Kitlelerin kararlı toplum oluşturmaları özgür yaşam iradesi göstermelerine bağlıdır. O da eskilerin deyimiyle tasada ve kıvançta birlik oluşturmalarıyla, yani en zor günde özgürlük eylemini başarıyla geliştirip ortak tutum göstermeleriyle mümkündür.
Toplumların özgür yaşam iradeleri genellikle önderlerde ifade bulur. İçlerinden önder çıkarmayı başaran toplumlar özgür yaşam iradesine kavuşmuş olurlar. Artık öylesi toplumları baskı altına almak, köleleştirmek, özgür yaşamdan uzaklaştırmak mümkün olmaz. İmha olabilirler, ama asla köleleşmezler.
Kürt halkı özgür yaşam iradesine Önder Abdullah Öcalan ile kavuşmuştur. Daha önceki süreçte inkar ve imha sistemi altında yok oluşu yaşarken, Önder Abdullah Öcalan’ın çıkışıyla özgür yaşam sürecine girmiştir. Özgür yaşam iradesini ruhta, bilinçte, örgütte ve eylemde onun kişiliği temelinde kazanmıştır. Gerçek anlamda toplumsallaşma sürecinin de bu temelde başlamış olduğu söylenebilir.
Bu nedenledir ki, Kürt halkı Önder Abdullah Öcalan’ın doğum günü olan 4 Nisan’ı onbinleri bulan kitleler halinde kutlamıştır. Bütün engellere, asker ve polis baskısına rağmen, her türlü bedeli göze alarak Önder Abdullah Öcalan’ın doğduğu yer olan Amara köyüne yürümüştür. “Sağlığın sağlığımızdır” ve “Önderliksiz yaşam olmaz” şiarlarıyla bütün engelleri aşmış, önderle kenetlenmenin en güçlü örneğini vermiştir. Önder Abdullah Öcalan’ın doğum gününü, özgür halk olarak kendi doğum günü bilmiştir.
Bu durum, Kürt toplumunda önder-halk bütünleşmesinin ne kadar güçlenmiş olduğunu herkese göstermiştir. Kürt halkı çok derinden hissetmekte ve iyi bilmektedir ki, Önder Abdullah Öcalan kendisinin özgür yaşam iradesi olduğu için İmralı işkence ve imha sistemi içine alınmıştır. O’nun şahsında zehirlenen ve yok edilmek istenen kendi özgür yaşam iradesidir, toplum olma bilincidir, özgür geleceğidir. Dolayısıyla Önder Abdullah Öcalan’ı sahiplenerek esas olarak kendi özgürlük iradesine sahip çıkmış olmaktadır.
Kürt halkının Önder Abdullah Öcalan’ı sahiplenme düzeyi, özgür yaşam bilincini ve iradesini ne kadar geliştirmiş olduğunun en açık göstergesidir. Önderliksiz yaşam ve özgürlük olmayacağını yakın tarihin acı deneyimiyle çok iyi kavramıştır. Dolayısıyla Önder Abdullah Öcalan’ı sahiplenme konusunda her türlü kararlılığı ve fedakarlığı göstereceği açığa çıkmıştır. Bu gerçeği herkesin görmesi ve buna uygun yaklaşım göstermesi gerekir.
Kürt halkının özgür yaşam iradesi kazanmış olduğu, yaşamın her alanında açıkça görülmektedir. Elbette önder-halk bütünleşmesi en başta gelmektedir. Yine oluşan toplumsal dayanışma, yaşanan özgürlük heyecanı, coşkuyla yürütülen özgürlük mücadelesi ve gösterilen ortak direnç bunun göstergeleri olmaktadır.
Bugün Kürt halkının imha amaçlı bir saldırıya maruz kaldığı tartışma götürmez bir gerçektir. Bu imha saldırısı Önder Abdullah Öcalan’dan başlayarak toplumun tüm kesimlerini hedeflemektedir. Kadınlar, gençler, siyasetçiler, sanatçılar, belediye başkanları, herkes bu insanlık dışı saldırının hedefi durumundadır. Her gün onlarcası gözaltına alınmakta, işkencelere tabi tutulup tutuklanmaktadır. Halkın diri güçlerine karşı tam bir sindirme ve pasifikasyon politikası uygulandığı açıktır.
Kürt halkının tüm bu baskı ve saldırılara karşı dört parçada ve yurtdışında yiğitçe direndiği de gözler önündedir. Kadın, yaşlı, çocuk demeden toplumun tümü direnmekte ve bu durum toplum olma bilincini ve özgür yaşam iradesini sürekli güçlendirmektedir. Adeta toplumsallaşma ve özgürleşme örste dövülürcesine sağlam gelişmektedir.
Kuşkusuz bu durumun çok daha güçlenmesine ihtiyaç vardır. Önder Abdullah Öcalan’ı sahiplenme temelinde gelişen bu direnç, halkın varlığına ve özgürlüğüne yönelen her türlü saldırıya karşı gelişmek durumundadır. Örneğin, Belediye Başkanı Aydın Budak’ın tutuklanmasına karşı Cizre halkının gösterdiği tepki ve çevre şehirlerin ve diğer belediyelerin gösterdikleri dayanışma çok önemlidir. Halk kendi temsilcisine, seçimle belirlediği iradesine sahip çıkmıştır. Elbette bunun sürekli kılınması ve iradesi serbest kalana kadar bu direniş mücadelesinin geliştirilerek devam ettirilmesi gerekir. Yine bu tutumun her alana yayılması da önemlidir.
En ağır baskı ve imha saldırısı altında olan bir halkın, varlığını koruması ve özgür irade sahibi olması için başka yol yoktur. Her alanda direniş mücadelesini geliştirmesi ve yönelen saldırılara anında toplu tepki göstermesi zorunludur. Onu yaşatacak yegane yol budur. Yoksa en kötü imhaları yaşayacağı açıktır. Saldırılar karşısında toplumsal tepki göstermede Kürt halkının hala zayıflıkları çoktur. Oysa bu durum, geleceği üzerinde çok ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Önder Abdullah Öcalan’ı ve Cizre Belediye Başkanını sahiplenme temelinde başlatılan mücadele sürecini hem geliştirerek ve hem de her alana yayarak bu tehlikeyi ortadan kaldırmak gerekir.
Bir halk için özgür yaşam iradesi kazanmak hiç de kolay değildir. Kürt halkı için bu daha da zor olmuş ve ağır bedeller almıştır. Benzer şekilde özgür yaşam iradesini sürekli kılmak da zorlu bir mücadele ve bedel ödeme ister. En zor koşullarda özgür yaşam iradesi kazanmış olan Kürt halkının, gençlerinin ve kadınlarının, Önderliği sahiplenme ve savunma temelinde her türlü mücadeleyi geliştirerek bu gücü göstereceği, bedeli ne olursa olsun özgür yaşamda ısrarlı olacağı kesindir.
SELAHATTİN ERDEM, Yeni Özgür Politika |