Gönderen: lawikemetini Tarih: 11.05.2007, 19:04:30 (1499 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Bağımsız adaylarla seçime girilecek olması talep arttırıcı olacağı açıktır. Burada Kürtler; siyasal çözüm yerine, siyasal entegrasyon ve benzeşmeye yatkın anlayışlara da kapıları kapamalı, özellikle “seçim kadroları” özelliği kazananları tercih etmemelidir.
DELİL KARAKOÇAN, Yeni Özgür Politika
Olağan bir seçim süreci yaşamıyoruz. Gece yarısı muhtırasıyla derinleşerek ayyuka çıkan rejim krizinin yol açtığı olağan dışı bir seçimle karşı karşıyayız. Çözülme sürecine giren sistem, erken genel seçimle faşizan, milliyetçi yapısını güçlendirerek çözülmeyi engellemeye çalışıyor. Burada rejimi “bütün” olarak tanımlamak yanlış olur. Krizin bir ucunda orduyu siyasal olarak tamamlayan ve daha çok CHP’de somutlaşan kızıl elmacı, statükocu milliyetçi güçler bulunuyor. Diğer uçunda da ise İslâm-i liberaller var. Merkezi devlet yaklaşımını esasta değiştirmeyen ancak, belli bir arayış içinde de olan Ağar’ı da bu cepheye yakın gibi duruyor.
Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümünü öngören, siyasal temsiliyetini ise DTP ve tutarlı aydınlarda bulan demokratik cumhuriyetçiler ise sistem içi çelişki ve çatışmaların dışında olsa da, demokrasi için ciddi bir eğilim/ağırlık oluşturmuş gözükmüyor. Dolayısıyla kavga, liberaller ile milliyetçi şoven güçler arasında yürüyor.
Ordu, CHP-DSP alternatifiyle, inkârcı imhacı politikalarına toplumsal taban yaratmaya çalışırken, DYP-ANAP birleşmesinden doğan Demokrat Parti ise, ordu-liberal çekişmesinin yarattığı sıkışma ve boşluktan da yararlanarak ağırlık oluşturmaya çalışıyor. Her iki kesimin DTP faktörüne karşı tutumu ise parlamento dışı bırakma, olası bağımsız aday seçeneğine karşı ise gerici feodal milliyetçi Kürt çevre ve bireyleri öne çıkarma, “Kürt cephesinden aday göstertmenin yollarını arama” oluyor.
* * *
Bu durumda ilkel milliyetçi birey ve çevreler, ne denli iştahlı olurlarsa olsunlar, erken genel seçimlerde “Kürt cephesi”, “demokratik Kürt ittifakı” içinde değerlendirilemezler. Hatta bunları Kürt dinamiği olarak tanımlamak, güç saymak bile yanlış, abartılı bir yaklaşımdır. Ne bunların Kürtlerin temel toplumsal sorunlarıyla ilişkisi vardır ne de halkın, bu kesim ve bireyleri parlamentoda görmek ister talebi vardır. Ayrıca şu notu düşmekte de fayda var: Türkiye’de Kürtlerin “birlik” sorunu yoktur. Kürtlerin siyasal sosyal ve ruhsal birliği sağlanmıştır; vardır, diri ve etkindir. Geniş Kürt çevrelerini kapsama, içine alarak güçlenme sorunu vardır.
Bu durumda özelde DTP, genelde Kürt cephesinin seçim taktiği şu olabilir: Orducu milliyetçi güçlere ve çözüm üretme iradesi olmaktan uzak liberallere karşı demokratik cephenin en gerçekçi birliğini sağlamak. İlkel milliyetçi eğilim ve aday önerilerine kapalı durarak, inkârcı milliyetçi çizginin, demokratik Kürt hareketini; Kürt feodalleri ve mezhep kimlikli şahsiyetleri üzerinden yarma girişimini boşa çıkartmak.
Öte yandan, üretme yeteneğini yitiren uçta sol’a mesafeli durmak. Temel ittifak gücü olarak almamak. Ancak, tutarlı aydın ve demokratlara karşı açık olmak. Özellikle “barış konferansı” bileşenleri üzerinden güçlü ittifak ve birliktelikler geliştirmek. Genelden çok, lokal ittifaklara önem vermek. Özellikle İstanbul, İzmir, Aydın, Mersin, Adana gibi kentlerde demokratik sol güç ve çevrelerle lokal ittifaklar geliştirerek ortak bağımsız adaylar belirlemek.
* * *
Bağımsız adaylarla seçime girilecek olması talep arttırıcı olacağı açıktır. Burada Kürtler; siyasal çözüm yerine, siyasal entegrasyon ve benzeşmeye yatkın anlayışlara da kapıları kapamalı, özellikle “seçim kadroları” özelliği kazananları tercih etmemelidir. Bir konumu, görevi olsun ya da olmasın, ister yerel ister genel, her seçim olduğunda ortaya çıkanlar, bunu amaç edinenler de tercih edilmemelidir.
Belediye başkanlarının da tercih dışı bırakılması doğru olacaktır. Bunlar zaten seçilmişler ve çok önemli görev ve sorumlulukları var. Önce burada başarılı olsunlar. Halkın taleplerine karşılık versinler. Daha yükseklere, tepeye, iktidara heveslenmesinler. Bu çok daha anlamlı ve bir o kadar da doğru bir tutum olacaktır.
* * *
Bir diğer husus da aday profili konusudur. Bu da seçim stratejisi kadar önemlidir. Bir aday hangi özellikleri taşımalıdır. Nasıl bir kararlaşma içinde olmalıdır.
Bir sonraki yazımda değineceğim ama özetleyeyim:
Vedat Aydın gibi, Mehmet Sincar gibi, Savaş Buldan gibi. Kirli savaş yıllarında büyük oranda faili meçhule giden, katledilen halk önderleri gibi, halkçı, devrimci özellikleri güçlü, taşıdığı sorumluluğu bilen, halkçı önderler gibi…
Başkası değil. Başkası yalan. Başkası sahte. Başkasından fayda yok.
delil-karakocan@hotmail.com |
|
|
|
|