Gönderen: lawikemetini Tarih: 15.03.2007, 07:18:08 (2163 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Beklenen açıklama, gene beklenen üslup ve içerikle yapıldı:
Adli Tıp Kurumu Başkanı Keramettin Kurt, yaptığı açıklamada, Öcalan'da 'zehirlenme bulgusuna rastlanmadığı gibi, başka bir hastalığın da tespit edilmediğini' söyledi. Başsavcılık farklı yapamazdı: ''Hükümlü hakkında ileri sürülen zehirlenme iddialarının tamamen asılsız olduğu kesin olarak tespit edilmiştir'' dedi. Kuracağı cümleyi çok önceden belirlemiş ve bunu kamuoyu ile paylaşmış olan Bakan Çiçek, 'siyaseten' şu final cümleyle tamamladı: Artık kimse bu yalanlardan medet ummamalı. Bu yalanlarla bir oyun oynanmak isteniyor. Bu oyunlara kimse itibar etmemeli yalanların peşine kimse gitmemeli. Türkiye bir hukuk devletidir. Yargılaması da, infazı da hukuk kuralları içindedir.'
Ne oldu? Böylece 'kimyasal saldırı ve kronik zehirlenme' iddialarının anlamı kalmadı, oyun bozuldu, şer güçlerin hevesi kursaklarında kaldı ve Türkiye ciddi bir tehlikeden kurtarıldı (!)
Bu devletin, bu hükümetin maazallah ezberi güçlü! Dağarcığında sayısız klişe laf var. Tepe tepe, evele gevele kullan bitmez. Nasılsa tepki duyup karşı çıkacak, 'ey devlet, ey hükümet yanlış yapıyorsun, yanlı davranıyorsun' diyecek yok. Olsa da güçlü değil. Kürtlerin karşı çıkması da önemli değil; onlar zaten 'potansiyel'. Zaten, 'terörist', zaten 'yatakçı' !
* * *
İşin lamı cimi bir yana adamlarda bir kez ciddiyet yok. Ne ciddiyet var ne de, Kürtlerin telepkar tepkilerini ciddiye alıyor gibiler. Böyle hükümet olur mu? O zaman işin rengi başka. Sen ezberini bozmuyorsan, talepleri ciddiye almıyorsan, bağımsız bir hekimler heyetinin Ada'ya gitmesine izin vermiyorsan, 'ben bu yalanı açığa çıkaracağım' deyip, kendince 'heyet' yolluyorsan, ardından da, 'bu yalanlarla oyun oynanmak isteniyor' diyerek, sorumsuz ortam gerici açıklamalar yapıyorsan, başka şeyler amaçlıyorsun demektir.
Kavga olsun, kan çıksın istiyorsun demektir. Halklar birbirini boğazlasın, birbirini yesin bitirsin, iktidarınızın aleti olsun, istiyorsun demektir. Hakikatler ortaya çıkmasın, bu devlet, bu toplum geçmişiyle yüzleşmesin, arınmasın istiyorsun demektir. Milliyetçilik güçlensin, çeteler artsın, paramiliter güçler, karanlık odaklar, bu ülkenin asli unsurlarıyla yer değiştirsin, ulusçu maskeler takarak 'devletin birliği ve bütünlüğü' adına suç işlesin, faili meçhuller, kaçırmalar, yerinde infazlar artsın istiyorsun demektir.
Zaten süreç de böyle gelişmiyor mu? Olup biten de bu değil mi? Herkesin tehlikeli boyutlara vardığını, yaygınlık ve yoğunluk gösterdiğini söylediği faşizmde bir bakıma buradan, bu anlayıştan beslenmiyor mu? Hatta bu yapılanmaların kendisi değil mi?
* * *
Heyetin yaptığı açıklamanın kabul edilebilir yanı var mı? Bence yoktur. Bir hekim açıklaması değil, bakanlık açıklamasıdır ve tamamen siyasal içeriklidir. 'Yalanlama'ya koşullanmış, sorunu derinleştirmeye ahdetmiş kafatasçı zihniyetin ürünüdür. Dolaysıyla 'hekimler açıklaması'na, 'Bakan Çiçek'in, ya da siyasal erkin açıklaması' demek daha doğru bir tanımlama olacaktır.
Konjonktürel olarak bu yargımızı besleyen önemli bulgular vardır. Öncelikle, milliyetçilik dalgasıyla siyasal iklim sertleşmiş, ilerici aydınlardan-liberal kesimlere kadar geniş, etkin olabilir bir çevreyi markaja alıp baskılayan çeteler ve diğer paramiliter suç örgütlerin itibarı artmış, kontrolleri güçlenmiştir. Özellikle milliyetçi şoven zorlamalarla, 'dış tehdit'in, bir tür askıya alınarak ya da yoksanarak 'iç tehdit' in odağa alınması, bunun da Kürtlere indirgenmiş olması, yeni bir şoven milliyetçi hareketlenme yaratmış, 'iç çatışma' zeminini güçlendirmiştir.
Anlaşılan o ki, Bakan Çiçek ve hükümeti bu askeri, paramiliter yapıya teslim olmuş, hatta siyasal kanadı haline gelmiş gibidir.
***
Bakan Çiçek'e de kabinesinde olduğu hükümete de çağrım şudur: Mademki, 'Öcalan'a ilişkin iddialar yalandan ibarettir ve bu yapılan kontrollerle kanıtlanmıştır' O zaman bağımsız bir heyetin ada'ya gitmesine izin verin. TTB'nin, TİHİV'in içinde yer aldığı, hatta hükümetin de belirleyeceği bir iki hekimin içinde yer alabileceği, mümkünse buna uluslar arası hekimleri de katacak bir heyet oluşsun. Eğer bu istismar ediliyor, iç işlere müdahale sayılıyorsa uluslar arası hekimler hiç olmasın, tamam. TTB ve TİHİV'den doktorlardan oluşacak, hükümetinde önereceği hekimlerinde içinde yer alacağı heyet, gerekli incelemeyi yapsın ve sonuçlarını kamuoyuna sunsun. Herkes için de bağlayıcı olsun.
Sonuçlar müspet ise zaten mesele yok; değilse tedavisi için gereği yapılsın.
Çok şey mi bu? Bence değil.
Bu kadarını bile kabul etmiyorsan, 'amacın başka' demektir.
Delil KARAKOÇAN |
|
|
|
|