Basından Seçmeler: ‘O yaşarken efsaneydi’
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 17.08.2007, 16:50:53 (3915 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)










BİR HALKIN DİRİLİŞ ÖYKÜSÜ-15 Ağustos 4




Gerillayla ilk tanışmanız nerede ve nasıl oldu?

     Benim de gerillayla tanışmam babam vasıtasıyla oldu. İlk tanıştığım gerilla Cemil, Kerim arkadaş, Şiyar (Kazım Kulu) ve onlarla gelen birçok arkadaşla oldu.

Gerilla saflarına katılmanızda etkili olan neydi?

     Bulunduğumuz coğrafya Gabbar Dağı’na yakın bir yerdeydi. Gabbar coğrafya olarak gerilla mücadelesine oldukça elverişli bir yerdir. Bu coğrafik yapı gerillanın yoğunca bulunmasına ve burayı mücadele sahasına dönüştürmesini sağlıyordu. Gerillanın burada bulunması ve köyümüze yakın olması sürekli bir ilişkilenmemizi ve onları daha yakından tanımamızı sağladı. Tabi o dönemin koşullarında devletin baskısından, işkencelerinden bende payımı çok yoğunca alıyordum. Bu bende devlete karşı bir kin ve nefret yaratıyordu. Ama bu yakın ilişki ve devlete karşı tepkiler bir de tanıdığım kişilerin kişiliklerinden etkilenmem katılmamı sağladı. Tabi dağda yaşam koşulları sandığımızdan da zordu. Herşeylerini kendileri yapıyorlardı. Dağda yaşam genelde geceydi. Köyde yaşadığımızla tümden farklıydı.

Sizi bu kadar yıl dağlarda tutan ne oldu?

     Çok değerli bir şeyimizi vardı o da gerillaya olan bağlılığımız ve amaçlarına olan inancımızdı. Bu da güçlü durmamı ve her türlü zorlukla mücadele etmemi sağlıyordu. Tabi en önemlisi de devlete karşı bir kinim oluşmuştu. Bu her türlü koşulda mücadele etmemde en önemli etkendi. Açlık, uykusuzluk, soğuk, kar kış vb her türlü zorluğa karşı mücadele etmek bir onur meselesiydi. Tüm bunlar benimde bugüne kadar mücadelede kalmamı sağladı.

Yaklaşık 23 yıldır PKK içerisinde yer alıyorsunuz. Mahsum Korkmaz’la da kaldınız. Tanışmanız nasıl oldu?

     1985’te Çiyaye Spi’deydik. O zaman yanımızda Duran Kalkan arkadaşta vardı. Irak Komünist Partisi’yle aramızda savaş vardı. Çiyaye Spi’de pusuya düştük. Botan geçecektik ancak savaş çok çetin olduğu için Zap’a geçmek durumunda kaldık. Fakat orada bir süre kaldıktan sonra tekrar Haftanin’e oradan da Botan’a geçtik. 1985 Temmuz ayında Çiyaye Spi de pusuya düştüğümüzde sorumlu Duran Kalkan arkadaştı. Burada bir parantez açmak istiyorum. Tabi ben o zamana kadar mücadele saflarında Türk arkadaşları görmemiştim. Duran Kalkan arkadaşı görünce oldukça şaşırmıştım. Çünkü biz Türk devletine karşı savaşıyorduk ve Türk bir arkadaşta bizimle birlikte devlete karşı savaşıyordu. Bunu ilk öğrendiğimde oldukça şaşırmıştım. Düştüğümüz pusuda Kerim arkadaşı şehit vermiştik ve Bahar adında bir bayan arkadaşta kaybolmuştu. Biz oradan Gre Piro’ya geçtik. Gre Piro’da arkadaşlarla karşılaştık. Mustafa Yöndem, Ahmet Repo, Sert Zeki, Xırxıle Kemal, Rojhat arkadaşlarla bir de şimdi ihanet eden Halil Ataç vardı. Mustafa Yöndem ve Halil Ataç, Agit arkadaşın yanına gideceğimizi söylediler. O günün koşullarında ne kadar yaşayacağımızı bile bilmiyorduk. Ve ben de Önderliği görmedik bari Agit arkadaş gibi öncü arkadaşları görebileceğim diye oldukça sevinmiştim. O zaman Gre Piro’dan Herekol Dağı’na geçtik, kuryemizde Ahmet Repo arkadaştı. Randevu yerindeki arkadaşlardan Selim Hoca ve Rızgar isminde arkadaşlar vardı, ben daha önce bu arkadaşları tanıyordum. Agit arkadaşı ilk olarak orada gördüm.

Mahsum Korkmaz’la tanışmak sizde nasıl bir duygu yarattı?

     Benim için büyük bir komutandı. Onunla tanışmayı daha öncede çok istemiştim. Sanırım halen bile o anki duygularıma tercüman olmak mümkün değil. Zaten onu gördükten sonra da durmadan onu gözlüyordum. O anki tüm hareketlerini şimdiki gibi hatırlıyorum. Zaten o zamanda hiçbir hareketini kaçırmak istemezcesine gözlüyordum. Üzerinde komando tipi bir parke ve kolunda M-16 bir silah vardı. Özellikle silahı hemen dikkat çekiyordu, çünkü bizden kimsede bu silahtan yoktu. Hatta diyebilirim ki örgüt içinde o zaman kimsede M-16 yoktu. Bir de elinde o zaman Marksizm dediğimiz sigara ağızlığı vardı. Bu ağızlıklar daha çok Hezil ve Masiro Çayı kenarında bulunurdu. Biz oldukça uzun bir yolculuktan sonra arkadaşlara ulaşmıştık. Kahvaltı ettikten sonra Agit arkadaş gidip dinlenmemizi kendilerinin de yemek hazırlığı yapacaklarını söyledi. Bu da bana oldukça ilginç gelmişti. Onun gibi bir komutan nasıl bize yemek hazırlığı yapacak diye kafamda bir çelişki oluşmuştu. Ama daha sonra bunun aslında bir çelişki değil PKK’nin bir yoldaşlık gerçekliği olduğunu fark edecektim.

     Biz yaklaşık 20 gündü oldukça zorlu bir dönem yaşamıştık. Arkadaşlar bize etli yemek hazırlamışlardı. Çatışmalı ve zorlu günlerden sonra et yemeğinin değeri daha büyük olur gerillada. Agit arkadaş espriyle “sanki siz kıtlıktan çıkmış gibisiniz” deyince ben utandım ve doymadan yemekten çekildim. Bana neden yemek yemediğimi sorunca ben de doyduğumu söyledim. Gözlerime biraz baktıktan sonra doymadığımı utandığımdan dolayı geri çekildiğimi söyledi. Biraz sohbet ettikten sonra bana nereli olduğumu sordu. Ben de Deşta Lala’dan olduğumu söyleyince, sizin köyünüz zaten artık PKK köyü olmuş dedi. Kısa boylu ve dolgun bir arkadaştı. Ama ona rağmen oldukça heybetli biriydi. Düz taban olduğu için yürümekte oldukça zorlanıyordu. Arkadaşlar bazen takılırlardı. Ama aynı zamanda çok saygı duyulurdu.

Siz o dönem böyle tarihe mal olacak bir insanla yaşadığınızın bilincinde miydiniz?

     Aslında Agit sadece şahadete ulaştığı için efsanevi bir nitelik kazanmadı. O daha yaşarken efsaneleşmişti. Hem gerilla hem de halk onun nasıl biri olduğunu daha o dönemde çözmüştü. Zaten yaşamını böyle yaşamasaydı şahadete gittikten sonra bu kadar ismi efsane olmazdı. O yaşam tarzıyla, mücadelesiyle, insanlara verdiği değerle, Apocu felsefeye olan inancıyla daha o zaman efsaneleşmişti. Müthiş bir komutandı. İnanılmaz bir öngörü ve taktik ustalığa sahipti. Örneğin ben hiçbir eylemde başarısız olduğunu hatırlamıyorum. O dönem Kürtler için önemli olan cesaret, bilinç ve fedakarlıktı ve bunların üçünü Agit arkadaşta bulmak mümkündü. Bir de düşmana ilk kurşunu sıkan olması itibariyle de zaten yaşarken de halk arasında efsaneleşmişti. Fakat düşünelim PKK sıfırdan ve her şeyiyle yokluktan başladı ama bugün bir devlet kadar bir güce ulaştı. Ve bu mücadelenin ilk kurşununu da Agit arkadaş sıktı. Bu bile Agit arkadaşın efsaneleşmesi için yeterlidir. O bir komutandı ama her zaman bir savaşçı mütevaziliğiyle yaşayan biriydi. Bu hem Agiti Agit yapan özellikti hem de PKK’yi PKK yapan özelliklerdi.

Agit’le yaşadığınız bir anınızı anlatır mısınız?

     Agit arkadaşla unutamadığım birçok anımız var. Bir seferinde ben ile birisini göreve gönderdi. Bizi gönderirken de ikimizi tek göndermesinin aslında yanlış bir şey olduğunu pusu, çatışma ve çeşitli engellerle karşılaşabileceğimizi söyledi. Ama kimse olmadığı için göndermek durumunda olduğunu belirtti. Şu sözleri söylediğini şimdi gibi hatırlıyorum, bize ‘eğer ben şehit düşersem PKK’yi siz temsil edeceksiniz’ dedi. Tabi ben o zaman kendi içimde bizimle alay ettiğini düşünmüştüm. Ama şimdi o sözü daha iyi anlayabiliyorum. Biz o gün göreve giderken gerçekten pusuya düştük ve akşama kadar çatışmak durumunda kaldık. Sonraki gün Agit arkadaş toplantı yaptı ve bizi çok yoğun bir eleştiriyi tabi tuttu. O gün girdiğimiz çatışmada her birimiz 20’şer mermi harcamıştık ama hiç silah kaldırmamıştık. Akşama kadar çatışmaya girmiştik ama silah getirmediğimiz için eleştiri almıştık.

Mahsum Kormaz’ın şahadeti nasıl gerçekleşti?

     1986 27 Mart’ta biz Gabbar’da Meydin’deydik. Agit arkadaş beni, Celal’ı ve Yaşar’ı çağırdı. Bize keşfe gitmemizi söyledi. Biz gidip keşif yapıp sonucunu arkadaşlara bildirecektik ve arkadaşlarda ona göre hareket edeceklerdi. Saat 5:30 da keşfe çıktık ve saat 6:00 arkadaşları yanımıza çağırdık. Grup geldiğinde en önde Agit arkadaş yürüyordu. O zaman bizde BBC çok dinleniyordu. Agit arkadaş da önde BBC dinleyerek geliyordu. Bahar artık kendisini tüm yeşillikleriyle hissettiriyordu ama halen yerde epey kar da vardı. Hava oldukça güzeldi. Hepimiz bir araya geldikten sonra Agit arkadaş olası bir sorunla karşılaşma durumuna tedbir amaçlı herkesin belli aralıklarla yürümesini istedi. Yürüyüş başlayınca Agit arkadaş grubun ortalarında yer alıyordu. 6 arkadaş, Agit arkadaşın önünde yürüyordu. O günlerde operasyonlar oldukça yoğundu. Zaten bizde eylemden dönüyorduk. O günlerde iki eylemi Mazlum Doğan arkadaşın anısına yapmıştık. Yürüyüş boyunca moraller oldukça iyiydi. Şakalaşmalar, gülüşmelerle bir yolculuk yapıyorduk. Hatta Agit arkadaş bir ara 33 kişilik grubumuza bakarak ‘Türk devleti bir halka sahip olduklarını söylüyor. İşte biz de bir halk olmuşuz’ dedi. Bir süre yürüdükten sonra bir vadiye girdik. Sonra Harun arkadaş dönüp Agit arkadaşa ‘heval önümüzde askerler var ve tepeleri tutmuşlar’ dedi. Biraz ilerledikten sonra Agit arkadaş dinlenme komutunu verdi. Orada hem tepeleri gözlemeye başladık hem de karı eritip bir çay yapıp içtik. Çaylarımızı içtikten ve saat 12:30 olduktan sonra Heval Agit yeniden yürüyüşe geçmemizi istedi. Hepimiz askeri düzene geçtik ve parola belirlenip yürüyüş koluna geçtikten sonra Heval Agit herkesin arkasındaki ve önündeki arkadaşın kim olduğunu bilmesi gerektiğini söyledi.

     Yürüyüşe başlamıştık. Belki de o gece yıldızları teker teker sayabilirdiniz. Kar sertleşmişti ve biz artık karların üzerinde rahatlıkla yürüyebiliyorduk. Yarım saat yürüdükten sonra öncü arkadaş ayak izlerinin olduğunu ve grubun beklemesini istedi. Kısa bir süre orada ayak izlerinin yeni mi, eski mi tartışması yürütüldü. En sonunda Agit arkadaş arkadaşları uyarmak durumunda kaldı. Çünkü sesleri oldukça yükselmişti. Köyden ya da etraftan duyulma durumu da olabilirdi. Yakınlarımızda ağaçlar ve kayalıklar vardı. Arkadaşların bazıları taşların ve ağaçların arasına geçtikten sonra Agit arkadaş, Harun arkadaşla izlerin yeni mi, eski mi üzerine tartıştılar. Ben de onları dinliyordum, bir anda neler olduğunu anlamadan kendimi yerde buldum. Yerdeyken elimi vücudumda gezdirdim herhangi bir yaramın olmadığını gördüm. Ancak lav silahıyla ateş edilmişti ve ben o basınçla olduğum yerden fırlamıştım. Önceden kurulmuş bir pusu vardı ve oradan bize ateş edilmeye başlandı. Tabi biz yapılan saldırının ardından karşılık vermeye başladık. Bende düştüğüm yerden kendimi bir kayalığın arkasına atarak ateş etmeye başladım. Ben Sarı İbrahim arkadaş ve Bozan adından biri birbirimize yakındık. Bize Kürtçe küfürler ediyorlardı. Bundan yola çıkarak bize ateş edenlerin büyük ihtimalle korucu olabileceklerini düşündük.

Çatışma ne kadar sürdü?

     Çatışma yaklaşık 15-20 dakika sürdü. Sonra Sarı İbrahim arkadaş olduğumuz yerden aşağıya daha korunaklı bir yere yuvarlanmamızı istedi. Teker teker yuvarlanarak daha güvenli bir yere geçtik. Geçtiğimiz yerde Selim ve Faik adında iki kişi daha vardı. O esnada diğer arkadaşların nerede olduğunu bilmiyorduk, sonra o arkadaşlar bize işaret vermek için izli mermi kullandılar. Bizde olduğumuz yerden diğer arkadaşların yanına geçtik. Taşların arkasına gizlenerek teker teker arkadaşların yanına geçtikten sonra sayım yapıldı. Harun arkadaş o zaman Agit ve Lezgin arkadaşların olmadığını söyledi. Metin arkadaş da yaralıydı.

     Bu arada halen olduğumuz yere ateş etmeye devam ediyorlardı. Bir grup arkadaşla yaralı arkadaşı da alarak oradan uzaklaşmaya başladık. Ama giderken bile Agit arkadaşın şehit düştüğünü halen bilmiyorduk, hatta bunu düşünemiyorduk. Agit arkadaş olmayınca komutayı Harun arkadaş yapıyordu. O zaman Şemdin Sakık da yanımızdaydı ama hiçbir rolü yoktu. Zaten Heval Agit olduğu sürece de Şemdin Sakık sıradan bir gerillaydı. Sabahın şafağına yakalanmadan oradan uzaklaşmak için yaralı arkadaşı ben sırtıma alarak ilerledik bir süre yürüdükten sonra hem çok yorulmuştum hem de kan kokusu beni kötü ekilmeye başlamıştı. Harun (Şehmus Yiğit) arkadaşa biraz dinlenmek istediğimi söyledim. Olduğumuz yer gece yürüyüşünde geçtiğimiz bir yerdi. Ve artık sabah şafağı sökmüştü. Helikopterler gelemeye başladı. Askerler indiriliyor etraf tümden sarılıyordu. Biz orada Metin arkadaşı sakladık ve mevzilendik.

Mahsum Korkmaz’ın şahadet haberinin nasıl aldınız?

     Akşam saat 7’de TRT radyosunda Heval Agit’in şehit düştüğü haberini verdiler. Bu hiç beklemediğimiz bir durumdu ve inanılmaz bir moral bozukluğu yaşandı. Beni bugüne kadar en çok etkileyen olaydır. Ben o zamana kadar bile Heval Agit’in Merkez Komite Üyesi olduğunu bilmiyordum ama o gerçek bir komutan ve yoldaştı. Bu hareket içinde olduğum süre içinde beni en çok etkileyen iki şey oldu.

     Bir Agit arkadaşın şahadeti, ikincisi ise Önderliğin tutuklanması oldu. Hayatım boyunca o anları unutamayacağım. Zaten o gün biz nasıl kurtulduk halen şaşırıyorum. Belki on çember arka arkaya etrafımıza çevrilmişti. Karadan ve havadan inanılmaz bir kuşatma altındaydık. O dönem Botan’a çok kapsamlı bir operasyon vardı. Heval Agit’in şahadeti bizim için büyük bir kayıptı. Zaten Türk haberleri de ‘Aponun sağ kolunu öldürdük’ diyorlardı. Heval Agit şehit düşmüş heval Metin sakladığımız yerde kalmıştı. Biz ancak o çemberin arasından kendimizi kurtardık. Daha sonra Meydin Köyü muhtarı gidip ihbar etmiş ve Metin arkadaşı almak için gelmişler Metin arkadaşta teslim olmamıştı. Elindeki bombayla hem kendini hem de iki subay, bir asker ve bir korucuyu öldürmüştü. Heval Agit sadece savaşçı değildi ,o aynı zamanda bir özgürlük sevdalısıydı. Şehit düşmeden önce bir seferinde şöyle diyordu: ‘Biz önce Gabbar’ı sonra Besta’yı ve Komate’yi özgürleştirip direniş kalemiz durumuna getireceğiz’ diyordu. Önce özgür yaşamı buralardan kurarak geliştireceğimizi söylüyordu. Hatta bizim şimdilerde savaşta kullandığımız taktikleri Agit arkadaş daha o zamandan tasarlıyordu.

     Agit arkadaşı efsane bir insan yapan onun yaşam şekli ve anlayışıydı. Eğer biz Agit arkadaşı tanıyacaksak onu yaşamıyla tanıyacağız. Yaşam amaçlarına bağlılığıyla bileceğiz. Biz Agit arkadaşı doğru tanımladığımızda 15 Ağustos’u doğru tanımlamış ve anlamış olacağız. Bunun dışında Agit arkadaşı tanımak ya da 15 Ağustos’u anlamak mümkün değil.

Hazırlayan: HALİT ERMİŞ

DEVAM EDECEK

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA








YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· 45 gerilla adayı mezun oldu
· Sttutgarta Gençler iki ülkü ocağı bastı
· 28 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· İnfaz edip kulağını kestiler, üzerinde sigara söndürdüler
·  25 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Mardin'de sağ yakalanan iki gerilla kurşuna dizildi-FLASH-
· 27 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Bitlis'te çatışma: 3 korucu öldü
· Bir buçuk saatte gerilla kıyafeti!
· Zap bozgununu unutamayacak

Basından Seçmeler
· Savaşla ülkeye bir yıl kaybettirdi
· Jelpke: Almanya Türkiye’yi Kürtlere karşı kışkırtıyor
· 3 haftadır tecrit altında
· 97 konsepti aranıyor
· Büyükanıt'tan giderayak büyük yalan
· Ben ve dağlı geceler hep seni düşleyeceğiz
· Yasak olmayan Kürtçenin hali!
· HRW: Zelâl, Bermal ve Abdurrahman helikopterden atıldı -ÖZEL-
· Çatı Partisi'ne doğru 20
· Çatı Partisi'ne doğru 19

© Rojaciwan.com