Kuzey Irak, Kürtler, Kerkük... Ya da Talabani, Barzani... Sıcak gündemi oluşturan bir sürü konu veya sorun... Türkiye ise elinde kocaman bir sopa:
"İndiririm ha!" diye bağırıyor.
Bu da bir diplomasi türü. 'Baskı diplomasisi' veyahut günlük dile indirgenmiş haliyle, sopalı diplomasi diyebilirsiniz.
Türkiye uzun zamandır bunu uyguluyor. Gün geçmiyor ki Ankara'dan sivil ya da askeri bir ses yükselmesin:
"Ayağınızı denk alın, ileri gitmeyin! PKK'yı Kuzey Irak'ta barındırmayın. Kerkük'e Kürtler olarak el koymayın. Yoksa tankla topla ineriz başınıza..."
Bu ses hep duyuluyor.
2003 yılı kasım ayıydı.
Bağdat'ta, şimdi Irak Cumhurbaşkanı olan Kürt lider Celal Talabani'nin yakın çevresinden Ahmet Bamarni'yle (şimdi sanıyorum Irak'ın Stockholm'deki Büyükelçisi) sohbet ederken, Türkiye'nin bu diplomasisinden şöyle yakınmıştı:
"Sopa elden eksik olmuyor. İndiririm ha, indiririm ha! İster istemez insanın içinden 'İndireceksen indir de görelim' diye bir isyan tomurcuklanıyor."
Türkiye'nin sopası inebilir mi?
Kerkük, Türkiye sınırından 400 kilometre. PKK'nın barındığı Kandil Dağları 300 kilometre... Bu mesafeler, bir askeri operasyonun maddi ve manevi faturasını çok fena büyütebilir.
Bu açıdan Mesut Barzani'nin de bir sözü var. Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Başkanı geçenlerde şöyle diyordu:
"Müdahale olursa, herhalde çiçekle karşılayacak değiliz gelenleri..."
Evren de şöyle demedi mi:
"Bütün dünyayı karşımızı alırız eğer Kuzey Irak'a girersek..."
Bu arada böyle bir operasyon, hiç kuşkunuz olmasın, Türkiye Kürtlerini de huzursuz eder, rahatsız eder.
Ama Ankara, elde sopa, sallamaya devam ediyor.
Sopa bir yerde iner mi?..
Seçim sürecine girmiş bir Türkiye'nin sağı solu belli olmaz. İktidar sahipleri, milliyetçilik yarışının sıcaklığında halkın oyunu etkilemek için olmadık yollara da sapabilirler seçim zamanı...
Onun için iki noktaya dikkat.
İlki Kerkük'le ilgili.
Yalnız Türkiye değil, bu konuda bazı duyarlıkları olan. Şiiler de, Sünniler de, Arap dünyası da kaygılar besliyor. Kürt liderliğinin yanlış bir adımı, barut fıçısını patlatabilir Kerkük dolayısıyla.
O yüzden kafalarda Kerkük için özel statü fikrini tutarak, yıl sonundaki referandumu ertelemek aklın yolu olacaktır.
PKK'ya gelince...
Öncelikle 21 Mart'ı, Nevruz'u kana bulayacak provokasyonlara kesinlikle meydan vermemek gerekiyor.
Bu bir.
İkincisi, şiddete ebediyen veda ederek silahları tarihin çöplüğüne atmaktan başka çare yok. Silah ve şiddetten Kürtlere de, Türklere de hayır gelmez.
Kafaya koymak gerekiyor:
Silah ve şiddet, sadece Türkiye'yi AB ve demokrasi yolundan alıkoymak isteyen güçlerin işine yarar.
Nokta.
Çare, sopadan değil barışçı siyasetten geçiyor. |