İttihat ve Terakki önderlerinden Enver Paşa 1914 yılında
Sarıkamış’ta, bir gecede, Ruslara karşı mevzilenmiş 90 bin mehmetçiği
buzdan abideye çevirmemiş miydi?
5
milyon km. karelik Osmanlı toprağından 4 milyon 200 bin kilometre kare
kaybettikleri halde iktidarda kalma becerisini yalnızca bunlar
gösterdi. Nasıl olmuş demeyin... Bal gibi oluyor. Kendi vatandaşı bir
milyonun üstünde Ermeni’yi öldürdüklerinde neyin hesabını verdiler ki?
O
Enver Paşa değil miydi, Anadolu ve Kürdistan’daki farklı kültürlerin
canına okuyup kaçtıktan sonra; Türklüğü birleştirme düşü olan “Turan”
yolunda, birkaç yüz altlıyla birlikte Asya bozkırlarında düşüp kalan?
Emeklisi ve görevde olanıyla Paşa geleneğinden söz ediyoruz.
12
Eylül askeri faşist darbesinin lideri Diktatör Kenan Evren’in genel
seçimlerde açıkça ismini vererek desteklediği ve seçimden ancak üçüncü
parti olarak çıkan Milliyetçi Demokrat Parti lideri Turgut Sunalp’a,
Türkiye’de copla cinsel taciz ve tecavüz işkencesini sormuştu yabancı
basın mensupları. Turgut Sunalp’ın gazetecilere verdiği cevabı
hatırlıyor musunuz?
"Elimizde aslan gibi delikanlılar varken copa ne hacet?”
Neyse
biz yine Koordinatör Başer Paşa’ya dönelim. Her gün bir demeci
çıkıyordu Paşa’nın. Bazen Güney Kürdistan’daki Kürt liderlere
bindiriyor, hakaret ediyordu. Bazen Genelkurmay Başkanından daha
yetkili davranıp, “Kuzey Irak’a girmek için ABD izini gerekmez” diyordu.
İşler son zamanlarda yolunda mı gitmiyordu ne, “Askerimiz dağ-taş PKK’li avındadır, ama yine de sıkıntılarımız var,” diyordu.
Bulunduğu
mevkide kime bağlı çalıştığı belli değildi. Son e-muhtıra ile iyice
generalleşmiş, Almanya'da yayınlanan Die Welt gazetesinin 12 Mayıs
nüshasına verdiği röportajda, “Ordu, Abdullah Gül ve Erdoğan’a yol
vermeyecektir!” demişti.
Kürt
sorununun da cahiliydi aslında. Türk yönetim ve medya üçkağıtçılığı,
general olarak görevde bulunduğu sırada PKK’ye karşı yapamadıklarını
emekliliğinde yapmasını istiyordu ondan.
Heyecanlıydı, abartılıydı, demeçleriyle Kürt ve Türk basınına epeyi konu oldu.
“Bütün
kapıları açtım, açılacak bir kapı kaldı, onu da açıp görevimi
bırakacağım” dediği gün Koordinatörlük kapısının önüne bırakıldı.
“Bu şekilde görevden alınmaya kırıldım,” dedi.
Neye
kırılıyorsunuz? Emekli orgeneralliğe, emekli koordinatörlüğü de ekleyip
Bodrum ve Kuşadası taraflarında diğer emekli generallerle birlikte
keyif çatmak varken, Kürt sorununun kurt kapanı labirentlerinde
dolaşmak insanda sinir mi bırakır Edip Paşa!
Paşa paşa gidiniz...