Türkiye’ye özgü “özel demokrasi” kendi içinde tarih yazmaya devam ediyor.
Uygun bir tanımlama olarak “Özel Kuvvetler Demokrasisi” denilebilir.
Bize uyar…
Ama Edirne’den bir adım öteye gidildiğinde böylesi bir mönüyü yedirme şansımız yoktur.
Demokrasi “Karadeniz fındığı” olmadığından aynı sloganla gidemeyiz:
-Bir avuç demokrasi iyi gelir… Ama yerseniz!
Kimse yemez.
Açık seçik yazılıyor:
-AK Parti seçimi kazanırsa darbe olur!
Türkiye’ye özel demokrasi, bu öngörüleri içine sindirebiliyor.
Sözü edilen parti, yurt dışında kurulmuş illegal bir örgüt değil. Anayasa’ya uygun olarak 2002’den beri ülkeyi yöneten siyasi yapı… Lideri Başbakan, ikinci adamı Dışişleri Bakanı, üçüncü adamı TBMM Başkanı…
Bu partinin seçim kazanması demokrasiyi tehlikeye sokacağı fikri özgürce söyleniyor. İşin tuhafı AK Parti’nin vitrin isimleri de böyle bir olasılık üzerine yorum yapabiliyorlar.
Darbe gölgesinde seçim olur mu?
Topun ağzında ve aynı zamanda iktidarda olan parti ortaya çıkıp ses vermiyor:
-Böyle bir şey olamaz! demiyor.
Dese de inandırıcı olamıyor.
Neden?
Çünkü bu sözlerin altını doldurmak için Anayasa’yı ve ona bağlı yasaları uygulamak gerekiyor.
Türkiye’de Anayasal düzeni zor yoluyla değiştirmek suçtur!
Sadece “değiştirmek” değil, böyle bir şeye teşebbüs etmek de suçtur!
Büyük ve yaygın medyanın da hakkını yememek gerek… Onlar da elinden geleni ardına koymuyorlar:
“19 Mayıs Erzurum fırçası!”
Bu başlıkta zerre kadar eleştiri yok. Tersine her harfinin altına sıkıştırılmış içten alkışlar var.
Askeri memurun, seçimli başkanı fırçalamasında hiçbir gariplik görmüyorlar.
Sonra da demokrasi üzerine yorumlar yazıp, sempozyumlar düzenliyorlar.
Fındık kabuğunu doldurmayacak kadar demokrasi istiyorlar:
-Tabii, yerseniz!
Nazım ALPMAN