Gönderen: rojin0621 Tarih: 05.07.2007, 09:14:41 (2221 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Türkiye’de siyaset bitmiştir. Türkiye’de partiler politika üretemeyecek kadar yozlaşmışlardır. Türkiye’de politikacılar kirlenmiş ve kendilerini bir yerlere kabul ettirmenin yarışındadırlar.
Türkiye’de “lider”ler kan, rant, gözyaşı ve tabut üzerinde siyaset yapmaktadırlar. Türkiye, “lider”ler takımının kurbanıdır. Türkiye, siyasetzede bir ülke konumundadır.
Dünyanın neresinde siyaset bu kadar rant aracına dömüşmüştür? Hangi coğrafyada siyaset bu kadar yozlaştırılmıştır? Hangi ülkede siyaset bu kadar keskin bir kılıç gibi insanların boynunu uçuran bir araç haline gelmiştir?
Başka yerde böylesi siyaset kültürü yoktur. Bu liderler sultası başka bir ülkede olsa kimse yüzlerine bile bakmaz. Başka bir coğrafyada bu partilere yer verilmez.
Ama burası Türkiye. Burada her şey yapılır, her türlü kirli ilişkiler para eder. Burada ağızı kanlı liderler baştacı edilir. Burada “gelen ağam giden paşam”dır. Burada İnsanları asmanın karşılığı oy almaktır, insanlara haddini bildirmenin ödülü milletvekili olmaktır, kendi vatandaşına pislik yedirmenin payesi parlamentoya girmektir.
İşte Devlet Bahçeli!
İşe Başbakan Tayyip Erdoğan!
İşte Deniz Baykal!
Her üç siyasetçi, her üç “lider” meydanlarda yağlı idam ipi halka fırlatarak, parlamentoya girme yarışındadır. Her üçü, yağlı ipi ceplerinden taşıyarak, meydanlarda sallayarak halktan oy istiyor. İktidara giden yolun malzemesi yağlı iptir onlar için.
Türk siyasetinde yeni bir buluştur. İdam ipi sallama, Türk siyaset tarihinde yerini alacak yeni bi araçtır. Hayır, bunlara siyasetçi denilmez, cellat denillir. Bunlar cellattırlar. Sürekli ceplerinde yağlı ip taşıyan ve her gittiği yerde çıkartıp gösteren cellatlar takımıdır.
Başbakan Tayyip Erdoğan, seçim meydanlarında sesi çatlayana, göbeği patlayana kadar bağırarak, “Öcalan’ı neden asmadınız. Tabii ki korktunuz. Cesaretiniz yoktu” diyor. Devlet Bahçeli, ondan daha da bağırarak ve elindeki yağlı ipi dinleyicilere fırlatarak, “peki sen niye asmıyorsun. Al sana ip, cesaretin varsa gidip asarsın” diyerek Erdoğan’ı yanıtlıyor. Bu, çocukların oynadıkları “adam asmaca” oynu değildir. Bir tiyatro sahnesi hiç değilldir. Beyaz perdeye aktarılmış bir filmin yansımaları da değildir. Bu, cellatların Kürt halkına layık gördükleri gerçeğin ta kendisidir. Aşağıda dişlerinden kan damlayanların, ağızlarından salya akanların huzurunda, Kürt halkının boynuna yağlı ipi geçirmenin provasıdır. Kürtler için ipten başka bir şey düşünmeyenlerin dünyasıdır atılan o yağlı ip. İdam anlamına gelen siyaset meydanı, ip sallamanın, Kürtler’in bu siyaset meydanlarında darağacında sallandırılması anlamına geldiği kesindir.
Türk siyesetinin Kürtlerin hakkındaki kararı, idamdır. Türkiye’deki mevcut “lider” takımının yargısı; Kürtleri meydanlarda darağacına çekmedir.
Partilerin kesin kararı; “en iyi Kürt ölü Kürttür.” Ordunun düşüncesi; “bir tek Kürt kalana kadar öldürmeye devam” dır. Seçim meydanlarında attırılan sloganlar, içtirilen yeminler; “ölmeye, öldürmeye, kesmeye, kanınızı içmeye geliyoruz.”
“Geliyoruz, ipimizle geliyoruz. Darağacımızla geliyoruz. Kan almaya, kelle koparmaya, ruhunuzu almaya geliyoruz” demektir. Evet, Kürtlere biçilen reva bunlardır.
Türkiye’deki siyasetin dili bu noktaya gelmiştir. Bu dil, Kürt sorununu ağırlaştıracak, Kürt-Türk düşmanlığını derinleştirmektir. Elinde iple dolaşanlara, siyaseti kan üzerinde yapanlara, meydanlarda “idam, idam” diye bağıranlara, Kürtler’in, Türk ve diğer halkların mutlaka bir cevabı olmalıdır. Kürt ve Türk halkının kanı üzerinde siyaset yapanlar yanıtsız kalmamalıdır.
En doğru yanıt; 22 Temmuz’da bu kirli siyaseti yürütenleri seçim sandığına gömmek olacaktır.
yeniozgurpolitika
|
|
|
|
|