Görüşme Notları: Öcalan: “Türkiye, Irak ya da Filistin gibi olmamalı”
Gönderen: rojin0621 Tarih: 15.06.2007, 11:52:13 (11255 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

BRÜKSEL - Kürt halk önderi Abdullah Öcalan, 1998 yılında kendisini Suriye’den çıkarmak için yapılanların bugün Irak’a yapıldığını ifade ederek ancak bu kez Türkiye’nin sonuç alamayacağını söyledi. Öcalan, tüm çabasının Türkiye’nin Irak ya da Filistin’in geldiği şiddet noktasına gelmemesi için olduğunu belirtti.

Abdullah Öcalan, İmralı’da tutulduğu Özel Tip Cezaevi’nden avukatları aracılığıyla Türkiye ve Ortadoğu gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Açıklamasında Türkiye’de sorunların ancak demokratik ulus anlayışının hayata geçmesi durumunda çözülebileceğinin altını çizen Öcalan, Kürtler ve Türkler açısından ulus devletin bir çözüm olmadığını söyledi.

Genelkurmay’ın Güney Kürdistan’da bir ulus devlet oluşumuna karşı olduğu yönündeki açıklamasını değerlendiren Öcalan, Türkiye’nin geçmiş politikalarının güneydeki gerçeği ortaya çıkardığını ifade etti. Güney Kürdistan’daki şekliyle bir ulus devletin çözüm olmayacağını belirten Öcalan, Filistin ve Irak’ta yaşanan çatışmaları örnek göstererek, kendisinin tüm çabasının Türkiye’nin böylesi bir noktaya gelmesini önlemek amacını taşıdığını söyledi. Öcalan ancak Türkiye’nin mevcut çözümsüzlük politikasında ısrar etmesi durumunda ise sürecin bu yönde gelişeceği uyarısında bulundu.

KÜRTLER SAVUNMASIZ DEĞİL

Türkiye’de Kızıl Elma cephesinde yer alan katı ulusalcıların daha önce Ermenilere ve İonyalılara yapılanları Kürtlere yapma yönündeki söylemlerini de değerlendiren Öcalan, “Bu beraberinde büyük katliamları getirir. Bugün böyle bir anlayışı hayata geçirmek mümkün değildir. Bugünkü dünya koşulları ve dengeler buna müsaade etmez. Kürtler de eskisi gibi savunmasız durumda değildirler, kendilerini savunurlar” dedi.

Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik operasyon tehdidi konusunda ise Öcalan, “Suriye uyguladıkları taktiği Irak’a uygulamaya çalışıyorlar.98 de Suriye ye yaptıklarını bugün Irak’a yapmak istiyorlar ama bu mümkün değil. Çünkü koşullar farklı. O gün İsrail ve ABD’nin de desteği alınmıştı ama şimdi ABD ve İsrail Kürtlerin yanında görülüyor. Öyle tehditlerle baskıyla Suriye’ye yaptıklarını Irak’a yapamazlar. Üstelik 1998 de benim Suriye’den çıkışımın farklı boyutları da vardı. Suriye’yi zor durumda da bırakmak istememiştim” şeklinde konuştu.

ABD’NİN EN ÖNEMLİ MÜTTEFİKİ KÜRTLER

ABD’nin Kürt güçleriyle ilişkilerini değerlendiren Öcalan şu tespitlerde bulundu: “Bugün ABD’nin Ortadoğu’daki en önemli müttefiki Kürtlerdir. Bu elli yıl, yüz yıl sürecek bir ittifaktır. ABD bu aşamada Ortadoğu’da Kürtlere dayanacaktır; onlara dayanarak Ortadoğu’yu şekillendirmeye çalışacaktır. ABD Ortadoğu’daki bütün Kürt güçleriyle ilişki kuracaktır. Bu durum PKK için de geçerli olabilir. Öte yandan Türkiye için asıl tehlike ABD’nin İran’la anlaşmasıyla ortaya çıkacaktır. Çünkü bir Kürt-Şii ittifakının gelişmekte olduğunu söylemek mümkündür. Bu ittifak ABD’nin de desteğini alırsa ve Türkiye de çözümsüzlüğü dayatmaya devam ederse, asıl o zaman Türkiye’yi bölünmeye götüren süreç başlar. Böyle bir Kürt-Şii ittifakı gelişir ve Türkiye de PKK’ye topyekun imhayı dayatırsa, PKK de koşulları göz önünde bulundurup bu ittifakta yer alabilir. Ben savunmamda bunları da uyarı olarak yazdım. ABD-İran görüşmelerinin başlamasıyla tüm dengeler alt üst olacaktır. Bu konuda mollalar, dini liderler gerektiğinde Ahmedinecad’ın politikalarının değişmesini sağlarlar. İran politika yapma konusunda büyük tecrübe sahibidir, eski gelenekleri vardır. Ben savunmamda bunları da işledim. Yavuz döneminden beri devam eden 500 yıllık Kürt-Türk ittifakının sarsılmakta olduğunu söyledim, bu tehlikeye işaret ettim. İdrisi Bitlisi ile Yavuz arasındaki anlaşma ile Kürtlere bir statü tanınıyordu. Kürtlerin iki hükümeti, dört-beş beylikleri vardı. Kendi kararlarını kendileri alabiliyorlardı. Bu statü 1800’lü yıllara kadar devam etmiştir. Yavuz o dönem Kürtler ile ittifak yaparak Ortadoğu’da feodal yayılmayı gerçekleştirmişti. Bugün yapılması gereken Kürtlerle demokratik ittifakı geliştirip bütün Ortadoğu’ya demokrasinin yayılmasını sağlamaktır. Bu model gerçekten tüm Ortadoğu’ya örnek model olabilir. Türkiye bunu başarırsa, Filistin, İsrail, Lübnan, hatta Balkanlar’daki sorunlar bile bu model kullanılarak aşılabilir. Aslında ben en makul ve akılcı çözüm yollarını sorumluluğum gereği gösteriyorum, fakat cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne kadar dayatılan çözümsüzlük politikaları devleti öyle bir noktaya getirmiştir ki, çözüm için harekete geçemiyorlar, korkuyorlar”

BİZİM SİSTEMİMİZDE ESAS OLAN HALKLAR VE EMEKÇİLER

Öcalan, Ortadoğu’da Kürt sorununun çözümü konusunda ise şunları söyledi: “Bizim çözüm olarak öngördüğümüz şey öz olarak şudur: Kürtler yaşadıkları ülkelerin sınırlarına dokunmadan bütünlük içerisinde kültürel haklarına sahip olacaklardır. Kendi kültür ve dillerine göre kendilerini ifade edebileceklerdir. Siyasal olarak örgütlenmelerinin önündeki engeller kaldırılacaktır. Bu sadece Kürtler için öngördüğüm bir model değildir. Tüm Ortadoğu’ya, Balkanlara uygulanabilecek bir modeldir. Ulus devlet modelinin yarattığı sıkıntılar ancak bu şekilde aşılabilir. Örneğin Türkiye’de ya da Rusya gibi birden fazla etnisitenin olduğu ülkelerde bu sistem uygulanabilir. Türkiye’deki Kürtler, Çerkezler ve diğer grupların kendi sorunlarını çözme, kamuoyunun gündemine getirme amaçlı komünleri olur. Bunun dışında çevre sorunları için, cinsiyet sorunları için komünler oluşturulabilir. Ve en üstte de bütün bunların yer aldığı bir konfederasyon olur. ABD’nin birçok eyaletten oluşan federal yapısı biraz buna benziyor. Şu anda ABD’nin yapmaya çalıştığı şey Balkanlar’da, örneğin Kosova’da bizim demokratik konfederalizm çözümünü andırıyor. Yine Kafkaslar da, örneğin Gürcistan mevcut sorunların aşılması amacıyla buna benzer bir planı hayata geçirmeye çalışıyor. Fakat ABD sisteminin emperyalist ve kapitalist özellikleri, ABD’nin bu yapmaya çalıştıklarını bizim sistemden ayırıyor. Bizim sistemimizde esas olan halklar ve emekçilerdir.

ULUS DEVLET İLE DEMOKRASİ BAĞDAŞMAZ

Türkiye iç siyasetine yönelik değerlendirmelerde bulunan Öcalan, “Türkiye’de DP ve AKP liberal demokrasiye oynuyorlar. Sanırım bu konuda aralarında çekişme de var. CHP’nin faşist bir parti olduğu artık apaçık ortadadır. Bugün Türkiye’de demokrasiden söz etmek mümkün değildir; Türkiye’de demokrasi yoktur. Erdoğan dahi demokrat değildir. Bunların tek derdi koltuk sevdasıdır, ranttır. Türkiye’de siyaseti sözde AKP ve CHP belirliyor. Fakat bunların halkı düşündüğü yok. Tek düşündükleri pastadan pay almaktır. Bir taraf Suudilerden para alıyor, diğeri İsrail’den. El Makdum’dan alınan paralar nereye gidiyor? Ekonomi iyi diyorlar, ama Türkiye’yi 400 milyar dolar borca soktular. Bu kızıl elmacılar kendilerine “M. Kemalciyiz”, “Çılgın Türküz” diyorlar. M.Kemal’e de “çılgın Türk” diyorlar. Oysa alakası yok, M. Kemal kesinlikle çılgın değildir. Tersine son derece akılcı ve realist bir şekilde hareket etmiştir. Hiçbir zaman Türkiye’yi felakete sürükleyecek çılgınca hamleler yapmamıştır. İlk önce İttihat Terakki içindeki, Osmanlı’nın ümmetçi anlayışını benimseyenlerden ayrılmıştır. Daha sonra Orta Asya’daki Türkler ile birleşmeyi savunan Enverist çizgiyi dışlamıştır. Daha sonra İttihat Terakki içinde yer alan Selanik dönmelerinin, “Selanik’i de alalım” tekliflerini de reddetmiştir. Ki, o dönem henüz İsrail devleti kurulmamıştı. M. Kemal o günün koşullarında ayakları yere basan politikalar yürütmüş, ne gerekiyorsa öyle yapmıştır. Bugün yaşasaydı, bu kızıl elmacıları tasfiye ederdi. Bugünkü cumhuriyeti savunanların tek derdi, ulus devleti olduğu gibi çözümsüzlükleriyle birlikte korumak. Demokrasi gibi bir dertleri yok. Ulus devlet ile demokrasi kavramları birbiriyle bağdaşmamaktadır. Katı ulus devlet anlayışında ısrar etmek faşizme götürür! Demokrasinin en büyük düşmanıdır. Oysa cumhuriyet demokrasi ile yapısı gereği bağdaşır. Yapılması gereken cumhuriyeti demokratikleştirmektir” dedi.

Öcalan, daha önce 18 Mayıs’la ilgili söylemlerinin ateşkesin tamamen kaldırılacağı yönünde anlaşılmasının yanlış olduğunu belirterek, “18 Mayıs’a ilişkin olarak benim bu tarihe kadar süre verdiğim iddia ediliyor, bu konuda yanlış anlaşılmalar var. Ben Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini gözeterek bu tarihe kadar sakin bir atmosferin yaşanmasının iyi olacağını, cumhurbaşkanlığı seçimleri ile beraber çözüme dönük bir iradenin ortaya çıkmasına şans tanınması gerektiğini söyledim. Bu konuda bana gelen talepleri değerlendirip bir ateşkes çağrısında bulundum. Ama bunun bir oyalama, aldatmaca olmaması gerektiğini böyle bir durum olursa çözümün daha da zorlaşacağını belirtmiştim. Benim üzerimden kimse PKK’yi tasfiye etmeye çalışmasın. Bu mümkün değil demiştim. Ama netice itibarıyla cumhurbaşkanı seçilemedi, seçimler ertelendi, operasyonlar artarak devam etti. Bu operasyonlar devam ettiği sürece çatışmalar da yaşanacaktır. Doğal olarak kendilerini koruyacaklardır. Ben hem son savunmalarımda hem de öncekilerde çözüm için somut önerilerde de bulunmuştum. Yine bu 18 Mayıs’a kadar yani Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar olan süreçte devletin ciddi bir çözüm iradesi göstermesi halinde silahların da tamamen susturulabileceğini, ortadan kaldırılabileceğini belirtmiştim. Önemli olan bu iyi niyetin açıkça gösterilmesidir. Kenan Evren gerçek bir çözümden yana olsa ya da Ağar gerçek bir çözümden yana olsa onlarla da görüşülür. Yeter ki samimi bir şekilde sorun çözülmeye çalışılsın. Şimdi yine yüzlerce insan korucu yapılmak isteniyor, gerillayı tasfiye etmek için. İnsanlar bu amaçla silahlandırılıyor. Türkiye zaten bireysel silahlanma çok yüksek oranlarda” şeklinde konuştu.

ÖCALAN BAĞIMSIZ ADAYLARA DESTEK İSTEDİ

Öcalan bağımsız adaylar konusunda şunları ifade etti: “Halkımızı ve bütün Türkiye demokrasi çevrelerini bu bağımsız adayları desteklemeye çağırıyorum. 500 aydının bir çalışması olduğunu duymuştum. Geçtiğimiz bu hassas süreçte aydınların çalışmaları çok önemli ve değerli olacaktır. Kendilerine selamlarımı iletiyorum. Herkes sorumlu davranmalıdır. Bir tek oy bile çok değerlidir. Bunun için çalışılmalıdır. Halkımız bu son değişikliklere inat doğru oy kullanabilmek için okuma-yazmayı bile söker. Gerekirse okuma-yazma bile öğretilir. Bu taktikleri bıraksınlar. Niçin meclise 9-10 tane özgür düşünceli milletvekilinin girmesinden korkuyorlar? Çünkü kendi hesaplarını bozmalarından, kirli ilişkilerini deşifre etmelerinden korkuyorlar”

SAVUNMA HALEN GERİ VERİLMEDİ

Bursa 2. Ağır Ceza mahkemesine yazdığı 125 sayfalık savunmasını halen alamadığını belirten Öcalan, savunmasının içeriği konusunda şunları söyledi: “Savunmamın verilmesi için bir itiraz dilekçesi yazdım. Savunmamın hem avukatlarıma hem de bir kopyasının bana verilmesini istedim. Buraya gelen Avrupa Konseyi üyelerine de söylemiştim. Onlar da hukuken alabilmem gerektiğini söylemişlerdi. Sonuç alınamazsa AİHM’e gideriz.

Benim kimseye talimat vermem mümkün değil. Burada yaptığım konuşmalar ortada, her şey kaydediliyor. Getirsinler kayıtları, konuşmalarımı beraber inceleyelim. Kesinlikle bir suç unsuru bulunamaz. Ben savunmamda tecrübelerime dayanarak PKK’nin geçirdiği dönüşümü, bu dönüşümün taktik değil, stratejik olduğunu anlatmaya çalıştım. Sorumluluğum gereği çözüme yönelik düşüncelerimi ifade ettim. Savunmada devletin bizimle diyalog arayışlarından da bahsettim. Bizimle görüşmek isteyen askeri ve sivil devlet yetkililerinden daha önce de söz etmiştim. Bunları yazmak suçsa o zaman o başbakanlar, cumhurbaşkanları, komutanlar da suç işlemiştir. Ortadoğu siyasetini ve PKK’yi çok iyi biliyorum. İmralı sürecinin başlarında askeri yetkililer yaşanan gelişmeleri ve benim öngörülerimin gerçekleştiğini gördükten sonra gelip bana, “ Madem bunların olacağını biliyordun ve bir çözümden yanasın, neden bizi uyarmadın, gelişmelerin bu noktaya geleceğini neden söylemedin?” demişlerdi. Oysa ki, ben o zaman da uyarmıştım. Bütün açıklamalarımda, her fırsat bulduğumda bu tehlikelere işaret etmiştim, gelişmelere ilişkin öngörülerimi söylemiştim. Şimdi bu son savunmamda da aynen bu cümleyi yazdım: Sonradan Öcalan neden uyarmadı demeyin dedim ve devletin Kürt sorununa yaklaşımına göre yaşanacakları yazdım. Hatta yaşanabilecekleri sırasıyla 8 madde halinde ifade ettim. Şimdi ben bunları yazmakla suç mu işlemiş oluyorum? Şimdi susmam mı isteniyor? Türkiye’nin gerçekleri görmesi gerekiyor. Ben savunmamda ulus devlet anlayışının esnetilmesi gerektiğini belirttim. Bunu MİT müsteşarı da belirtmişti. Aynen o da ulus devlet anlayışının esnetilmesinden söz ediyordu. Ulus devlet yapısının tamamen değiştirilmesinden değil, esnetilmesinden söz etmiştim.

Türkiye siyaseti tıkanmış durumda. Ben bu tıkanıklığı aşacak siyasi çözümler geliştirdim savunmamda. Bazılarının çözümsüzlüğe dönük yaklaşımını da deşifre ettim. Tabii bundan rahatsız olmuş olabilirler. Savunmanın yaratacağı etkiden korkuyor olabilirler. Genelkurmay bildirisinin 27 Nisan’da yayınlandığını sonradan öğrendim. Bildirinin yayınlandığı günün sabahı ben savunmamı teslim etmiştim. Savunmamın, bazılarında rahatsızlık yarattığı açık. Aslında bu genelkurmay bildirisi öyle laiklik karşıtlarına dönük, laiklik kaygılarıyla yayınlanmış bir bildiri değildir. Bu bildiri özünde bize karşı yayınlanmış bir bildiridir. Ben mesajı aldım. Genelkurmay başkanı geçen gün bir açıklamasında faşistlikle suçluyordu. Bu, savunmada belirttiklerimin verdiği rahatsızlıktan kaynaklanıyor. Çok haksız bir itham; bizim yıllardan beri her türlü milliyetçiliğe karşı olduğumuz, bununla mücadele ettiğimiz çok açıktır.

SARKOZY ELİYLE ULUS DEVLETİ BİTİRECEKLER

Avrupalı devletler ulus devlet anlayışını terk etmektedirler. En son ulus devlet konusunda ısrar eden Fransa da Sarkozy’nin gelmesiyle beraber bu anlayışından vazgeçecektir. Sarkozy’nin geliş amacı budur, ABD’nin desteğiyle de bunu yapacaktır. Benim düşüncelerimi eleştirenler, düşüncelerimin liberalizme kaydığını ileri süren bazı dost çevreler var. Bu eleştiriler yerinde değildir. Ben katı ulus devlet anlayışını eleştiriyorum. Bence Türkiye Solu da bu konuda biraz özeleştiri yapmalıdır. Genelkurmay bile bugün özeleştiri yapabiliyor. Ben daha önce ordunun pozitivist yaklaşımının sorunları çözemediğini belirtmiştim. Geçenlerde buna ilişkin Genelkurmayca yapılan bir açıklamada kuantumdan, kaos teorisinden söz ediliyordu. Günümüzde artık salt sınıfsal bakış açısıyla yapılan çözümlemeler sorunların çözümünde yetersiz kalıyor. Sorun iktidar analizinin yeterince yapılamaması, iktidar anlayışının aşılamamasıdır. Ben daha önce Lenin’in de ulus devlet anlayışını aşamadığını, Sovyetlerin bu nedenle çöktüğünü ifade etmiştim. Neredeyse dünyanın 3’te 1’i sosyalizmle idare edildi ama bu deneyim bürokrasinin ve iktidar sorununun çözülememesi nedeniyle olumsuz sonuçlandı. Bu bir çeşit firavun sosyalizmiydi. Eski Sümer rahip devletleri ve eski Mısır devletlerindeki yönetim biçimlerine benzer bir sistemdir bu. Devlet bu sistemde her şeyin önündedir. Özgürlükler geri plandadır. Türkiye Solu sadece emek eksenli çözümleme yapmıştır. Hatta Marks da böyle yapmıştı. Oysa bu çözümlemeler iktidar çözümlemesi olmadan tek başına eksiktir. Ulus devlet çözümlemesini sadece emek eksenli yapmak yeterli olmamaktadır. Michael Foucault ve benzer bazı aydınlar bu konuda yetersiz de olsa iktidar çözümlemesi yapmıştır. Ben savunmamda bu konuları geniş şekilde açtım. Modernitenin ve onun yarattığı sorunlara ilişkin tespitlerimi de ifade ettim.”

..

ANF NEWS AGENCY



 

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: serwan_19     Tarih : 2007-06-15 12:37:01     Puan :
Ne mutlu ki bize senin gibi bir baskanimiz var!!
yine her zamanki gibi önemli tespitlerde bulunmus!!

her Carsamba günü Avukatlariyla görüstü haberini bekliyorum
ve her CUma günüde Baskanin aciklamalarini okumak icin zor sabrediyorum!!!!


HPG ve senin Fedailerin senin selamliyor baskanim
bende burdan imraliya kadar sana bin selam gönderiyorum sayin baskanim


saygilarimla

Yazan: zila     Tarih : 2007-06-16 00:06:45     Puan :
kutsal onderimizi saygiyla selamliyorum konfederalizimde 21 yy bilimsel sosyalizmidir bunu en iyi anlayanda cavezdir latin amerikada konfederalizmi yaratma mucadelesi vererek .. kurdistani kursak bile etrafimiz fasit devletlerle sarili oldukca savaslar ve devlet teroru asla bitmez ekonomik olarakta cok aci cekeriz cunku etrafimiz fasitlerle sarilmis lenin bile bunu cok iyi gorup uyguladi ama stalin uluslugu yuzunde hedefe ulasamadi lenin sosyal konfederalizmi

biji kck hpg

be serok jiyan nabe

Yazan: bagok_agiri     Tarih : 2007-06-16 19:01:12     Puan :
sayın önderimiz seni nasıl anlatsam ki bilmemm ne mutlu bize ki senin gibi önderimiz var ve herzaman varol ve vaeolmaya devam et
biji serok öcalan

Yazan: delalimm     Tarih : 2007-06-17 03:53:50     Puan :
keske bu yazinin bu konusmanin icerigini butun türkiye anlaya bilse keske birazcika nlayabilseler seni iyiki varsin baskanimiz herbiji serok apo!!!

Yazan: rejber_hebun_amed     Tarih : 2007-06-17 12:19:30     Puan :
Sayın başkanım sizi saygı la selamlıyorum İyi ki siz varsınız bizler hep yerinde ve zamanında ön açıcı yazılarınla, söylem ve tespitlerinle bizleri sürekli değiştirmeye şartlar ve koşulara göre bir eğitmen olarak eğitmeye devam ediyorsun. Bizler seni alamaya gayret saf etmeye çalışıyoruz tam olmasa da kısmen senin dediklerini çok iyi anlamaya ve uygulamaya çalışırken yine senin aydınlatıcı düşüncelerin bizlere kolaylık sağladığını hemen fark ediyoruz .
Seni anlamak seni okumak seni yaşmak sana bağlılık bizlerin yaşam felsefesi haline geldiğini sensiz hiçbir yolun aydınlık olmayacağını çok iyi anladığımızı sensiz bir çözümün asla olmayacağını bizler bilmekteyiz . Türkiye yi yönetenlerde anlasaydılar keşke ve senin dahi hane düşüncelerine kulak verselerdi inanıyorum bambaşka bir ülke yaratmışlardı. Ama onlar sizi değil kan emicilerini tercih etmişler ve farkında olmadan uçurumlara doğru yürümektedirler. Bekçi başı Büyükanıtın ufacık beynine kulak verip cennet yaratmak yerine cehenneme doğru yuvarlanan bu zavallıların haline özümlemek elde değil. Umarım bir an önce bu mantıksız tutum ve düşüncelerinde vazgeçip sizinle hemen diyalog sağlamanın yolunu ararlarda kendi halkını kurtuluşunda sağlarlar. Sizi saygılarımla Selmalarken diyorum ki sayın Abdullah Öcalan sız çözüm bizim için asla ve asla çözüm olmaz herkesin bilmesi gerekir artık…

Ne mutlu ki bize senin gibi bir başkanımız var!!
Saygılar…

Biji serok APO
Biji PKK
Biji KCK
Biji HPG
Biji KURDİSTAN

Yazan: alibeyaz     Tarih : 2007-06-20 02:15:44     Puan :
baskanim sizin insanliga hizmetiniz asla unutulmayacaktir yüregimle selamliyorum

En çok okunan haberler
· HPG: BEZELÊ ŞEHİTLERİMİZ!
· KCK: Çatışmalar şiddetlenecek
· Gerillalar Türk medyasını nasıl izliyor?
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· KCK’den asker annelerine çağrı
· Kandil’de bombardıman günleri... ( 2 )
· Ceylanpınar’da “vatan sağolsun” gerilimi!..
· Türk uçakları köy camisini vurdu!
· HPG: Iğdır’daki eylemde 2 asker öldü
· Ahmet Türk: Sözlerim çarpıtılıyor

Görüşme Notları
· 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 12.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 10.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 06.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· KÜRTLER FİLİSTİN GİBİ DİRENİŞÇİ HALK OLUR
· Öcalan: AKP çözüme yanaşmıyor
· Öcalan: AKP yol ağzında, bir tercih yapmalı
· Öcalan: Operasyonları durdurun
· Öcalan: Türkiye daha da kaosa sürüklenecek!
· Öcalan: Operasyonlarla sorun çözülmez

© Rojaciwan.com