Koray Düzgören
kduzgoren@yenisafak.com.tr
Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ'un geçtiğimiz günlerde Diyarbakır'da yaptığı konuşma bir Nevroz uyarısı olarak değerlendirildi.
Nokta'nın yayınladığı 'Andıç'ta Silahlı Kuvvetler'den yana gazeteciler listesinde yer alan bazı isimler de bu konuşmayı değerlendirdi. Netice şu: “Nevroz Bayramı özellikle Diyarbakır başta olmak üzere bölgede kanlı ve olaylı geçebilir. Bölge halkı teröre alet olmazsa zarar görmez.”
Komutan tam böyle söylemiyor ama, 'komutan konuşmalarını yorumlama uzmanları' Başbuğ'un Nevroz nedeniyle yaptığı 'uyarıyı' böyle değerlendiriyor.
Nitekim daha önce de İçişleri Bakanı emniyet müdürleri ile yaptığı toplantıda “Olay çıkması durumunda müsamaha göstermeyin” diyerek adeta bunun haberini vermemiş miydi? Demek ki devletin bu konuda bir 'duyum'u var.
Başbuğ'un bu ziyaretinin Nevroz konusunda Kürtleri uyarmak amacına yönelik olduğu söylenebilir. Başbuğ konuşmasında, “Her ülkede etnik ve kültürel farklılıkların olabileceğini, farklılıkları öne çıkarmaya, hakim kılmaya çalışmanın yanlış olduğunu” belirterek “Nevruz Bayramı'nın huzur içinde milletçe kutlanmasını” arzu ettiklerini ifade ediyor. Sonra da şunları söylüyor: "Herkes hukuk kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır. Önümüzde ulusça kutlayacağımız Nevruz Bayramı vardır. Halkımızın bu bayramı büyük bir coşku ile kutlaması, ancak bölücü amaçlara alet olmaması temel isteğimizdir."
Komutanın sözlerinden devletin, yöre halkının Nevroz kutlamalarında kimliklerini ön plana çıkarmadan ve herhangi bir siyasi içerikli slogan atmadan kutlamalarını istediği anlaşılıyor. Bu nasıl tesbit edilecek? Hangi sloganın siyasi, hangisinin kimliklerle ilgili olduğuna kim karar verecek?
Bu, bayrama katılanların ağızlarını açmamalarını istemek demek. Çünkü bu değerlendirmeyi oradaki güvenlik güçleri yapacak. Anında tedbir almak için böyle bir uygulamaya yönelmeleri normal. Bu da müdahaleyi gerektirecek. Müdahale ise olayların çıkmasını tetikleyecek.
Çok tehlikeli bir yaklaşım.
İkincisi de, “Yöre halkının bu kutlamalarda -bölücü amaçlara alet olması zaten beklenmekle birlikte- yine de bu amaçlara alet olmamaları isteniyor.” Rica falan edilmiyor, dikkat edilirse isteniyor.
Üçüncüsü de malum, bu konuda güvenlik güçleri ve yargı mensupları kanunların gereği neyse onun yapılması için uyarılıyor. Bölgede zaten bir süredir DTP'lilere yönelik, bir bölümü açıkça kışkırtma amaçlı, fiili ve hukuki bazı uygulamalar, gözaltılar, baskınlar vesaire nedeniyle tansiyonun yükseldiği biliniyor. Bu durum gözüne alındığında bu konuşmadan bir tehdit anlamı dahi çıkartmak mümkün.
'Yorumcular' konuşmayı değerlendiriken baştan, “Başbuğ'un Diyarbakır'da yaptığı sert Nevroz uyarısının Ankara'da yankılandığını” söylerek lafa başlıyorlar.
Bölgede olağanüstü bir askeri hareketlilik ve kent içlerine kadar yönelen tatbikatlar da var. Dolayısıyla bölgede yaşayanların bu gelişmelerden tedirgin olmasından daha doğal ne olabilir? Deniliyor ki, “Bu kez Nevroz kutlamalarında bölücü örgütün ve liderinin adı dahi geçerse güvenlik güçleri hiç müsamaha etmeden müdahale edecek.”Geçtiğimiz yıllarda bölgede Nevroz'un nasıl büyük katılımlarla ve olaysız kutlandığını hep birlikte gördük. Baskı, şantaj, önceden korkutma, tehdit vesaire olmadığı zaman Nevroz'da olay çıkmıyor.
Ama bu yıl herşey önceden söyleniyor.
'Yorumcular'a bakılırsa Başbuğ'un açıklaması, “21 Mart Nevroz Bayramı'nın PKK tarafından siyasi kalkışma gösterisine dönüştürülmesine karşı uyarı niteliğinde.” Sonra şöyle bir değerlendirme de yapılıyor: “Nevroz'da PKK'nın muhtemel eylemlerinin fazla hasar olmaksızın atlatılması Türkiye-Irak ve Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni adımların atılmasını sağlayabilir.” Bu temeninin Başbuğ'a mal edilmediğini de biz belirtelim. Peki Nevroz, 'beklenildiği gibi hasarlı' yani kanlı geçerse, demek ki bu adımlar yerine başka adımlar atılabilecek öyle mi?
Nevroz'u takip eden haftalarda cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin başlayacağını düşünün. Kürtlerin, Kürt meselesinin ve tabii Nevroz'un üzerinden birtakım oyunlar mı oynanmak isteniyor acaba? |