Gönderen: Rojaciwan Tarih: 11.08.2007, 19:09:17 (895 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
Birkaç ay öncesine kadar, ülkede rejim krizi diye ciddi bir şey söz
konusu değilken, bir çırpıda cumhuriyet tehlikeye girdi ve hızla seçim
kararı alındı. Sınırötesi operasyon tartışmaları, 367 dayatmasıyla
Cumhurbaşkanlığı krizi, elektronik müdahale, provakasyonlar, tehditler,
darbe çığırtkanlıkları, cumhuriyeti kurtarma mitingleri ve çatılan
kaşlar döneme damgasını vurdu. İki büyük tehlikeydi söz konusu olan.
Biri ‘irtica’ diğeri ise ‘bölücülük’. Önlem olarak, kollar sıvandı.
Sözde solu, sonra sağı, birleştirerek iktidarı güçsüzleştirmek ve işini
bitirmek. Ama tutmadı. CHP ve DSP’nin evliliği, DYP ve ANAP’ın nişanına
rağmen beklenen olmadı. Baykal’ın, silahlı kuvvetlerin sözcülüğüne
soyunması, MHP’nin meydanlara iple gelmesi, genelkurmayın çatık kaşları
ve solun örgütsüzlüğü ve istenen birliğin sağlanamaması elbirliğiyle
AKP’yi bugüne taşıyarak, tüm kesimleri sukut-i hayale uğrattı.
Bölge illerinde yok olmakla karşı karşıya kalan MHP ve CHP, hazin bir
sonla inkarcı ve Kürt seçmenini aşağılayıcı politikalarının şamarını
yemekten kurtulamadı. İktidarın bütün imkanlarını seferber ederek seçim
çalışmalarına sunan AKP, yıllardır yarattıkları bir eser olan
yoksulluğu da kullanarak, birçok fon üzerinden kaynakları seçim
yatırımına dönüştürmekten geri durmadı. Hiç şüphesiz AKP’nin elde
ettiği kazancı, tek başına bu yatırımlara bağlamak, doğru bir
değerlendirme olmaz. Öncelikle, şiddet yanlısı, ırkçı, milliyetçi çizgi
ile inkara ve imhaya dayalı kızıl elmacı anlayışa karşı seçmen, AKP ve
Bin Umut vekillerini adres göstermiştir. Bu anlamıyla AKP’ye ve DTP’ye
giden oyların ödünç oylar olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek. Bunun
aynı zamanda her iki kesime de bir mesaj olduğunun anlaşılması gerek.
Birine, ‘Al oyumu demokratik, barışçıl yöntemlerle çöz bu işi. Bu güne
kadar bana bir faydan olmadı, ancak beni tanıyacağına ve sorunlarıma
çözüm getireceğine şimdilik inanmak istiyorum’ derken, DTP’ye de
‘Kendine artık çeki düzen ver, yoksulluğa, işsizliğe, barışa kısacası,
mevcut sorunlarıma karşı politikalarını netleştir’ şeklinde bir mesaj
iletmiştir.
Bizim, diğerlerinden çok, öncelikle seçim sürecini
değerlendirirken kendimizi yargılamamızda fayda var. Hiç şüphesiz, Bin
Umut vekillerinin Meclis’e girmesi önemli bir kazanımdır. Ve küçümsemek
mümkün değildir. Her türlü entrika ve baskıya rağmen, bu sonuç
yakalanmıştır. Ancak, şunun görülmesi gerekir ki, gerek DTP gerekse
sol, sosyalist çevreler seçimlere yeteri derecede hazırlık yapmadan
girmişlerdir. Özellikle sosyalist güçler son derece örgütsüz, kitleleri
kucaklamaktan uzak, kendi içersinde birlikteliği yakalamamış ve dağınık
bir yapı sergilemişlerdir. Kırk yıllık parçalı duruşlarından
vazgeçememişlerdir. Birileri protesto edip seçime katılmazken,
diğerleri sandıktan kimin çıkacağı belli olan bölgelerde bile aday
göstermiştir. Birileri ‘bağımlı bağımsızları’ desteklerken, birileri de
‘bağımsız bağımsız aday’ seçilemedi diye kürde düşman kesilip ‘soldan’
aforoz etmeye kadar gitmiştir. Sol sosyalist çevrede durum bu iken, DTP
çevresine yönelik seçim değerlendirmelerinin doğru analizi de son
derece önemlidir. Öncelikle elde edilen sonucun, beklentileririn
altında olduğu bir gerçek. Kendimizden kaynaklanan nedenlerin olduğu da
bir gerçek. Önemli olan bu nedeni doğru bir tarzda masaya yatırmak.
Her şeyden önce, oy kayıpları basit bir öz eleştiriyle
geçiştirilmemeli, her şey ortaya konulmalı ve sorumlular varsa gözden
geçirilmelidir. Her dönemde Türkiye partisi olma iddiasıyla ortaya
çıkıp, bir türlü bunu hayata geçirememek önemli bir eksikliktir. Bin
umut vekillerinin ve sol sosyalist güçlerin bu eksikliği gidermesi için
bugün önemli bir fırsat doğduğu unutulmamalıdır. DTP kurmaylarının,
seçim meydanlarında yapmış olduğu açıklamalar, halkta bir kafa
karışıklığı yaratmıştır. Bir taraftan ‘Türkiye eyaletlere bölünmelidir’
önerisi yaparken, diğer taraftan ‘Türklerin Sevr korkusunu anlayalım’
diyerek Misak-ı Milli’yi genişletmeye kalkmamız, neyi savunduğumuzu
anlatmakta ve politika yapmakta zorlandığımızın göstergesi olmuştur.
Meydanlarda halkın muzdarip olduğu asıl sorunlara inilmemiş olup,
yıllardan beri süre gelen didişmeler ve kendi iç yapımızdan kaynaklanan
hesaplar, yaratılan değerlerimizi kaybetmeye kadar götürmüştür. Sadece
Diyarbakır’da 675 bin seçmenden 465 bini sandığa gitmiş, 210 bin kişi
oy kullanmamıştır. 2002 seçiminde 13 ilde açık farkla birinci olan
DEHAP bugün DTP ile sadece 4 ilde ilk sırayı kapabilmiştir. Bunun
nedenini ciddi bir şekilde sorgulamak gerek. Politika, iki tarafı
uçurum olan bir yolda araç kullanmaya benzer. Hataya gelmez. Dönem
artık ‘yan gelip yatsam 25 bin oy alırım’ dönemi değildir. Kürdün
mesajı açıktır. O da şudur: ‘Beni çantada keklik olarak görmekten
vazgeç. Genel Merkez’e, PM’ye, MYK’ye seçildikten sonra, yan gelip
yatma. Oraları, bir yere gelmek için basamak olarak kullanma.
Adaylarını belirlerken dayatmacı mantıkta ısrar etmeyi bırak. Tabana in
ve çalış. Halkın içinden çıkıp da ona yabancılaşma, kendini halktan
soyutlama. Merkez il ve ilçelerde toplama yönetimlerle bu işin
kaybettireceğini gör. Parti ile yerel yöneticiler arasındaki kısır
çekişmelerin, bir takım hesapların, şucu, bucu tartışmalarının tabana
kadar yansıdığını anla.’ Tüm bu eksiklik ve yetmezliklerin masaya
yatırılarak yerel yönetim seçimlerine güçlü bir şekilde hazırlanmalı ve
toparlanmalıdır. İlgili kesimler verilen mesajları doğru algılamalıdır.
Kısır çekişmelerin, basit hesapların ve kariyerist yaklaşımların,
Kürde, Türke, sol ve sosyalistlere faydası yok. Eksiklikler olmuştur.
Kaybedecek zaman yoktur. Bin Umut ve sol sosyalist vekillerin, Kürt
sorununun barışçıl, demokratik çözümünü ortaya koyma yanında,
eşitlikçi, özgürlükçü, emekten yana güçleri de toparlama görevi vardır.
Aksi durum daha büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirecektir.
ilhandiken@yahoo.com
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
|
|
|
|
|