böylesi bir demokrasi güçlerinin birliğine ihtiyaç vardır. Bu sağlanırsa Cumhuriyetin kuruluşundaki coşku yeniden yakalanabilir. Türkiye Ortadoğu'da örnek bir demokrasi haline gelebilir. Cumhuriyetle sorunumuz yok. Cumhuriyetin demokratikleşmesi sorunu vardır."


TÜRKİYE FAŞİSZM SÜRECİNE GİRDİ

Neo-İttihatçıların ülke için yarattığı tehdide bu hafta da değinen Öcalan, şöyle devam etti: "Bu neo-ittihatçılar kendilerine Mustafa Kemalciyiz diyorlar. Ama Mustafa Kemal hiçbir zaman Almanya ile ittifak yapmamıştır. O'nun çizgisi özgürlükçü ve bağımsızlıkçı çizgidir. O, dönemindeki koşulların dayatması nedeniyle daha çok İngiltere ve biraz da Sovyetlerle ittifak yapmıştır. Ama hiçbir zaman Almanlarla ittifak yapmamış, Alman faşizminin yol açacağı tehlikeleri öngörmüştür. Türkiye'nin şu anda içine girdiği yol, Almanya'daki ikinci dünya savaşı felaketiyle sonuçlanan Hitler faşizmi sürecine benziyor. Almanya ittihat terakki ittifakı nasıl Osmanlı'nın sonunu getirmişse, Almanya neo-ittihatçılar ittifakı da Türkiye'yi benzer bir tehlikeye sürüklemektedir. Alman emperyalizmi Irak ulus-devletini de destekledi, Saddam'a arka çıktı, onu ABD'ye karşı cesaretlendirdi, destek verdi fakat sonra ortada bıraktı."

ALMANYA’NIN TARZI ÇOK ÇİRKİN

Alman emperyalizmininin tarzının çok çirkin olduğunu ifade eden Öcalan, "Almanya ilk olarak 1980'de bizimle ilişkiye geçti. Onların oyunlarına alet olamayacağımızı anladılar ve bizi kullanamayacaklarını anladıkları için gözden çıkardılar. Savaş zamanında Türkiye'ye bize karşı kullanılmak üzere birçok silah verdiler. Yine çok açık bir şekilde de bizden kaçanlara, hainlere kol kanat gerdi. '85'ten beri bize karşı her tür düşmanlığı yaptı. Her şekilde üzerimize geldiler. Bir çok tutuklamaları oldu. Şu anda da Muzaffer'in ne suç işlemiş, tutuyorlar, öte yandan bir sürü kirli ilişkiye bulaşmış, cinayet işlemiş ve bizden kaçan hainlere kol kanat geriyorlar, para veriyorlar, imkan tanıyorlar" diye konuştu.

Ortadoğu coğrafyasında küresel güçlerin konumlanmasını değerlendiren Öcalan, şu tespitlerde bulundu: "Bugün Ortadoğu siyasetine müdahale eden güçlerin bir tarafında ABD ve İngiltere var. İkisi birdir. Diğer taraftan da Avrupa'nın desteklediği Almanya var. Almanya Türkiye'de neo-ittihatçıları destekliyor. Amerika ve İngiltere ise AKP üzerinden ilişkililer. Ama Amerika ve İngiltere'nin Ortadoğu hatta Türkiye üzerindeki siyaseti daha ağır basıyor. Ben ne Almancı ne de Amerikancıyım. Benim çizgim ve duruşum bellidir. Söylediğim gibi DYP liberal demokrasi çizgisini esas almaya çalışıyor. İngiltere ve Amerika ile ilişkileri olabilir. Bunlar gerçekçi politikalar izlemek niyetinde olabilirler."

TUTUKLULARLA ‘BİTLİSİ’ TARTIŞMASI

Sınırlı da olsa cezaevlerinden ulaşan mektuplar olduğunu kaydeden Öcalan, diğer siyasi tutuklularla İdris-i Bitlisi üzerine tartışma süreci geliştirdiklerinin işaretlerini verdi: "Şadiye Manap'ın mektupları geliyor. Uşak Cezaevi'ndeki bayan arkadaşlara selamlarımı iletiyorum. Bir de Çankırı Cezaevi'nden Abdurrezak Gülmez arkadaşın kapsamlı bir mektubu var. İdris-i Bitlisi'yi değerlendirmiş. Benim de görüşlerimi soruyor. Geçtiğimiz görüşmede Hanifi Yılmaz arkadaşın mektubundan bahsetmiştim. Onun da 1876 ve Misak-ı Milli dönemine ilişkin incelemeleri vardı. O konuda değerlendirme yapmıştım. Abdurrezak arkadaşın değerlendirmelerine büyük oranda katılıyorum. İdris-i Bitlisi'nin önderliğinde Kürtler, İranlıların himayesinden Osmanlıların himayesine geçmiştir. İdris-i Bitlisi dönemine kadar Kürt İran ittifakı içinde Farslar birinci, Kürtler de ikinci unsur olarak yer almıştır. Persler döneminde de bu böyledir. İdris-i Bitlisi ile birlikte bu ilişki değişerek Türk Kürt ittifakına dönüşür ve Osmanlı'da Türkler birinci unsur, Kürtler ikinci unsur haline gelir."

TÜRK-KÜRT İTTİFAKI BİTEBİLİR

Öcalan, Türk-Kürt ittifakına ilişkin olarak bu hafta şu analizlerde bulundu: "Osmanlı geniş bir coğrafyaya yayılmıştı, onlarca etnisite ve kültürü barındırıyordu. Ama bunlar içinde Kürtler, Türklerden sonra ikinci derecede önemli bir konumdadır. İdris-i Bitlisi döneminde Kürtlerin Dört Hükümet ve on bir beylikten oluşan statüleri olmuştur. Fakat onun tarzı Hanedancı tarzdır. Bu hanedancı anlayış bugünkü demokratik anlayışımıza uymuyor. Melik Fırat gibi hanedancı anlayışta olanlar var. Talabani de bu anlayıştan çok uzak değil. Talabani'nin Kürt-Şia ittifakına öncülük ettiğini söylemiştim, İran ile ilişkileri çok iyidir. Yavuz Selim zamanında İdris-i Bitlisi ile başlayan Kürt-Türk ittifakının sona erme tehlikesi var. Bunun yerini Şia Kürt ittifakının alabileceği gelişmeler yaşanıyor. Demokratik Kürt-Türk ittifakı gelişmezse, Türkiye'de bu neo-ittihatçıların politikaları devreye girerse, topyekün imha dayatılırsa, Kürtler için başka yol kalmaz, Kürt-Şia ittifakı gelişir. PKK de bunun içinde yerini alır. PKK o zaman Talabani ile birlikte hareket eder. Bu konuda uyarıyorum."

TÜRKİYE İÇİN 4 TEZ

Daha önce Kürtler için dört tez, üç görevden bahsettiğini, şimdi de Türk toplumu için dört tez, üç görevden bahsedeceğini ifade eden Öcalan, şöyle devam etti: "Birinci tez veya birinci görüş; içinde statükocuların yer aldığı görüştür. Bunun temsilciliğini AKP yapmaktadır. İşte günü kurtarma ve iktidarlarını sürdürme anlayışıyla hareket ediyorlar. Sorunların çözümünden ziyade sürekli erteleme ve oyalama yöntemine başvuruyorlar.

İkinci tez veya görüş, neo-ittihatçıların, Kızılelmacıların içinde yer aldığı ulus-devletçi çizgiyi savunan görüştür. Bunlar içe kapanmacı politikaları savunuyorlar, Türkiye'yi dış dünyadan soyutlamaya çalışıyorlar. Katı bir ulus-devlet anlayışına sahipler. Bunun için her türlü çatışmayı, savaşı göze alıyorlar. Bu görüşün temsilciliğini CHP ve MHP yapıyor. Bunlar Avrasyacılıktan bahsediyorlar. İşte Suriye, Rusya ile hatta Çin ile işbirliğinden bahsediyorlar. Bunlar gerçekçi değil. Ulus-devletçilikle ABD ile baş edemezler. Irak bunun örneğidir. Yine bunlar Ermeni katliamını yapan ittihatçı zihniyetin bugünkü temsilcileridirler. Aynı yöntemleri Kürtlere de uygulamayı düşünenler var.

Üçüncü tez veya görüş, liberal demokrasi anlayışına sahip kesimlerin görüşüdür. DYP biraz bu siyasete oynuyor gibi görünüyor. TÜSİAD gibi kuruluşlar bu anlayışa sahipler. ANAP da bu kesim içinde değerlendirilebilir ama eski gücüne sahip değildir. Ayrıca Erkan Mumcu, milliyetçi kökenden geliyor ve hala çizgisinde net değil. Bu liberal demokrasi tezi, birinci tez olan statükocu tezden bir derece daha olumludur. Yine neo-ittihatçı ikinci tez ise, statükocu birinci tezden çok daha olumsuzdur. Dördüncü tez veya görüş, bizim de içinde olduğumuz ve öncülüğünü yaptığımız toplumsal demokrasi olarak adlandırılabilecek görüştür. Buna demokratik toplumculuk da denilebilir. Daha önce başka kavramlar da kullanmıştım. Önemli olan içeriğidir. Bu konuyu daha önceleri detaylı anlattım. Halkların, grupların, toplulukların, kesimlerin, derneklerin vs. demokratik örgütlenmesidir. Statükocu birinci tezi temsil eden AKP ile İkinci tezi temsil eden CHP arasında bazı konularda zaman zaman zımni fiili ittifakları oldu. Dördüncü tezi savunanlar, yani demokratlar, barışseverler, üçüncü tezi savunan liberal demokratlarla geçici ittifaklara girebilirler.

TÜRKİYE İÇİN 3 GÖREV

Öcalan, Türk toplumu için 3 görev olarak da şu önerilerde bulundu: "Üç görev olarak da şunları belirtiyorum. Bunun şemasını daha önce de vermiştim. Birinci görev olarak devlet de Cumhuriyet de reform yapılması gerekir. Burada üçlü bir sistemden bahsetmiştim. Birincisi siyasi konsey; Cumhurbaşkanlığı, Başbakan ve Senato'dan oluşan devletin yönetim organı. İkincisi, güvenlik konseyi. Üçüncüsü Anayasa Konseyi. İkinci görev olarak, Senato'dan farklı olarak doğrudan halkın temsilcilerinin yer aldığı Halk Meclisi. Bu Meclis Türkiye toplumunu temsil eder, içinde tüm toplumsal kesimler yer alır. Daha önceleri de söylemiştim. Bizim gerçek Türk halkıyla, Türkmenler de diyorum bazen, daha doğrusu Türk emekçi halkıyla hiçbir sorunumuz yoktur. Türkiye'de şoven-inkarcı politikalarının benimsetildiği kesim ancak nüfusun yüzde onunu oluşturmaktadır. Bunlar devlete hakim, devletin olanaklarından yararlanan mutlu bir azınlıktır ve çoğunlukla köken olarak Türk olmadıkları halde yapay Türkçülük yapıyorlar. Bunların dışında geriye kalan Türkiye toplumunun yüzde doksanı ile hiçbir problemimiz yok. Kürtler'in de söylediğim gibi bu kesimle işbirliği yapan en fazla ikiyüz aile vardır. Bunlar da devletin olanaklarından faydalanan mutlu Kürt azınlıktır. Kürtlerin ancak yüzde beşini oluşturuyorlar. Yani Kürtlerin yüzde doksanbeşi ile Türk toplumunun yüzde doksanı arasında hiçbir problem yoktur. Halklar arasında sorun yoktur. Şoven-inkarcı politikaya bulaşmamış Türk toplumunun yüzde doksanı Kürtlerin doğal müttefikidir.

KÜRESEL FİNANSA KARŞI KÜRESEL DİRENİŞ

"Üçüncü görev olarak Küresel Finans saldırısına karşı durmak. Küresel finans, çıkarları uğruna toplumu, bireyi ve doğayı-çevreyi tahrip etmektedir. Müthiş saldırı halindeler. Kâr için her şeyi mübah görüyorlar. Bunlar bir saatlik zevkleri için hiçbir zaman geri gelmeyecek doğal güzellikleri yok edebiliyorlar. İşte Davos gibi zirvelerde bir araya geliyorlar, politikalarını belirliyorlar. Bunlara karşı geliştirilen Sosyal Forum girişimleri yetersiz kalıyor. Bu küresel finans saldırısına karşı küresel direniş ve ekonomik olarak küresel dayanışma gerekir. Toplumun yozlaşması, çocuk pornosu, tecavüz gibi yaşanan çirkinlikler bu küresel saldırının sonuçlarıdır. Bu saldırılara karşı toplumu koruma komitelerinin kurulması gerekir."

DİNDARLARLA SORUNUMUZ YOK

"Bahsettiğim bu üç göreve ilişkin düşüncelerim biraz ütopik gelebilir ama Türkiye için önemlidir. Zamanı geldiğinde anlaşılacaktır. Bir de daha önce değinmek istediğim üç husus vardı. Dincilik, cinsiyetçilik ve milliyetçilik. Cinsiyetçilikle ilgili daha önce de okumalarım vardı, son olarak M.foucault'un Cinselliğin Tarihi kitabını bitirdim. Cinsellik ve iktidar arasında çok yakın bir ilişki vardır. Günümüzde kadın artık bir reklam objesi gibi sunuluyor topluma. Cinsiyetçilik bir çeşit milliyetçiliktir ve en az milliyetçilik kadar tehlikelidir. Dincilikle ilgili olarak, bizim dindarlarla bir sorunumuz yok. Din olgusunun tarihi gelişimini biliyoruz. Ama din üzerine siyaset yapanlara karşı uyanık olunması gerekiyor. Milliyetçilikle ilgili görüşlerimi daha önce fırsat buldukça açıklamıştım. Bu konular üzerinde durulması önemlidir."

AŞKA CİNAYETLER DE OLABİLİR

Başbakan'ın derin devlete ilişkin açıklamalarına değinen Öcalan, "Osmanlı'dan beri derin devletin olduğunu, minimize etmek, mümkünse yok etmek gerektiğini belirtiyor. AKP'nin buna gücü yeter mi, isteği var mı bilemiyorum. Bu son cinayet ve önceki cinayetler, Diyarbakır'daki bombalama olayı, Atabeyler çetesi gibi onlarca çete, bunlar hep birbirleriyle bağlantılıdır. Türkiye'de bu son cinayete cinayetler çok yaşandı. Bekleniyordu bu tür cinayetler. Seçim sürecinde başka cinayetler de gelişebilir" diye konuştu.

KOMİTE KARARI HAKKANİYETE AYKIRI

Bakanlar Komitesi Sekreteryası'nın 13-14 Şubat toplantısı öncesi hazırladığı raporu irdeleyen Öcalan, taslak rapora şu tepkiyi gösterdi: "Bu raporda İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı, yeniden yargılama olarak değerlendiriliyor. Yine Hükümetin görüşlerine benzer bir şekilde "yeniden yargılama olsa dahi sonuç değişmeyecek, aynı cezayı alacak" deniliyor. Olur mu öyle şey. Sonuç değişmez diye bir şey yok. Değişebilir. Bu tavır, İnsan Hakları Mahkemesi kararına aykırı bir tavırdır. Mahkeme kararında savunma hakkımızın ihlal edildiği belirlenmişti. Ben zaten Komite'den fazla bir şey çıkacağını beklemiyordum. Tamamen siyasi bir karar verilmiş. Bunun arkasında az önce bahsettiğim Almanya'nın politikalarının rolü vardır. Almanya'nın Avrupa'daki ağırlığı biliniyor. Bu ağırlığını aleyhimize kullanıyor. Bu yüzde on barajı da bununla bağlantılı. Çirkin bir anlaşma var görünüyor. Bu baraj açık şekilde ihlaldir, hakkaniyete aykırıdır. Bunlar birbiriyle bağlantılıdır."

ANF NEWS AGENCY
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: birhatcilo     Tarih : 2007-02-02 22:14:05     Puan :
herşey ortada yani umarım tc nin yetkilileri bu göruşme notları okurlar ozaman anlarlar türkiyenin üzerinde oynanan oyunları tekrar diyorum önderliyi iyi anlayin bu biz kürtler içinde geçerli .BİJİ SEROK APO bu topraklarda halklarin birlike yaşamasının tek şansı başkan apo dur tekrar diyorum ortadouğuda yaşayan butun insanlara diyorum önderliği iyi anlayalım zaman yakınken? YAŞASIN BAŞKAN APO . YAŞASIN İNSANLİK İÇİN YAPTİĞİ ONURLU MUCADELESİ YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ BİJİ SEROKE MIN

Yazan: emin76     Tarih : 2007-02-08 17:27:35     Puan :
siz türk kürt diyorsunuz hak istiyorsunuz T.C devletini kötülüyorsunuz siz ne hakla türkce dilimizi kullanip yayin yopiyorsunuz akil mantiga uyan bir sey degil.

Yazan: birhatcilo     Tarih : 2007-02-08 23:54:43     Puan :
emin senin dile yazmasak senin gibi zavalilar anlamazki ne dediyimizi yani sorduğun soru deyil bence bunu iyi anla bizi sömurenler ruslar deyil bize zulum eden tc bunu iyi anla birde sen kürceyi bilmiyorsunki sen anlayasin diye senin dilinle yaziyorm tamam emin birdaha soru sormak istiyorsaniyi düşun yani zavali duruma düşme tamam benden sana tavsiye EMİN BİLMEM KAÇ

En çok okunan haberler
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· Öcalan: Penceremden görünen iki ağacı da kestiler
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Türk ordusu Lice'de ağır darbe aldı
· Her onurlu Kürt direnecektir
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· DTP’den Zaman’a yalanlama

Görüşme Notları
· Öcalan: Benim de sabrımın sınırları var
· Öcalan: AKP bir yıl sonra böyle olmayacak!
· Öcalan: HALKIMA RAPOR ETTİM, ÖLÜRSEM KIYAMET KOPAR
· Öcalan: Yaşananlar ayaklanmayı aşan bir tepkidir
·  FLASH - İmralı'da şimdi de psikolojik baskı
· Öcalan: AKP'ye her oy bomba olarak dönüyor
· Öcalan: AKP, Hizbullah’ın resmi biçimidir
· Öcalan’a 10 günlük hücre cezası verildi
· Öcalan: Çözüm için DTP ile görüşebilirler
· Öcalan: Ergenekoncular fazla içerde kalmaz

© Rojaciwan.com