Basından Seçmeler: İyi düşünmek lazım...
Gönderen: imrali21 Tarih: 21.05.2007, 14:58:38 (902 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

KİRAZ BİÇİCİ

Devletin içinde özellikle Kürt sorununun şu veya bu biçimde çözülebilmesine yönelik bir eğilim farklılaşmasının olduğu ve bu farklılaşmanın, zaman zaman iktidar çatışmasının diğer başlıklarıyla da birleşerek, sert çatışmalara zemin hazırladığı biliniyor.

Burada kayda geçirilmesi gereken nokta, haklı olarak ittihat terakki zihniyetinin bugünkü karşılığı olarak da nitelenebilecek damarın son bir-iki yıl içinde çok daha atak ve yer yer pervasız hamleler yapıyor olmasıdır.

Kürt sorunundaki tıkanmaya karşın geleneksel iktidar odakları Türk halkı içinde şovenizmin güçlendirilmesi çabası içine girmişti. Bu aynı zamanda iktidar çatışmasında avantajlı durumlarını koruyabilme anlamına geliyordu.

Zaten Kürt halkına karşı tutum noktasında taraflar arasında çok köklü bir farklılık gözlenmiyordu. Ancak şovenist histerinin son iki yıl içinde güçlendirilmesi, Türk ve Kürt halkı arasında ciddi bir toplumsal yarılma tehlikesine ilişkin kimi işaretlerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Başından beri kontrollü bir süreç öngören militarist aygıtsa halklar arası köklü bir karşı karşıya gelişi en azından henüz göze alamıyordu.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri Türk-Kürt ayrışması üzerinden gelişen sürecin yerini bir anda laik-şeriat ayrışmasına bırakmasına neden oldu. Elbette Kürtlere karşı seferberlik bir yana bırakılmamıştı, ancak kitlelerin sokağa çağırılması daha az riskli olan bir mesele üzerinden yapıldı. Üstelik sokağa çıkan kesimler orta sınıflardı ve bu kesimlerin daha kontrollü davranacaklarına dair tarihsel ve sosyal olarak haklı bir güven vardı. Yoksa Kürtlere karşı Türkleri sokağa çıkmaya çağırmanın, doğrudan Kürt halkına karşı lümpen-yoksul Türk kesimlerini seferber etmeyi gerektirirdi ki bu en azından bugün için göze alınamayacaktır.

Bu nedenle Kürt halkına karşı seferberlik bir yana bırakılmaksınız asıl kozlar seçimlerde de laik-şeriat saflaşması üzerinden paylaşılmak isteniyor. Ancak AKP karşıtı ve laikliği savunma refleksi eksenli örülmeye çalışılan cephenin yarattığı toplumsal ortamın, Kürt halkına karşı baskıların da toplumsal bir meşruiyete sahip olmasına neden olduğunu görüyoruz.

Bunu, Uğur Kaymaz’ın katillerinin serbest bırakılmasının, DTP’nin bağımsız adaylarının önünün kesilmek istenmesine yönelik pervasız uygulamaların ve son olarak Yargıtay’ın Şemdinli sanıkları subaylara ilişkin ‘bir madalya takmadıkları kaldı’ dedirtecek bir karar almasının bu kadar sessizlikle geçiştirilebilmesinden görebiliyoruz.

Yine son muhtırayla siyasal bir projenin öne açılmaya çalışılıyor.

AKP’nin oy oranın korumasına ve hatta belki de arttırmasına rağmen eskisine göre daha az milletvekiliyle iktidar olacağı bir meclis bileşimi bu projenin bir yönü.

ANAP-DYP birleşmesi ve CHP –DSP ittifakının amacı budur. AKP’nin de buna aslında köklü bir itirazını olmadığı görülüyor. Henüz yeterince törpülenmediğinin farkına varan AKP, kimi farklı isimleri öne çıkararak kendi iç dinamiğiyle bir yumuşama süreci yaşamak istiyor.

Ne de olsa kendi iradesine rağmen maruz kalacağı bir yumuşatma-ılımlılaştırma operasyonunun kendisi açısından ne anlama geleceğini RP deneyiminden iyi öğrenmiştir AKP.

AKP’nin salt çoğunluğu sınırlı sayıda bir vekille geçtiği ve hatta DP’yle koalisyon kurmak zorunda kalan bir meclis tablosu belli ki bugün tercih edilen bir tablodur.

Yine AKP-DP arası kurulacak olası bir koalisyonun, DTP grubunun da varlığını dikkate alarak, Kürt sorununda kimi açılımlar yapabileceğine yönelik ciddi bir varsayım var.

Mehmet Ağar’ın “Dağ’dan ovaya indirme” politikasının aktörü olmaya ve sorumluluk üstlenmeye ne kadar hevesli olduğunu unutmadık. Üstelik tam da bu dönemde AKP-DYP arası yakınlaşmaya dikkat çekilmiş ve bu yakınlaşmanın seçim sonrası Ağar tarafından dillendirilen politikanın uygulanması açısından elverişli bir zeminin ortaya çıkmasına neden olabileceği iddia edilmişti. Bu yönelimin devletin bir damarının arayışıyla uyumlu olduğu tahmin edilebilir.

Üstelik bunun DP’nin güçlü bir grupla mecliste olması da yeterli olabilir. AKP’nin Kürt seçmenler arasında yapacağı seçim propagandasının, bu olasılığın kesin bir politik yönelim olarak pazarlanmasına dayanacağından emin olabilirsiniz.

Kürt hareketi içinde güçlü bir damar böylesi bir yönelimden umutlu gözüküyor.

Hatta öyle gözüküyor ki DTP’nin seçim stratejisi ve demokrasi güçleriyle kurduğu veya belki de kurmaktan vazgeçtiği ilişki dahi bir biçimiyle bu olasılığı veri almaya başladı.

Örneğin Ahmet Türk’ün ve diğer DTP yöneticilerinin çok değil bir iki hafta önce dillendirdiği “Demokrasi Cephesi” vurgusu ve “Türkiye Barışını Arıyor Konferansı”na atfedilen önem bugün artık hiç duyulmuyor. Bunun yerine özgürlük hareketine bağlı insanlardan oluşan bir aday listesi arayışı öne çıktı. Bu durum kulislerde açıkça ‘Öz DTP’liler’ biçiminde ifade ediliyor. Hadi kendi içinde aday belirleme süreci açısından bu yönelim anlaşılırdır ve sonuna kadar doğrudur.

Ancak diğer demokrasi güçlerine, ittifak güçlerine ve hatta ‘Türkiye Barışını Arıyor Konferansı’ bileşenlerine de aynı vurguları bir çıta olarak dayatırsanız bunun adı artık ne ‘Demokrasi Cephesi’ olur ne de ittifak. Hele de ‘güvenilecek aday’ gerekçesiyle Kürt halkı için kurşun yemiş insan hakları savunucularının dahi isimlerini zikretmemekte ısrar etmek tarihi bir hata olur. Umarım benim son günlerdeki gözlemlerim yanıltıcıdır. Aksi halde sürecin Kürt halkının ve hareketinin tarihsel-stratejik bir nefes borusunun bizzat DTP yönetimi tarafından kesilmesiyle sonuçlanması küçümsenmeyecek bir tehdittir. Üstelik bu nefes borusu bir kez kesildiğinde bunun mecliste kurulabilecek bir grupla hiçbir biçimde telafi edilemeyeceğini görmek için çok beklememiz gerekmeyecek diye kaygılanıyorum.

İçinde bulunduğumuz karar günlerinde daha iyi düşünmek gerek.



 

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
·  KARAKOÇAN, HAKKARİ VE YÜKSEKOVA'DA ETKİLİ GERİLLA EYLEMLERİ
· Yuksekovadaki Gerginliğin göruntusu ( Video )
· Öcalan: Almanya suçüstü yakalandı
· 24 TEMMUZ 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· KCK:Almanya yanlış politikalarından vazgeçmeli
· O kadar da korkmayın
· Avukatları Öcalan ile görüştü
· 25 TEMMUZ 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Güney'de iç siyaset 2
· Güney'de iç siyaset 1

Basından Seçmeler
· Yarbay Çağlar: Ali Öz, Dink’e suikasti ihbarını önemsemedi
· Kürtlere karşı suç işlemek meşrulaştırılıyor
· Cezaevlerinden siyasi mektuplar...
· Bilgi vermiyorlar alay ediyorlar
· Bu yoldan geçen fişlenir!
·  Anayasa Mahkemesi raportörü: AKP kapatılmasın
· 14 Temmuz direniş tarihidir
· Alman basını: PKK Berlin üzerinde baskıları arttırdı
· W dergisinde Ehmedê Xanî dosyası
· Haftaya Bakış’ın yazı işleri müdürüne 2 yıl 6 ay hapis cezası

© Rojaciwan.com