Gönderen: nurhak0104 Tarih: 04.05.2007, 11:02:45 (19671 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
İSTANBUL - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan avukatları ile yaptığı görüşmede 20 günlük hücre cezası aldığını söyledi. ‘’Çok tehlikeli bir süreçteyiz’’ diyen Öcalan ‘’Özellikle vurguluyorum, toplumsal savaş gelişir!’’ uyarısında bulundu. Öcalan Avrupa’nın Kürtlere yönelik tutumu için de şu çarpıcı açıklamayı yaptı: ‘’Şunun çok iyi bilinmesi gerekiyor: Avrupa’nın Türkiye ile bir anlaşması var. Hem de iddia ediyorum bu resmi bir anlaşmadır. Bu anlaşmaya göre, PKK gözden çıkarılmıştır. Herkes bunu böyle bilmelidir. Bütün bunların karşılığında Türkiye’ye Avrupa Birliği’ne alınacağı vaat ediliyor. Ayrıca AB’nin PKK’yi gözden çıkarmasıyla Türkiye bütün ekonomisini Avrupa ülkelerine açtı. Almanya bütün büyük ihaleleri almaya başladı.Daha sonra bunu İngiltere, Fransa, İtalya gibi, diğer Avrupa devletleri takip etti. Onlar da pastadan pay almaya başladılar. Bu şekilde açıkça Kürtleri sattılar.’’
Öcalan Çarşamba günü avukatları ile yaptığı görüşmede kendisine 20 günlük hücre cezası verildiğini açıkladı. Öcalan, ‘’Daha önce yaptığımız görüşmelerdeki iki cümle nedeniyle 20 günlük hücre cezası verildi. Ceza bana tebliğ edildi. 8 gündür uygulanıyor, 8 gündür tecritteyim. 12 gün daha sürecek. Ben itirazları yaptım. Bursa 2. Ağır Ceza mahkemesine 125 sayfalık bir savunma yazdım. Bu cezanın gerekçesi yine önceki hücre cezalarında olduğu gibi örgüt üyelerinin eğitimini yaptırmak, propaganda yapmak maddesi. Ama yaptığım bütün görüşmeler kayda alınıyor. Benim görüşlerim merak edildiği için bunlar yetkili makamlarca da inceleniyordur’’ dedi.
18 MAYIS YAKLAŞIYOR…
‘’Yazdığım savunmada son 14 yıllık; 93’ten beri, Özal döneminden beri, yani devletin benimle ilişkiye geçtiği tarihten bugüne olan süreci özetledim’’ diyen Öcalan, ‘’Barış, demokratik çözüm çabalarımızı, PKK’ye yönelik tasfiye çabalarını belirttim. Bu tasfiye çabalarının çözüm olmadığını ve olamayacağını geçmiş deneyimleri belirterek anlattım’’ şeklinde konuştu. Öcalan şöyle devam etti: ‘’18 Mayıs yaklaşıyor, Haki Karer yoldaşın şehadetinin 30. yılı oluyor. Ben Elazığ’daydım, o zamanlar Beş Parçacılar vardı. KUK’da o sıralar ortaya çıktı. Hatta o zaman Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Mardin’den aşağıya doğru bir hat çizmişler ve ‘PKK bunun doğusuna geçemez’ diye bir iddiaları vardı. Bu tasfiye sürecinden sonra Sarı Baran, Selim Çürükkaya, Süleymanlar ve Şemdin Sakık’la bu tasfiye çabaları sürdü. Bunlar çok tahribat yarattılar. Bir çok insanın ölümüne sebep oldular. Kuşkuculuğun gelişmesine neden oldular. Harekete çok zarar verdiler. En son 2003 dönemindeki tasfiye süreci yaşandı. Osman, Botan onlar hareketi tasfiyeye götürüyorlardı. O dönem yüzlerce kişinin ayrılmasına neden oldular. Hareket o dönem çok tehlikeli bir süreçten geçti. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum. ABD’nin planı da bu yöndeydi. Türkiye’den bir af yasası çıkarması istendi. Bu konuda tam uzlaşamadılar. Sonuçta çıkan yasa pişmanlık yasası gibi bir şey oldu. Talabani’de o süreçte onlara kucak açtı. Buna paralel olarak Türkiye’de de bunun ayağını oluşturmak için bazı partiler kurdular. 2003-2004’de bu şekilde hareket tasfiye edilecekti. Osman alçağı ve diğerlerine bazı imkanlar sunuldu. Onlarda bu plana geldiler. Hatta benim de bu çizgiye geleceğimi düşündüler. Ama ben duruşumla bu planların bozulmasına neden oldum. Zaten bundan sonradır ki, hücre cezaları gündeme gelmeye başladı. Hücre cezası uygulamaları hukuki değildir, idari ve siyasi baskıdır. Ben bu uygulamalarla cezalandırılmış oluyorum. Şimdiki hücre cezasının da asıl gerekçesi budur. Yoksa benim savaş değil, barış istediğimi, 14 yıldır barış için çabaladığımı herkes bilir. Her fırsatta bunu ifade ettim. Bütün savunmalarımda demokratik barışçıl bir çözüm için yön gösterici olmaya çalıştım. Muhtemel tehlikelere dikkat çekiyorum.’’
TOPLUMSAL SAVAŞ GELİŞİR
Öcalan, ‘’Savunmamda yazdım, çok tehlikeli bir süreçteyiz’’ diyerek şu uyarılarda bulundu: ‘’Artık gelişecek savaş sadece Kürtler ve devlet arasında olmaz, toplumsal bir savaş gelişir. Özellikle vurguluyorum toplumsal savaş gelişir! Ben buna engel olmaya çalışıyorum. Bu tehlikeye işaret edince, bana ‘APO savaş istiyor’ diyorlar. Öyle değil; Ben burada dört duvar arasındayım. Savaş kararı verme pozisyonum olamaz.’’
Öcalan savunmasında şunları da yazdığını hatırlattı: ‘’93’te Özal döneminde başlayan diyalog sürecini bugüne kadar getirdim. Özal’la başladı, sonra Erbakan’la devam etti. Buradayken Ecevit’in özel temsilcisiyle görüştüm. İmralı’ya geldikten sonra başlattığım, savunmalarımla daha da yetkinleştirdiğim barış süreci biliniyor. Fakat bütün bunlardan bir sonuç alınamadı. Bu barış sürecine az önce bahsettiğim tasfiye girişimleriyle karşılık verildi. Fakat nihayet bu tasfiyeden de bir sonuç elde edilemeyeceği anlaşılmalıdır. Hem sivil toplum örgütlerinin, hem aydınların, hem halkların barış talepleri olduğu bana bildirildi. Bunun üzerine bende bir kez daha PKK’den ateşkes kararı almalarını rica ettim. Bütün bu çabalarım ortadayken nasıl Öcalan savaş istiyor denilebilir! Bu son Newroz da, devlet içindeki savaş yanlılarını bir ayaklanma olur mu diye ürküttü. Devletin içerisinde bir kesim diyalogtan yanayken, kirli savaş, özel savaş yanlılarının olduğu da açık. Aralarında bir çatışma ve gerginlik olduğu da anlaşılıyor.’’
MUHTIRADAN HABERDAR DEĞİLDİM
Türk Genelkurmayı’ının verdiği muhtıradan haberdar olmadığını söyleyen Öcalan, Türkiye’deki seçim tartışmalarını şöyle değerlendirdi: ‘’Her halde artık taraflar CHP ve AKP kutuplarında bir araya gelirler. Ulusalcılar, kızıl elmacılar CHP cephesinde bir araya gelebilirler. Muhtemelen seçim ittifak pazarlıkları başlar. DTP nin de hazırlıklı olması gerekir. Bağımsız adaylar mı belirlerler, ittifak mı yaparlar, bunu en iyi şekilde değerlendirip karar verirler. Bu konuda daha öncede örnekler vermiştim; İspanya, İtalya örnekleri incelenebilir demiştim. Şimdi de gerçek solcular, demokratlar, yurtseverler bir araya gelebilir. Bu fırsat değerlendirilebilir. Hatta dürüstçe yaklaşılacaksa, DYP ile, AKP ile de ittifaka gidilebilir. Bu süreç 1946-50 arası sürece çok benziyor. O dönemde Demokrat Parti listelerinde solcular da yer almıştı. Fakat o süreç tamamlanamadı. Gerçek demokrasiye geçilemedi.’’
ABD AÇIKÇA DESTEKLEMEZSE DARBE OLMAZ
‘’ABD açıkça desteklemezse darbe olmaz’’ diyen Öcalan, AKP’nin büyük bir destekle iktidara geldiğine dikkat çekti: Öcalan şöyle dedi: ‘’Değişim yapacağı beklentisini de yarattı. Fakat bir yandan da devlet yönetimini İslami bir temelde şekillendirmeye çalıştı. Nakşibendi geleneği önceleri bize karşı desteklendi. Sonraları AKP nakşi kadrolarını devletin bütün kademelerine yerleştirdi. AKP cumhurbaşkanlığı konusunda devleti, genelkurmayı uyutabileceğini düşündü, ama yanıldı. Bu çabaları muhtırayla sonuçlandı.
Bizim önerimiz demokratik bir cumhuriyettir. Demokrasi cumhuriyetle çelişmez, cumhuriyet demokrasinin devlet biçimidir. Demokrasi olmadan cumhuriyet ne sorunlarını çözebilir ne de devamlılık arz eder. M. Kemal’in de asıl düşüncesi buydu, demokratik bir cumhuriyetti. Ama o zamanki koşullar nedeniyle bu düşüncelerini hayata geçiremedi. Şimdi kendilerini Kemalist olarak değerlendirenlerin M. Kemal ile hiçbir alakası yoktur. M. Kemal Kürtleri bir unsur olarak kabul etmiştir. Kürtler ile ittifak yaparak işgalcileri kovmuştur. Kürt isyanları ve İngilizlerin bölgedeki emelleri M. Kemal’in kafasındaki planları ertelemesine neden olmuştur. M. Kemal’in o zamanlar muhtariyet dediği şey aslında bir tür demokratik özerkliktir. O zamanki koşulları iyi değerlendirmek gerekir. Cumhuriyet henüz çok gençti, yeni kurulmuştu ve parçalanma, bölünme paranoyası çok büyüktü. Hilafetin, saltanatın, Vahdettin’in geri gelme tehlikesi vardı. Musul-Kerkük meselesi vardı. Bu süreçte Kürt isyanları patlak verince M. Kemal cumhuriyeti ayakta tutma telaşına kapıldı. Cumhuriyetin ayakta kalması için Musul ve Kerkük bile feda edildi. Biliyorsunuz onlarda Misak-ı Milli sınırlarına dahildi. Misak-ı Milli önemlidir. Savaştan yeni çıkmış cumhuriyet bir savaşı daha göze alamadı. M. Kemal Kürtlerin yine kendisiyle birlikte hareket edeceğinden emin olsa, yedi düvelle savaşırdı. M. Kemal Kürtlerle birliktelikten yanaydı.’’
KÜRTLERİN GÜNEY’E SÜRÜLMESİNİ TEKLİF EDENLER VAR
Kürtlerin o dönem güçlü bir önderlikleri olmadığı için sorunu demokratik diyalog kanallarıyla birliktelik temelinde çözme imkanı oluşmadığını kaydeden Öcalan, bu diyalog eksikliğinden dolayı gelişen isyanların da sert bir şekilde bastırıldığının altını çizdi: ‘’M. Kemal’e yönelik önyargılarda bu nedenledir. Bugün ise gelinen noktada söylediğim gibi artık gerçekleri görüp demokratik bir çözümden yana olanlar olduğu gibi, özel savaş yanlıları da var. Ordu da böyle çözümden yana olanlar olduğu gibi, özel savaş yanlıları da vardır. Bugün Kürtlere zamanında Ermeni ve Rumlara uygulanan politikaların uygulanmasını isteyenler var. Açık açık Kürtlerin güneye sürülmesini teklif edenler var. Bunlara göre Kürtlere karşı büyük bir imha politikası yürütülecek; bir kısmı yok edilecek, asimile olanlar asimile olacak, geriye kalan büyük kitleler de güneye sürülecek. Bu korkunç bir plandır ve gerçekleşmesi mümkün değildir. Kürtlerin durumu, konumu farklıdır. Kürtler artık kendilerini savunabilecek bir pozisyondadırlar. Bu felaket senaryosunu ciddi ciddi bir çözüm seçeneği olarak Türkiye’nin önüne getirmek isteyenler var. Ama bunun yanında Evren gibi bizimle yıllarca savaşmış, ama artık savaşın çözüm getirmeyeceğini anlamış olanlar da var.’’
EVREN’İ ÖVMEDİM
Öcalan, ‘’Gazetelerde benim Evren’e dahi diyerek övdüğüm yazıyordu. Bu doğru değildir’’ diyerek bununla neyi kastettiğini şöyle dile getirdi: ‘’Askeri anlamda çok deneyimlidir, bizimle 30 yıl savaşmıştır. Kürt sorunun da birinci dereceden taraf olduğu için bu sorunun gelişimini ve geldiği noktayı iyi bilir, tehlikeyi de görmüştür. Evren böyle düşünüyorsa, askeriye içinde onun gibi düşünen bir kesim mutlaka vardır. Evren askeriye için de önemlidir. O bile bu noktaya gelmişse, bu önemlidir ve gerçekleri görmek gereklidir. Yine Mümtazer Türköne’nin Radikal’de bir röportajını okudum. Orada şunu diyordu: Savaş yanlıları o kadar korkunç yapılanmışlar ki, Evren bile açıklamalarını yaptıktan sonra korkup sindi. Biliyorsunuz M. Türköne’de eski bir milliyetçidir. Fakat şimdi benim de katıldığım görüşleri var. Geçmişte de Erbakan, hükümeti zamanında bizimle diyaloga girdikten sonra tasfiye edildi. Öncesinde de Özal açılım yapmak istediğinde, şaibeli bir şekilde hayatını kaybetti. Yine emekli bir askerin gazetede bir yazısını okumuştum. O da zamanında en şiddet yanlısı askerlerdendi, bizimle en çok savaşanlardandı. O da artık silahla sorunun çözülemeyeceğini ifade ediyordu. MİT müsteşarının açıklaması vardı. Mevcut katı ulus devlet anlayışının esnetilmesi gerekir diyordu. Yine eski MİT’çi Cevat Öneş bu düşünceleri daha da detaylı bir şekilde ifade etmişti. Bu düşüncelerin çoğuna ben de katılıyorum. Yine Mehmet Ağar’ın da açıklamaları ortada. Onun da gerçekçi bir noktaya geldiği görülüyor. Hatta Benelüx modelinden söz ediyordu. Görüldüğü gibi devletin içerisinde Kürt sorunu konusunda açık bir ikilem var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de bu tıkanma görüldü. Laiklik kaygısı nedeniyle yaratılan gerginlik de biraz sunidir. Asıl mesele Kürt sorununa yaklaşım biçimidir. Özel savaş yanlılarının asıl kaygılandığı AKP’nin Kürt sorunu konusunda reform yapma ihtimalidir.’’
AB’NİN TÜRKİYE İLE ANLAŞMASI VAR: PKK GÖZDEN ÇIKARILMIŞTIR
Avrupa’nın Kürtlere yönelik tutumunu da değerlendiren Öcalan çarpıcı açıklamalarda bulundu: ‘’Şunun çok iyi bilinmesi gerekiyor: Avrupa’nın Türkiye ile bir anlaşması var. Hem de iddia ediyorum bu resmi bir anlaşmadır. Bu anlaşmaya göre, PKK gözden çıkarılmıştır. Herkes bunu böyle bilmelidir. Bütün bunların karşılığında Türkiye’ye Avrupa Birliği’ne alınacağı vaat ediliyor. Ayrıca AB’nin PKK’yi gözden çıkarmasıyla Türkiye bütün ekonomisini Avrupa ülkelerine açtı. Almanya bütün büyük ihaleleri almaya başladı. Daha sonra bunu İngiltere, Fransa, İtalya gibi, diğer Avrupa devletleri takip etti. Onlar da pastadan pay almaya başladılar. Bu şekilde açıkça Kürtleri sattılar. Bu noktada Kürtlerin satılması demek, Türklerin satılması demektir. Türkiye ekonomisini bu şekilde yabancılara açmakla Düyun-u Umumiye döneminden 4 kat daha fazla borçlanmış bir durumda. Mustafa Kemalciyiz diyorlar. M. Kemal olsa böyle mi yapardı. Düyun-u Umumiye borçları onun zamanında silinmedi mi? Arazilerin yabancılara peşkeş çekildiği söyleniyor ama bununla kalsa iyi, bütün Türkiye satılıyor.
Bu durum Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin benim yeniden yargılanmam konusunda ki son kararında açık bir şekilde görüldü. AİHM’in adil yargılanmadığıma ilişkin kararına rağmen Bakanlar Komitesi’ne tepeden gelen merkezi ve siyasi bir kararla yeniden yargılanmamın önü kesildi. Bakanlar Komitesi benim için suçlarını itiraf etmiş diyor, bu kesinlikle doğru değildir. Benimki, çözüme yönelik samimi çaba ve tutumlardı. Bunun itiraf olarak adlandırılması kabul edilemezdir. Ben bütün bunları demokratik çözüm ve barış için yaptım. Hatta son süreçte Hakikatleri Araştırma ve Uzlaşma Komisyonlarını önermiştim. Devlet içinde suça karışanların da bu komisyonlara gelerek samimi bir şekilde suçlarını kabul edip özeleştiri yapmaları gerekir demiştim. Bir çeşit şartlı af gibi olacaktı. Güney Afrika’da çok büyük suçlara karışanlar gelip, öz eleştirel yaklaşımla ifade vermişlerdi. Türkiye’de de Tansu Çiller, Mehmet Ağar gibi isimler böyle yaklaşabilir.’’
Öcalan doğum gününü kutlayanlara şu mesajı verdi: ‘’Basından takip ettiğim kadarıyla doğum günü kutlamasına binlerce kişi katılmış, katılanlara, kadın, çocuk, genç herkese teşekkürlerimi iletin.’’
ÇABAM TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN
Kendisine yönelik uluslar arası komployu bir kez daha hatırlatan Öcalan bu konuda şöyle konuştu: ‘’Komployla tarihi Türk-Yunan düşmanlığının giderilmesi için benden daha iyi bir hediye olamazdı. Rusya’ya da 10 milyar dolar para verdiler. Ayrıca Mavi Akım projesinde de anlaşmaya varıldı. Rusya’nın müthiş paraya ihtiyacı vardı. Benim teslim edilmemle sonradan çok açık şekilde anlaşıldı ki, Barzani ve Talabani’nin önü de açılmış oldu. Bunların hepsini çok iyi düşünmek gerekir. Söylediğim gibi benim savaş istediğim kesinlikle doğru değildir. Bunu özellikle Türk kamuoyunun çok iyi anlamasını istiyorum. Türk aydınları, Türk solu da bunu iyi bilmeli, bu konuda çaba göstermelidir. Benim bütün çabalarım demokratik barışçıl bir çözüm içindir. Ben bu konuda elimden gelen her şeyi yaptım. Fakat bu şekilde PKK’nin ve Kürtlerin üzerine gidilirse, onların ne yapacağına karışmam. Bu konuda kararı kendileri verecektir. Bu uyarıyı yapmayı görev biliyorum. Eğer Kürt halkının üzerine gidilirse çatışmalar artar. Ama benim bütün çabam toplumsal barışı sağlamak içindir.’’
AÇLIK GREVCİLERİNE MESAJ: YAŞAYARAK DİRENİN
Öcalan son olarak Fransa’nın Strasbourg kentinde 11 Nisan’dan beridir süresiz dönüşümsüz açlık grevi yapan eylemcilere şu mesajı verdi: ‘’Açlık grevindeki arkadaşlar için şunu söylüyorum. Kesinlikle hayatlarını tehlikeye atacak, kendilerine zarar verecek bir noktaya getirmesinler. Bu hücre cezasına tepki olarak da kimse kendini yakma gibi eylemlere girişmesin. Buna kesinlikle karşıyım. Yaşayarak, çabalayarak direnmek gerekir. Bu arada, sürecin ne kadar tehlikeli olduğu ortada. Askeri ve sivil arkadaşlar, Türkiye’dekiler, Avrupa’dakiler ve diğer taraftakiler kendilerini çok iyi korusunlar. Ben de burada elimden geleni yapıyorum. Hepsini sevgiyle selamlıyorum.’’
..
ANF NEWS AGENCY
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: z4xr0s Tarih : 2007-05-04 14:49:21 Puan :      |
|
Değerli Önderimizi Saygı Ve Sevgilerimle Selamlıyorum..
|
|
Yazan: Apoci_ Tarih : 2007-05-04 16:39:39 Puan :      |
|
slav...
sayın başkanımız bu size verilen hücre içinde hüçre cezasına sakin kalmyıcagız,bilin ki sizin sağlıgınız bizim sağlıgımız dır.
sana olan herhangi bir kötülük , yıkıcı ve şideddtle karşılık verecegiz.
milyonlar sizin arkanda,sizde başkan apo milyonların kalbindesiniz unutma ki size olan borcumuz size olan bu saygımız size verdigimiz bu değer sonsuz dır.
eğer bu eli kanlı tc gerçekten barış kardeşlik istiyorsa cözüm sizin imralıdaki tek kapıdır ama o kapıda ,bilin ki 16 mayısa kadar açık dır ondan sonra kapanacak ve birdahada açacagına inanmiyorum.
ya sizinle ve bağımsız bir kürdistanla özgür bir yaşam yada size yaşam hakkı tanınmıyacak.
|
|
Yazan: Ciwan12 Tarih : 2007-05-04 17:20:34 Puan :      |
|
AÇLIK GREVCİLERİNE MESAJ: YAŞAYARAK DİRENİN...
sanirim bu sozu cok iyi anlayabiliyoruz! |
|
Yazan: __amed__ Tarih : 2007-05-04 17:40:42 Puan :      |
|
|
BI TE JİYAN NAMAŞE EY SROOOOOOOOOOOOOOOOOOOK |
|
Yazan: egit0021 Tarih : 2007-05-04 18:53:22 Puan :      |
|
|
slav u réz hevalnoooo valla bende düşündüm ddesem inanın vallhi dediği gibi sayın başkanımız açılık grevine karşıydım temam onlara saygım sonsuzdur ama biz bööle yaparak kenimize zarar veriyoruz ve onlarda buna seviniyorlar gün direniş birlik günüdür yaşam direnmektir...hevalnooo sizleri ve tüm kurd halkını direnişe ve birliktelike çağırıyorum....sayın başkanımız istediği de budur serok izindeyizzzzzz....bıjı yekiti EGİT AMED |
|
Yazan: beritan_yurekli Tarih : 2007-05-04 19:39:49 Puan :      |
|
|
sensiz ne hayat ne baris nede ozgurluk olurrr sznsiz bize hata veren seyy apomm herzmn ve heryerde yanindayizz unutma seni cok seviyoruzz |
|
Yazan: rozem_amed Tarih : 2007-05-04 20:04:28 Puan :      |
|
|
BİR ÖZGÜRLÜK OLACAKSA EĞER.BU ÖNDERLİK''LE OLMALI. |
|
Yazan: bagok_agiri Tarih : 2007-05-04 20:20:45 Puan :      |
|
|
başkana sonsuz saygılar sunarım biji serok apo |
|
Yazan: BERITANLI_12 Tarih : 2007-05-04 21:54:52 Puan :      |
|
|
Yazan: capeuara21 Tarih : 2007-05-04 22:32:19 Puan :      |
|
|
BAŞKANIMIZA LAİK OLMAK İÇİN DİRENİŞ DİYORUM. BAŞKANIMIZA SAYGI VE SEVGİLERİMLE |
|
Yazan: carnewa_21 Tarih : 2007-05-04 22:52:53 Puan :      |
|
SAYIN BAŞKANIMIZI SAYGIYLA SELAMLIYORUM.
HERBİJİ SEROKEME |
|
Yazan: kajiyan Tarih : 2007-05-05 02:45:56 Puan :      |
|
silav u rez ey seroke min ..be te jiyan herame yan tu yan ji neman!
HER BIJI SEROK... |
|
Yazan: serxwebun_100 Tarih : 2007-05-05 21:36:03 Puan :      |
|
|
Sayin baskanimizi saygi ve sevgiyle selamliyorum. Her biji Serok Apo ,Her biji gerilla,her biji kurd u kurdistan!Silav u rez |
|
Yazan: Afet-i-Devran Tarih : 2007-05-09 19:48:37 Puan :      |
|
Baristan sözden ve barisi öngören biri nasil olurda toplumsal bir savastan sözedebilir??
18 mayis 2007 öncesi TC''nin tutumu belliyid bu tarihten sonrada çok degisecegini hiç kimse beklemesin. TC''nin gündemi belli ve oldukça yogun..
Dünya''nin dört bir kösesini isgal etsenizde, yakip yiksanizda asil amaciniza bu sekilde asla ulasamazsiniz..
Kötülüge kötülükle karsilik vermek HER adamin isi..
Iyilige kötülükle karsilik vermek $ER adamin isi..
Kötülüge iyilikle karsilik vermek ER adamin isi..
Ve siz size yakin olan toplumlarin ve halklardan beklediginiz umdugunuz istediginiz ilgiyi destegi asla alamiyacaksiniz.. Çünkü siz kommunizme boyun egmissiniz, onun kul kölesi olmussunuz..
Allah''i unutmaya devam ederseniz, israilogullari gibi yersiz yurtsuz kalirsiniz..
Benim bu yazimida hosgörüyle karsilayin, oldukça seviyeli ve de terbiyeli bir sekilde kendi görüsümü paylasiyorum..
Allah devletimize zeval vermek isteyenlere firsatlar vermesin..
|
|
Yazan: rubar__2121 Tarih : 2007-05-17 15:57:21 Puan :      |
|
|
cınar gençliyınden önderimizi saygıylan sevgilerimızlen selam lıyoruz biji şerı azadiyı ( D S S) |
|
Yazan: armed Tarih : 2007-05-18 02:33:00 Puan :      |
|
|
ben önce AFETİ DEVRAN arkadasıma cvb vermek istiyorum. barış isteyen bi insan nasılda toplumsal bi savastan söz ediyor diyo arkasım ewet haklısın ama sunu unutmaki bu hiç bir kürdün desteklediği bi kavram ve düşünce değil ama t.c biz yani kürt halkını bunu yapmaya zorluyor kimse istemez kurulu düzenini bozmaya eline silah alıp savasmaya ama t.c iyi niyeten anlayan bi devlet değil ve aynı zamanda türk halkıda aynı düşüncede. en basit örneği bu kadar asker ölüyor ama bi anne baba cıkıp benim evladım neden öldü bu ülkede bi savaş yok neden evlatlarımız ölüyor diye sorgulamıyor herseyi bizden beklem AFETİ DEVRAN kardesim bu halk cumhuriyet kurulduğu günden beri insanın yaradılışı gereği bi takım haklara olması gereken bi halk daha adını bile söyleyemezken tabiki hakını aramak için yeri ve zamanı geldiğinde savasta, barısta isteyecek bence sen önce t.c devletini sorgula........... ayrıca seni kutluyorum en azından kendine göre seviyeli bi yorum yapmıssın tekrar kutlarım...... ya özgür bi demokratik ülke yada onurlu bi savas... yasasın baskan APO ve K.K.K SERKEFTİN |
|
Yazan: jiyanpoet Tarih : 2007-06-07 21:59:40 Puan :      |
|
|
Afet-i-Devran öncelikle merhaba. fikrimi özgürce söylüyorum diyorsunuz ve bunda bence cok haklısınız tabiki söyliceksiniz ama şunu belirtmeliyim.allahın peygamberi muhammedde savaşlar yaptı insan kesti yoketti neden acaba.bugün bakıldığında sadece şairler ve edbiyatçılar atalarının sözleriyle tepkisel bir acılım yaparlar sizin gibi sadece ata sözünü bilmekle değil. er insan insanı inkar ederse onu yetmezmiş gibi imhada ederse ozaman herkesin muhammed kadar hakkı vardır sanırım değilmi. |
|
|
|
 |
| |
|