Görüşme Notları: Öcalan: Bana yönelik siyasi bir tehdit, bir mesaj var
Gönderen: nurhak0104 Tarih: 06.04.2007, 12:11:27 (15478 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

PKK Lideri Abdullah Öcalan, bağımsız doktorların da içerisinde bulunduğu bir sağlık heyetinin kendisini detaylı muayeneden geçirmesi ve Kürt sorununun çözümünde önemli güvenceler verilmesi gerektiğini belirtti. Öcalan, Kenan Evren, Mehmet Ağar ve Eski Mit Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'in önerilerinin bile diyalog için önemli olduğunu söyledi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan avukatları ile 4 Nisan günü haftalık olağan görüşmesini gerçekleştirdi. Görüşmede, sağlığına ilişkin hazırlanan raporlardan çok, asıl tehdidin 'siyasi' olduğunu belirten Öcalan, "Ya şöyle ya böyle davranacaksın, ya bizim istediğimiz gibi konuşursun ya da biz seni öldürürüz, yok ederiz mesajıdır önemli olan. Burada bu mesaj vardır" dedi.

Kendisini Türkiye'ye teslim eden uluslararası güçlerin, kendisini tasfiye etmek istediklerini belirtti. Kenya'daki Yunanistan Büyükelçiliği'nde bulunduğu esnada, bir tabanca verilerek elçilikten çıkarılmak istendiğini dile getiren Öcalan, "Normalde bir lider, benim yerimde olsa bu tür durumlarda kendini korumak için çatışmaya girer, silahını çeker ve kendini silahla korumaya çalışırdı. Ben komployu bildiğim için yanıma tabanca almadım, binadan da çıkmadım. Kendimi adeta koyuverdim. Bana, "Güney Afrika" falan diyorlardı, "Seni Hollanda'ya götüreceğiz" diyorlardı. Ben yalan söylediklerini kesin biliyordum. Çünkü beni oraya götüren uçak, NATO uçağıydı. Bu komployu gördükten sonra da dedim ki, bu komployu boşa çıkarmak ve boyutlarını öğrenmek için de olsa yaşamam lazım, dedim" diye belirtti.

'Yunanistan'ın rolü çok önemli'

Türkiye'nin bu durumu 'gözü kara karşıladığını' ifade eden Öcalan, Türkiye ve Yunanistan'ın o dönemki tutumuna ilişkin şunları söyledi:

"Meseleyi anlamıyorlardı. Herkesle anlaşma içerisine giriyorlardı. 90 devlet ile ilişkideydi ve onlarla anlaşıyorlardı. Yunanistan'la da anlaşmışlardı. Kıbrıs ve Ege adalarıyla ilgili Yunanistan'a, 'siz bize Avrupa'da engel çıkarmayın biz de Kıbrıs'ta Ege'de size kolaylık sağlarız, size karışmayız' demişlerdi. Kıbrıs konusunda verilen tavizlerin sebebi budur. Yunanistan'ın komplodaki rolü çok önemlidir. Yunanistan bir AB üyesidir, kendi hukukunu dolayısıyla AB hukukunu çiğnemiştir."

Yunanistan aleyhine dava açılmasını isteyen Öcalan, bu davayı 'püf noktası' şeklinde değerlendirerek, "Daha önce hazırladığım bir savunmam vardı Yunanistan'la ilgili. Fırsatım olursa onu daha da genişleteceğim. Bu dava, bu açıdan da çok önemlidir. Komploda yer alan aslında Yunan Hükümeti ve burjuvazisidir, Yunan halkı değildir. Yunan burjuvazisi ve bir kısım elit kesim, hiçbir zaman Yunan halkının menfaatini düşünmemiştir. Tabi işin gerisinde İngiltere ve esas itibariyle de ABD vardır" diye konuştu.

'Özeleştiri yetmez, daha fazla gerekli'

Türkiye'nin, PKK'yi zayıflatma veya bitirme amacı ile geçmişte KDP ve YNK ile işbirliği yaptığı ve bunun 'komplonun özü' olduğu belirlemesinde bulunan Öcalan, devamla şunları söyledi:

"Şimdi bu konuda Genelkurmay Başkanı da özeleştirisini veriyor. Sadece özeleştiri yetmez, daha fazlasını yapmalılar. Türkiye bize karşı Talabani ve Barzani'yi sürekli destekledi. Bu tarzla bizi bitirmeye çalışıyorlardı ve bitireceklerini sanıyorlardı. Bu şekilde Barzani'yi kendi ajanları yapmak istiyorlardı. Fakat Barzani ikili davranıyordu; hem Türkiye ile ilişkileniyordu hem de bizimle ilişkileri vardı. Barzani şimdi Kürt Devlet Başkanı'dır, Talabani de Irak Cumhurbaşkanı'dır. Bunun karşısında Türkiye adeta şoke olmuştur. Bu nedenle özeleştiri yapıyorlar."

'Kimsenin kuklası olmasınlar'

Türkiye'nin Kuzey Irak politikasının, kendilerini bitirmeye endeksli olduğunu hatırlatan Öcalan, "Birkaç yüz adamı bizden koparmakla, birkaç gerillamızı teslim almakla ve öldürmekle bunu sağlayacaklarını düşünüyorlardı. Ama 90'ların başından itibaren ABD'nin Kuzey Irak'ta yapmak istediklerini Türkiye anlayamıyordu. Ankara Anlaşması'yla bizi tasfiye karşılığında Güney'e desteklerini sundular, onlara birçok imkan verdiler. Şimdi de 800 kişinin gelip Irak'ta siyaset yapması isteniyor. Bununla Amerikan çizgisine çekmek istiyorlar. Ben Amerika ile ilişki kurulmasın demiyorum, ilişki kurulabilir, kurulsun da fakat kimsenin kuklası olmasınlar diyorum" diye kaydetti.

'Çıkmazdan sorumlu olan ortaya çıkarılsın'

Türkiye'nin sorunun esası yerine 'birkaç PKK'liyi öldürmek, teslim almakla uğraştığını' söyleyen Öcalan, devletin Kuzey Irak politikaları ile çıkmaza girdiğini belirterek, "Bu duruma gelinmesinde kim sorumludur? Kim Türkiye'nin menfaatine daha çok zarar vermiştir?" sorularını sordu.

Sorumlunun ortaya çıkarılmasını isteyen Öcalan, "Ben sorumluluğumu biliyorum, kabul ediyorum ama kim daha çok zarar verdi? Kim hain, kim değil ortaya çıkarılsın. Asıl, Türkiye'yi bu şekilde ABD'ye bağımlı hale getirenler Türkiye'ye ihanet etmiştir" dedi.

'Bize hakim olmaya çalışıyorlardı'

ABD ve İsrail'in '90'lı yıllardan itibaren Türkiye ile ilişkilerinin geliştiğini ve birçok taviz karşılığında Türkiye'ye 'müthiş yardımlarda' bulunduklarını ifade eden PKK Lideri Öcalan, dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in 'ABD tarafından bize yeşil ışık yakıldı' şeklindeki sözlerini hatırlattı.

Bu güçlerin bir taraftan PKK'yi yok etmeye yönelik olarak Türkiye'ye yardım ettikleri, diğer taraftan ise İngiltere'nin 'PKK'yi kendi çizgisine çekmeye çalıştığını' kaydeden Abdullah Öcalan, "Melik Fırat'la İngilizlerin derin ilişkileri vardı. Şemdin Sakık üzerinden bize hakim olmaya çalışıyordu. Tabi Tilki Selim de vardı, Selim Çürükkaya. Şemdin o dönem bizi müthiş zorluyordu. 33 asker olayı da bir provokasyon eylemiydi. Şemdin ile Melik Fırat arasında o dönem kenetlenmiş bir ilişki vardı. Ben bunu 1992'de Şam'da fark ettim" diye belirtti.

'Talabani ve Barzani sallantıda'

İran, Suriye ve Türkiye'de Kürtlerin kendisine bağlı oldukları ve Irak'ta da bu yöne doğru bir gidişin yaşandığı tespitini yapan Öcalan, şunları ifade etti:

"Orada PÇDK daha da güçlenecektir. Talabani ve Barzani'nin şimdiki durumu biraz sallantıdadır, geçicidirler. Orada eninde sonunda halkımız bize yönelecektir. Her tarafta önderliğimi kabul ediyorlar, bana bağlılıklarını gösteriyorlar. Benim aslında öyle önderlik, mevki, makam gibi bir sevdam da yoktur, önemli olan Kürt sorununun demokratik tarzda çözümüdür. 50 yıldır, 60 yıldır büyük devletler ve Ortadoğu'daki devletler birlikte Kürt halkını ellerinde tutuyorlardı. Ben Kürt halkını onların ellerinden aldığım için bana çok kızgınlar. Çünkü biz özgücümüze dayanıyoruz. Biz kimse için politika yapmadık, kimsenin kuklası olmadık."

'Nakşilik AKP eliyle toplumu dönüştürüyor'

Barzanilerin İsrail ile ilişkilerinin uzun süredir devam ettiğini ve 1946'da Mahabat Kürt Cumhuriyeti'nin asıl gücünü oluşturduklarını ifade eden Öcalan, Barzanilerin 1700'lü yıllarda Nakşibendiliğe geçtiklerini hatırlattı. Öcalan, daha sonra 'Kürt liderliğine oynayan' Barzanilerin benimsediği Nakşiliğin, dinden çok siyaset olduğu tanımlamasını yaptı.

Cumhuriyet'in Nakşiliğin gücünü kırarak gerilettiğini dile getiren Öcalan, Nakşiliğin bugün AK Parti'de eli ile iktidarda olduğuna dikkat çekti.

AK Parti eliyle toplumun dönüştürüldüğünü ve Kürtleri de yanlarına almak istediklerini kaydeden Öcalan, şunları söyledi:

"AKP'deki bazı Kürt milletvekilleri eliyle Kürtleri yanlarına çekiyorlar. Mesela Mir Dengir Fırat, çok tecrübelidir. Almanya ile bağlantıları var. Almanya'da ve diğer bazı yerlerde çok örgütlüdürler. Bunu şimdi daha iyi fark ediyorum. Melik Fırat da bu işleri çok iyi biliyor. İngiltere bunların bu gücünü çok iyi biliyor. KDP de Nakşidir. ABD, bunları destekliyor."

'Ulus devletin çözüm olmadığı ortada'

ABD'nin Ortadoğu'da klasik ulus-devlet modellerini ve yöneticilerini yıkarak, yerlerine liberal demokrat liderleri getirmek istediğini belirten Öcalan, Afganistan'da Afgan ulusçuluğunu öne çıkaran Taliban'ın tasfiye edilerek yerine Hamid Karzai'nin getirilmesi, yine Irak'ta eski ulus-devlet yönetiminin yıkılması ve Saddam'ın idam edilmesi ardından Nuri El Maliki'nin iktidara gelmesi örneklerini verdi.

İran Devlet Başkanı Ahmedi Necat'ın 'Amerikan ajanı' olduğunu kaydeden Öcalan, "Yaptıklarıyla, söyledikleriyle, her şeyiyle ABD'nin politikalarına hizmet ediyor, ABD'nin ajanlığını bile geçiyor, ileride bu ortaya çıkacağı görülecektir. İran'a saldırı olursa İran çok karışacak" diye konuştu.

Ortadoğu devletlerinin, ABD'nin Ortadoğu politikalarını dikkate almak zorunda olduklarını vurgulayan Öcalan, "Eski ulus-devlet anlayışıyla sorunların çözülemeyeceği çok açıktır, ortadadır" dedi.

'KCK sistemine ak kara anlayışı yok'

Bu nedenle geçen hafta önerdiği Komalya Civaka Kurdistan (Kürdistan Toplum Birliği) modeline bir kez daha değinen PKK Lideri Abdullah Öcalan, sistemi şöyle açıkladı:

"KCK sistemi, demokratik toplumsal diyalektik bir sistemdir. Kürtler bulunduğu her parçada, o devletlerle demokratik bir diyalog ve yöntem geliştirirler. Bunlar birbirlerinin karşıtı gibi ak ve kara değildir. Ben Sovyet sosyalizmini bu açıdan eleştiriyorum. Çünkü bu sistemde, Sovyet sosyalizminde her şeyi ak ve kara görme anlayışı hakimdi. Fakat benim öngördüğüm toplumsal diyalektikte mesela Kürtler ve bulundukları devletler birbirlerinin yanında yaşarlar, birbirleriyle mücadele ederler fakat birbirlerini ak ve kara gibi görüp imha etmezler. Özellikle Kürtler, demokratik ulus anlayışıyla mücadele yürütürler. Bu nedenle KCK, tüm Kürtleri temsil eder. Ve her parçada Kürtler adına politika üretir. KCK, İran'la, Suriye'yle, Türkiye'yle hatta Irak'la Kürtler adına görüşmeler yapabilir ve onlarla demokratik diyalogu geliştirir."

'Türk halkı soykırımcı olmamıştır'

Türkiye'nin Kürt sorunu konusunda çözümü artık dışarıda aramaması gerektiğini vurgulayan Öcalan, Türkiye'de bir ulus faşizmi anlayışının hakim olduğunu ve bu eğilimin esas olarak 1906 yılında etkili olmaya başladıklarını ifade etti. Öcalan, 'Kızıl Elmacılar' olarak tanımladığı bu güçlerin Türk halkından ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Türk halkı hiçbir zaman soykırımcı olmamıştır. Türk halkının bunlarla bir ilgisi yoktur" diye kaydetti.

'3 ses önemli'

Kenan Evren'in açıklamalarında 'biz hata ettik' ve 'aşırı milliyetçilik zararlıdır' şeklindeki ifadelerinin 2 önemli husus olduğunu dile getiren Öcalan, Mehmet Ağar'ın da neo-ittihatçılardan uzak durmaya çalıştığına işaret etti.

Mevcut durumunda devletten 3 ses çıktığını söyleyen Öcalan, "Birincisi 'aşırı milliyetçilik zararlıdır' diyen Evren; ikincisi, 'düz ovada-bayırda siyaset yapılsın' diyen Ağar; üçüncüsü, tehlikeleri dile getiren eski MİT Müşteşarı Öneş'in sesi. Bu 3 ses de önemlidir. Bu 3 sesin belirttiği çerçevede bir diyalogun ve çözümün geliştirilmesi önemlidir" diye belirtti.

AK Parti ve CHP'nin de iktidar konusunda anlaştığı değerlendirmesini yapan Öcalan,

"AKP ile CHP arasında kesin bir anlaşma vardır. Bu anlaşma gereğince, iktidar mümkün olduğunca ya onda olacak ya da diğerinde olacak. AKP ve CHP, savaş kışkırtıcılığını yapıyorlar. Türkiye'nin etrafında yapılan politikalar da her 2 partiden birisine toplumu mecbur etmektedir" dedi.

Bu partiler dışında, Türkiye'de 2 siyasi anlayışın var olduğunu kaydeden Öcalan, bunlardan ilkinin ulus faşizmine dayanan ve içerisinde Doğu Perinçek'in de bulunduğu 'neo-ittihatçılar olduğunu söyledi. Öcalan, Perinçek'in 'objektif olarak Amerikan ajanlığı yaptığını' ifade etti.

İkinci siyasi anlayışın ise, kendilerinin savunduğu 'demokratik ulus anlayışı' olduğunu bildiren Öcalan, bu anlayışın toplumun çok geniş kesimlerine hitap ettiğini ve demokratik dönüşümü esas aldığını ifade etti. Öcalan, "Türkiye'ye bir Chavez lazımdır. Yeterlidir demiyorum ama Türkiye'de bir Chavez olsaydı umut olurdu" değerlendirmesinde bulundu.

Kürtler ile ilgili güncel gelişmelere de değinen Öcalan, şunları ifade etti:

"Bölgeye 500 bin kişilik ordu yığmışlar. Bölgeyi ekonomik açıdan kendilerine bağlamışlar, bölge ekonomik sömürge haline getirilmiştir. Yine bölgede kültürel soykırım vardır. Binlerce çocuk, ana okullarıyla annelerinden kopartılmakta, Kürtçe'den uzaklaştırılmakta, böylece Kürtçe silinip süpürülmektedir. Yine çok tehlikeli bir gelişme yaşanıyor. Bölgenin tarihi-kültürel zenginlikleri barajlarla sular altında bırakılarak yok ediliyor. Bunlarla ilgili yasalar çıkarılıyor. Bahsetmiştim, yeni bir iskân kanunu var. Dersim İskân Kanunu genelleştiriliyor. Bunlar önemli konulardır."

'Önemli güvenceler verilmesi lazım'

DTP'ye yönelik baskılara da dikkat çeken Öcalan, DTP yönetiminin tasfiye edilmek istendiğinin çok açık olduğunu söyledi.

Bağımsız doktorların da içerisinde bulunduğu bir heyetin kendisini detaylı muayeneden geçirmesi ve Kürt sorununun çözümünde önemli güvenceler verilmesi gerektiğini kaydeden Öcalan, hükümete, sivil ve resmi kurumlara şu çağrıda bulundu:

"Hükümete sesleniyorum, diyalog yolunu açsınlar. TÜSİAD'a da sesleniyorum; Türkiye'nin bu sorunu çözmek için adım atmasını sağlayın, inisiyatif alın. Türkiye, Kürt sorununda artık çözümü dışarıda, başka yerlerde aramasın. Bize karşı tehlikeli yollara girmesin. İran'la bu konuda anlaşmaktan vazgeçmesi lazım. Şimdi de Suriye ile ilişkiler kurulmaya çalışılıyor, bu çok tehlikelidir, yetkililere sesleniyorum, derhal bundan vazgeçilmelidir. Bunlar çok tehlikeli oyunların içine giriyorlar, farkında bile değiller. Eğer sorunu çözmek için direk benimle görüşmek isterlerse biz bunu konuşuruz. Evren'in söylediği çerçevede bile olsa diyalog önemlidir. Evren'in çizdiği çerçeve en azından diyalog için elverişlidir. Mehmet Ağar'ın Benelüks modeli yetersiz de olsa diyalog için iyidir. MİT Müsteşarının çizdiği çerçeve diyalog için iyidir. Bunları bile gözetseler, uygulasalar diyalog için önemlidir."



DİHA
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: alibeyaz     Tarih : 2007-04-09 01:52:46     Puan :
baskan aponun söyledikleri tartisilmaz.ancak oldugu gibi katilmak düser ve uygulamak .

Yazan: beritancudi     Tarih : 2007-04-10 04:05:35     Puan :
Son günlerde Kurdistan daki türk fasist devletin operasyonlari giderek hiz kazanmistir. Kurdistan tarihinde oldugu gibi bu günde Kurdistan daglari tc savas ucaklari tarafinda tekrardan bombalanmaya baslanmistir. Gerci bu bombalama hic bir zaman durmamistir. Kürt Özgürlük Hareketi barisa bir sans daha vermek icin ateskes yapmis olmasina ragmen TC devleti bunu görmezden geliyor, görmezden gelmekle kalmayip bundan faydalanmak ve hem Kürdistan Özgürlük Hareketini hemde Kürt halkini imha etmek icin bütün gücünü devreye koymus bulunmaktadir.

Herkesinde hatirlayacagi gibi ÖNDER APO öncülügündeki Özgürlük Hareketi bundan öncede barisa sans tanimak icin 4 kes ateskes ilan etmistir. Ilk ateskes 1993 yilinda yapirmis ama hem PKK icindeki ceteci ve isbirlikci unsurlar hemde fasist devletin tutumu ateskesin ömrünü kisatmistir. Simdi yürürlükte olan ateskes önceki ateskes yani 4 ateskes ise 1998 yillinda ilan edilmistir. Bu ateskes süreci uzun olmakla birlikte kürt özgürlük hareketi acisida büyük kazanimlarla birlikte bir cok gerilla kayibina neden olmustur. Ama süreci kisaca analiz ettigimizde tabiki kazanimlar daha cok ve önemlidirler.

Simdide 5. ateskes yürürlükte olmasina ragmen fasistlerin "kök kazma ve bittirme" hevesleri daha bitmemis, bitmek bir yana dahada kabarmistir. Her gün Halkimiz üzerindeki baskilari giderek artmakta, Kürdistan daglari bombalanmaktadirlar. Bununla yetinmeye fasist rejim HPG güclerine karsi belli zamanlar zarfinda kimyasal silahlarda kullanmaktadir. Savasin en cirkin yönünü devrede hic cikarmamis ve cikarmayacak gibi de.

Diger önemli husus, hatta en öemli husus beli bir süre önce Kürt Halk Önderi Sayin Abdullah ÖCALAN a yönelik gelistirmekte olduklari "sistematik zehirleme" nin aciklanmasidir. Önder APO kürt halki icin bir savas ve baris gerekcesi olmasina ragmen egemen fasist tc buna yönelmis ve böylece kürtleri yeni bir savasin icine cekmek istemektedir.

Peki bütün bunlara ragmen bizler yani kürt halkini temsil eden güc PKK daha ateskeste israr edecek mi? Bu sorunun cevabini KKK üst düzey yönetici arkadaslarin ve HPG Anakarahgah Komutani Sayin Bahoz Erdal arkadas vermistir. Artik ateskes anlamini yetirmistir ve önü alinamayacak bir savas TC devletinin kapisina dayanmistir. Tabi yeni bir savas sürecinde sadece Kurdistan i degil Türkiye cografyasinida büyük bir yikim bekliyor. Türkiye metrapolarinda örgütlenen ve kendilerini "Teyrebazen Azadiye Kurdistan" olarak tanitan ve bundan önce bir cok bombali eylem düzenleyen TAK gecen hafta tekrar sahneye cikti ve hic bir saldiraya karsi cevapsiz kalmayacagini duyurdu.

Sürec cok hasas ve bir o kadarda yeni katliamlara gebedir. Fasist tc devlete karsi kürt halki topyeküm bir direnis gösterecektir. Bu metrapollarda TAK öncülügünde ve Kurdistan Daglarinda HPG öncülügünde olacaktir.................................................................. ........................................................................... ........................................................................... ......................................................................
türk ordusu, it sürüsü Kürdistan''dan DEFOL!

türkler 1071 yılında Kürdistan''a girerlerken en büyül destekçileri Kürdistan''daki
Kürt beylikleri olmuştu.Zaman içerisinde türklerin tüm Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında en büyük güç haline gelmesinde Kürtlerin yardımı çok etkili olmuştu. Osmanlının son dönemine kadar Kürtler en sadık unsur oldular ve herzaman ordunun en önünde yer aldılar savaşlarda.
Ama türk ordusu aslında Kürdistan''ı kalbinden delerek işgal etmişti,hemde yüzyıllarca sürecek büyük bir moğol akını gibiydi.Nitekim işgali derinleştirdiler ve Kürdistan adını bile silmeye çalıştılar.Halbuki dünyanın en eski kaynaklarına bakın (Mısır''da) Kürdistan''ın
5 bin yıllık tarihini yazar.Öyle silinmesi diye birşey olamaz.Bugün ordu Kürdistan''ı değil Kürt kavramını bile kabul etmemiş ,Anadolu''ya sonradan gelen türkler yavuz hırsız misali ev sahibini bastırmış.Bu toprakların asıl sahiplerini sürgün etmiş,kalanları katliamlardan geçirmiş.
Bide utanmadan ''ya sev ya terket '' sloganını çıkarmış.Kim nereyi terk ediyormuş faşist yaratıklar.
Kimi kimin ülkesinden kovuyorsun.Sonradan gelen biri varsa o da türklerdir,onlar terketsin Kürdistan''ı.
Herzaman Kürtlere ''ekmek yediğiniz kapıya ihanet ediyorsunuz'' deniyor.Kim kimden besleniyor.
Yıllarca Kürdistan''ı sömürüp durdunuz soysuz ucubeler.Kürt halkının kanı ile besleniyorsunuz yıllardır.
Tüm Kürdistanın kaynaklarını tükettiniz.Güzellikleri yok ettiniz,Kürt tarihini talan edip,eserlerimizi
peşkeş çektiniz.Barajlar yaptınız Kürtlerin tarihinin üzerine ,bombalarla yerlebir ettiniz.

Artık yeter Kürdistan''da talana son!!!Çekin kanlı ellerinizi Kürdistan''dan.
Yeterince zarar verdiniz barbarlar.İnsanlığın doğduğu,uygarlığın beşiği Kürdistan''ı hayvansı emellerinize
alet etmeyeceksiniz.Başınıza Demirci Kawa''nın balyozunu vuracağız.İnsanlıktan nasibini almamış
mahlukatlar sizi Kürdistan''dan temizleyecek bir halk var.
Ey sömürgeci türk devleti senin akıttığın kan deryası bugün yiğit kürt gencini boğamamış
tam tersine intikam duygularını kabartmış ve örgütlemiştiir.

Herkes bilsinki Kürdistan''daki türk ordusu işgalci it sürüsüdür.Ve herkesin lanet okuduğu Irak''taki
Amerikan ordusunda farkı yoktur.Bugün türk ordusu Kürdistan''da TSK,JİTEM gibi çeteler ve
işbirlikçiler ile hergün pek çok Kürdü katlediyor,tecavüz ediyor,işkencelerden geçiriyor.
Bunun adı açık ve nettir: SOYKIRIM.Kürdistan''da olanlar yıllardır devam eden eşi benzeri olmayan bir
soykırımdır.Yıllarca kurşuna dizilen halk sürgünlere uğramış ve asimile edilmesi için her türlü barbarca
yöntem uygulanmıştır.Tüm Kürt yer ve coğrafya isimleri değiştirilmiş,Kürtçe yasaklanmış,Kürtlerin birliği mezhep
,aşiret,din,lehçe ve bazı kontra örgütler kullanılarak engellenmiş.Kürt sözcüğü yasaklı ve korkulan bir kelimeye
dönüşmüş.
Yani işin özü Birleşmiş Milletler soykırım tanımına uygun tüm yöntemler uygulanmış Kürdistan''da.
Yapılanlar açıkça bir soykırımdır ama dünya susmuş Kürtlere karşı herkes taş olmuş.Bugün Filistin
tüm dünyanın ağzında iken Kürdistan''ı herkes unutmuş.Katlimiz vacib görülmüş uygun bir ücret karşılığı
her zaman pazarlık konusu yapılmışız.
Artık bugüne kadar yapılanların hesabını kendimiz soracağız.türklere yapacağımız her saldırı meşrudur.
Ve sonuna kadar haklıyız,madem ki dünya bize karşı taş kesildi o zaman Kürt gençliğine düşmanı Kürdistan''dan
kendi başına atmak düşer.Ve Kürt genci işgal güçlerinin uğradığı akıbeti türklere yaşatacaktır..

Orta asyanın bozkırlarındaki gibi rahat at koşturamayacak artık türkler.
Kürt gençliği eminiz ki her yerde kendi imkanları ve TAK örgütü ile cevabını verecektir.Bu cevap
Demirci Kawanın çekici gibi inecek barbar türklerin başına.


TERORIST TÜRKIYE VE ISGALCI ORDUSU KÜRDİSTAN''DAN DEFOL

PKK, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan''a yönelik kimyasal saldırıya karşı Kürdistan halkına ve gençliğine fedai ruhla mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu. Çağrıyı olduğu gibi veriyoruz:

Yurtsever Kürdistan Halkına!


Önder APO sağlık durumuna ilişkin bazı bilgileri zaman zaman sizler ve kamuoyu ile paylaşmıştır. Hareket olarak Önder Apo’nun sağlık durumunu ciddiye alarak araştırdık. Bilimsel veriler temelinde ulaştığımız sonuçlar, Türk özel savaş rejiminin bir süreden beri Önder Apo’ya bazı kimyasal maddeler vererek en sinsi bir biçimde katletmeyi hedeflediğini göstermektedir.

Ulaştığımız bu sonuç, kamuoyuna da açıklanan belgelere ve somut verilere dayanan uzmanların tespitleridir. Önder Apo’ya çeşitli biçimlerde verilen bu maddeler Önderliğimizin kanına karışarak ani kalp krizi ya da kan kanserini geliştirmeye yol açacak türden maddeler olup, iz bırakmadan Önder Apo’nun yaşamına kastedecek niteliktedir. Uzmanların ve laboratuar analizlerinin sonuçları ile Önderliğimizin zaman zaman kamuoyuna da yansıyan şikâyetleri birebir örtüşmektedir. Tespit edilen bu zehirlenme durumu, zaman ilerlediğinde tespit edilemeyecek özelliklere sahiptir. Öyle planlanmıştır ki, bunun sonucunda Önderliğimizin hastalık ve yaşamını kaybetme nedeni dahi tespit edilemeyecektir.

Halkımıza ve Önderliğimize düşmanlık yapan güçler onlarca yıldır yürüttükleri imha saldırılarına ve uluslararası komployla saldırıya geçmelerine rağmen Kürt halkının Önderliksel gerçekliğini engelleyememişlerdir. Önderliğimizin, Hareketimizin ve Halkımızın gücünden duydukları korku nedeniyle O’nu idam edemeyenler, bu kez son derece gizli, sinsi ve alçakça yöntemlerle, hiçbir hukuka, ahlaka ve insanlık değerine sığmayan bir tutumla yok etmek istemektedirler.

Böyle bir saldırıyı hukuken kendi denetimlerinde olan Önder Apo’ya yapmış olmaları, bir kez daha Türk devletinin tüm demokratik, hukuk ve insan haklarına yönelik söylemlerinin sahteliğini ve iki yüzlülüğünü ortaya koymaktadır. Türk devletinin özünde katliamcı, ırkçı İttihat-Teraki zihniyetini ısrarla koruduğu Önder Apo’ya yönelik bu saldırısında bir kez daha göstermiştir.

Yiğit Kürdistan Halkı!

İnkârcı ve imhacı güçler bu saldırıyla Önderliğimizi katlederek, ardından Kürt soykırımını gerçekleştirmeyi planlamış bulunmaktadırlar. Bu saldırı ve vahşi planın, Önder Apo’nun ve Özgürlük Hareketimizin geliştirdiği 5. Ateşkes sürecine ve halkımızın her gün sokaklarda haykırdığı barış ve kardeşlik sloganlarına verilmiş haince bir karşılık olduğu açıktır.

TC. yönetimi bu saldırı için İran ve Suriye ile görüşmeler yaparak onların desteğini almaya çalışmakta, yine Irak Hükümeti ve Güney Kürdistan Federe Yönetimi üzerinde baskı uygulayıp teslim almaya çalışarak PKK’ya karşı savaşa sokmak istemektedir. Diğer yandan ABD, AB ülkeleri ve Rusya ile yoğun bir diplomatik pazarlık içine girerek Hareketimize karşı uluslararası komployu yeniden harekete geçirme çabası içinde olmuştur. Bunun sonucunda başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinde Kürt yurtseverlerine, onların ev, işyeri ve derneklerine yönelik yoğun operasyon ve tutuklamalar geliştirilmiştir. Bu ve Önderliğimize karşı geliştirilen zehirleme saldırısıyla uluslararası komplo yeni bir aşamaya vardırılmak istenmektedir.

Uluslararası komplo ile Önderliğimizi Türkiye’ye teslim eden başta ABD olmak üzere AB vb. uluslar arası güçlerin bu barbarca saldırıda sorumlulukları vardır. Önderliğimizin yaşamından sorumlu olan bu güçlerden AK üyesi ülkeler daha iki hafta önce hem de komplonun 8. yıl dönümünde “Öcalan’ın yeniden yargılanmasına gerek yoktur” kararını vermişlerdir. Yargısız infaz anlamına gelen bu kararın Neo-İttihatçıları Kürdistan halkına karşı inkâr ve imha saldırısında cesaretlendirdiği bir gerçektir.

Önderliğimize karşı gerçekleştirilen bu saldırıdan esas olarak, sağlığı ve can güvenliğinden sorumlu olan Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümetidir. Bu nedenle Önderliğimize karşı gerçekleştirilen bu insanlık dışı zehirlenme saldırısından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Tayip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve CHP lideri Deniz Baykal sorumludur.

Önderliğimizin yaşamına yöneltilen bu saldırı, stratejik bir konuma sahiptir. Bunu gerçekleştirme temelinde her alanda Hareketimizi ezmek ve Kürt katliamını gerçekleştirmek üzere topyekun saldırıya geçeceği birçok alanda yaptığı askeri hazırlıklardan, Güney Kürdistan sınırına asker yığmasından, yine Kuvayi-Milliye adı altında çeşitli para-militer örgütlenmeleri yaygınlaştırmasından anlaşılmaktadır.

Değerli Halkımız,

Türk devletinin bu saldırısı, Önderliğimizin uluslar arası komploya karşı mücadelenin teori, program ve taktiklerini yaratarak boşa çıkartması ve Apocu yenilmezliği ve aşılmazlığı ortaya koyması karşısında, içine düştüğü çözümsüzlüğün, ahlaki çöküntünün ve vahşiliğinin bir ifadesidir. Uluslar arası komplo koşullarına rağmen Önderliğimizin ve Hareketimizin zafer çizgisinde yürüme gücünü göstermesi karşısında içine düşülen panik, tarihsel olarak aşılma, yenilgiye uğrama korkusundan kaynaklanmaktadır. Bu saldırının esas amacı ise Önderliğimizin imhası temelinde özgürlük hareketini ezerek, Kürt halkını soykırıma tabii tutma ve tüm dinamiklerini yok etmektir.

Ancak düşman ne kadar zalim ve sinsice olursa olsun en azından şimdiye kadar gaflet içinde olunmayarak, zorluklar yenilerek Önderliğimize yöneltilen saldırı sonuç almadan açığa çıkartılmıştır. İmha ve inkâr güçlerinin saldırısı tam sonuca gitmeden açığa çıkartılarak başarısız kılınması yönünde önemli bir imkana sahip olunmuştur. Dolayısıyla saldırı ne kadar tehlikeli olursa olsun, etkili mücadele eder ve varolan gücümüzü topyekün olarak harekete geçirirsek, bunu boşa çıkartacak imkanlarımız bulunmaktadır.


Kardeş Türk Halkı ve Tüm Ortadoğu Halklarına!

Başkan Apo, her zaman Kürt halkının kurtuluşunu Türkiye’nin demokratikleşmesiyle birlikte ele aldı. Bu nedenledir ki, daha ilk günden Türk halkının yiğit evlatlarından Haki Karer ve Kemal Pir gibi yoldaşlar özgürlük Hareketimiz içindeki yerini almışlardır. Önderliğimiz ve hareketimiz sratejik düzeyde halkların kardeşliğini ve Türk-Kürt kardeşliğini savunmuştur. Bu nedenle bu saldırı barışa, özgürlüğe ve demokrasiye yöneltilmiştir. Kürt-Türk birliğine ve kardeşliğine yöneltilen, onu dinamitlemeyi hedefleyen bir saldırıdır. Başkan Apo’ya yöneltilen saldırı, bu anlamda özünde Türk halkının özgürleşmesine, demokratikleşmesine yöneltilen bir saldırıdır.

Uluslar arası komployu gerçekleştirenlerin en önemli amaçlarından birisi, Kürt-Türk çatışmasına yol açmaktı. Bunun önüne Başkan Apo’nun öngörüsü geçmeyi sağladı. Ancak Önderliğimize karşı bu saldırı bütün bu çabaları boşa çıkarma ve bir iç savaşı geliştirmenin yolunu açmışlardır. Kardeş Türk halkının, demokratlarının, emekçilerinin, aydınlarının, sanatçılarının ve kendisine gerçekten Türkiye yurtseveriyim diyenlerin, barışseverlerin bu son derece gayri insani, ahlaksız ve vicdansız saldırıya karşı, kendilerinden başlatarak tüm toplumu kendi içlerindeki vicdanı ayaklandırma temelinde Kürt düşmanlığına oturtulan ırkçı-şoven dalganın karşısında durarak, Kürt halkıyla dayanışmaya, Başkan Apo’nun sağlığını ve yaşamını korumaya çağırıyoruz.

Başkan Apo, yeni paradigmasıyla, Ortadoğu halklarının demokratikleşmesini, birliğini ve değerlerinin gerçek anlamda nasıl savunulacağını göstererek büyük bir hizmette bulunmuştur. Bu nedenle Başkan Apo’ya yöneltilen saldırı bölgemize ve onun tüm tarihsel değerlerine de yöneltilmiş bir saldırı anlamına gelmektedir.

Hem Türk toplumunun hem de Arap ve Fars toplumlarının tüm vicdanlı aydın, humaniter çevreleri ve sanatçıları, tarihte eşine ender rastlanan böylesi ahlaksızlık karşısında vicdanlarının sesine kulak vererek hareket etmelidirler. Bilimin böylesine kirli ve insanlık dışı yöntemler için kullanılması karşısında, bilim onuru sahiplenilerek, cesaretle bu saldırının üzerine gidilmelidir.

Bu nedenle bölgede halkların kardeşliği, eşitliği ve birliğinin teorisini geliştiren, pratiğini uygulamaya çalışan Önder Apo’nun yaşamının korunması için tüm bölge halklarını, aydın, sanatçı ve humaniter çevrelerini Önder Apo ve Kürt halkıyla dayanışmaya çağırıyoruz!


Önder Apo ile Özgür Geleceğini Yaratan Yiğit Kürt Gençliği!

Kürdistan gençliğinin bugün elde ettiği tüm bilinç, örgütlülük ve kazanımlar Önder Apo’nun düşüncesi, felsefesi ve zengin katkılarıyla oluşmuştur. Kürdistan gençliği kendisine kimlik ve kişilik kazandırarak bu düzeye taşıyan Önderliğine yönelik gelişen saldırılara karşı her zamankinden daha fazla tarihsel görev ve sorumluluklarla yüz yüze bulunmaktadır.

Türk devletinin ırkçı-faşizan saldırılarının Kürt halk Önderliğine bu tür kirli yöntemlerle yönelmiş olması, Kürt toplumunun ve özellikle de Kürt gençliğinin geleceğini karartan bir saldırı girişimidir. Bu nedenle Kürdistan’ın dört parçasında ve yurtdışındaki Kürt gençliği tam bir bilinç, örgütlülük ve fedai ruhuyla Önderliğimize karşı bu alçakça saldırıyı geliştirenleri, yaptıklarına pişman ettirmeli, Önder Apo’nun sağlığını, güvenliğini ve özgürlüğünü sağlatacak bir serhıldana öncülük etmelidir. Böyle bir eylemliliği her alanda geliştirmek için üzerine düşen görevleri mutlaka yerine getirmeyi başarmalıdır.

Kürdistan gençliği serhıldan hareketini geliştirirken bir yandan da daha ileri hazırlık açısından gerilla saflarına katılmayı yüce bir görev olarak ele almalıdır. Tüm Kürdistan gençliği Önderliksiz bir yaşamı asla kabul etmeyeceklerini örgütlülük ve eylemlilikleriyle pratikte göstermeye çağırıyoruz.


Özgürleşme İmkanlarını Önder Apo ile Yakalayan Kürt Kadını!

Önder Apo’nun kadın kurtuluş ideolojisini yaratarak, özgürlük yolunu gösterdiği Kürdistanlı kadın, bugün özgürlük mücadelemizin öncü güçlerinden birisi haline gelmiştir. Önder Apo’ya yönelik saldırı özünde kadın özgürlüğüne ve kadının geleceğine yönelik bir saldırı olduğunun bilinciyle Kürt kadınları böyle bir tarihsel süreçte en büyük görev ve sorumlulukla karşı karşıya bulunmaktadırlar.

Önderlik gerçeğimiz, bir kadın özgürlük Önderliğidir. Kürt kadını bu gerçeği gördüğünden bağrından Beritanları, Zilanları, Şilanları ve Viyanları çıkartmıştır. Kürt kadını serhıldanların temel gücü olmuş, en zor ortamlarda her türlü baskı ve zulme karşı yiğitçe direnmeyi, Önderliği sahiplenmeyi özgürlük ve demokrasiyi istemeyi bilmiştir. Şimdi de Önder Apo’ya yönelik alçakça saldırıyı boşa çıkarma sorumluluğu ve göreviyle karşı karşıyadır. Kürt kadınlarını bu tarihsel süreçte Önder Apo’yu sahiplenme, sağlığını ve güvenliğini sağlama, özgürlüğünü elde etme mücadelesine Beritan ve Zilanlardan aldığı güçle her zamankinden daha fazla güçlü bir biçimde öncülük etmeye çağırıyoruz.

Cefakar Kürdistan Halkı,

Önder APO kimsenin Kürtlerin ve Kürdistan’ın özgürlüğü için eyleme geçme bir yana söz söylemeye dahi cesaret edemediği dönemde, kendi varlığını, sizin özgürlüğünüze ve onurlu bir yaşama kavuşmanız için adadı. Yok sayılan, inkar edilen, “uğruna bir şey yapmaya gerek yok” denilen Kürt halkı ve Kürdistan için ilk sözü Önderlik söyledi, ilk yenilmez örgütü O kurdu. Ve ilk eylemi Önder Apo başlattı. Kürdistan’da işlenen tüm tarihi, siyasi ve toplumsal suçları ve suçluları ortaya çıkarttı. Yok sayılan Kürdistan halkını bugün demokratik bir iradeye kavuşturmuş, dili ve kültürüyle buluşturmuş ve tüm saldırılara rağmen kimsenin görmezden gelemeyeceği bir demokratik çözüm dayatmasında bulunmaktadır.

O günden bugüne de, sömürgeci ve emperyalistler kendi gerçekliklerini, halkımıza karşı işledikleri suç pratiklerini açığa çıkaran Önder Apo’yu kendileri için can düşmanı ilan etmişlerdir. Bu nedenle de bugüne kadar bir çok kez imhaya dönük saldırılarda bulunmuşlardır.

Sizler, Başkan Apo ile halk gerçekliğini tanıdınız, kurtuluşun, özgürleşmenin ve onurun yolunu buldunuz. Tüm bunları ortaya çıkaran Başkan APO bugün düşmanın alçakça tasarlayıp devreye koyduğu zehirlemeyle karşı karşıya bulunmaktadır. Bu saldırıyla, kazandığınız özgüven, özgürlük bilinci ve iradesi ortadan kaldırılmak istenmektedir.

Başkan Apo bu ülkenin ve halkın geçmişi, bugünü ve geleceğidir. Bu nedenle Başkan Apo’ya sahip çıkmak, O’na yönelik saldırıyı boşa çıkarmak, size yönelik imha saldırısını boşa çıkarmak ve kendi özgür geleceğinizi sahiplenmektir. Önderliği sağlıklı ve özgür yaşamına kavuşturmak, Kürdistan halkının özgür geleceğini sağlam güvenceye kavuşturmak anlamına gelmektedir. Bu nedenle gençlik, kadın, çocuk, yaşlı, her mezhepten, her etnik gruptan Kürdistan’ın tüm parçalarındaki halkımız özgürlük demokrasi ve onur savaşı olan Önderliğimizin yaşamını sahiplenme mücadelesine en üst düzeyde katılmalı ve kendi geleceğine kasteden bu saldırılara gereken cevabı vermelidir.

Türk devleti ve hükümetinin Başkan Apo’nun imhasına yönelik saldırı sadece PKK Hareketine ve Kuzey halkına yönelik bir saldırı değil, başta Güney Kürdistan’daki ulusal kazanımlar olmak üzere tüm Kürdistan’da gelişen Kürt halkının demokratik kazanımları, diline, kültürüne, bilincine, örgütlülüğüne ve özgürlük iradesine yönelmiş bir saldırıdır. Önderliğin imhası ve Hareketimizin zayıflaması, tüm bu kazanımların tehlikeye girmesi anlamına gelmektedir.

Bu nedenle, bunun bilincinde olarak Başkan Apo şahsında Kürdistan halkına yönelen bu saldırıyı tüm Kürdistan halkı ve onun siyasi güçleri kabul etmemeli, lanetlemeli, kendi varlıklarına, onurlarına ve geleceklerine yönelik bir saldırı olarak görmeli ve bu temelde bu saldırıyı boşa çıkarmak için serhıldanlarını yükseltmeli ve ellerinden ne geliyorsa onu zamanında yerine getirmek için harekete geçerek, bu tarihsel sınavı başarıyla vermelidir.

Bir Serhıldan ve Serkeftin Halkı olarak kitlesel düzeyde meydanlara akmalı ve yapılan bu insanlık dışı saldırıya karşı derhal, Önderliğimizin bağımsız bir sağlık heyeti tarafından tahlillerinin yapılması ve gerekli tedavisinin yapılmasına kadar eylemliliklerine devam etmelidirler. Bu süreçte halkımız eylemlerinin meşru ve demokratik çerçevede olmasına dikkat etmeli kendi kendine zarar veren eylem biçimlerinden uzak durmalıdır.

Siz değerli halkımız, meydanlarda açık açık Önder Apo’ya yaklaşım bize yaklaşımdır sağlığı sağlığımızdır, dediniz. Bugün Türk devleti Önderliğimizi zehirlemekte olduğuna göre, bu tüm halkımıza karşı yapılmış vicdansız ve ahlak dışı saldırıya karşı büyük bir fedakarlık ve bilinçle durulmalıdır. 1998 Ekim’inde komploya karşı “Güneşimizi Karartamazsınız!” şiarı ile yapılan ve devam eden fedailik ruhu bugün daha da güçlendirilerek sahiplenme geliştirilmelidir. Tüm halkımızı ve dostlarını temel talebimiz olan Önderliğin tedavisi yapılıncaya kadar serhıldanlarını daha örgütlü, daha yaygın, sürekli ve daha cesurca yükseltmeye çağırıyoruz.


PKK MECLİSİ

Yazan: AHMED-MEHDI     Tarih : 2007-04-12 12:57:03     Puan :
Zamanin otesindeki onder, tarih i rolu çok az kavraniliyor ozu itibariyle Turk-Kurt ittifakinin en buyuk temsili, Turk halki Baskan Apo''nun temsiline ve onderligine daha çok sarilmalidir bence, Baskan Apo kesinlikle tarihi bir antlasmadir, Kurt-Turk ittifaginin tukenmez ve sillinmez ozu''dur fakat ona geç olmadan sahiplenmelidir çunku antlasmalari ancak talihsiz gafletler bozar kopruler yikildiginda geç olur kimse kan golleri uzerinde yeni kopruler insaa edemez. Baskan Apo''nun dayattigi ve savundugu kardeslige kutsal bir onem vermek, onun Turk halkina olan bagliligi ve sevgisi kürtlerin kalbini yakan ofkenin patlamasinin onundeki tek ve kutsal bir set oldugunu analamak lazim. Kulaginizi biraz ona verin az birseyde dinleyin yeter size anlarsiniz.
Halklarin Kardesligi Zaferlerin en Buyugudur

En çok okunan haberler
· HPG: BEZELÊ ŞEHİTLERİMİZ!
· KCK: Çatışmalar şiddetlenecek
· Gerillalar Türk medyasını nasıl izliyor?
· KCK’den asker annelerine çağrı
· Kandil’de bombardıman günleri... ( 2 )
· Ceylanpınar’da “vatan sağolsun” gerilimi!..
· Türk uçakları köy camisini vurdu!
· Lice-Bingöl karayolu patlama nedeniyle trafiğe kapatıldı
· Kürt siyasetçi açlık grevinde
· Sason'da operasyon

Görüşme Notları
· 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 12.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 10.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 06.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· KÜRTLER FİLİSTİN GİBİ DİRENİŞÇİ HALK OLUR
· Öcalan: AKP çözüme yanaşmıyor
· Öcalan: AKP yol ağzında, bir tercih yapmalı
· Öcalan: Operasyonları durdurun
· Öcalan: Türkiye daha da kaosa sürüklenecek!
· Öcalan: Operasyonlarla sorun çözülmez

© Rojaciwan.com