Vicdani retçi olduğunu basın açıklamasıyla duyuran Ahmet Aslan, “Eli silahlı da olsa özgürlük mücadelesi veren insanıma kurşun atamam. Hiçbir Kürdün atmasını da istemem” dedi.
Ahmet Aslan adlı bir genç “vicdani retçi” olduğunu basın açıklamasıyla duyurdu. ‘Militarist bir gelenekten gelen faşist diktatörlük’ olarak tanımladığı yapılanmaya askerlik yapmayı reddettiğini belirten Aslan, toplumsal cinayete ortak olmayacağını söyledi.
Aslan, Galatasaray Lisesi önünde DTP, SDP, EHP, EMEP ve SGD gençlik örgütleri ile birlikte kararını açıkladı. Açıklamadan önce “Zorunlu askerliğe hayır” yazılı pankart ile “Ahmet barışı seviyor”, “Bijî bratiya gelan”, “Savaşa değil gençliğe bütçe” yazılı dövizler açıldı. Ahmet Aslan, vicdani retçi olma kararının hem mantıksal hem de duygusal bir sonuç olduğunu ifade etti. Aslan, vicdani retçiliğini şöyle açıkladı: “Militarist bir gelenekten gelen bu faşist diktatörlükte adaletin olmaması, 12 yaşındaki bir çocuğun muhalefetinden korkup onun bedenine 13 kurşun sığdırılması, Cizre’de Yeşilyurt köylülerine dışkı yedirilmesi, 400’ün üzerindeki rütbeli askerin bir kadına tecavüz etmeleri, Şemdinli’de suçüstü yakalanan rütbeli askerlerin iyi çocuk olmaları, birazcık vicdanı olan yargıçların mesleklerinden men edilmeleri, Musa Anterler’in, Mehmet Sincarlar’ın, Vedat Aydınlar’ın, Hrant Dinkler’in alçakça katledilmeleri, askeri mafyacılık, askeri derin devletçilik, askeri kişisizliğin bir sonucudur benim vicdani retçi olmam.”
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaşanan Dersim, Çorum, Maraş, Sivas, Kızıldere, Şemdinli ve diğer katliamlara işaret eden Aslan, “Vatanseverlik duygusuyla insan öldürmek, aynı zamanda onun anne ve babasını, kardeşlerini, sevgilisini, aşkını, anılarını ve tüm sevenlerini öldürmek anlamına da gelir. Böyle bir vicdani azabı taşıyamam. Bu bir toplumsal cinayettir” diye konuştu.
Soykırım yaşatılıyor
Kürtler üzerindeki baskı ve şiddete dikkat çeken Aslan, Kürt halkına kimlik ve kültür soykırımı yaşatıldığını vurgulayarak, “Hele bu memlekette yaşayan ezilmiş bir Kürtsen, eli silahlı da olsa özgürlük mücadelesi veren insanıma kurşun atamam. Hiçbir Kürdün atmasını da istemem. Özgürlük mücadelesinin silahlı olup olmaması tartışılır belki. Ben tasvip etmiyorum silahlanmayı. Bugün bu ülkede savaşmanın bir bedeli olduğu kadar barışmanın da bir bedeli varsa militarizmin çok ciddi bir şekilde irdelenmesi gerekir” dedi.
Savaşta çocuğunu kaybeden Kürt ve Türk annelerine seslenen Aslan, annelere barış bilinciyle bir arada olma ve çocuklarını askere göndermeme çağrısı yaptı.
DİHA/İSTANBUL
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
|