Gönderen: Rojaciwan Tarih: 17.08.2007, 16:59:48 (824 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
MUSTAFA KARASU
AKP Cumhurbaşkanlığına Gül’ü aday gösterdi. Eğer Gül Cumhurbaşkanı seçilirse bunun ordunun onayıyla olacağı açıktır. Bu onay da tamamen Kürt halkının özgürlük mücadelesinin bastırılmasında yapılacak suç ortaklığı üzerine olur. Orduya rağmen Gül’ün seçilmesi mümkün değildir.
DTP böyle bir seçimde nasıl tutum takınır sorusu akla geliyor. Kürt sorununun çözümü konusunda umut vermeyen birisine DTP’li Milletvekilleri evet oyu veremez. Kürt özgürlük hareketinin bastırılmasında koordinatörlük yapacak bir Cumhurbaşkanına oy vermek bu bastırmaya suç ortaklığı yapmak olur. Kürt halkının temsilcileri için hangi partiden ya da hangi isim olması önemli değildir. Kürt kimliğinin anayasal güvenceye alınmasına güvence veren bir aday olursa böyle bir adaya oy verebilirler. Ama şu anda aday olan Gül’ün böyle bir yaklaşım göstermeyeceği şimdiden anlaşılmıştır.
Aslında Kürt özgürlük hareketine karşı savaşan güçler İslamcı güçleri sistem içine çekerek sadece Kürtlerle savaşacak bir siyasi ortam yaratmak istiyorlar. Çünkü mevcut konjektürde hem Kürtler hem de Siyasi İslam’la karşı karşıya gelmeyi kendileri için tehlikeli görüyorlar. Son zamanlarda AKP ve Ordu arasındaki soğuk rüzgarların ılık hale gelmesi bu nedenledir.
Ordu açısından eşi türbanlı bir Cumhurbaşkanını sindirmek zordur. Ancak mevcut durumda ABD, AB ve Bölge ülkeleriyle en iyi ilişkiyi sürdürecek parti AKP’dir. Gül’de dış politika deneyimi ile PKK’nin ezilmesinde bu güçlerle Türkiye arasında iyi bir koordinatör olabilir. Zaten terörle mücadele kurulu başkanı olarak Kürt Halk Önderinin zehirleme girişimine ortaklık yapmıştır. Bu nitelikleri nedeniyle işini içine sindirmeye kadar kabul etmeleri olasılık dahilindedir.
Gül ile ilgili yapılan tüm yorumlarda Gül’ün Anayasal rejimi korumada en küçük bir hatasının olmayacağı, bu konuda hiç kimseyi (orduyu ve klasik iktidar bloklarını) rahatsız edecek bir icraatta bulunmayacağını vurguluyorlar. Tek itiraz eşinin türbanlı olmasıdır. Zaten eşi türbanlı olmasaydı mayıs ayında Cumhurbaşkanı seçilebilirdi. Bu gerçek açık söylenmese de kamuoyu önünde olmayan her yerde dillendiriliyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimi ne olur şimdiden bir şey söylenemez. Ancak AKP ve Ordunun bir uzlaşma süreci başlattığı ve bunun gelecekte de süreceği görülmektedir. Özellikle Kürtlerin ve Kürt siyasetçilerinin bu gerçeği görmesi gerekir. AKP’ye sıcak yaklaşımlar kesinlikle bir gafleti ifade ediyor. Kürt demokratik siyasetinin bazı Kürtler içinde bulunan bu gafletine son vermesi gerekiyor. Kürtlerin ihanetle sonuçlanacak bu gafleti ortadan kaldırmaları zorunludur. Aksi halde inkarcı ve imhacı özel savaşın aracına benzin olunur.
Bazı Kürtler AKP iktidarında ekonomik olarak palazlanarak Kürt halkının özlemlerini satışa sunmuş olabilir. Ya da AKP saflarında siyaset yapmayı önlerine koymuş olabilir. Ama Kürt halkının kimliğini, dilini, kültürünü savunmayan partilerin kapısına kilit vurma mücadelesini boşa çıkaramazlar. Şimdi AKP geçmişte Kürdistan’da etkili olan DP ve CHP’nin yerine ikame edilmek isteniyor. Kürtler bu oyuna gelmemelidir. AKP ve klasik iktidar güçlerinin başka konulardaki çekişmelerine bakarak AKP iyidir dememelidirler. Başka konularda aralarında sorun çıksa da sıra Kürt sorununa gelince birleşiyorlar. Hatta Kürt sorunu konusunda gerçek tehlike AKP’dir. Bu nedenle ordu dahil klasik güçler Kürt sorununda AKP’yi Kürtlere karşı kullanıyorlar. CHP ve MHP bile AKP’nin Kürdistan da oyunu arttırmasından memnundur. Güney Kürdistan politikalarında da ordu ile AKP arasında bir politika farkı yoktur. Sadece bir konuda iyi polis, kötü polis rolü oynuyorlar. Eğer Güney Kürdistan’a girmeyi çıkarların görseler hemen girerler. Zaten AKP ordu isterse gerekeni yaparız diyerek bu gerçeği defalarca ifade etmiştir. AKP bırakalım Kürt sorununda adım atma niyetinin olmasını, tersine bu sorunun varlığını kendini iktidarda tutmak için kullanıyor.
Yine bu yazı kaleme alındığı sırada Kürt Êzîdîleri hedef alan saldırıyı duyduk. Yüzlerce kişinin ölümüne neden olan bu katliamı kınıyoruz. Saldırıların belli bir plan dahilinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Başta Arap ve Türk devleti olmak üzere Kürtlerin varlığından rahatsız olan çevrelerin bu saldırılarda sorumluluğu vardır. Bu konuda uyanık olmak gerekmektedir. Bir kez daha buradan Êzîdî camiasına baş sağlığı diliyor ve saldırıyı nefretle kınıyoruz.
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
| |
|