Gönderen: Rojaciwan Tarih: 17.08.2007, 16:55:23 (1618 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
HAYDAR IŞIK
Aslında kişiler ve kitleler DTP’den daha fazla performans bekledikleri içindir ki, önüne gelen DTP’li vekiller şöyle yapsın böyle yapsın diyor, öğütler gırla gidiyor. Tabii onlar da vekil olmayı nihai hedef gördüklerinden, bireysel kurtuluşu, halkın kurtuluşu önüne yerleştirdiklerinden ve kitlelere cazip gelen programları olmadığından seçimden zayıf çıktılar. Onlar vekil olacağım derken, sahtekarlar Üsküdar’ı geçti. Sonra da ah vah demek, seçim erken geldi gibi özeleştiri yapmakla sorumluluklarını azaltamazlar. Halk adına yola çıkanlar hatasını mümkün olduğunca azaltmalı ve sürekli halkının nabzını tutabilmelidir. Herşeyden önemlisi seçildikleri halkın yaşamsal çıkarlarını öz çıkarların önünde tutmalarıdır. Ne yazık ki kendileri de itiraf ettikleri gibi halka rağmen bir politika izlediler. Umarız halka olan sorumluluklarının bilinciyle hareket edip işledikleri hatalardan kurtulurlar.
Efendim biz Türkiye partisi olacağız, Türkiye’yi kucaklayacağız, söylemi hiç realist değildir. Hani önce Kürt halkını kucaklasalar, gerçekten Kürtlerin partisi olsalar insan gam yemez. Ancak daha tam Kürtlerin partisi olamayan nasıl Türkiye partisi olur? Hani ne derler: “Kendisi muhtaç himmete bir dede, nerde kaldı gayriye yardım ede!“ O nedenle DTP’nin Kürt hüviyeti her koşulda gösterilmeli ve vurgulanmalıdır. Ayrıca Kürt partisi olmak, Türkiye’nin ezilen kesimleriyle dayanışmamak anlamına gelmez.
İnsan altından kalkamayacağı işleri önüne koymaz. Kürt halkının anadili yasakken, Sur Belediye Başkanı ve tekmil belediye meclis üyeleri görevden alınıyorken, o ülkede Türkiye partisi olunmaz, çünkü senin dilin yasak onun dili devlet dilidir. Kürtler potansiyel tehlike görülüyorsa, kimlik ve kültür hakları verilmiyorsa, Türkiye partisi olunmaz. Birbirimizi kandırmayalım, kaç Türk Kürtlerin hakkını konuşuyor, savunuyor? Kelaynak kuşları benzeri nesli tükenmiş daha altmışlı yılların Stalin, Mao ustalarının etkisinden kurtulamamış müzelikler, rakı içip salon solculuğu yapanların geçmişte halkımıza zararı çok oldu, gelecekte ise yardımı olmaz.
DTP’liler, grup kararı olmadan şunu, bunu yaparım gibi ilkesiz tutumları sadece zarar verir. Kürt sorunu, futbol maçlarındaki taraftar kavgası değildir ki, “Arkadaşlar haydi milli maça gidelim“ densin, veya magazine girmek, beyaz adama benzemek; ağır bedeller ödeyerek, on binlerce şehidin kanı üzerinden bugüne getirilen mücadeleye saygısızlık olur. Zaten TC her türlü hile hurda ile DTP grubunu kaybettirmek için düğmeye basmıştır. Onun için vekillerimiz, halkımızın eğilmeyen başına bakmalı ve o duruşu sergilemelidir. Kürt halkının demokratik seçme hakkı elinden alındığından, seçilenlerin bizi nekadar temsil edecekleri zamanla görülecektir. İyi bilinmeli ki, Ortadoğu insanının ciddiyetsiz, programsız, sulu davranışıyla bir yere varılmaz.
Temel ilkeleri belirlenen, yakın, orta ve uzun vadeli program ve plan yapılarak hareket edilirse, disiplinli tarzda çizilen yol haritasına harfiyen uyarlarsa önemli iş görürler. Kürt halkının vekilleri, demokratikleşecek Türk cumhuriyetinden; kültürel otonomi mi, bölgesel otonomi veya federasyon mu ister, bunu hem halkımızın, hem de dış dünyanın anlayacağı basitlikte anlatabilmeliler. Artık Kürt sorunu insan hakları veya ekonomik gerilik sorunu değildir. Şimdiye dek TC bize yasak ve baskı uyguluyor denerek hep reaksiyon gösterdik. Şimdi ise TC’nin reaksiyon göstereceği somut öneriler yapmalıyız. Kürtler, Türkiye bütünlüğü içinde barışı ve demokratik ulusal haklarını isterken nekadar haklı olduklarını, çizecekleri plan ve programla göstermeliler.
Bana kalırsa, Kürt halkının sorunlarını uluslararası arenada anlatmaları önlerindeki ivedi işlerden biridir. TC’nin ABD ve AB tarafından nasıl desteklendiği bilindiğine göre, bu alanda vekillerimiz TC dezenformasyonlarını çürütecek çok önemli işler başarabilirler. Özellikle ABD, İsrail ve AB ülkelerine Kürtlerin istemlerini somut ve ilkeli tarzda ortaya koyarlarsa, halkımıza yardım ederler. AB ülkeleri ve bunların başında da TC’nin kankardeşi olan ve iki yüz yıldır Kürtlere karşı Türkleri ve Türkiye’yi destekleyen Almanya’ya sorun anlatılmalıdır. Vekillerimiz, Almanya’nın bu savaşta yüklendiği uğursuz tavrın, Kürde verdiği korkunç zararı diplomatik yolla yetkililereine izah etmeliler. Türkiye’ye “teklik“ pisliğini aşılayan, pantürkizmin gelişmesine yardım eden, Ermeni soykırımında günahkar Almanya olmuştur. Alman politikasının, direkt veya endirekt eli Kürt kanına bulaşmıştır. Vekillerimiz, Almanya’nın da bir Kürt sorunu olduğunu programlarına almalı ve bu ülkeye anlatmalılar.
NOT: 14. Ağustos Salı günü Esra Çiftçi Arkadaşımızın “Munzur Festivali mi, Munzur Konseri mi?“ yazısını okumamışsanız lütfen bir yolunu bularak bu yazıyı okumanızı rica ediyorum. Büyük ihtimalle gelecek yazımı Dersim’deki bu dejenerasyona, ilkesiz davranışa, Kürtlüğü bitirmek için yapılan çalışmalara ayırmayı düşünüyorum. “Festivale“ katılanlardan olumlu veya olumsuz görüşü olanlar haydar-isik@gmx.de mailine düşüncelerini yazarlarsa sevinirim.
|
|
|
|
|