İSTANBUL - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, DTP’nin Meclis’teki tavrını sert bir şekilde eleştirdi. DTP’nin MHP ile tokalaşmasını yorumlayan Öcalan, ‘’Bu aklımdan bile geçmemişti. Politika ilkeli olmalıdır’’ dedi. AKP için ise ‘’Yeni Osmanlı’’ diyen Öcalan, Türkiye’nin PKK’yi KDP’den koparmaya çalıştığını söyledi.
Cezaevinde içinde bulunduğu koşulların çok ağır olduğunu söyleyen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, koşullarını şöyle dile getirdi: ‘’İçinde bulunduğum koşullar çok ağır. Yer ve cezaevi koşullarının değiştirilmesi gerekiyor ancak bunun için siyasi bir karar gerekiyor. Böyle bir karar verilir mi bilemiyorum. Yeni mecliste böyle bir karar verilebilir mi bilemiyorum. Meclis ve meclisteki ilgili komisyonlarla görüşürsünüz, oraya da bilgi verip, dosya sunabilirsiniz. Siz de sağlık koşullarımın iyileştirilmesi için gerekli işlemleri yaparsınız, AİHM’e de götürebilirsiniz. Avrupa Konseyi’ne de bildirirsiniz. Oradaki kurumlara sürekli bilgi aktarmanız önemlidir. Radyoyu tek kanaldan dinliyorum. Gazeteleri bir ay gecikmeyle alıyorum.
HERŞEYE RAĞMEN DİRENİŞ
Sağlık sorunlarım devam ediyor. Boğazımda yanmalar devam ediyor. Ağır koşullarım devam ediyor. Gelen bir KBB doktoru; Kulağımdaki çınlamanın da sinüzite bağlı olduğunu söyledi. Sinüzitim ağırlaşmış, bir bütün olarak boğaz ve kulakları etkiliyor. Gözlerimdeki yanma ve zaman zaman çektiğim konuşma güçlüğünün de bu sinüzite bağlı olduğunu söyledi. İlaç vereceğini de belirtti. Buranın fiziki koşulları bildiğiniz gibi çok ağır. Yazar Rıfat Ilgaz da dile getirmişti; buraya iki yıl dayanmak bile önemlidir demişti. Ben sekiz buçuk-dokuz yıldır dayanmaya çalışıyorum. Daha ne kadar dayanabilirim bilemiyorum. Burası çok havasız, oksijen az, yeteri kadar hava alamıyorum. Adanın nemli olması ve buranın mimari yapısı da sağlığımı olumsuz etkiliyor. Bu konuda neler yapılabilir bilemiyorum. Ben de mümkün olduğu kadar sağlıklı kalmaya, sağlığıma dikkat etmeye, dayanmaya çalışıyorum. Nereye kadar dayanabilirim bilemiyorum ama ben her şeye rağmen direnmeye çalışırım.’’
AB PKK’Yİ TASFİYE İÇİN TÜRKİYE’YE YARDIM EDECEK
Öcalan, AB güvenlik ve işbirliği komisyonunun geçtiğimi haftalarda yayımladığı bir rapora dikkat çekerek, ‘’Avrupa Birliği’ne bağlı güvenlik ve işbirliği komisyonu ‘DTP, PKK’nin bir uzantısıdır, bu çok açık bir durumdur, sır değil’ demiş, derdi nedir? AB ve Türkiye arasında bir anlaşma var. 2005 yılında Türkiye ve AB arasında bize yönelik büyük bir anlaşma yapıldı. Bu konuda Türkiye’ye yardım edilecek, Türkiye de buna karşılık PKK’yi tasfiye edecek, Kıbrıs sorunu ve diğer sorunlarda tavizkar davranacak’’ dedi.
KÜRTLERİN MECLİS’E GİRMESİ DEVLET İÇİN SÜRPRİZ OLDU
Seçimleri değerlendirirken, Kürtlerin bağımsız adaylarla seçime girmesinin ‘’devlet için bir sürpriz’’ olduğunun altını çizen Öcalan, ‘’Devlet bunu beklemiyordu. Bu nedenle buna göre bir hazırlığı da yoktu. Kürtlerin yine baraja takılacağını hesaplamıştı. % 10 barajı ve bağımsız adayların seçilme tarzı eskilerden 90’lı yıllardan kalma bir düzenlemeydi. Devlet istemesine rağmen bu seçimde artık bu kanunları değiştiremedi. Seçimde birleşik oy pusulası ve diğer yöntemlerle engeller çıkardı ama buna rağmen yasal boşluklardan yararlanılarak seçildiler, Sabahat Tuncel’in gruptan düşürülme tartışması var. Devlet bu ve benzeri yollara başvuracaktır, dikkatli olunmalıdır’’diye konuştu.
MHP İLE TOKALAŞMAYA SERT ELEŞTİRİ
Seçimler ardından DTP’nin Meclis’teki pozisyonuna dikkat çeken Öcalan, özellikle MHP ile tokalaşmayı sert bir dille eleştirdi. Öcalan bu konuda şunları söyledi: ‘’DTP konusunda, seçim koşulları konusunda bazı değerlendirmeler yapacağım, görüşlerimi açıklayacağım. Uyarılarım da var tabi. Seçim sonuçlarına ilişkin DTP hiçbir tahlil yapamıyor. Meclisteki tokalaşma olayına gelince, bu aklımdan bile geçmemişti. Bunu çok ilginç bulduğumu ifade etmek istiyorum. MHP ile tokalaşıyorlar ama öyle rast gele politika olmaz. Politika ilkeli olmalıdır. Bu konuda şu husus önemlidir: Tokalaşma Kürtlerin varlığı, haklarını tanıma noktasında mı yapılıyor? Devlet Bahçeli’nin Kürtlere ilişkin bakışı nedir, nasıl bir milliyetçilik anlayışına sahiptir, bilemiyorum. Ziya Gökalp, ‘Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz olmaz’ diyor, Kürtlerin ayrılmasını istemiyor, ‘Kürdün meselesi Türkün, Türkün meselesi de Kürdün meselesidir’ diyor. Nihal Atsız da büyük bir kültür milliyetçisidir. 80 yılın 40 yılını zindanda ve sürgünde geçirmiştir. Devlet Bahçeli de biraz politik milliyetçiliği öne çıkarıyor. Alpaslan Türkeş’ten biraz farklı olabilir ama milliyetçilik anlayışı tam olarak neyi ifade ediyor, Z. Gökalp ve N. Atsız’dan farkı nedir, açıkçası bilmiyorum. Bu görüşlerini bilmek gerekir.’’
SEMBOLİK OLSUN DİYE TOKALAŞMA, SİYASETİ LAÇKALAŞTIRIR
‘’Bütün bunlar bilinmeden sırf sembolik olsun diye tokalaşma olmaz, olursa siyaset laçkalaşır’’ diyen Öcalan, şu soruları yöneltti: ‘’Devlet Bahçeli Kürtlerin varlığı ve haklarını kabul ediyor mu? Eğer ediyorsa ilişki kurulur. Aksi halde ilkesizlik olur. İlkesiz siyaset olmaz. Kürtlerin çok ilkeli siyasete ihtiyacı var. Kürtlerin ciddi bir siyasi programa ihtiyacı vardır, önce bunu sağlamaları gerekiyor. Deniliyorki maçlara da gideceğiz, böyle siyaset olur mu? Kongre kararı olmadan kendi başına nasıl böyle konuşulur? Parti Kongresinin kararı var mı? Partinin kongresinde karar altına alır, sonra siyaset yapılır. Sırrı’nın herkes adına her şeyi konuşması nasıl mümkün olur Ben Sırrı Sakık’ın düşmanı değilim. Kimse böyle anlamasın. Ancak Sırrı Sakık’ın böyle kendi başına siyaset yapması doğru değildir. Bu konuda söylediklerim basında da yer alabilir. Bu konuyu birey bazında dile getiriyorum ki doğru anlaşılsın.’’
AKP, ABD’DEN PKK’YE KARŞI DESTEK SÖZÜ ALDI
22 Temmuz seçimleri için daha önce bir değerlendirme yaptığını hatırlatan Öcalan, şöyle dedi: ‘’Bu seçim katı ulus devlet milliyetçiliği ile ılımlı İslam milliyetçiliği arasında geçecek demiştim. Bu seçim sonuçları beni doğruladı. Katı ulus devlet anlayışını CHP ve MHP sürdürüyordu. Bu anlayış kaybetti. CHP bundan böyle daha da gerileyecek, % 10’lara belki daha sonraki seçimde de % 10’un altına düşüp tamamen bitecektir. AKP de cumhurbaşkanlığı seçimi krizini derinleştirebilir. Hücre cezasına karşı yazdığım itirazda AKP ve MHP’nin anlayışlarını da eleştirerek dile getirdim. AKP bundan sonra bilinen politikalarını devam ettirecek ABD ile birlikte. Aslında Türkiye’nin Kuzey Irak’ta bir Kürt oluşumuna razı olmuştur. Hatta bir Kürt devletini bile kabul ediyor. AKP, ABD’ye verdiği vaatler ile bunun yanında Kıbrıs sorununu çözeceği, Yunanistan ile ilişkilerini geliştireceğini, yine Ermenistan ile ilişkilerin normale dönmesini vaat etmiştir. Buna karşılık AKP, PKK’ye karşı ABD’den destek sözü almıştır.’’
PKK, KDP, YNK, ORTAK ULUSAL CEPHE
AKP’nin parayla çok sayıda Kürdü ‘’satın’’ aldığını belirten Öcalan, ‘’AKP bu seçimde çok sayıda Kürdü parayla satın almıştır. Bunu daha da geliştirecek. Türkiye, PKK’yi KDP’den koparmaya çalışacak. Hayır, PKK KDP’den kopmaz. PKK, KDP-YNK ile ortak bir ulusal cephe anlayışını güdecektir. YNK ve KDP de PKK’yi bırakmaz. Türkiye’nin bunu anlaması lazım’’ dedi.
PKK ÜÇ YOLA BAŞVURABİLİR
‘’Eğer, PKK’yi demokratik sistemin içine çekmek istiyorlarsa devlet Kürtleri de tanımalıdır’’ diyen Öcalan, Böylesi bir durumda kendilerinin de yardımcı olacağını söyledi. Öcalan, ‘’Yok eğer Kürtleri tanımayacaklarsa, haklarını vermeyeceklerse, PKK de direnecektir. Savaş gelişirse, PKK de farklı yollara başvurabilir: Bir, Talabani’nin geliştirdiği Kürt-Şia ittifakına yönelir ; İki, Barzani ile beraber ABD ve İsrail ittifaklarına yönelir; Üç, bağımsız kalabilir’’ diye uyardı.
Öcalan, ‘’Buna kendileri karar verirler’’ diyerek şöyle devam etti: ‘’Ben burada boş konuşmuyorum. Çözüm için demokratik cumhuriyet düşüncesini benimsedik. Demokratik cumhuriyet bir projedir, büyük bir projedir. Kürtlerin, devletin yararına olan bir projedir. Hatta bu Ortadoğu’da yaşayan diğer halkların da yararına olan, onların da yararlanabileceği bir projedir. CHP ve MHP katı ulus devlet anlayışındadırlar. Bu anlayış Türkiye’yi felakete götürür. Bu anlayışı ordu da destekliyordu. Tabi ben bununla ordunun tümüyle darbeci olduğunu söylemek istemiyorum. Ordu içinde farklı düşünenler var. Kaldı ki, ordu içinde benim gibi düşünenler de var. CHP ve MHP’nin ordu destekli bu anlayışının iktidar olması seçim öncesi ciddi bir ihtimaldi. M. Kemal bir cumhuriyetçidir, aydınlanma felsefesinden esinlenmiştir. CHP Kemalist değildir. Türkiye’de Kemalizm pek kalmamıştır. M.Kemal’e 1926’da İttihatçılar tarafından suikast yapılıyor. M. Kemal bu suikastte yara almamıştır. M.Kemal’i asıl yaralayan, ona suikast yapan Baykal’dır. Kemalizm 60’larda aşındırılmıştır. 27 Mayıs darbesi Kemalizm’i kurtarmak için yapılan son çıkıştır. O tarihten sonra da Kemalizm aşındırılmış, yerine Türk-İslam karışımı bir milliyetçilik geliştirilerek konmuştur. Kemalizm bu yeni süreçle de tamamen bitirilmeye çalışılacaktır.
AKP, YENİ OSMANLI
AKP için Arap basınının “Yeni Osmanlı” tabirini kullandığını sözlerine ekleyen Öcalan, ‘’Çok doğru bir kavram, ben de öyle düşünüyorum. Ilımlı İslam modeli diyorlar. AKP’nin sahip olduğu anlayış da tehlikelidir. Ben her iki anlayışın da tehlikeli olduğunu daha önceden açıklamıştım. Doğru anlayış bizim savunduğumuz demokratik cumhuriyet anlayışıdır. Halkların demokratik cumhuriyete ihtiyaç var. Ben demokratik cumhuriyet projemi çok önceleri benimle görüşmeye gelen MİT Müsteşarı’na da anlatmıştım. O da benim düşüncelerimi biliyor’’ şeklinde konuştu.
ABD’nin Ortadoğu’da milyarlarca dolarlık silah kredisi açtığını belirten Öcalan, bu konuda şu değerlendirmelerde bulundu: ‘’ABD, Ortadoğu’da 80 milyar dolar silah kredisini açmış durumda. İran da silahlanıyor. Türkiye’de bu işin içine çekiliyor. Arap devletleri Türkiye’ye maddi destek veriyor. Avrupa Birliği ekonomik destek veriyor. İngiltere işin plan kısmıyla, ABD de siyasi destek veriyor.
Türkiye de bazı Kürt işbirlikçileri ile anlaşır. Bu durumda Kürtler de kopuş sürecine girerse, 40 milyon Kürt ayrılırsa, bu Türkiye’nin daha mı çok yararına olur. PKK, KDP ve YNK ile birleşirse, her türlü silahlanırsa -ki her türlü silah imkanları var, bunun için gerekli tedbirleri vardır- bunun sonucu nereye gider? Karşılıklı saldırıların kime yararı var?’’
LAF OLSUN DİYE KONUŞMUYORUM
Düşüncelerinin doğru anlaşılmasını isteyen Öcalan, ‘’Biz burada dokuz yıldır demokratik cumhuriyet projesini sürdürüyoruz. Bu doğru anlaşılmalıdır. Ben burada boş konuşmuyorum, laf olsun diye konuşmuyorum. Söylediklerim doğru anlaşılmalı, doğru yansıtılmalıdır. Çünkü ben burada bir proje oluşturdum. Söylediklerim herkesin yararınadır, devlet de beni doğru anlamak durumundadır’’ ifadelerini kullandı.
DTP İLERİYE DÖNÜK SİYASİ PROGRAM YAPMALI
Seçim sonrasını da ele alan Öcalan, DTP hemen şimdiden başlayarak çalışması gerektiğini belirterek, ileriye dönük siyasi program yapmasını istedi. ‘’Bir çatı örgütü kurulabilir’’ önerisi yapan Öcalan şöyle konuştu: ‘’Bunu daha önce de söylemiştim. Bunun çalışmalarının gecikmeksizin yürütülmelidir. Leyla onların, herkesin bu alana güç vermesi gerekir. Demokratik Toplum Hareketi devam etmelidir. Toplumun her kesimi, her birimi demokratik bir örgütlenmeye gitmelidir. Yani bir demokratik örgütlenme hareketi başlatılmalıdır. Demokrasinin birincil ilkesi, demokratikliktir. Yine bir ekonomi politikası geliştirilebilir. Demokratik ekonomi tarzı uygulanabilir. Bu da demokratik toplum örgütlenmesine uygun ve onun bir gereğidir. Benim savunduğum düşünce daha önce de ifade ettiğim gibi demokratik toplumculuktur. Toplumun tüm bileşenlerinin örgütlenmesinden oluşur.
Ben demokratik örgütlenme gerçekleşsin diyorum. Bu her kesim için; gençler için, feministler için, kadınlar için, toplumun tüm bileşenleri için geçerlidir. ‘’
BASKIN ORAN’A İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
‘’Seçim sonuçlarından belli kesimlerin olumsuz etkilendiklerini tahmin ediyorum’’ diyen Öcalan, Baskın Oran’ı da önemsediğini söyledi. Öcalan, ‘’Baskın Oran’ı önemsememin nedeni şu; Baskın Oran gerçek bir kemalisttir. Kendisi de dile getiriyor, ‘Biz Kemalizm fikri ile büyüdük’ diye, doğrudur. Cumhuriyetin geleceğini görüyor. Bir röportajında Baykal için, ‘Ona büyük bir öfkem var’ diyor. Nedeni Baykal’ın Kemalizm’i bitirmesidir. Oran ve Baykal ikisini de iyi tanıyorum; ben Siyasal Bilgiler’de okurken onlar orada asistandılar. B. Oran bir paşanın oğludur ama demokrattır. Ülkesini gerçek anlamda seven birisidir. Bazı konulardaki fikirlerimiz örtüşüyor’’ diye konuştu.
Türkiye’de demokratik örgütlenme hareketi geliştirilmesi gerektiğini dile getiren Öcalan, önerdiği çatı örgütlenmesi için, ‘’Bu çatı örgütlenmesinden söz etmiştim. Kongre hareketi başlatılmalıdır. Burada herkes yer almalıdır. CHP tabanında demokrat olanlar da davet edilmelidir. Özellikle İslam Kültürünü benimseyen kesimlerle de görüşmeler yapılmalıdır’’ şeklinde konuştu.
‘’Kürtler adına siyaset yapanların şunu görmesi gerek’’ şeklinde sözlerini sürdüren Öcalan, ‘’Siyaseti kendileri yapıyorlar, sorumlusu onlardır. Hiç kimse bana ne daha fazla yakındır ne de daha fazla uzaktır; herkes pratiğiyle, yaptıklarıyla ortadadır. Kaldı ki AKP’yi eleştiriyorsunuz ama AKP seçimde çok çalıştı. Halka bir sürü para mı verdi, o halde siz de halka gönlünüzü vereceksiniz. Gönlünüzü ve beyninizi vereceksiniz’’ dedi.
MECLİS’TE PALYAÇO SİYASETİ
Yine de ümitsiz olmadığının altını çizen Öcalan, ‘’Böyle değerlendirmeler yapmam ümitsiz olduğum anlamına gelmez. Bu süreçte herkes çok çalışmalıdır. Aydınlar üzerine düşeni yapmalı. Türkiye tarihsel bir sürece girmiştir, herkes olaya, bu sürece ciddi yaklaşmalı, ciddi siyaset yapmalıdır, yoksa mecliste yaşanan palyaço siyaseti gibi değil’’ şeklinde konuştu.
Devlet de üzerine düşeni yaparsa o zaman demokratik ulus temelinde çözüm gelişir, aşiretçilik de, ırkçılık da, dincilik de geri kalır’’ çağrısında bulunan Öcalan İslam’a saygılı olduklarını şöyle ifade etti: ‘’Biz İslam dinine, kültürüne karşı değiliz. İslami milliyetçiliğe, İslam adına yapılan politikalara, yanlış politikalara karşıyız. Biz İslam kültürünü benimseyen herkese karşı saygılıyız. İslam kültürünü benimseyen herkes, hatta ümmet anlayışını savunan dürüst müminlerle de konuşulup onların da yer alması sağlanmalıdır. Biz sadece siyasal dinciliğe karşıyız. Siyasal İslam’a hayır, kültürel İslam’a evet!’’
HÜCRE CEZASI ONAYLANDI
Kendisine verilen hücre cezasının da onaylandığını bildiren Öcalan şu bilgileri verdi: ‘’Hücre cezası kararı infaz hakimliğinde onaylandı. İtiraz için 7 günlük süre var, her halde bu ayın 15’inde uygulamaya koyarlar. Uygulanması halinde bildiğiniz gibi kitap-dergi vermeyecekler, radyoyu da alacaklar. Karar dün bana tebliğ edildi, itiraz ettim. İtirazımda ‘böyle iki de bir ceza vermeniz çatışmaları derinleştirir’ dememi bile olumsuz karşıladılar, ‘Devleti tehdit mi ediyorsun?’ dediler. ‘Hayır, kimseyi tehdit etmiyorum, söylediklerim böyle anlaşılmamalı’ dedim. Burada söylediklerim, bana uygulanan bu cezalar Başbakanlığın bilgisi dahilindedir herhalde. Beni baskı altında tutuyorlar, apolitik bir konuma düşürmeye çalışıyorlar. Benim hiçbir siyasi görüş belirtmemem için çalışıyorlar.
Hücre cezası idari ve siyasi bir karardır. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazımı yazacağım. Beni ayrılıkçılıkla suçluyorlar. Ben ayrılıkçı değilim, demokratik birlikten yanayım. Örgüte talimat verdiğimi belirtiyorlar. Ben burada talimat vermiyorum. Savaşan örgüte talimat verilmez. Ben burada tutuklu muyum hükümlü müyüm belli değil! Burada tutuklu olduğum halde örgüte günlük talimat nasıl vereyim. Zaten günlük koşullarım da buna elvermiyor. Ben görüşlerimle olabilir durumları dile getiriyorum. Ve gelişecek olaylardan da Abdullah Öcalan sorumlu değildir.’’
ŞEMDİN SAKIK TARZI ZARAR VERİR
Son dönemlerde Dersim ve Bingöl’deki eylemleri de ilginç bulduğunu söyleyen Öcalan, ‘’Buralar Şemdin Sakık’ın bölgesiydi. Bu eylem tarzları tam olarak nedir bilemiyorum ama beni kuşkulandırıyor. Şemdin Sakık’ın tarzı tehlikeliydi; PKK içinde kendine göre bir savaş anlayışı geliştirmişti, çete kurmuştu. Yani kendi anlayışına göre bir ekip kurmuştu. Partiden bağımsız olarak masum insanlara bir çok zarar verdi. 33 askeri katletti. Birçok masum köylü insana zarar verdi, korucu öldürdü. Ben, Şemdin ajan ya da provokatördü demiyorum. Ancak PKK’ye çok büyük zarar verdi. Şemdin PKK’yi kullandı, beni de kullandı. Türk gazeteleri de yazdı, ‘Apo, Şemdin’i dört kez yargıladı’ diye. Evet, Şemdin’i bir kaç kez merkeze çağırarak sorguladım. Neden böyle hareket ediyorsun, böyle zarar veriyorsun dedim. Çok ağır eleştirilerde bulundum. Sonra kaçtı, KDP’ye sığındı, oradan da Türkiye’ye teslim edildi. Şimdi de en büyük itirafçıdır. Ajanlık yapıyor’’ diye konuştu.
Öcalan son olarak ‘’Avrupa’daki dostlarıma, cezaevindeki arkadaşlara halkımıza selam ve saygılarımı iletiyorum. Tüm sanatçılara, Aram’a tekrar selamlarımı iletiyorum’’ dedi.
ANF NEWS AGENCY
|