Kürtler 30 gündür Strasbourg’ta açlık grevi yapıyor. Grevciler Avrupa İşkenceyi İzleme Komitesi’nin (CPT)Türkiye’ye bir heyet göndermesini ve PKK lideri Öcalan’ın zehirlenmesine ilişkin iddiaların araştırılmasını istiyor. Talep kabul edilmemiş olacak ki, süresiz açlık grevi sürüyor.
12 yıllık hapishane hayatımda girdiğim açlık grevlerini toplasam üç yılı bulur. İnsanın kendisini açlığa yatırması, doğal beslenmesini sürdüren vücudu dinamitlemek anlamına gelir. Açlık grevinin ilk birkaç günü dahi çok zordur. Vücut bu ani değişiklikle kıvranır. Şiddetli bir baş ağrısı başlar. İlk birkaç günden sonra vücut bir hafta kadar açlığa alışmış gibi görünür. Depolanmış besin kaynakları tükendikten sonradır ki, ayakta durmak için kendi hücrelerini eritir vücut.
1980 yılında ilk açlık grevine gittiğimizde cezaevi komutanı binbaşı 14 gün sonra öleceğimizi söylemişti. Açlık grevi tecrübemiz olmadığı için 14. Günden itibaren ölümümüzü beklemeye başladık. Ama ölmüyorduk. Sonra sayısız tecrübeden öğrendik ki, açlık grevine inançla başlamış bir vücut, eğer şekerli su almıyorsa, 30’lu-40’lı günlerle birlikte ölüme yakın oluyordu.
Açlık grevinin 12. Gününde hayatını kaybeden arkadaşlarımız da oldu. Sağlık problemi olan bir vücut, açlık grevinin ilk haftası da göçüp gidebilir.
Strasbourg’taki açlık grevi 30. Gününde. Açlık grevindekilerin diş etleri erimeye başlamış olmalı. Kişi başı kilo kaybı 10 ile 18 kilo arasında seyrediyordur. Kaç açlık grevinde dişlerimin dökülecekmiş gibi sallandığını biliyorum. İleri günlerde ölen arkadaşlardan otopsiye tabii tutulanların midesini bulmakta zorluk çekmişti doktorlar.
Kürtler hep acı mı çekecek? Ne yazık ki öyle... Uygar dünyanın yüzyıllardır tepine tepine kullandığı hakların çok azını istemek bile Kürtler için linç konusu... Sovyetler Birliği’ni 15 parçaya bölen, Balkanlar’da tozu dumana katan, petrol için Ortadoğu’ya savaş gemileri gönderen Batı, Türkiye Kürtlerinin taleplerini es geçiyor.
Batı, demokrasi diyor... Halbuki demokrasi bir siyaset biçimidir. Kürtlerin siyasetten çok öncelikli olarak doğuştan gelen haklarını kullanma sorunları var. Ana dilde eğitim görmek istemenin, tarihsel renklerini dalgalandırmanın siyaseti mi olur muş? Demokrasinin kurulması için öncelikle doğallığın inşa edilmesi gerekiyor...
Açlık grevi ile birlikte Kürtlerin Avrupa’daki kurum ve kuruluşlara yönelik işgal eylemleri arttı. Kıstırılmış inkar hayatların bu tür davranışlarına öğüt vermek veya onları yargılamaya kalkmak benim vicdanımı aşar. Batı’da tek tokat yiyen çocuğun psikolojik tedaviye ihtiyacı oluyor. Kürtlerin her anı işkence... 25 yıldır bomba ve kurşun sesi dinliyorlar. Ana dili yasak bir gencin geriliminden inkarcılar ve onun destekçileri suçludur.
Kırıp dökmeden ve kimsenin tırnağını kanatmadan Kürtlerin Avrupa ve dünyanın çeşitli yerlerinde giriştikleri işgal ve ses duyurma eylemlerini anlamak lazım... Kendi tek insanına yönelik basit bir şiddetin kinini yüzlerce yıl sürdüren ve ilk fırsatta bunun intikamını alan Batı bir yan güvenlik duvarı haline getirdiği Türkiye ve onun Kemalist rejimini desteklediği sürece Ortadoğu’da hiçbir sorun kalıcı olarak çözemez.
Soğuk Savaş döneminde Sosyalist sistemin sıradan insan hakkı ihlallerini hergün manşetlere taşıyan batılı devletlerin, 20 milyon Kürde ana dilde eğitimi dahi yasaklayan bir rejimi desteklemeleri insanlık suçudur... Biz, Batılı devletlerin Ortadoğu’nun kafasına geçirdiği suni sınırlar girdabının kurbanları değil miyiz?
Fransa’nın yeni seçilmiş cumhurbaşkanı, Türkiye’yi içimize almakla Kürt sorununu AB sorunu haline getiremeyiz diyor. Hoş diyor... O zaman 20 milyon Alevinin mezhebini, 20 milyon Kürdün de etnik kimliğini inkar eden bir rejimi niye destekliyorlar?
Açlık grevlerinden söz açalım dedik konu geldi AB ve ABD’nin Kürt politikasına dayandı. Çok ilgisiz bir şey değil bu. Sonuçta açlık grevi ve işgaller Avrupa’da oluyor...
Strasbourg’taki açlık grevi kimsenin hayatına mal olmadan bir şekilde son bulmalı... Belki çok kez katılmış olmamdan dolayıdır, açlık grevi deyiminden tenim ürperiyor...
Açlık grevinin biteceğini ümit ettiğim 12 Mayıs günü Strasbourg’ta buluşmak dileğiyle...
Hasan Bildirici bildiricihasan@hotmail.com
Kürdistan Post |