|
Milliyetçiliği veya ulusalcılığı (utangaç milliyetçiliği) suçlayarak geriletemeyiz. Milliyetçiliğe karşı etkin mücadele etmek, ilkin milliyetçiliği doğuran koşulları analiz etmemizden geçiyor. Bugün şekillenen Türk milliyetçiliğinin dikkatimi çeken 4 özelliği...
Yener ORKUNOĞLU, Yeni Özgür Politika
Son yüzyılın en salgın hastalığı milliyetçiliktir. Milliyetçilik, emekçileri birbirinden koparan ve ayrıştıran bir olgu. Emekçileri yanlış bir eksende bölerek karşı karşıya getirir. İnsanların dikkatlerini gerçek ekonomik-toplumsal sorunlardan uzaklaştırır. Örneğin sendikalar, sisteme karşı mücadele vereceğine, kendi devletinin yanında yer alarak Kürtlere karşı durmaktadır. Türk halkı, devletin baskısına maruz kalan Kürtlerle dayanışma içinde olacağına, bizzat kendini ezen devletin yanında yer alıyor. Dolayısıyla kapitalizme ve milliyetçiliğe karşı mücadele birbirinden ayrılmaz.
Zaman ve mekandan bağımsız gerçeklik yoktur. Gerçeklik, zamana ve mekana bağlıdır. Milletçilik de zamana ve mekana bağlı olarak değişik biçimlere bürünür. Eski dönemin Türk milliyetçiliği ile bugünkü Türk milliyetçiliği birbirinden farklıdır. 1908’lerin, 1920 ve 1930’lu, 1970’li ve 2000’li yılların milliyetçiliği aynı değil. (Türk milliyetçiliğinin geçirdiği aşamaları incelemek ilginç bir sosyolojik araştırma konusu olurdu.)
Bir gazete yazısında ancak bazı şematik karşılaştırmalar yapabilirim. Örneğin 1970’li yıllarda milliyetçi saflarda yer alanlar, genellikle eğitimsiz, işsiz, lümpen gençlerdi. Entellektüel düzeyleri düşüktü. Oysa bugün durum değişmiştir. Aradan 30 yıl geçti. Çok şeyler değişti. Bugün milliyetçi kesimi oluşturanların bileşimi, kimyası değişti. Artık, eğitimli olanlar, belirli bir kültürel birikimi ve siyasal deneyimi olanlar milliyetçiliği savunur hale geldiler. Öte yandan birçok entellektüel kendisini ‘ulusalcı’ olarak adlandırıyor. Esasında ulusalcılık, utangaç milliyetçiliğin öteki adıdır. Milliyetçilik kelimesinin doğurduğu rahatsızlık nedeniyle ‘ulusalcıyız’ diyorlar.
1970’li yıllarda CHP ve MHP ideolojik açıdan birbirine ‘karşıt’ iki partiydi. Bugün CHP, MHP ile milliyetçilik yarışına giriyor, hatta onunla birleşiyor.
Bazı eski ‘solcular’, ‘ben ulusalcıyım’ diyorsa, bunların nedenlerini araştırmak gerekir. Sağ ve ‘ulusal sol’ arasındaki sınır çizgileri kaybolmasının nedenlerini incelemeden, ulusalcılığa ve milliyetçiliğe karşı etkili mücadele verilemez.
Milliyetçiliği veya ulusalcılığı (utangaç milliyetçiliği) suçlayarak geriletemeyiz. Eğer bir şeyi değiştirmek istiyorsak, o şeyi en iyi şekilde tanımak ve kavramak zorundayız. Dolayısıyla milliyetçiliğe karşı etkin mücadele etmek, ilkin milliyetçiliği doğuran koşulları analiz etmemizden geçiyor.
Bugün şekillenen Türk milliyetçiliğinin dikkatimi çeken 4 özelliğine işaret edeceğim.
Birincisi, Eskiden MHP’nin tekelinde olan milliyetçilik, bu dönemde herkesin sahiplenmek istediği meta haline dönüşüyor. Bugün tüm siyasal partiler milliyetçilk konusunda birbiri ile yarışıyor.
İkincisi, Türk milliyetçiliği belirli bir kültürel ve entellektüel birikime ulaşmıştır. Üniversiteler, Türk milliyetçiliğine düşünsel destek olmaktadır.
Üçüncüsü, milliyetçilik, ‘sosyalleşiyor’, yani siyasal partilerin dışına taşarak, topluma yayılıyor. Partilerden bağımsız dernekler, vakıflar ortaya çıkıyor. Emekli generaller bu gibi derneklere öncülük ediyor.
Dördüncüsü, Türk milliyetçiliğinin Kürt sorununa yaklaşımı değişiyor. Eskiden PKK-Kürtler arasında ayrım yapılırdı. Şimdi ayrıma yapılan vurgu azalmıştır. Tüm Kürtleri karşıya alan bir söyleme geçiş var.
Bugünkü milliyetçi ideolojiyi doğuran koşullar nedir? Milliyetçilik nasıl üretilmektedir? Bu sorulara cevap vermeden, bugünkü Türk milliyetçiliğine karşı başarılı mücadele verilemez.
E-Mail: yorkunoglu@gmx.net |